|
|

Bakan Ergün: Krizin Türkiye ekonomisi üzerinde bir etkisi kalmadı
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Türkiye ekonomisinin önünün açık
olduğunu belirterek, Türkiye ekonomisini sağlam bir zemin üzerinde
ilerleyen, dünyadaki ender ekonomilerden biri olarak görmek gerektiğini
söyledi.
Bakan Ergün, Kanal 7 Televizyonu'nda katıldığı programda, canlı yayında
Türkiye'deki ekonomik ve güncel gelişmelerin değerlendirdi.
Türkiye ekonomisinin önünün açık olduğunu belirten Ergün, ''Çünkü
Türkiye'de makro ekonomik dengeler yerine oturmuştur. Bu kadar büyük bir
krizden bu kadar kısa zamanda ve sağlıklı bir şekilde çıkılmasının
nedeni de budur'' dedi.
Bu konuda 2006 yılından bu yana alınan tedbirlerin hem bu krizde büyük
faydalar sağladığını, hem de gelecekte büyük faydalar sağlayacağını
ifade eden Ergün, önümüzdeki yıllarda da başka ekonomik dalgalanmalar
olabilir diye iyi günde de kötü günler için tedbirler aldıklarını
kaydetti.
Türkiye iç ve dış borç stokunun çevrilebilir bir noktaya geldiğini, faiz
oranlarının makul bir seviyeye indiğini, enflasyonun tek haneli
rakamlara gerilediğini ve azalma eğiliminde devam ettiğini, Türkiye'nin
üretim gücü ve kapasitesinin her geçen gün arttığını belirten Ergün,
Türkiye'nin 230 milyar dolar üretim yapan bir ülkeden 750 milyar
dolarlık üretim yapan bir ülkeye dönüştüğünü söyledi.
Milli gelirin, ihracatın arttığını vurgulayan Ergün, ''Bütün bunlar
dikkate alındığında Türkiye ekonomisi, sağlam bir zemin üzerinde
ilerleyen dünyadaki ender ekonomilerden birisi olarak görmek lazım.
Krizin artık Türkiye ekonomisi üzerinde bir etkisi kalmamıştır. Bunu,
üretim artışından, ihracat artışından istihdam rakamlarındaki
iyileşmelerden görüyoruz'' diye konuştu.
Krizin istihdam üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılması için biraz
daha zamana ihtiyaç bulunduğunu belirten Ergün, ekonomik büyümenin iş
gücüne katılım oranı kadar rakamı istihdam edebildiğini, bunun üzerinde
kalan rakamı istihdam edemediğini, bu nedenle Türkiye'nin büyüme hızını
artırması gerektiğini ifade etti. Ergün, her yıl ortalama yüzde 7'nin
üzerinde bir büyüme hızının yakalanması gerektiğini söyledi.
2010 büyüme rakamının büyüme rakamını yüzde 6,8 olarak revize
ettiklerini hatırlatan Ergün, ancak büyümenin bu rakamın üzerine
çıkacağını ve yüzde 8'e yakın olacağını kaydetti.
-ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLER-
Elektrikli otomobiller konusunun bütün dünyada yeni bir teknoloji
olduğunu belirten Ergün, önümüzdeki 50 yllık süreçte dünyada fosil
yakıtların biteceğinin ve yerini alternatif yakıtların alacığının tahmin
edildiğini kaydetti. Buna yönelik alternatiflerden birinin de elektrikli
otomobiller olduğunu belirten Ergün, ancak daha netletmemiş sorular
bulunduğunu ifade etti. Ergün, bu araçların kaç kilometre hızla
gideceği, bir batarya ile kaç kilometre gidebileceği, şarj süresinin ne
kadar olacağı, şarj istasyonlarının ne kadar yaygın olacağı, maliyetinin
ne kadar olacağı gibi soruların cevaplarının aranmasına devam edildiğini
belirtti.
Elektrikli otomobil üretiminin dünyada ve Türkiye'de başladığını
vurgulayan Ergün, Renault ve Fiat'ın Türkiye'de seri üretime yakında
başlayacağını kaydetti.
Söz konusu elektrikli otomobillerin trafiğe çıkmasına yönelik alt yapıyı
hazırladıklarını ve trafiğe çıkan elektrikli otomobillerin bulunduğunu
vurgulayan Ergün şöyle devam etti:
''Doblo henüz üretime başlamadı, Fluence'da hazirandan sonra seri
üretime başlayacak. İster herhangi bir arabayı elektrikli bir arabaya
dönüştürmek istesin birisi, isterse elektrikli arabayı piyasaya sunmak
istesin, teknik şartnameler hazır. Piyasaya çıkabilir. Tabii ki yakıtta
çok tasarruf var. Benzinli bir arabayla diyelim ki 100 kilometrede 30
lira yakıyorsanız, mazotlu bir arabaya 20 lira yakıyorsanız, elektrikli
arabayla bugünkü şartlarda 2,5 lira yakıyorsunuz. Arada çok büyük fark
var. Bu teknolojinin yaygınlaşması için gerekli adımlar var onları
hazırlıyoruz. 10 yıl içerisinde dünyadaki araçların en fazla yüzde 10'u
elektrikli araçlar olabilir. Elektrikli araçlar konusu henüz yolun
başında. Daha alınacak çok mesafeler var'' diye konuştu.
