A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMI  
·  KADIN & YAŞAM  
·  MUTFAK  
·  SPOR  
·  ÇOCUKLAR/OYUN  
·  FIRMALAR  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   




Dudaktan Kalbe

Aşkın en gerçek, en anlamlı ve en ateşli ifadesi öpüşme. İnsan vücudunda mucize gibi değişimlere neden oluyor. Hatta bağımlılık yaratıyor. Öpüşenler diğerlerine göre daha sağlıklı yaşıyor.
Reşat Nuri Güntekin’in filmlere, dizilere konu olmuş unutulmaz eseri “Dudaktan Kalbe” bir beslemenin yaşadığı acıklı aşk öyküsünü anlatır. “Kınalıyapıncak” adı verilen besleme ile evin küçük beyinin aşkı ne yazık ki mutlu sonla bitmez.

Ama aşkta dudaktan kalbe giden yol belki de mutluluğun gerçek anahtarı. Evet “öpüşme”den söz ediyoruz. İsterseniz önce öpüşmenin kısa bir tarihine bakalım. Alman davranış bilimcisi Iraneus Eibl-Eibesfeldt, insanın atalarının çatal kaşığın henüz bilinmediği yıllarda yiyecekleri ağızlarında lapa haline getirip o şekilde bebeklerine verdiğini belirtiyor. Tıpkı kuşlar gibi...

Psikanalizmin babası Sigmund Freud’e göre ise öpüşmeyi bebekler içgüdüsel olarak yapıyor. Buna örnek olarak da bebeklerin annelerinden tutkuyla süt emmesini gösteriyor. Peki öpüşme erotik bir şekle nasıl bürünmüş? Bilim adamlarına göre Bonobo türü şempanzeler, insan benzeri dilleriyle öpüşen tek canlılar. Bir çok hareketini hayvanları taklit ederek edinen insan da bu tarz öpüşmeyi şempanzelerden öğrenmiş olmalı.

Uyuşturucu ama zararsız
Öpüşmenin dünyanın en güzel uyuşturucusu olduğunu söyleyenler de var. İçten bir şekilde yapılırsa seksten çok daha etkili ve tadı damakta kalıyor. Evet, öpüşme bir çeşit tiryakilik yaratıyor insanda. Nasıl yaratmasın ki? İnsanın bütün ruh halini, fizyolojik durumunu tamamen değiştiriyor. Bakın etkili bir öpüşme insanda neler yapıyor?

Doğal sakinleştirici?
Öpüşme sırasında harekete geçen ve endorfin adı verilen rahatlama hormonu insana herşeyi unutturuyor. Adeta bambaşka bir dünya içinde buluyorsunuz kendinizi. Dış dünyadan kopup, mutluluk içinde yüzüyor, sevgiden görmüyor, işitmiyorsunuz. Cildiniz daha sağlıklı, kaslarınız daha güçlü hale geliyor. Öpüşme sırasında yüzde bulunan 34 kas harekete geçiyor. Boyun, omuz ve kol kaslarınızın da öpüşmeyle birlikte yapılan sarılma sonucunda harekete geçtiğini düşünürseniz neden kaslarınızın daha güçlü hale geldiğini daha rahat anlarsınız.

Üstelik Zayıflatıyor
Bu kadar kas harekete geçince tabii vücuttaki fazla kalorinin yakılması için doğal bir ortam meydana geliyor. Bir saat öpüşen biri tam 500 kalori yakıyor. “Bir saat de öpüşülür mü?” demeyin ve sizde deneyin... Öpüşme sırasında organizma da canlanıyor. Ağızda oluşması muhtemel mantar ve mikropları da önlüyor. Öpüşme şoförlerde rahatlatıcı bir ilaç etkisi yapıyor. Otomobil ile yolculuk yapanlar, direksiyon başına geçmeden evvel hayat arkadaşlarıyla tutkulu bir biçimde öpüşürlerse yolculuk daha rahat ve sakin geçiyor.

Fazlası Baş Ağrısı Yapar
Ancak uzmanlar uyarıyor; öpüşmeyi fazla abartmayın, çünkü baş ağrısı yapar. Tabii burada vereceğimiz örnek çok uç ama okumanızda fayda var. İsrail’in Telaviv kentinde bir çift baş ağrısı nedeniyle kliniğe başvurur. Uzmanlar fizyolojik bir neden bulamaz. Neden sonra anlaşılır ki, çift, 29 saat olan öpüşme rekorunu kırmak için herkesin içinde 30 saat hiç durmadan öpüşmüş. Bu da baş ağrılarına neden olmuş.

Dünya nasıl öpüşüyor?
Öpüşme her kültürde farklılık gösteriyor. Örneğin Japon dilinde öpüşmenin karşılığı olan kelime yıllarca yoktu. Şimdi bile Japonlar sadece seks sırasında dudaktan öpüşüyor. Soğuk bölgelerde yaşayan Eskimolar, Laponlar ve sıcak bölge ülkesi Polinezyalılar dudaktan hiç öpüşmüyor. El öpmeyi de garip karşılıyorlar. Bazı hallerde ise öpüşmenin yerini burun sürtme yer alıyor. Burunlarını karşılıklı olarak birbirlerine süren çiftler bir çeşit koku alışverişi yapıyor. Ancak yine de öpüşmenin yerini tutmadığı kesin. Çünkü öpüşmede vücudun salgıladığı doğal maddelerin alışverişiyle sevgili daha yakından tanınıyor.

 evlerde yaşamaya devam ediyor.

 

Ozan Yusuf Polatoğlu
EY 367...
Orhan Aras
Dedem Korkut  yom verecek
Nuran Yelkenci
İnanç Sömürüsü
Yılmaz Kuzucu
Kafada burada yaşayamamak
Mahmut Aşkar
Düşünmeğe Zaman Yoksa...
İbrahim Selamet
Cumhur’un cevabı
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Üzeyir Lokman Çaycı
Bedava
Yakup Yurt
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Ayten Kılıçarslan
Yeni bir skandal!
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Halil Gülel
ALMANYA'DA KIRK YIL SONRA TÜRKÇEMİZ
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Muhsin Ceylan
Öfke’ye öfkelenmemek kolay mı?
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Üniversite: Girmek mi, çıkmak mi zor
Fikret Ekin
Yine İnsan
Sebahattin Çelebi
Sende şarkılar ölür...
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor(?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç