|
NETYAZI
Ali Kılıçarslan
|
|
|
a.kilicarslan@web.de
|
ALMANYA’DA TÜRK VARLIĞI
“Bir çokları Almanya’da yeni bir hayat kuracaklar, kök
salacaklar ve vatanlarını sadece misafir olarak ziyaret
edeceklerdir.” Theodor Marquard, İstanbul Almanya İrtibat
Bürosu Müdürü, 1966.
Türkiye’den
Almanya’ya işçi göçü, 30 Ekim 1961 tarihinde, iki ülke
arasında imzalanan “İşgücü Anlaşması” ile başlamıştır. (1)
Bu süreç günümüzde, daha çok aile birleşimi çerçevesinde
devam etmektedir.
1961 yılında 6 bin 800 olan Türk nüfusu, bugün üç milyona
yaklaşmıştır. Resmi rakamlara göre Almanya’da 868 bin 236’sı
Alman vatandaşı olmak üzere 2 milyon 607 bin 76 Türk kökenli
insan yaşamaktadır. (2) 1 Ocak 2000 tarihinde yürürlüğe
giren Alman Vatandaşlık Yasası’na göre doğumla Alman
vatandaşlık hakkını alan, fakat Türk Konsolosluklarında
kayıtları yapıl(a)mayan Türk kökenli çocukların sayısı bu
rakama dahil değildir. Bugün, Alman vatandaşlığına sahip
olanların sayısının bir milyondan fazla olduğu tahmin
edilmektedir. Almanya’daki Türk nüfusunun yaş ortalaması
34,6’dır.
GELENLER VE GİDENLER
27 Kasım 1973 tarihi, Almanya’ya Türk göçü için birinci
dönüm noktasıdır. Almanya’nın 27 Kasım 1973 tarihinde
“petrol krizi”ni gerekçe göstererek “yabancı işçi alımı”nı
durdurması (Anwerbestopp), Türkiye’den Almanya’ya göçü
tetiklemiş ve yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu tarihe kadar
çoğunlukla yalnız yaşayan Türk işçileri, eşlerini ve
çocuklarını da Almanya’ya getirmeye başlamışlardır.
Türk göçü için ikinci dönüm noktası Kasım 1980 ve Aralık
1981’dir. Almanya, 1980’de tek taraflı olarak Türkiye’den
gelenlere vize uygulaması başlatmış, Aralık 1981’de ise yeni
evlenen eşler için üç yıl bekleme zorunluluğu getirmiş ve
aile birleşimi çerçevesinde Almanya’ya gelecek çocukların
yaşını 18’den 16’ya düşürmüştür. Daha sonra üç yıllık
bekleme süresini kaldırmış, fakat Ağustos 2007’de, aile
birleşimi çerçevesinde Almanya’ya gelmek isteyen eşler için
Türkiye’de Almanca öğrenme şartı getirmiştir.
Almanya Türkleri için üçüncü hatta en zor dönem, “kalmak ve
dönmek” arasında karar vermek zorunda kaldıkları 1984
yılıdır. Almanya, ülkedeki Türklerin sayısını azaltmak ve
geri dönüşü teşvik etmek gayesiyle 1984 yılında “Geri Dönüşü
Teşvik Yasası” çıkartmış, bu yasadan 290 bin Türk vatandaşı
faydalanmıştır. Yasa çerçevesinde kesin dönüş yapan Türk
vatandaşlarına 10 bin 500 mark, çocuk başına da bin 500 mark
teşvik verilmiştir. Söz konusu teşvike rağmen çoğunluk,
Almanya’da yaşamayı tercih etmiştir. Bu sebeple 1984 yılını,
Almanya’da Türk varlığının kalıcılığa geçiş miladı
sayabiliriz.
Geçen süre içinde bütün önlemlere rağmen Almanya’da Türk
nüfusu artmaya devam etmektedir. Ancak, Almanya’ya gelen
Türklerin sayısı, özellikle son 10 yıl içinde inişe
geçmiştir. Mesela 1996 yılında Almanya’ya 73 bin 224 kişi
göç ederken, aynı yıl içinde 43 bin 534 kişi Almanya’dan
ayrılmıştır. 2006 yılında ise gelenlerin sayısı 30 bin 720’e
düşmüş, buna karşılık 32 bin 424 kişi de ülkeyi
terketmiştir. (3) Yani giderek Almanya’dan ayrılanların
sayısı yükselmeye başlamıştır.
Almanya’ya ilk gelen Türk işçilerinin yüzde 60’dan fazlasını
nitelikli işçiler oluştururken, geride bırakılan dönemde
“işgücünden beyin gücüne” doğru bir değişim yaşanmaktadır.
