|
|

Bakan Eroğlu: Hidoelektrikten yararlanmamak akılsızlıktır
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, hidroelektrik santrallerin en ucuz,
en çevreci, en emin yenilenebilir enerji kaynağı olduğunu belirterek,
''Bundan istifade etmemek tamamen akılsızlıktır. Çevreye hiçbir zararı
yoktur. Bir köye götürülen yol inşaatı kadar çevreye mahzuru yoktur. Ama
nedense enerjiyle alakalı bazı kurum ve kuruluşlar, sivil toplum
kuruluşları halkı galeyana getiriyorlar'' dedi.
Eroğlu, ''22 Mart Dünya Su Günü'' dolayısıyla DSİ Genel Müdürlüğünde
düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, su olmadan hayatın
olamayacağını belirterek, dünyanın ve insanın dörtte üçünün sudan
oluştuğunu söyledi. Dünyadaki suyun yüzde 97,5'inin tuzlu, yüzde
2,5'inin tatlı su olduğuna işaret eden Eroğlu, tatlı suyun bir kısmının
da buzullarda bulunduğunu ifade etti. Eroğlu, ''Dolayısıyla
kullanabileceğimiz tatlı su miktarı çok az. Bu suyu çok iyi korumamız,
kirletmememiz, tasarruflu kullanmamız gerekir. Bu olmazsa olmaz'' diye
konuştu.
Şehirlere sağlıklı ve yeterli su verilmediği zaman salgın hastalıklar
ortaya çıktığına dikkati çeken Eroğlu, Dünya Sağlık Örgütü'ne göre
salgın hastalıkların yüzde 90'ının sudan geçen hastalıklar olduğunu
anlattı. Susuzluğun psikolojik rahatsızlıklara, bit salgınına ve suyun
taşınması nedeniyle bel fıtığına bile neden olduğunu dile getiren
Eroğlu, şöyle devam etti:
''Su verilmesinin yatırım maliyeti su verilmemesinin faturasından çok
daha düşüktür. Bunu İstanbul'da hesap ettim. Geçmişte su verilmemesinden
dolayı İstanbul'da 650 bin adet depo yapılmış. Her birinin maliyeti o
zamanın parasıyla 20 milyar idi. 650 çarpı 20 milyar, o zamanki parayla
13 katrilyon eder. 13 katrilyon sadece deponun maliyeti. Halbuki biz
İstanbul'daki bütün su meselesini 2040 yılına kadar 3-3,5 katrilyona
hallettik.''
-''HER İKİ KİŞİDEN BİRİSİ BİZİM GETİRDİĞİMİZ SUYU İÇİYOR'' -
Eroğlu, eskiden DSİ'nin nüfusu 100 binden büyük illere su götürmek ile
mükellef olduğunu, ancak yapılan düzenleme ile DSİ'nin bütün
belediyelere hizmet vermekle mükellef hale getirildiğini anlattı.
1950'li yıllarda Siirt'i başka bir yere taşımanın, Siirt'e su
götürmekten daha ucuz olduğunun söylendiğini belirten Eroğlu, yapılan
çalışmalar ile Siirt'in su sorununun çözüldüğünü ifade etti.
Yerleşim yerlerinin altyapı sorunları olduğuna işaret eden Eroğlu, şöyle
konuştu:
''Biz suyu şehrin deposuna kadar getiriyoruz. Burada sayın belediye
başkanlarına şunu özellikle ifade etmek istiyorum. Suyu getirdikten
sonra şehir içindeki dağıtımı, ana dağıtım hatları, şebeke, su kumanda
sisteminin en mükemmel şekilde yapılaması lazım. Ben İSKİ Genel Müdürü
olmadan önce İstanbul'daki su kaybı yüzde 65 idi. Bu gerçekten kabul
edilemez. Şu anda pek çok şehrimizdeki su kayıpları ortalama yüzde 50
civarında. Ben belediye başkanlarından şunu rica ediyorum, festivallerle
falan uğraşacaklarına, otursunlar sağlıklı bir altyapıyı tesis etsinler
diyorum. Biz de bakanlık olarak, hükümet olarak her türlü desteği
vermeye hazırız. Şehrin şebekesinin sağlıklı olması lazım.''
Eroğlu, AK Parti hükümeti döneminde 33 milyon kişinin ihtiyacını
karşılayacak suyu getirdiklerini belirterek, ''Her iki kişiden birisi
bizim getirdiğimiz suyu içmektedir, kullanmaktadır'' dedi.
