A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMI  
·  KADIN & YAŞAM  
·  MUTFAK  
·  SPOR  
·  ÇOCUKLAR/OYUN  
·  FIRMALAR  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   




Şişmanlık sağlık dengesizliği

     ŞİŞMANLIK; vücudumuzdaki yağ oranının kaslarımıza oranla yaş, cinsiyet, boy, kilo, kemik yoğunluğu göz önünde bulundurularak hesaplanacak oranın üzerinde olmasıdır. Kısaca vücudumuzda aşırı miktarda yağ depolanması şeklinde açıklanır. Şişmanlık, sağlığın olumlu bir göstergesi değil, sağlık durumunun dengesizliğinin bir sonucudur. Şişmanlık, sağlığımızı kötü yönde etkilediği gibi, sosyal, ekonomik ve psikolojik yapılarımızı da bozacak bir rahatsızlıktır.
     18 - 20 yaşlarındaki erkeklerde vücut ağırlığınını yüzde 14 - 18'ini, kızlarda ise yüzde 19 - 25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Erişkin erkeklerde vücuttaki yağ miktarı total vücut ağırlığının yüzde 25'ini kadınlarda yüzde 30'unu aşarsa şişmanlıktan söz edilebilir. ABD'de hayat sigortası şirketleri tarafından hazırlanmış olan boy, kilo ve yaş kriterlerine göre yapılmış tablolar kullanılmaktadır. Yalnız bu tablolar insanların egzersiz yapıp yapmadığını, vücut yağ oranının belirtilmediği tablolardır ve bu tabloların güvenirliliği tartışma konusudur. Hayatı boyunca düzenli egzersiz yapan, kas kitlesi gelişmiş, yağ oranı düşük olan kişi bu tabloya bakıldığında sağlıksız, fazla kilolu gözükürken hiç egzersiz yapmamış, yağ oranı yüksek kas oranı düşük insanlarda tartı üzerindeki kilo daha hafif çıkacağı için yaş, boy ve kilo tablosuna bakıldığında egzersiz yapan ve doğru beslenen insandan daha sağlıklı görünecektir. Unutulmamalıdır ki, kas kitlesi yağ kütlesinden her zaman ağır gelecektir. Bu bilgilerin ışığı altında insan vücudundaki şişmanlık yağ ve kas oranıyla belirlenmelidir. Önemli olan vücudunuzun kilosu değil, yağ ve kas oranıdır. Şişman insanlar öncelikle kilo vermeyi düşünmektedirler, fakat önemli olanın 20 kilo, 30 kilo vermek olmadığı, üzerinde çalışılması gereken konunun vücut yağ oranını dengelemek olduğu zayıflamak isteyen insana anlatılmaktadır. Kilo vermek çok kısa sürede başarılabilir ama kiloların geri alınışı çok hızlı olmaktadır. Yağ vermek ise insanlara zor gelmektedir, çünkü beslenme ve egzersiz disiplininin yanında zaman alması insanları sıkmakta kilo veremediği düşünmektedirler. Oysa yağ kitlesini düşürmeye yönelik çalışmalar belirli prensipler aşılmadığı sürece verilen yağların geri alınması mümkün değildir. Şişman insanlar şu konuyu çok iyi düşünmelidirler. Şişmanlık adını verdiğimiz vücudumuzdaki yağ fazlalığı yanlış beslenme alışkanlıkları ve egzersizsiz yaşantının getirdiği bir sonuç olduğu için hayat biçimimizi 3 ay, 5 ay gibi sürelerle değiştirmemiz kesin sonuca ulaşmamızı sağlamayacaktır. Çünkü kesin sonuç hayat boyu dengeli yağ ve kas oranına sahip olmamızla mümkün olacaktır. Şimdi bu yaşımıza kadar olan yaşam alışkanlıklarımız bir tarafa bırakıp görsel olduğu kadar psikolojik ve sosyolojik açıdan mutlu, sağlıklı olmayı istiyorsak hayatımız boyunca egzersiz ve doğru beslenmeye "evet" dememiz gerekmektedir. Bütün bunlara "hayır" diyerek, 15 - 20 günlük diyetlerle vücudumuzun dengesini iyice bozacak sosyal, psikolojik, hormonal, kassal, kardiovasküler yapılarımız sağlıklı olarak çalışmayacak hayatımız boyunca bir şişman, bir zayıf görünümünde ama sağlıksız olmaya, "evet" demiş olacağız. Sağlığınız için çok önemli bu kararı sadece siz verebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki, sağlıklı insanlar en büyük mutluluğa sahiptirler.
     
 

Ozan Yusuf Polatoğlu
EY 367...
Orhan Aras
Dedem Korkut  yom verecek
Nuran Yelkenci
İnanç Sömürüsü
Yılmaz Kuzucu
Kafada burada yaşayamamak
Mahmut Aşkar
Düşünmeğe Zaman Yoksa...
İbrahim Selamet
Cumhur’un cevabı
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Üzeyir Lokman Çaycı
Bedava
Yakup Yurt
Bugün 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı (mı)?
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Ayten Kılıçarslan
Yeni bir skandal!
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Halil Gülel
ALMANYA'DA KIRK YIL SONRA TÜRKÇEMİZ
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Muhsin Ceylan
Öfke’ye öfkelenmemek kolay mı?
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Haldun Çancı
Kırk Katır Mı, Yoksa, Satırları Paket Mi İstersiniz?
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Üniversite: Girmek mi, çıkmak mi zor
Fikret Ekin
Yine İnsan
Sebahattin Çelebi
Sende şarkılar ölür...
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Veli Kalli
Gurbet Çilesi
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Dr. Nebil Bozdoğan
Ameliyatsız Yüz Gençleştirmede Son Nokta
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor(?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç