A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  DÜNYA  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
























Ümit Boyner: Kapalı kapılar ardında iş takipçiliği yapmıyoruz

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, hedeflerinin daha müreffeh, daha huzurlu, daha özgür bir toplum olduğunu belirterek, "Yalan yanlış tezler üzerinden TÜSİAD’a saldırmanın dayanılmaz hafifliğiyle başları dönenlere bu temel ilkeyi bir kez daha hatırlatmak istedim" dedi.

TÜSİAD YİK Toplantısı’nda Boyner, özel teşebbüsün yaratıcılığını ortaya koyması için gerekli şartların oluşmasında devletin de harekete geçmesi gerektiğini, eğitim sisteminin çağa uygun, çalışma hayatı ile uyumlu düzeye getirilmesinden adalet mekanizmasının doğru işlemesine, teknoloji yatırımlarını desteklemekten rekabetin önündeki engelleri kaldırmaya kadar yapabileceği, yapması gereken bir dizi iş olduğunu söyledi.

-SERMAYENİN COĞRAFYASI...-

Boyner, "Sizce sermayenin coğrafyası, ideolojisi ya da samimiyeti tartışmalarına dalmış, sermayenin el değiştirmesinden bahseden bir Türkiye böyle bir vizyonu geliştirme, bu türden bir gelecek kurma projesinin neresindedir?" diye sordu.

Hedeflerinin, "daha doğrusu" toplumun ezici çoğunluğunun hedefinin, daha müreffeh, daha huzurlu, daha özgür bir toplum haline gelmeleri olduğunu belirten Boyner, şöyle devam etti:

"Yalan yanlış tezler üzerinden TÜSİAD’a saldırmanın dayanılmaz hafifliğiyle başları dönenlere bu temel ilkeyi bir kez daha hatırlatmak istedim.

Sonuçta kendi işlevini kapalı kapılar ardında iş takipçiliği olarak değil, toplumsal farkındalık yaratmak diye tanımlamış ve bunu uygulamaya dökmüş bir derneğiz. Anayasa paketi gündeme geldiği tarihten itibaren TÜSİAD olarak tek tek tüm maddeler üzerinden hem siz üyelerimize hem kamuoyuna hem hükümete görüş ve önerilerimizi sunduk. Demokratikleşme, hukuk, yargı sistemi ve anayasa konularında pek çok rapor yayınlamış bir kurum olarak sorumluluğumuzu yerine getirdiğimize inanıyoruz. Pek çok bakımdan gerçekten de tarihsel anlamlarla yüklü referandumun ardından biz gene temel ilkelerimiz doğrultusunda konuşmayı, önerilerde bulunmayı, tartışmaya dahil olmayı ve kamuoyu ile görüşlerimizi paylaşmayı sürdüreceğiz."

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği  (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, "Türkiye’deki en yerleşik   kurumlardan olan TÜSİAD’ın, daha bürokratik vesayetin sürdüğü 1990’larda, bugün  ağızlarından bal damlayanlar demokrasinin ne olduğunu çözememişken bu davanın  bayraktarlığını yaptığını hatırlatmak da belki yersiz..." dedi.

TÜSİAD Başkanı Boyner, TÜSİAD YİK Toplantısı’nda son dönemde kendilerine  "hayli anlamsız gelen" bir "Anadolu sermayesi", "İstanbul sermayesi"  karşılaştırması yapıldığını anımsatarak, asıl büyük ayrışmanın kayıtlı iş yapan  sermaye ile kayıt dışı sermaye arasında olduğunu söyledi.  Boyner, "Bunlardan birincisi kurallara ve çalışanın haklarına  saygılıyken, vergisini öderken kayıt dışı sermaye hem bunları umursamaz hem de  haksız rekabet yaratarak genel çıkara aykırı bir durumun da ortaya çıkmasına yol  açar. Eğer bir mücadeleden söz edilecekse bu, tüm Türkiye sathında kayıtlı ve  kayıt dışı sermaye arasındadır’ diye konuştu.

TÜSİAD’ın, Anadolu sermayesiyle olan ilişkisine de değinen Boyner,  söylenecek çok söz olduğunu, bu noktada TÜSİAD’ın Anadolu’daki gönüllü sanayici  ve iş adamları örgütleri ile 1990’lı yıllardan beri süregelen ilişkilerinden ve  bu ilişkilerin, sürekli destekledikleri TÜRKONFED çatısı altında  kurumsallaşmasından uzun uzadıya bahsetmeye gerek bile duymadığını, ayrıca  yönetim merkezleri Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde bulunan ve başarılarıyla  temayüz etmiş üyelerinin sayısını hatırlatmayı da anlamsız bulduğunu ifade
 etti.