Türkiye'deki her üç ampulden birinin DSİ'nin sağladığı temiz,
yenilenebilir, en ucuz ve en temiz enerji kaynağı olan hidroelektrik
enerji kaynağından sağlandığına işaret eden Eroğlu, Türkiye'nin baraj,
gölet ve hidroelektrik santrali yapmaya mecbur olduğunu, bunların
''keyif için yapılmadığını'' ifade etti. Türkiye'nin yarı kurak iklim
bölgesinde bulunduğunu dile getiren Eroğlu, kışın yağan yağmurların
baraj ve göletlerde biriktirilerek yazın kullanıldığını anlattı.
-''DOĞU KARADENİZ BÖLGESİNDE YAĞIŞLAR 50 YIL İÇİNDE YÜZDE 20 ORANINDA
ARTACAK''-
Türkiye'de barajların ve göletlerin yapılmasının zaruret, coğrafi
mecburiyet, teknik bir mecburiyet olduğunu belirten Eroğlu, baraj ve
gölet yapılmazsa şehirlere ve sanayiye su verilemeyeceğini söyledi.
Eroğlu, şunları kaydetti:
''Lütfen aklımızı başımıza alalım. Bazı tuzu kuru kişiler işi havasında,
bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Hidroelektrik santraller en ucuz,
en çevreci, en emin yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Bundan istifade
etmemek tamamen akılsızlıktır. Çevreye hiçbir zararı yoktur. Bir köye
götürülen yol inşaatı kadar çevreye mahzuru yoktur. Ama nedense
enerjiyle alakalı bazı kurum ve kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları
halkı galeyana getiriyorlar. Enerjide çeşitliliği, arz güvenliğini, ucuz
enerji teminini, yerli kaynakları harekete geçirmezsek dışarıya bağımlı
oluruz. Zaten enerjide yüzde 73 oranında dışarıya bağımlı oluruz. Kalkıp
bunları da feda edersek, tamamen bağlı oluruz. Türkiye'nin bunu
kaldıracak durumu da yoktur. O bakımdan hidroelektrik enerji
kaynaklarımızı, potansiyelimizi kullanmaya devam edeceğiz. Bu konuda
DSİ'ye önemli görevler düşüyor. Bilhassa bölge müdürlerimizin
vatandaşları ziyaret etmesi gerekir. Bazıları diyor ki, hidroelektrik
santrallerinden geçen su zehirli olurmuş, bütün fındıkları kuruturmuş.
Ele değse bile yakarmış. Asitikmiş... Bunlar saçma sapan şeyler. Benim
bölge müdürüm, şube müdürüm, mühendisin vatandaşa bunun, un öğüten
değirmenden farklı olmadığını, nehirdeki can suyunun asla
kesilmeyeceğini, bunu garanti ettiğini, uymayanlara çok büyük ceza
verildiğini söylemesi gerekir.''
Doğu Karadeniz bölgesinde yağışların 50 yıl içinde yüzde 20 oranında
artacağını, anlık yağışların meydana geleceğini belirten Eroğlu, bunun
sel demek olduğuna işaret etti.
Hidrolelektrik santrallerinin taşkınları önlemede çok önemli olduğuna
dikkati çeken Eroğlu, vatandaşların söylentilere kulak asmamalarını
isteyerek, devletin vatandaşın zararına olacak hiçbir şey yapmayacağını
vurguladı.
Hidrolelektrik santrallerinin taşkınları önlemede çok önemli olduğuna
dikkati çeken Eroğlu, vatandaşların söylentilere kulak asmamalarını
isteyerek, devletin vatandaşın zararına olacak hiçbir şey yapmayacağını
vurguladı.
DSİ'nin Afrika'da kuyular açarak temiz içme suyu sağladığını anlatan
Eroğlu, ''Bazı devletler sömürmek için gidiyor. Bizde sömürü anlayışı
yok. Biz insana insan olarak değer verdiğimiz için onlara yardım için
gideriz. Bazıları petrol için gider ama biz su götürmek için gideriz.
Bazıları ağaçları söküp ülkesine götürmek için gider, biz fidan dikmek
için gideriz. Farkımız budur'' diye konuştu.
Eroğlu, konuşmasının ardından DSİ Genel Müdürlüğü tarafından ''22 Mart
Dünya Su Günü'' nedeniyle düzenlenen afiş, fotoğraf, komposizyon ve
resim yarışmalarında dereceye girenlere plaket ve ödüllerini verdi.
|