Beyin gücü, Almanya ve Türkiye’de refah seviyesindeki
farklılaşmaya dayalı olarak beyin göçüne dönüşmektedir.
TANIMLAR/KAVRAMLAR
Almanya’daki Türkler ile ilgili tanımlama/kavram
tartışmaları ilk yıllardan bu yana sürmektedir.
1960’lı yıllarda, ülkeye gelenler etnik kimliklerine
bakılmaksızın “misafir işçiler” (Gastarbeiter) olarak
tanımlanmaktaydılar. Bu tanımlama 70’li yılların başından
80’li yılların ortasına kadar “yabancılar/yabancı işçiler”
(Auslaender/Auslaendische Arbeiter), 80’li yılların
ortasından 90’lı yılların ortalarına doğru ise
göçmenler/hemşehriler/memleketliler” (Zuwanderer/Migranten/
Mitbürger) şeklinde değişmiştir. Türkler de buna paralel
olarak Türk göçmenler/Türk hemşehriler (Türkische
Zuwanderer/Migranten/Türkische Mitbürger) olarak
adlandırıldılar.
Özellikle Alman Vatandaşlık Yasası tartışmalarının
başlamasıyla Almanya’ya “aidiyeti” de yansıtan yeni
kavramlar üretilmiştir. Yeni tanımlamalar/kavramlar bütün
göç(men) kökenlilerden ziyade daha çok Türklere yöneliktir.
1 Ocak 2000 tarihinde Alman Vatandaşlık Yasası’nın yürürlüğe
girmesinden sonra yeni bir boyut kazanan kavram tartışması,
“Almanlık” vurgusunun öne çıkarıldığı zihniyet değişikliğine
işaret etmektedir: Alman Türkler (Deutschtürken), Türk
Almanlar (Türkdeutschen), Türk(iye) kökenli Almanlar
(Deutsche türkischer Abstammung), Almanya Türkleri
(Deutschlands Türken) (4), Almanyalı Türkler
(Deutschlaendische Türken) veya Türk(iyeli) Almanyalılar
(Türkische Deutschlaender) ve “Türk kökenli müslüman Alman
vatandaşı” (Deutsche Muslime türkischer Herkunft).
Bütün göç(men) kökenliler için “göç(men) kökenli/göç(men)
geçmişi olan Almanlar” (Deutsche mit
Migrationshintergrund/Deutsche mit Migrationsgeschichte)
kavramı da yaygınlaşmıştır.
VATANDAŞLIĞA
GEÇİŞ
Belirli bir süre çalışmak için Almanya’ya gelen Türkler,
aradan yaklaşık yarım asırlık bir süre geçmesine rağmen geri
dönememişler ve Almanya’yı mekan tutmuşlardır. Sadece
hayatlarındaki ekonomik, sosyal, kültürel değişiklikler ve
Türkiye’deki ekonomik krizler değil, özellikle bu ülkede
dünyaya gelen çocuk ve torunlar, geri dönüşün ertelenme
sebeplerindendir. Artık Almanya’da “misafirlikten ulus ötesi
vatandaşlığa geçiş“ dönemi başlamıştır.
Ancak, Alman vatandaşlığına geçenlerin sayısında, son
yıllarda büyük bir azalma gözlenmektedir.
Alman vatandaşlığına geçişler özellikle 1 Ocak 2000
tarihinde Alman Vatandaşlık Yasası’nın yürürlüğe girmesinden
sonra sürekli azalmaya başlamıştır. Örneğin 1999 yılında 103
bin 900 kişi Alman vatandaşlığına geçerken, 2000 yılının
sonunda bu rakam 82 bin 861’e ve 2007 yılında ise 25 bin
498’e düşmüştür (5). Alman vatandaşlığına ilginin
azalmasının en önemli nedenleri, çifte vatandaşlığın
yasaklanması, vatandaşlığa geçişin ayrımcılığı önleyememesi
ve vatandaşlığa geçiş için aranan şartların
zorlaştırılmasıdır.
2000-2005 yılları arasında Alman vatandaşlığını aldıktan
sonra, yeniden Türk vatandaşlığına geçtiği gerekçesiyle
yaklaşık 50 bin kişinin Alman vatandaşlığı iptal edilmiştir.
DOĞUMLAR VE ÖLÜMLER
Almanya’da 2007 yılında doğan Türk çocuklarının sayısı 26
bin 901’dir. Bu rakama, doğumla Alman vatandaşlığına geçen
ve Türk Konsolosluklarına bildirilmeyen doğumlar dahil
değildir.