Bakan Ergün, Türkiye'nin artık kendi otomobil markasını üretebilecek güç
ve imkana kavuştuğunu belirterek, ''Toplumda da bu beklentiler çok
yüksektir. Biz de üreticileri, özel sektörü artık Türkiye'nin kendine
özgü bir marka, model ve tasarım yapması bunu iç piyasaya ve dünya
pazarlarına sunması gerektiğini telkin ediyoruz, onları bu konuda teşvik
ediyoruz'' dedi.
Benzin fiyatlarının yüksekliği ve benzindeki vergi oranında bir
düzenleme yapılıp yapılmayacağı ile ilgili Bakan Ergün, bunun, vergi
tahsilatı, kamu harcamaları ve akaryakıt fiyatlarının genel ekonomi
üzerindeki olumsuz etkisinin birlikte analiz edilmesiyle
değerlendirilebilecek bir konu olduğunu ve ancak ekonomik dengeleri
dikkate alarak bu konuda bir düzenleme yapılabileceğini söyledi.
Kamuoyunda torba yasa olarak bilinen kamu alacaklarının yeniden
yapılandırılmasının da içinde yer aldığı yasa tasarısının, TBMM Plan ve
Bütçe Komisyonu'ndan geçtiğini ifade eden Ergün, muhtemelen ocak ayı
sonunda yasanın parlamentodan da geçmiş olacağını bildirdi.
-PROMOSYON YASAKLARI-
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün, promosyon yasakları ile ilgili olarak,
Tüketici Kanunu ve çeşitli kanunlardan kaynaklanan konular bulunduğunu
belirterek, bunlardan birinin örtülü reklam yasağı olduğunu dile
getirdi. Örtülü reklam, dergilerin ve benzin istasyonlarının promosyon
yasaklarının yumuşatılmasına yönelik düzenleme yaptıklarını kaydetti.
Türkiye'nin rekabet edebilme gücünün gerilerde değil, ileride araması
gerektiğini belirten Ergün, ''Türkiye, ucuz enerji, ucuz hammadde ve
ucuz iş gücü kaynağı olarak rekabetçi bir ülke olamayacaktır. Zaten
bunlar da Türkiye'de yok. O zaman ileride aramak lazım. İleri
teknolojili ürünler, Ar-Ge ve inovasyon kabiliyeti olan girişimlikte
aramak lazım. Bizde bunları teşvik ediyoruz. 500 tekno girişimciyle
nisan ayında sayın Başbakanın da katıldığı büyük bir toplantıda bir
araya geleceğiz.'' diye konuştu.
Bankacılık sektörünün Türkiye'de hızlı gelişen ve ekonomi için önemli
olan bir sektör olduğunun altını çizen Ergün, buna karşın sektörde
tüketiciyi zorda bırakan hesap işletim bedeli, kredi kartlarını kolay
bir şekilde dağıtılması ve sonrasında kart ücreti talep edilmesi gibi
uygulamalar bulunduğunu ifade etti. Ergün, bu uygulamaların bir kısmını
Tüketici Yasasıyla yeniden bir çerçeve içerisine oturtacaklarını, bir
kısımını da BDDK'nın denetim kurallarında yapılacak değişiklikle
gidereceklerini söyledi. Ergün, söz konusu düzenlemenin henüz Bakanlar
Kurulunda olduğunu, muhtemelen seçimden sonra parlamentoya
gönderileceğini söyledi.
-TAHLİYELERDE İHMAL SONUCU-
Bakan Ergün, 102. maddeye istinaden yapılan tahliyelerde kimin suçu
olduğu sorusu üzerine, 2005'ten bu yana bu konu üzerinde atılması
gereken adımlar bulunduğunu ifade etti. Özellikle Yargıtay safhasında bu
davaların önemine, kamu vicdanında oluşturduğu etkiye göre önem sırasına
konulması gerektiğini belirten Bakan Ergün, ''10 yıllık sürenin
dolmasına yakın olan kamu vicdanını yaralayıcı nitelikteki davaların
sonuçlandırılmasını öncelik verilebilirdi. Burada açıkça bir ihmal
olduğunu söyleyebiliriz' dedi. Ergün, özellikle Yargıtay ve yüksek yargı
konusunda bir yargı reformuna ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
İçki yasağı tartışmalarıyla ilgili de Bakan Ergün, bu konuda yapılan
spekülasyonların Türkiye'de muhafazakar iktidarlara karşı uygulanan
klasik propaganda yöntemleri olduğunu kaydetti. İçki içilmesi ve
satışıyla ilgili bir sıkıntılarının olmadığını dile getiren Ergün,
şunları söyledi:
''Mesele kişilerin içmesiyle, alkolün bizati kendisinin bulunmasıyla
ilgili değildir. Biz günahla mücadele edemeyiz. Devletin mücadele alanı
suçla mücadeledir, günahla mücadele değildir. Ahiretin hesabının dünyada
görmek gibi bir algılama olabilir mi?
Endişeli modernler diye bir ifade var. Bunların, 'acaba gün geçtikçe
bunlar yasağa dönüşür mü?. Bizim yaşantımıza etki eder mi?' gibi
kuruntuları var. Bunlar klasik propaganda yöntemleridir. Endişeli
modernlerin endişelerini gerçekçi bulmuyorum, kurgusal buluyorum.''
Kars'taki heykel tartışmalarının ise çok büyütüldüğünü belirten Ergün,
''Orada olan şudur, bir bu heykelin yeri doğru değil, iki bu heykeli
beğenmedik. İnsanlar beğenmek zorunda değiller. Yeriyle alakalı anıtlar
kurulunun da 'bunun yeri doğru değil' kararı var.''
|