A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  DÜNYA  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
























Boyner: 2050'nin Türkiye'si gelişmiş ülke olacak

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, "Türkiye, demografik değişimlerin sunduğu fırsatlardan yararlanabilecek ve 21. yüzyılda her bakımdan gelişmiş bir ülke konumuna ulaşabilecek mi? Biz, ülkemizin bu fırsattan yararlanmak için gerekli potansiyele sahip olduğuna, 2050 yılı Türkiye'sinin ekonomide, demokraside ve eğitim, istihdam, sağlık-sosyal güvenlik gibi sosyal politika alanlarında gelişmiş bir ülke olabileceğine inanıyoruz" dedi.
Boyner, TÜSİAD'ın "2050'ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim, İşgücü, Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemlerine Yansımalar" ile "2050'ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış" raporlarının tanıtıldığı toplantıdaki konuşmasında, Türkiye'nin büyük bir demografik değişim geç irdiğini söyledi.

Bu değişimin 21. yüzyılda da devam edeceğine dikkati çeken Boyner, "Bütün göstergeler, demografik geçiş döneminin hemen hemen sona erdiğine ve yeni bir dönemin başlamak üzere olduğuna işaret ediyor" dedi.

Nüfus ve nüfusun yaş yapısında zaman içinde meydana gelen değişimlerin her zaman ilgi çeken konular olduğunu ifade eden Boyner, "Nüfusun ne kadarı genç, ne kadarı çalışma çağında, ne kadarı yaşlı?", "Doğurganlık hızı ne kadar?", "Bu göstergeler zaman içinde ne yöne gidiyor?" gibi soruların ilgiyi çok kolay üzerinde toplayabildiğini söyledi.

Boyner, nüfusla ilgili bu tür göstergelerin, özellikle sosyal ve ekonomik alanlara yönelik kısa-orta-uzun vadeli politikalar oluşturulurken yeterince dikkate alındığı ölçüde değerinin arttığına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Oysa nüfusun yaş yapısındaki değişiklikler, sosyal ve ekonomik sistemleri ve politikaları çok yakından ilgilendiriyor. Türkiye'nin, her ülkenin tarihinde bir kez gerçekleşen demografik geçiş sürecini nasıl yaşadığı ve demografik fırsat penceresinden nasıl yararlanabileceği, kamu ve özel sektörde alınacak kararlar ve uygulanacak politikalar açısından büyük önem taşıyor. Bu anlayışla, 11 yıl önce, 'Türkiye'nin Fırsat Penceresi: Demografik Dönüşüm ve İzdüşümleri' başlıklı bir rapor yayınlamış; 2025 yılına yönelik olarak demografik geçiş, kentleşme ve kent yaşamı, sanayileşme, istihdam ve işsizlik konularını ele almıştık. Geçtiğimiz yıl ise, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu işbirliğiyle, '2050'ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim' adlı projeyi başlattık. Bu proje 5 ayrı rapor içeriyor. Biri 2050 yılına yönelik nüfus projeksiyonlarını içeren, d ördü ise bu projeksiyonların eğitim, işgücü, sağlık ve sosyal güvenlik alanlar ına etkilerini ele alan toplam beş rapor hazırlanması planlandı. Bugün, 2050 yılı nüfus projeksiyonlarını içeren ana rapor ile birlikte, konuyu eğitim sistemi açısından tartışan raporumuz tanıtılacaktır. Demografik değişimin iş gücü piyasası, sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerine etkileri ise, ana raporumuzda çok genel olarak sunulmakla birlikte, eğitim konusunda olduğu gibi, yakında ayrı raporlar halinde kamuoyuna sunulacaktır."

Ümit Boyner, Türkiye'de, nüfus artış hızı düşerek gelişmiş ülke düzeylerine yaklaştığını, bundan sonra nüfusun ancak kendini yeniden üreten bir hızla artacağını, sabitleşmeye doğru gideceğini belirterek, en önemli gelişmenin nüfusun yaş yapısında yaşandığına dikkati çekti.