Almanya’da doğum oranı (1,3) sadece Almanlar arasında değil,
Türkler arasında da düşmektedir. Türkler arasındaki doğum
oranı 2007 yılında 1,7’ye düşmüştür. Çok çocuklu Türk aile
yapısı, artık iki çocuklu aileye dönüşmüştür.
2007 yılında vefat edenlerin sayısı ise 4 bin 402’dir. (6)
EVLİLİKLER VE BOŞANMALAR
2007 yılında eşlerin ikisinin de Türk olduğu 2 bin 33
evlilik kayıtlara geçmiştir. Eşlerden birinin Türk,
diğerinin yabancı (Türk-Yabancı) olduğu evliliklerin sayısı
6 bin 733’dür. (7) Rakamlara bakıldığında Türklerin daha çok
yabancılarla evlendiği sonucu çıkmaktadır. Fakat, Alman
vatandaşlığına geçen, yani çifte vatandaş olmayanların
evlilikleri de “Türk-Yabancı” evliliği olarak kayıtlara
geçtiği için, rakamlar gerçek durumu yansıtmamaktadır.
Bundan böyle de sağlıklı rakamlara ulaşmak güçleşecektir.
2006 yılında boşananların sayısı 5 bin 603’dür. (8)
İSTİHDAM VE EKONOMİK GÜÇ
Almanya’da, çalışan Türklerin sayısı, Alman vatandaşlığına
geçenler hariç, 478 bin 27’dir.
(Erkek: 340 bin 77, Kadın:
137 bin 950). (30 Haziran 2006)
Almanya Türkleri’nin en önemli sorunlarının başında işsizlik
gelmektedir. 100 bin 465’i erkek ve 75 bin 305’i kadın olmak
üzere toplam 175 bin 770 işsiz Türk vardır. En yüksek sayıda
işsizlik 25 - 45 yaş grubu arasındadır (116 bin 481). (9)
Almanya Türkleri, “kendi işini kurma“yı ekonomik
güç/bağımsızlık için bir çıkış yolu olarak görmektedirler.
„İşçilikten işverenliğe geçiş“ çoklarının hayalini
süslemektedir. 2007 yılında Türkler tarafından açılan
işletmelerin sayısı 70 bin 300’e ulaşmıştır. Türk
işletmelerinde yaklaşık 337 bin kişi çalışmaktadır. Türk
işletmelerinin toplam yatırım miktarı 7,7 milyar Avro,
yıllık toplam ciroları ise 32,7 milyar Avro’dur. Türk
girişimcilere ait işletmelerin büyük çoğunluğunu küçük
ölçekli işletmeler oluşturmaktadır.
2006 yılı
verilerine göre, 203.000 Türk, satın aldığı evde
oturmaktadır. (10) Bu
da yerleşikliğin göstergelerinden bir diğeridir.
EMEKLİLİK
139 bin 416 Türk vatandaşı (Alman vatandaşlığına geçenler
hariç) yaşlılık, 55 bin 970 Türk vatandaşı maluliyet ve 67
bin 720 Türk vatandaşı da dul/yetim aylığı almaktadır.
31 Aralık 2007 tarihi itibariyle Alman Sosyal Güvenlik
Kuruluşları’ndan malullük, yaşlılık, dul ve yetim aylığı
almakta olan toplam 257 bin 424 Türk vatandaşının 39
bin.391’i Türkiye’de ikamet etmekte ve hak sahiplerine ayda
ortalama 535,69 Avro ödeme yapılmaktadır. (11)
DERNEK ÇALIŞMALARI
Almanya Türkleri arasında göçün ilk yıllarından itibaren
dernek çalışmaları yaygındır. Türkler hemen hemen bütün
alanlarda dernekleşmişlerdir. Bunlar arasında dini,
sosyal-kültürel, spor, mesleki, hemşehri, uğraşı (hobi) ve
yardım dernekleri yer almaktadır. Türklere ait dini (720),
sosyal-kültürel (580) spor (490) ve diğerleri (580) olmak
üzere 2 bin 370 dernek vardır.(12) Ancak bu resmi rakamların
arasında camilerin yer almadığı tahmin edilmektedir, zira
sadece Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) çatısı
altında 750’nin üzerinde cami kayıtlıdır. Almanya’da sadece
DİTİB’e bağlı derneklerin toplam sayısı 886’ya ulaşmıştır.
Türk dernekleri, bir başka deyişle Türk sivil kitle
kuruluşları, özellikle son yıllarda, Türk toplumunun
çıkarları doğrultusunda “ortak gayeler için ortak hareket
etme” kabiliyeti göstermeye başlamıştır. Türk çatı
kuruluşlarının ortak hareketi ve Almanya Müslümanları
Koordinasyon Konseyi’nin (KRM) hayata geçirilmesi, bunun en
güzel örnekleridir.