 -"BİR GECEDE DEMOKRAT OLUNMUYOR...-"

 Ümit Boyner, konuşmasını şöyle sürdürdü:  "Türkiye’deki en yerleşik kurumlardan olan TÜSİAD’ın, daha bürokratik  vesayetin sürdüğü 1990’larda, bugün ağızlarından bal damlayanlar demokrasinin ne  olduğunu çözememişken, bu davanın bayraktarlığını yaptığını hatırlatmak da belki  yersiz. Sonuçta bu mücadeleler ülkenin ve toplumun genel çıkarları gözetilerek  verilen, bizim yükümlülüğümüz sayılması gereken mücadelelerdi. Bize bu  sorumluluğu yükleyen toplum içindeki yerimiz idiyse, mücadeleye iten de dünyayı
 kavramamızdı. Soğuk savaş sonrasında dünyanın itibarlı ülkeleri arasında yer  almanın insan haklarına ve özgürlüklere saygıda, kısaca Kopenhag kriterlerinden  geçtiğini kavramamızdı. Bu yeni dünyada piyasaların düzgün şekilde, yersiz ve  faullü müdahalelerle engellenmeden çalışabilmeleri için iyi işleyen bir demokrasi  ve hukuk sistemi vazgeçilmez şartlardı. Bugün piyasa-demokrasi-hukuk arasındaki  bu temel ilişkinin geçmiştekinden bile daha önemli olduğuna inanıyoruz.  O zamanlar ve hatta şimdi Türkiye’yi, kurulmakta olan yeni küresel düzen  içinde layık olduğu yere konumlandırmanın köklü değişimlerden geçtiğini  kabullenip bunu kamuoyuna anlatmak bizim işimizdi. Tıpkı AB projesinin Türkiye’yi  kanatlandıracağını, normalleştireceğini, dünyadaki profilini yükselteceğini
 savunmanın olduğu gibi... Bunları görebilm emizi artık olgunlaşmış, kurumlaşmaya  başlamış, çevreye, dünyaya daha çok dikkat etmenin önemini kavramış şirketleri  yöneten iş insanları olmamız sağladı. Bir gecede demokrat olunamıyor. Kişiler ve  kurumlar ancak zaman içinde tecrübe kazandıkça ortak akıl üretebilecek kapasiteye  kavuşuyorlar. Kısacası bir ülkenin kurumsal ve insan sermayesi kolay
 şekillenmiyor. Zira yalnızca eğitim ve para insan sermayesini şekillendirmek için  yeterli olmuyor. Tecrübenin, algıların, duyargaların açık olmasının, dünya ile  etkileşim ve iletişim içinde olmanın değerinin maddi bir ölçüsü yok."

-"ÜLKE ÇIKARLARINA AYKIRI..."- 

 TÜSİAD Başkanı Boyner, önümüzdeki dönemde mali kaynaklar kadar,  müteşebbislik ruhu, bu ruha yol açacak koşulların sağlanması ve insan  sermayesinin geliştirilmesinin kalkınma gündemlerinin ön sıralarında yer  alacağını belirterek, "Türkiye’nin teknoloji üreten ülkeler arasına girip  girmeyeceğini, rekabetin önünü açıcı politikaların katkısıyla sermayenin bu yönde  mobilize edilip edilmeyeceği belirleyecektir. Böyle bir durumda sermayenin el  değiştirmesi gibi, kendi tarihimizde çok çarpıcı ve olumsuz yankıları olan
 sözleri kullanmanın ülke çıkarlarına aykırı düştüğünü kayda geçirmek istiyorum" şeklinde konuştu.
         Beklentilerinin ve destekledikleri yaklaşımın sermayenin tabana yayılması  ve bu şekilde bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması yönünde mesafe  katedilmesi olduğunu vurgulayan Boyner, şu görüşleri dile getirdi:
         "Üzerinde asıl mesai harcamamız gereken konular ise geleceği kuracak  atılımlarla ilgilidir. Devlet, teşebbüs ruhunu ezmeden düzenleyici rolü ve teşvik  mekanizmalarıyla kök hücre araştırmalarına, genetik dalındaki uçsuz bucaksız  çalışma alanlarına destek verecek. Geleceğin dünyası alternatif enerji  üretebilen, elektrikli otomobil teknolojisini en hızlı geliştiren ve uygulamaya
 sokabilen ekonomilere, toplumlara ait olacak."

 

Mahmut Aşkar

Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam

Yakup Yurt

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam

Hidayet Kayaalp

OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam

Ali Kılıçarslan

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Leman Kuzu

SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat