|

Mesut Yılmaz: Yargı ve yürütme topyekün savaşta
ESKİ Başbakanlardan, DP
Rize
Milletvekili
Mesut Yılmaz,
30 yıllık siyasi tecrübesine karşın
Türkiye'son
günlerde yaşananları anlamakta zorluk çektiğini, hiçbir dönemde devletin
iki temel kurumu olan yürütme ve yargının birbirine karşı topyekün savaş
ilan ettiğini ilk kez gördüğünü söyledi.
Yılmaz, Ege
Karadeniz
Dernekleri Federasyonu'nun (EKAF)
İsmet İnönü
Kültür Merkezi’nde düzenlediği ‘Türkiye’nin
Bugünü ve Yarını’ konulu konferansda konuşma yaptı. Yılmaz, Türkiye'nin
siyasi ve ekonomik krizlerden bir türlü kurtulamamasının arkasındaki en
önemli nedenlerin başında demokrasinin
Avrupa'da
olduğu gibi mücadeleyle, savaşarak değil ‘Hazıra konarak’ gelmesinin
olduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin
krizlere rağmen 87'nci yılında bölgesinde güçlü bir ülke olduğunu, dünya
ekonomisinde ise 17'nci sırada olduğunu belirten Yılmaz, ancak ülkenin
içinde yaşayanlar olarak madolyonun arka yüzünün içacıcı olmadığını
söyledi. Yılmaz, “İnsanların telefonla bile konuşmaktan kortukları,
vergi idarelerinin insanları yola getirmek, susturmak için alet
edildiği, yandaş basından sonra şimdi de yandaş yargı yaratma
iddilarının ortaya atıldığı, toplumun serbestçe konuşmaktan çekindiği,
korktuğu Türkiye gerçeği var” dedi. Sadece yasa çıkarmakla siyasi
partileri oluşturmakla, seçim sandığıyla
Anayasa ile
demokrasi geleneğin bir ülkede etkinleşemediğini söyleyen Yılmaz,
demokrasinin gelenekeleri bina, kulüp, dernek, belediye yönetimlerinde
uygulanamıyorsa bunu ülkede de uygulamanın mümkün olmadığını dile
getirdi. Yılmaz, “Biz sorunun çözümünü sanki sihirli anahtarmış gibi
Anayasa'da, yasalarda aramışız. Ama çok partili hataya geçtiğimizden
beri henüz
sivil Anayasa
yapamamışız” dedi.
Devletin en temel iki kurumu yürütme ve yargının birbirine karşı
topyekün savaş ilan etmesinin ilk defe görüldüğünü söyleyen Yılmaz,
“İki, üç gündür yaşadıklarımı 30 yıllık siyasi tecrübemle anlamamam
mümkün değil. Allah size kolaylık versin” dedi.
Yılmaz konuşmasında iktidarı eleştirirken, “Ülkeyi yöneten kadronun,
seçim başarısını ülkenin değişmezlerini değiştirme hakkı olarak
düşünmesi sözkonusudur. Anayasa’nın değişmeyecek maddeleri vardır.
Türkiye’yi yönetenler arkadan dolaşıp başka maddelerle, değiştirmez
maddelerin içinin boşaltmaya çalıştılar.
Anayasa Mahkemesi'ne
takıldılar” dedi. İktidar partisinin, Türkiye'de
laiklik
karşıtı faaliyetlerin odağı haline gelmiş parti suçlamasına muhattap
olduğunu hatırlatan Yılmaz, “Türkiye'yi bugün Anayasa Mahkemesi
tarafından bu gerekçeyle mahkum edilmiş anlayış yönetiyor. Böyle bir
ülkede sürekli kriz yaşamamıza şaşmamak gerekir. Anayasa Mahkemesi
duvarına çarpmalarına karşın ders almamışlar. Hala birtakım başka
arayışlar peşindeler. Yetkilerinin nelere kadir olduğunu anlamamışlar,
yetkiye verilen desteğin eridiğini de farketmiyorlar” dedi.
Demokratik açışım konsunudaki düşüncelerini de açıklayan Mesut Yımaz,
hükümetin ilk açılımı kendisinin yaptığı izlenimi vermeye çalıştığını,
sanki daha önce hiçbir şey yapılmamış gibi göstermeye çalıştığını
savundu. Yılmaz, ilk kez kendisinin “AB’nin yolu
Diyarbakır’dan
geçer” diyerek sorunun adını koyduğunu,
ANAP
hükümetinin 1991 yılında
Kürtçe
konuşma yasağını kaldırdığını, 141-142’nci maddeleri değiştirdiğini,
163’üncü maddeyi kaldırdığını, böylece en büyük açılımı
gerçekleştirdiklerini ama bunu Meclisteki bütün partilerle el ele
yaptıklarını anlattı.
|