EĞİTİM VE ÖĞRETİM
Almanya’da,
Alman vatandaşı olanlar hariç, 519 bin 126 Türk çocuğu,
hazırlık sınıfları da dahil olmak üzere İlkokul, Orta Okul,
Lise ve yüksek okullarda öğrenim görmektedir. Türk
öğrencilerin okullara göre dağılımı şu şekildedir: Hazırlık
Sınıfı (Vorklasse): Bin 84, Okul Çocuk Yuvası
(Schulkindergarten): 4 bin 171, İlkokul (Grundschule): 165
bin 562, Temel Eğitim/Orta Okulu (Hauptschule): 111 bin 583,
Aynı Anda Değişik Dallarda Eğitim Veren Okullar (Schularten
mit mehreren Bildungsgaengen): 3 bin 366, Seçmeli Temel
Eğitim Okulu (Realschule): 41 bin 168, Lise (Gymnasium): 23
bin 574, Karma Okul/Hür Waldorf Okulu
(Gesamtschule/Waldorfschule): 35 bin 336, Akşam Okulu ve
Kolej (Abendschule und Kolleg): 3 bin 203, Teşvik Okulu
(Förderschule): 28 bin 298, Meslek Okulu (Berufsschule): 77
bin 145 ve Yüksek Okul: 24 bin 448.
(Yüksek okullara devam
edenlerin sayısı Alman vatandaşlığına geçenlerle 36 bin
olarak tahmin edilmektedir).
Türk Dili ve Kültürü derslerine devam eden Türk öğrencilerin
sayısı 197 bin 225’dir. (13)
Almanya’da
son yıllarda Türkler tarafından özel okullar açılmaktadır.
Farklı eyaletlerde açılan özel okulların sayısı 2007’de 15’e
ulaşmıştır.
MESLEKİ EĞİTİM
Mesleki eğitim gören Türk gençlerinin sayısı 77 bin 145 ve
çıraklık eğitimi gören Türk öğrencilerin sayısı ise 30 bin
333’dür (14). 1995/96 yılında 51 bin 385 olan bu rakam 10
yıl içinde yaklaşık 20 bin azalmıştır. Bunun en önemli
nedeni, Türk gençlerinin meslek eğitimi/çıraklık yeri
bulmada karşılaştıkları sorunlardır. Bu sorunları, Alman ve
AB üyesi ülkelerden gelen çıraklara öncelik verilmesi, Türk
işverenlerin çıraklık eğitimi konusuna gereken önemi
göstermemeleri, Türk gençlerinin yeterli derecede
bilgilendirilmemesi ve yönlendirilmemesi şeklinde özetlemek
mümkündür.
SİYASİ
KATILIM
Almanya’ya “misafir işçi” olarak gelen Türklerin çocukları,
artık siyasi alanda da başarı göstermektedirler. Bu,
Almanya’dan Avrupa Parlamentosu’na, bir başka deyişle
Berlin’den Brüksel’e hatta Ankara’ya kadar uzanan siyasi bir
başarıdır. “Misafir işçilikten meclise” şeklinde
tanımlanabilecek bu siyasi süreç, hem Almanya hem de Almanya
Türkleri için büyük önem kazanmaktadır.
Almanya’da sürekli artış gösteren Türk seçmen sayısı 600
bini aşmıştır. Türk kökenli Alman seçmenler, sadece federal
değil, eyalet ve belediye seçimlerinde, özellikle yoğun
olarak yaşadıkları büyük şehirlerde, belirleyici siyasi güç
haline gelmişlerdir. Türk kökenli seçmenlerin oylarının
seçimlerde belirleyici rol oynadığı artık kabul
edilmektedir.
Siyasi çalışmalar, önümüzdeki yıllarda federal düzeyde,
eyaletlerde ve belediye meclislerinde Türk kökenli
temsilcilerin sayısının artacağına işaret etmektedir.
Avrupa Parlamentosu’na (AP), Federal Almanya Meclisi’ne
(FAM), Federal Almanya Eyalet (EM) ve Belediye Meclislerine
seçilen Türk kökenli Alman politikacılarla ilgili sayısal
bilgiler şu şekildedir: AP: 2, FAM: 5, Berlin Eyalet
Meclisi: 8, Hamburg Eyalet Meclisi: 6, Aşağı Saksonya Eyalet
Meclisi: 1, Bremen Eyalet Meclisi: 5 ve Hessen Eyalet
Meclisi: 2.
Belediye Meclisi
üyeliklerine seçilenlerin sayısı 73 ve Uyum Meclislerine
(Yabancılar Meclisi) seçilenlerin sayısı ise bin 500
kişidir.
TÜRK MEDYASI
Türk işçi göçünü yaklaşık üç yıl aradan sonra, 1964 yılında
Türk gazeteleri takip etmiştir. 1964 yılında, Türkiye’de
basılan gazeteler, hergün uçakla Almanya’ya getirilerek
dağıtımı yapılırken, 1969 yılından sonra Almanya’da
basılmaya başlamıştır.
Yaklaşık 47 yıllık göç sürecinde, Türkiye’deki ulusal
gazetelerin büyük bir kısmı, Almanya’da da yayınlanmıştır.
Fakat çoğu, çok geçmeden kapanmak zorunda kalmıştır. Bugün
Almanya’da Türk göç tarihi kadar eski olan tek gazete
Hürriyet’tir. Sonraki yıllarda yayın hayatına başlayan ve
günümüzde yayınlanan diğer gazeteler şunlardır: Zaman,
Milliyet, Sabah, Türkiye, Cumhuriyet Hafta, Milli Gazete,
Evrensel, Hafta Sonu, Taka, Fanatik ve Özgür Politika.
Ayrıca haftalık, iki haftalık ve aylık olarak daha çok
reklam amaçlı yayınlanan ve genellikle parasız dağıtılan
Türkçe mahalli “ilan gazeteleri” de mevcuttur.
Türk gazeteleri, özellikle uydu kanallarının ve internet
gazeteciliğinin yaygınlaşmasından itibaren tiraj sorunu
yaşamaktadırlar. Hem yeni okuyucu kitlesi kazanabilmek, hem
de çok iyi Türkçe bilmeyen veya daha çok Almanca okumayı
tercih edenler için Almanca ilaveler kaçınılmazdır.
Almanya’da, Der Spiegel, Stern veya Focus benzeri düzenli
olarak ve Almanya çapında yayınlanıp okuyucuya ulaşan Türkçe
siyasi bir haber ve yorum dergisi henüz yoktur.
Almanya’da, çanak anten veya kablo yoluyla Türkiye’deki Türk
televizyon kanalları da seyredilmektedir. 1989'da ilk kez
TRT-INT, Almanya’ya ve diğer Avrupa ülkelerine kablo
üzerinden yayın yapmaya başlamıştır.
Son yıllarda, özellikle radyoculuk ve televizyonculuk
alanındaki çalışmalar ağırlık kazanmıştır. Merkezi
Almanya’da bulunan ve temsilciliği kurulan Türklere ait
televizyon kanallarının sayısında bir artış gözlenmektedir.
Türk medyası, haber ve yorumlarıyla Almanya’daki küçük
Türkiye’yi yansıtmaktadır. Yakın bir zamana kadar uyumun
(entegrasyonun) önünde büyük bir engel olarak görülen ve
gösterilen Türk medyasının, son yıllarda uyuma sağladığı
katkılar da gündeme getirilmektedir.
Yeni yetişen nesillerin basın-yayın mesleğine ilgisizliği,
özellikle Türk varlığının geleceği açısından üzerinde
durulması gereken çok önemli bir sorundur.
SPOR
Almanya Türkleri’nin en başarılı oldukları alanlardan biri
de spordur. Sözgelimi, 2007/2008 sezonunda, Almanya Futbol
1. Ligi'nde forma giyen Türk futbolcu sayısı 12’ye
yükselmiştir. 2. Lig'de forma giyen Türk futbolcu sayısı
18’dir. 19 yaş altındaki spor takımlarında futbol oynayan
Türk gençlerinin sayısı 100’ü aşmıştır. (15) Türk gençleri
artık Alman Milli Takımları’nda da oynamaktadırlar.
Türk gençleri sadece futbolda değil, özellikle boks ve uzak
doğu sporlarında da başarılıdırlar.
KÜLTÜR VE SANAT
Almanya Türkleri arasında kültür ve sanat alanında başarılı
çalışmalara imza atan ve uluslararası üne kavuşanların
sayısı, henüz arzu edilen düzeyde değildir, fakat
artmaktadır. Özellikle sinema, tiyatro, edebiyat, müzik
dallarında Almanya’nın kültür ve sanat hayatına katkıda
bulunan Türk kökenliler, farklı eserleriyle hem içinde
yaşadıkları toplumun bir parçası olduklarını kanıtlamakta,
hem de kültür ve sanat anlayışına yeni bir renk ve soluk
getirmektedirler.
ALMANYA TÜRKÇESİ
Almanya
Türkleri’nin ana dili Türkçe’dir. Fakat özellikle üçüncü
nesil, genellikle “Almanya Türkçesi” (Deutürkisch) adı
verilen “karışık dil” (Mischmaschsprache) konuşmaktadır.
“Almanya Türkçesi,
Almanya'da yaşayan veya orada
doğup büyüyen
Türklerin
Türkçe'yi konuştukları biçime
verilen addır. Almanya'daki Türkler, Türkiye Türkçesi ile
konuşmaktadırlar. Günlük kullandıkları sözcük dağarcığı dar
(700-800 sözcük) olduğu için, yaşadıkları ülkedeki kullanım
alışkanlığı edinilmiş sözcükleri tercih ederler. Bu tarz,
temelde Türkiye Türkçesi'nden fazla ayrılmasa da, kendine
has bir biçim ifade eder. Türkçe konuşurken, gerek şivede,
gerek vurgulamalarda, gerekse deyim ve terimlerde bu etki
görülebilir. Bu durum Türkiye Türkçesi'ni çok iyi konuşanlar
tarafından rahatça farkedilebilir.
”(16) Daha çok
Almanya’da doğup büyüyen üçüncü nesil kendi arasında
konuşurken, Türkçe karşılığını bilmediği sözcüklerin yerine
Almanca sözcükler kullanmaktadır. Bu karışık dilin, daha
doğrusu konuşma şeklinin ortaya çıkmasının başlıca
nedenleri, değişik kültür ortamında yetişme, aile faktörleri
ve en önemlisi, okulda Türkçe eğitiminin yetersiz
kalmasıdır. (17)
ALMANYA TÜRK(ÇE) EDEBİYATI
Göç(menlik) süreci ile Almanya’da Türk(çe) edebiyatı
doğmuştur. Daha çok sazlı ve sözlü geleneğe sahip Türkler,
özellikle 1970’li yıllarda göçten kaynaklanan duygu ve
düşüncelerini yazılı ve sözlü olarak dile getirmeye
başlamışlardır. Çünkü, 1961’den 1973’ün sonuna kadar
Türklerin büyük çoğunluğu, eş ve çocuklarından ayrı
yaşamıştır. İlk yıllarda ağırlıklı olarak göç(menlik),
vatan, eş, çocuk, dost, aile hasreti, sıla, baba, anne ve
yar sevgisi, gurbet, ayrılık, dil sorunu, yabancılık,
ayrımcılık, sahipsizlik, geri dönüş, sabır gibi konular
işlenmiştir.
İkinci nesil göçmenler, göç olgusunu, göç(menlik)ten
kaynaklanan ve içinde yaşadıkları toplumun sorunlarını
yansıtan çalışmalarla gündem oluşturma çabasındadırlar.
Misafirlikten vatandaşlığa geçiş süreci başladıktan sonra,
işlenen konular da değişmiştir. Çok kültürlü, iki hatta çok
dilli yetişen yeni nesil, hikayeden romana, şiirden hicive
kadar medyayı da kullanarak, hemen hemen bütün edebiyat
dallarında eserler vermektedirler.
Ayrıca, geçen süre içinde, Türk-Alman Edebiyatı
(Türkisch-deutsche Literatur) da gelişmektedir.
TÜRK GÜNÜ
Almanya’da, 2002 yılından bu yana, Amerika’da yaygın olan
bir gelenek örnek alınmış ve Türk Günü (Türkischer Tag)
kutlanmaya başlanmıştır. 25 Mayıs 2002 tarihinde
Berlin/Brandenburg Tor’da yapılan ilk Türk Günü’ne,
Almanya’nın çeşitli şehirlerinden onbinlerce insan
katılmıştır. Artık gelenekleşen Türk Günü, Almanya’daki
sivil kitle kuruluşları tarafından özellikle Türk iş
adamlarının desteği ile düzenlenmektedir.
Her yıl
barış, kardeşlik ve dostluk şöleni şeklinde geçen Türk
Günü’ne, Almanya’dan ve Türkiye’den farklı kurum ve kuruluş
temsilcileri, sanatçılar, sporcular, kısaca toplumun bütün
kesimlerinden onbinlerce kişi katılmaktadır.
SONUÇ
Almanya’daki Türk varlığı hakkında, genel bir değerlendirme
yapıldığında ortaya kısaca şu sonuçlar çıkmaktadır:
Almanya’da, yaklaşık yarım asırlık bir göç sürecinden sonra,
artık toplumun bütün katmanlarında roller üstlenerek
vatandaşlık görevlerini yerine getiren, ülkenin vazgeçilemez
bir parçası haline gelmiş Almanya Türkleri gerçeği vardır.
Almanya Türkleri, Almanya’yı “yeni yurt“ olarak
benimsemiştir. Çoğunluğu kendini evinde hissetmektedir.
Almanya, göçün ilk yıllarında algılandığı gibi “acı vatan”
değil, artık “ikinci vatan”dır. Almanya Türkleri’nin
geleceklerini bu ülkede planlamaları ve “müslüman
mezarlıkları”nın tesis edilmesi, kalıcılığın en belirgin iki
işaretidir.
İleri sürüldüğü gibi, artık her yıl Türkiye’den Almanya’ya
onbinlerce kişi gelmemektedir. Geri dönenlerin sayısı
yükselişe geçmiştir.
Ceza evleri Türk mahkũmlarla dolu değildir. Ceza evlerindeki
Türk hükümlü sayısı, Alman vatandaşlığına geçenler hariç,
dört bin 712’dir. (31 Mart 2005)
Alman vatandaşlığına geçiş, eski cazibesini kaybetmiştir.
Bunun en yaygın olarak bilinen nedeni, Alman vatandaşlığının
çoğu kez sadece kağıt üzerinde kalması ve ayrımcılığı
önleyememesidir. Diğer önemli iki etken de çifte
vatandaşlığın yasaklanması ve özellikle vatandaşlığa geçişin
zorlaştırılmasıdır.
Türkler arasındaki doğum oranı, hem de çok hızlı bir şekilde
düşmektedir. Doğum oranı 2007 yılında 1,7’ye düşmüştür. Çok
çocuklu Türk aile yapısı, artık tarihe karışmış ve yerini
iki çocuklu aileye terketmiştir. Türkler arasında boşanmalar
hızla artmaktadır.
Almanya Türkleri’nin en öncelikli üç sorunu eğitim(sizlik),
işsizlik ve ayrımcılıktır. İlk iki sorun, aslında birinci
derecede ayrımcılıkla ilintilidir. Söz gelimi, Türk
çocuklarının eğitimdeki başarızlığının nedeni, sadece
Almanca dil bilgisizliği, velilerin ilgisizliği değil,
eğiticilerin de ilgisizliği ve özellikle ayrımcı
uygulamalarıdır. Bir başka deyişle Alman eğitim sisteminin
seçici ve eleyici yapısıdır. Kültürlerarası eğitimin,
anadilinin dikkate alınmayışıdır.
Türk gençleri özellikle meslek eğitim veya çıraklık yeri
ararken de ayrımcı uygulamalara maruz kalmaktadırlar. Son
yıllarda, meslek eğitimi yapanların veya çıraklık eğitimi
görenlerin sayısının azalmasını, sadece gençlerin
ilgisizliği olarak açıklamak mümkün değildir. Eğer bir Türk
genci, 100 veya 200 işyerine başvurduğu halde meslek veya
çıraklık eğitimi yeri bulamıyorsa, bunun doğuracağı sonuçlar
çok iyi düşünülmelidir. Gençlerde dışlanmışlık duygusunun
oluşması, uyumun önündeki en büyük engeldir. Bu engelin
kaldırılması için kökenine, etnik kimliğine bakılmaksızın
bütün gençlere eğitimde ve meslek eğitiminde fırsat eşitliği
verilmeli ve adaletli davranılmalıdır. Zira genç Türkler,
yaşlanan Almanya için bir hazinedir.
Almanya Türkleri ekonomi, siyasi, sosyal, kültürel, sanat,
sinema, edebiyat, müzik, spor ve daha birçok alanlara
damgalarını vurmaktadırlar. Fakat Almanya Türkleri’nin
dinamizmi, içinde yaşadıkları topluma ve toplum barışına
katkıları, çoğu kez görmezlikten gelinmekte veya çok sınırlı
olarak sadece ekonomik gücünden söz edilmektedir. Kuzey Ren
Vestfalya Uyum Bakanı Armin Laschet’in de dile getirdiği
gibi, Almanya Türkleri’nin ve diğer göçmenlerin bu ülkeye
katkıları, çektikleri acılar ve çileler ders kitaplarında
yerini almalı ve okullarda çocuklara öğretilmelidir.
Almanya’daki Türk varlığı, Türkiye’deki Alman varlığı, iki
ülke arasında çok önemli bir köprü görevi üstlenmektedir.
Türkiye’nin en büyük ticari ortağı Almanya’dır ve Türkiye,
her yıl yaklaşık dört milyon Almanın ziyaret ettiği bir
ülkedir. İki ülke arasındaki dostluk ilişkileri, en az 250
yıl öncesine kadar uzanmaktadır.