Gençlerin toplam nüfus içindeki payının düştüğünü , çalışma çağındaki nüfus veya üretken nüfus olarak adlandırılan grubun arttığını ve artmaya devam edeceğini ifade eden Boyner, yaşlı nüfusun da sürekli arttığını, değişmekte olan bu demografik yapının beraberinde bazı fırsatlar getirdiğini hem de bazı sorunlar yarattığını anlattı.
Çalışma çağındaki nüfusun yüksek değerlere ulaşmasının ülkelerin tarihlerinde bir kez oluşan bir durum olduğunu ve bunun, üretimi artırabilmek için çok önemli bir fırsat olduğunu belirten Boyner, çalışma çağındaki nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının 2020 yılında yüzde 68 ile en yüksek değerini alacağını, 2020'den sonra oransal olarak azalmaya başlasa da sayıca 2041 yılına kadar artmaya devam ederek, 65 milyona ulaşmasının beklendiğini, bu tarihten sonra ise azalmaya başlayacağını ve böylece "Demografik Fırsat Penceresi"nin ortadan kalkacağını kaydetti.

Sabit bir nüfus yapısının yanı sıra işgücü nün ve hane halkı sayısının artmaya devam edeceği bu dönemde, kişi başına geliri hızla artırabilmek ve aynı sayıda yurttaşa daha nitelikli hizmet verebilmenin mümkün olacağını ifade eden Boyner, şunları kaydetti:

"Ülkelerin tarihlerinde sadece bir kez karşılaşılabilen Demografik Fırsat Penceresi'nden yararlanma yolunda, istihdam yaratma çok temel bir mücadele alanı. Makroekonomik istikrarın sağlandığı kuvvetli bir ekonomik büyüme, üretkenlik artışı ve yatırımlar, bunun yanında nitelikli eğitimle işgüc ü piyasasında vasıf uyumu sağlanması ve işgücü piyasasında istihdam dostu düzenlemeler gerekiyor. Bu konuda izlenecek tüm politikalarda, şu an çok düşük düzeyde seyreden kadın istihdamının geliştirilmesine özel bir önem verilmesi gerektiğini de vurgulamalıyım.

Yaşlı nüfusun hem oran hem de mutlak olarak artacak olması ise toplumsal sorumluluklarımızı artıracak. Yaşlılara yönelik sağlık ve sosyal güvenlik hizmetleri konusunda planlamalar gerekecek. Artan finansman açıkları bulunan sosyal güvenlik sistemimizle ilgili olarak, daha önce yürürlüğe giren emeklilik sistemi ile ilgili tedbirlerin, yaşlanan nüfusun gelecekteki gereksinimleri ile ne derecede uyumlu olduğunu değerlendirmek gerekecek."

Türkiye'nin, okullaşma oranları ve ilköğretimde cinsiyet eşitliği gibi eğitim göstergelerinde ilerlemeler kaydetmesine karşın halen birçok alanda arzu edilen seviyede olmadığını belirten Boyner, 15 yaş üzeri nüfusun yüzde 10'unun okur-yazar olmaması ve bunun beşte dördünün kadın olmasının yakıc ı bir sorun olduğuna işaret etti.
Boyner, 15-64 yaş nüfusun ortalama eğitim süresi için 2010 yıl ı tahminin sadece 6.9 yıl olduğunu, öğrenci başına eğitim harcamaları ve GSMH'dan eğitime ayrılan payların, gelişmiş ülke seviyesinin gerilerinde kaldığını, örgün eğitimden erken ayrılma ve eğitimin kalitesi konularındaki sorunların devam ettiğini anlattı.

Boyner, "Ancak demografik gelişmeler konusundaki öngörüler, eğitimde bugüne kadar yapılabilenleri geliştirmek, hatta atılım yapmak için bize çok değerli bir fırsat sunuyor" dedi.

