|
Yeni
meclis, eski kafa
18 EYLÜL erken genel seçimlerinde, Federal Meclis’teki milletvekili
sayısı 614’e ulaştı. Geçen dönemdeki
milletvekili sayısı 603’tü.
Fakat, 614 milletvekilinin sadece 161’i yeni... Yeni
milletvekillerinin partilere göre dağılımı
şöyle: FDP’nin 61 milletvekilinden 24’ü (yüzde
39), Birlik 90/Yeşillerin 51 milletvekilinden 13’ü,
SPD’nin 222 milletvekilinden 40’ı ve CDU’nun 226
milletvekilinden sadece 35’i yeni. Bu tablo, özellikle iki
büyük halk partisinin (SPD ve CDU) Federal Meclis’teki yüzlerinin
pek değişmediğini gösteriyor.
Milletvekillerinin yaş ortalaması 49,3 ve 614
milletvekilinin sadece 109’u 40 yaşından küçük
(yüzde 18).
13 milletvekili emeklilik yaşını, yani 65 yaşını
doldurmuş durumda: En yaşlı milletvekili 73 yaşındaki
Federal İçişleri Bakanı Otto Schily (SPD) ve en genci ise 22 yaşındaki
Birlik 90/Yeşiller milletvekili, üniversite öğrencisi
Anna Lührmann...
Federal Meclis’teki kadın milletvekillerinin oranı
ise azaldı: 614 milletvekilinin sadece 195’i kadın
(yüzde 31,8)... Bu oran, bir önceki dönemde yüzde
32,5’ti. Birlik 90/Yeşiller milletvekillerinin yarısından
fazlasını kadınlar oluşturuyor. Kadın
milletvekili oranı CDU ve CSU’da ise yaklaşık
yüzde yirmi...
FEDERAL MECLİS ilk toplantısını yaptı ve meclis
başkanını seçti. Yeni başkan 56 yaşındaki
Hıristiyan Demokrat (CDU) Norbert Lammert (56) oldu.
Norbert Lammert,
yaptığı ilk konuşmasında,
demokrasinin kalbinin Federal Meclis’te attığını
belirterek milletvekillerini sorumluluklarının önemini
kavramaya çağırdı. Fakat, asıl kendi
sorumluluğunu unuttu.
Yeni Federal Meclis Başkanı Lammert,
“Die Zeit” gazetesine verdiği demeçte,
“Alman öncü kültürü” tartışmasının
yeniden başlatılması gerektiğini, “öncü
kültür bilinci” olmadan Almanya’nın mevcut
sorunlarının çözülemeyeceğini savunuyor.
“Alman öncü kültür” tartışması
bitmedi ki, yeniden başla(tıl)sın! Özellikle
90’lı yılların ortasından itibaren bu
tartışma devam ediyor; son birkaç yıldır
ise kavram pek fazla kullanılmıyor.
“Alman öncü kültür” tartışmasını
başlatan Friedrich Merz (CDU), bakınız ne
diyordu: “Almanya’ya gelmek isteyen yabancılar,
‘Alman öncü kültürünü’ benimsemek ve bu kültüre
uyum sağlamak zorundadır; uyum sağlamayanlar,
Alman toplumunda kabul görmeyi beklememelidirler.”
Friedrich Merz ‘in bu görüşü 1 Ocak 2005
tarihinde yürürlüğe giren “Göç Yasası”na
yansıdı. Bu açıdan bakıldığında,
“Alman öncü kültür” tartışmasının
hedefine ulaştığı söylenebilir.
Acaba, yeni meclis başkanının gayesi ne
olabilir? Eğer bu tartışma, bu şekilde
devam ettirilirse, sonuçta Alman kültürü “öncü”
değil, sadece “sancı” olabilir. Çünkü
Almanya, bir göç(men) ülkesidir ve çok kültürlü bir
toplumdur. Bu gerçeği görmezlikten gelmek, diğer kültürleri
küçüksemek anlamına gelir.
Toplumun “öncü kültür”e değil, karşılıklı
anlayış ve saygıya, birlikte yaşamaya ve
farklılıkları yaşatmaya ihtiyacı vardır.
“Kültür dayatma” devirleri artık çok
gerilerde kalmış olmalıdır.
Ancak görüldüğü gibi, Meclis’in değişmesi,
kafaların da değiştiği anlamına
gelmiyor.
Halbuki, Almanya’da mevcut sorunların çözüme kavuşturulabilmesi
için önce kafaların değişmesi gerekiyor.
ALMANYADA, her şeyden önce bir “zihniyet devrimi”ne
ihtiyaç var!
SAYFA
BASI
a.kilicarslan@turkpartner.de
Yazarın
diğer
yazıları:
Yeni
meclis, eski kafa
AB’nin
hutbe rahatsızlığı
Utandıran
Pano
Doğru
yazalım, doğru konuşalım!
Anti-İslam
kampanyası
Sömürge
Medeniyeti
Milletin
parasıyla
içki
içmek
40
yıl önce 40 yıl sonra
Uyum
mu, Kıyım mı?
Zihniyet
Krizi
SAYFA
BASI
|