Fakat Almanya’da Türk varlığı, bütün farklılıklarıyla henüz
tam olarak benimsen(e)memiştir. Çünkü Türk varlığı, farklı
şekillerde algılanmaktadır. Bu algılayış biçimini ve
yaklaşımını, birinci derecede tarihi önyargılar,
dini-kültürel farklılıklar ve gelecek korkusu
şekillendirmektedir. Bunun en önemli nedeni, özellikle bir
kısım basın-yayın organlarının ve Türkiye-Türk karşıtı
politikacıların, Türk varlığını bir “zenginlik” olarak
değil, daha çok bir “tehdit” veya “yabancı unsur” olarak
göstermeleridir. Özellikle bir kısım Alman medyasında
yansıtılan olumsuz Türk imajı, mevcut önyargıların daha da
güçlenmesine ve yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadır.
Diğer taraftan, son yıllarda Türk varlığına yaklaşımda
olumlu bir değişim de gözlenmektedir. Federal Almanya
Cumhurbaşkanı Horst Köhler’in, 2008 yılında Cumhurbaşkanlığı
Sarayı Bellevue’de, yabancı gazetecileri kabulünde,
“Türklerin Almanya'da kendilerini iyi hissetmelerini ve
burada kabul gördüklerini bilmelerini istiyorum”
cümleleriyle dile getirdiği mesajı, bu değişime güzel bir
örnektir. Bu, özellikle ortak gelecek açısından çok
sevindirici bir gelişmedir. Her iki toplumun da bakış
açılarının değişmesi, önyargıların ortadan kaldırılmasını,
barış ve huzur içinde birlikte yaşamayı sağlayacaktır.
Birlikte yaşama kültürünün ana ilkeleri demokrasi, hukuk
devleti, özgürlük, çeşitlilik, hoşgörü, adalet ve insan(lık)
onurudur. Bu evrensel değerlerlerden birinin olmadığı yerde,
birlikte yaşama kültüründen söz edilemez.
Kaynaklar:
1- Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşması, Bad Godesberg,
30 Ekim 1961, Madde 12: “İşbu anlaşma önceyi
kapsayacak şekilde 1 Eylül 1961 de yürürlüğe girecek, bir
yıl için akdedilecek ve geçerlik süresinin sona ermesinden
en geç üç ay önce iki Hükümetten biri tarafından
feshedilmediği takdirde kendiliğinden bir sene daha
uzayacaktır.”
http://www.diyih.gov.tr/sayisal_bilgi/ikili_anlasma_sozlesme/isgucu_anlasma/Almanya.doc
2- Federal İstatistik Dairesi ve T. C. Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, 2007 Yılı
Raporu (31. 12. 2006).
3- A.g.k.
4- 1980’li yılların
son yarısından itibaren “Almanya’daki işçilerimiz” yerine
“Almanya’daki Türk varlığı” deyimi kullanılarak,
insanlarımızın bu ülkede yaşamlarını sürdürmeye kararlı
olduğu, Türkiye Cumhuriyeti tarafından da belirtilecektir.
5- Federal İstatistik Dairesi ve T. C. Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, 2007 Yılı
Raporu (31. 12. 2006).
6- A.g.k.
7-
A.g.k.
8-Federal
İstatistik Dairesi, Wiesbaden 2007
9-
A.g.k.
10- Kaynak: Türkiye
Araştırmalar Merkezi, Essen 2006
11- Kaynak: Alman Malullük,Yaşlılık, Ölüm Sigortası,
31.12.2007
12- Kaynak:
Federal .Eğitim ve Bilim Bakanlığı “Grund- und Strukturdaten
2005” ve Almanya’daki T.C. Eğitim Ataşelikleri, 2006/2007
öğretim yılı itibariyle
13- A.g.k.
14- Kaynak: Federal
Eğitim ve Bilim Bakanlığı “Grund und Strukturdaten 2005”
15-
http://www.internetspor.com/news_detail.php?id=71279
16-
http://tr.wikipedia.org/wiki/Almanya_T%C3%BCrk%C3%A7esi
17-
A.g.k.
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Almanya’da
Türk Varlığı
Şüpheler
mutlaka giderilmeli
Kölnarena
Konuşması/Buluşması
Koch’a
siyasi ahlak dersi
Marco
Paşa
Oy
hakkı sözü ne oldu?
“Almanca'yı
Koruma Yasası” mı?
Dönüş
düşüncesi
Made
in Germany
İlk
kadın başbakan
Yeni
meclis, eski kafa
AB’nin
hutbe rahatsızlığı
Utandıran
Pano
Doðru
yazalým, doðru konuþalým!
Anti-İslam
kampanyası
Sömürge
Medeniyeti
Milletin
parasıyla
içki
içmek
40
yıl önce 40 yıl sonra
Uyum
mu, Kıyım mı?
Zihniyet
Krizi
SAYFA
BASI
|