|
|

Baykal:
Türkiye'de darbe oldu haberimiz yok!
CHP Genel
Başkanı
Deniz Baykal
darbe dönemlerinde hukukun askıya alındığını, iftiranın, yalanın,
zulüm
düzeninde haksızlıklar yapıldığını belirterek, “Sanki şu dönemde yapılan
olaylar,
Türkiye’de
bir darbe yapıldı da haberimiz yok. İlan edilmedi darbe ve birden bire o
darbe doğrultusunda toplu gözaltına almalar, tutuklamalar, adalet dışı
özel yargılama yöntemleri, iftiralar Türkiye’de yaygınlaştırılıyor.
Sanki Türkiye işgal edildi. Bir yabancı ülke Türkiye’de iktidara el
koydu. Devletin saygın insanlarına, kurumlarına karşı yıldırma harekatı
yapıyor ve bu doğrultu da çalışıyor” dedi.
Partisinin
Bolu il
kongresinde konuşan Deniz Baykal, son siyasi ve ekonomik gelişmeleri
anlatırken hükümete sert eleştiriler yöneletti. Ekonominin temelinin
özelleştirmeye dayandırıldığını kaydeden Baykal, “Özelleştirdikçe
ekonomi gelişecek dediler. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun. Bugün
Türkiye ekonomisi daha verimli, daha zengin, daha karlı, daha çok iş
üreten bir ekonomi haline dönüşmüştür diyebilir miyiz? Hiç alakası yok.
Tekel
işçileri
Kızılay’da
büyük bir mücadele veriyor. Niye veriyor? Tekel’i sattıkları için” dedi.
Tekel’in bir işletmesini 292 milyon dolara sattıldığını, bunun alanın da
900 milyon dolara devrettiğini hatırlatan Baykal, sözlerini şöyle
sürdürdü:
“Devlet 292’ye sattı. Satın alanlar durduğu yerden Amerikalı’ya 900
milyon dolara devrettiler. Bu işçilere dediler ki, ‘Sizin işiniz bitti
artık’. İşçiler de, ‘Biz burada çalışıyoruz, ne günahım var. Şimdi sen
böyle bir avantayı birisine vereceğim diyorsun, kapatıyorsun’ bana da
diyorsun ki, ‘Sende artık kısa bir süre 4-C denilen statüde bulun.
Memur mu,
işçi mi ne olduğu belli değil. Sonra da seni de unutuverelim, sen de
buna razı ol’ diyor. Adam diyor ki, ‘Sen sattın kardeşim. Ben orayı
zarar ettirmedim. Karlıydı, bedavaya ona buna peşkeş çektin. Şimdi benim
hayatımı bozmaya çalışıyorsun’. Şimdi bu doğru bir iş mi? Daha çok borç,
daha çok
işsizlik,
daha çok adaletsizlik ortaya çıkmıyor mu? Bu Türkiye’nin gerçeği değil
mi? Yolsuzluklar artmadı mı? Yolsuzluklar örtbas edilmiyor mu? Bize
yakın insanlar
yolsuzluk
yapıyor onları rahat bırakın anlayışı hakim değil mi?
Almanya
yargıladı
Deniz Feneri
yolsuzluğunu, ortaya koydu, bize listeyi verdi. Biz hala ortaya koymuş
değiliz. Deniz Feneri davası ile ilgili Türkiye’de
iddianame
hazırlanmamıştır. Almanya olayı tespit etti inceledi, yargıladı, ceza
verdi. Bizimkiler de daha iddianameyi hazırlayamadı. Ekonominin hali bu,
adaletin hali bu.”
“DEMOKRATİK
AÇILIM FİYASKO”
Hükümetin uygulamalaraıyla terörün kucaklandığını ‘demokratik açılım’
uygulamasının da fiyasko olduğunu söyleyen Baykal, eleştirilerini şöyle
sıraladı:
“Bu memleketin temel devlet kurumları arasındaki ilişki olması gereken
ilişki mi? Açılım diye iş çıkarttılar, bir
Kürt açılımı
yapacağız dediler. Bu açılımdan sonra geldiğimiz noktada bunlar
memlekete ne kazandırdı. Bu açılım tartışmasıyla Türkiye ne kazandı.
Türkiye’de birbirini seven, kaynaşmış insanlar mı oldu, yoksa ‘onun
etnik kökeni şu, aman bu böyle yapar’ diye kaygıların, tedirginliklerin,
kuşkuların ortaya çıktığı, birbirimize kuşku duyar hale gelen bir toplum
oldu. Bu açılım bir fiyasko olmuştur. Açılım Kürt kökenli
vatandaşlarımızın haklı taleplerini karşılamaya, onları Türkiye ile
kaynaştıran bir açılım olmamıştır.
Terör
yapanların suyuna giderek, terör yapanlarla el ele vererek, sanki terörü
önleyebilecekler gibi açılım yapmışlardır. Terörü kucaklamışlardır.
Habur’da teröristlere suçlu oldukları halde ellerini kollarını
sallayarak sınırdan içeriye girmelerine izin verecek şekilde, seyyar
çadır mahkemesi kurdurmuşlardır. Savcıları ve hakimleri oraya
göndermişlerdir. Gelenler ‘Öcalan’ın mektubunu buraya getirdim. Pişman
da değilim’ demesine rağmen ‘geç geç’ demişlerdir. Hukuku katlederek,
hukuka tecavüz ederek, hukukun ırzına geçerek onları içeriye
almışlardır. Hukuk ayarlanmış. Peki hukuku kim ayarladı? Oradaki
hakimleri İçişleri Bakanı mı ayarladı? İçişleri Bakanı’nı kim ayarladı?
Ayarlama olduğu kesin. Ayarlama dediği sadece bundan mı ibaret. Başka
hiç mi ayarlama olmadı Türkiye’de? Ayarlama öyle bir şey ki. Bir
başladın mı her yeri ayarlamaya kalkarsın.”
“BU HUKUK SÜRECİ TÜRKİYE’YE YAKIŞMIYOR”
Deniz Baykal,
Erzincan ve
Erzurum'da
son yaşanan olaylara değinirken, insanların gizli tanıklarla haksız yere
suçlandığını, iftiraya, yalana, yıldırmaya dayalı bir hukuk sürecinin
Türkiye’ye yakışmadığını söyledi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi Erzincan’da başsavcıyı tutuklamaya karar aldılar. Gerçekten
vicdan var, hak var adalet var, insaf var. Niye tutukladılar, çünkü bir
soruşturma başlatmış. Bir cemaatle ilgili soruşturma başlatmış. Başbakan
Yardımcısı telefon açarak, ‘Soruşturmayı bırak ve gözaltına aldıklarını
salıver’ hani bağımsızdı adalet? İş buradan başlıyor. Yani tutuklama
öncesi olay nasıl gelişti bilelim. Savcının soruşturma dosyası
dolayısıyla müdahale ediyor. Kim ediyor? Hükümetle, Başbakan Yardımcısı.
Bu kaba müdahale, orada başlayınca orada biter mi? Alıyor başını
gidiyor. O ısrar edince, diyorlar ki, ‘O dosyayı bırak Erzurum’a ver,’
‘Niye vereyim?’ O zaman da bir ihbar mektubu geliyor ‘Bunlar
terörist
faaliyetleri yapıyor. Silahlı çete. Silah varsa o zaman özel yetkili
mahkeme bakacak. O dosyayı Erzurum’a ver.’ Erzincan’daki ‘Ben silah
görmedim’ diyor. Kendileri ‘Silah var’ diyerek kendilerini ihbar
ediyorlar. Sonra da bunun hakkında önce uydurma suçlarla bir dava.
Neymiş adliye lojmanlarına kameriye yaptırmış, imar kirliliği oluyormuş.
Bu yetmedi şimdi de ‘Sen
Ergenekon’un
bir üyesisin.’ Başsavcıya bunu dediler. ‘Madem ki bir soruşturma
başlattın, bu Ergenekon’un işidir. Senden bunun hesabını soracağız.’
Nereden biliyorsun? ‘Gizli
tanık var, senin hakkında konuştu’ dediler. Böyle hukukun
işlediği bir yerde hukuktan demokrasiden söz etmek mümkün mü? Böyle
insanların gizli tanıklarla haksız yere suçlandığı, olmayan şeyler olmuş
gibi iddia edilen, iftiraya dayalı, yalana dayalı, yıldırmaya dayalı bir
hukuk süreci Türkiye’ye yakışıyor mu?”
“SANKİ DARBE YAPILDI”
Hukukun ancak darbe dönemlerinde askıya alındığını söyleyen Baykal, bu
tür zulümlerin ve adeleksizliğin bazı durumlarda bazı ülkelerde ortaya
çıktığını, Türkiye’de de böylesine haksızlıkların yapıldığı zamanlar
olduğunu belirtti. Baykal, “Bu kadarını hiç hatırlamıyorum ama darbe
dönemlerinde hukuk askıya alınır,
iftira
işler, yalan işler, zulüm düzenin de haksızlıklar yapılır” dedi. Baykal,
darbeyle ilgili şöyle dedi:
“Yani birileri gelmiştir. Yönetimle, devletin organlarıyla görülecek
hesabı vardır. O hesabı görmek için tutuklatır, gözaltında tutar, her
türlü hukuk ihlali olur. Ne zaman olur? Demokrasinin askıya alındığı
dönemde olur. Sanki şu dönemde yapılan olaylar, Türkiye’de bir darbe
yapıldı da haberimiz yok. İlan edilmedi darbe ve birden bire o darbe
doğrultusunda toplu gözaltına almalar, tutuklamalar, özel adalet dışı
yargılama yöntemleri, iftiralar Türkiye’de yaygınlaştırılıyor. Sanki
Türkiye işgal edildi. Bir yabancı ülke Türkiye’de iktidara el koydu.
Devletin saygın insanlarına, kurumlarına karşı yıldırma harekatı yapıyor
ve bu doğrultu da çalışıyor.”
“TÜRKİYE'DE HERKESİN BOYNU BÜKÜK”
Türkiye’de herkesin boynunun bükük olduğunu, Türkiye'nin 3 ordusunun
birinin başındaki komutana ‘Sen şüphelisin’ denildiğini kaydeden Deniz
Baykal, şunları söyledi:
“Türkiye’nin üç tane ordusu var. Ordulardan bir tanesi 3'üncü Ordu.
Erzincan’da. Bu ordunun başındaki kişiye dediler ki, ‘Sen şüphelisin.’
3'üncü Ordu Komutanı şüpheli. Sen gel burada ifade ver, şurada ifade
ver. Yargının böyle işlediği bir ortamda devletin ordu komutanına
şüphelisin denildikten sonra, bizim huzur içinde olmamıza imkan var mı?
Eğer ordu komutanı şüpheliyse, şüpheli bir insanın komutasındaki bir
ordu. Öyle olmaya devam ediyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bu
demokrasiyle, hukukla alakalı bir iş değil. Bu vatanseverlikle ilgili,
adaletle, basiretle, sorumlukla ilgili bir konu. Kendi kendimizi tahrip
eder haldeyiz. Bu olmaz. Türkiye bunu taşıyamaz, gitmez. Türkiye’de
herkesin boynu bükük. Vatandaşların, kurumların ve al bayrağın boynu
bükük.
Genelkurmay
Başkanı çıkıp diyor ki, ‘Bize karşı büyük bir psikolojik hareket var.’
Ve feryat ediyor.
Yargıtay
Başkanı ‘yangın var’ diyor. Şimdi bunların arkasında bir şey var. Bunu
değiştirmek zorundayız. Bunu milletçe değiştireceğiz. Bu gidişin
arkasında kim var biliyoruz. Ve onların bu konudaki sorumluluklarının
farkındayız. Birileri gitmişler yemişler içmişler, sıra hesap ödemeye
gelmiş, hesap ödemesini engellemek için hır çıkartıyorlar. Manzara öyle
gözüküyor.”
Bolu Kültür Merkezi’nde yapılan CHP il kongresine CHP Grup Başkanvekili
Kemal Anadol,
CHP Genel Başkan Yardımcısı
Yılmaz Ateş,
CHP
İstanbul
Milletvekilleri
Mehmet Sevigen,
Mustafa Özyürek,
CHP İstanbul İl Başkanı
Gürsel Tekin
de katılhdı.
|