2010-2050 döneminde okul çağı nüfusunun azalmasının eğitim sistemi üzerindeki demografik baskıyı hafifleteceğini, en hızlı nüfus azalmasını n 3-5 yaş grubunda beklendiğini belirten Boyner, ortaöğretim çağ nüfusunun da 2010-2015 döneminde azalacağını, yükseköğretimde hızla büyüyen Türkiye'nin, önümüzdeki 5 yıla, azalan bir çağ nüfusu avantajıyla gireceğini kaydetti.
Tüm bu eğilimlerin, okul öncesi eğitimle ilgili avantajlı bir döneme girildiğini, ortaöğretimi yaygınlaştırma ve geliştirme atılımına nüfus avantajıyla başlanabileceğini ve yükseköğretimde yaygınlaşma ve kaliteyi geliştirme açısından önemli bir fırsata sahip olunduğunu gösterdiğini ifade eden Boyner, "Bu avantajlı dönem, eğitime daha çok yatırım yaparak, tüm eğitim kademelerinde; kaliteli eğitime erişimin yaygınlaşması, eğitim sisteminin modernizasyonu, eğitimin niteliğini geliştirme ve cinsiyet eşitliğinin sağlanması yönünde kullanılabilir. Aksi takdirde, bugün atılmayan adımların uzun dönemde topluma daha yüksek maliyet olarak geri döneceğini, bir uyarı sinyali olarak kabul etmemiz gerekir" dedi.

Ümit Boyner, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Nüfusbilimin bizlere gösterdiği yönü iyi okumalıyız. Bu noktada, 1999 yılına demografi konusunda ilk raporumuzu yayınladığımızda dikkat çektiğimiz soruyu tekrarlamakta fayda görüyorum: Türkiye, demografik değişimlerin sunduğu fırsatlardan yararlanabilecek ve 21. yüzyılda her bakımdan gelişmiş bir ülke konumuna ulaşabilecek mi? Biz, ülkemizin bu fırsattan yararlanmak için gerekli potansiyele sahip olduğuna, 2050 yılı Türkiye'sinin ekonomide, demokraside ve eğitim, istihdam, sağlık-sosyal güvenlik gibi sosyal politika alanlarında gelişmiş bir ülke olabileceğine inanıyoruz. Ancak bunu başarmak için gerekli kısa, orta ve uzun vadeli politikaların; hükümetler, siyasi partiler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının gündeminin en üst noktasında olması gerektiğine dikkat çekiyoruz. Bu raporlar dizisiyle Türkiye'nin nüfus veri ve öngörülerilerini aydınlatarak önümüzdeki dönemde Türkiye'nin eğitim, sağlık, işgücü ve sosyal güvenlik politikalarını düzenleyeceklere iyi bir referans ve veri tabanı hazırlamayı amaçladık. Bu çerçevede, TÜSİAD ve Birle şmiş Milletler Nüfus Fonu işbirliğiyle başlatılan araştırma projesinin, karar alıcı mercilere destek olmasını ümit ediyoruz."




 

Mahmut Aşkar

Bu Vebal Kimin?
Bilgiye muhtacız, bilge başımızın tacı... Lâkin arınmış, durulmuş bilgi ve arındıran bilge! Devam

Yakup Yurt

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ VE 3S KURALI…
Gül-diken bütününde esas olan güldür.
Devam

Hidayet Kayaalp

OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam

Ali Kılıçarslan

TÜRKİYE GÖÇ VAKFI
Göç hareketi yarım yüzyıllık bir süreçten sonra, özellikle göç edilen ülkelerde yeni bir boyut kazanmıştır. Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Leman Kuzu

SEVGİ  ZAMANI!..
SEVGİ  İNSANLARA VERDİĞİNİZ SÜRECE SEVGİDİR...   Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

İsrail'in Arapları, Ermenistan'ın Türkleri
Türkiye ile Ermenistan'ın Zürih Protokolü çerçevesinde yeni bir süreci başlatması, barış adına iyi bir gelişmedir. Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Köpekler ve İnsanlar
Hepimiz farklı zaman ve mekânlarda keşke dedik. Hem de bir defa değil binlerce kez söyledik…
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat