|
Seçimler
ve Azınlık Türk Kadın Hareketi İlişkisi
Resmi azınlık kavramına göre Almanya’da yaşayan azınlıklar
arasında Türkler yok. Ancak, fiili (de fakto) Türk azınlığı
var.
Almanya’da, Türkçe konuşan, kendine özgü bir hayatı
kavrama ve yaşama tarzı olan, Alman vatandaşlığını
alsa da kendisi için Türk tanımlaması yapıldığında
bunu garipsemeyen büyük bir halk kitlesi yaşıyor.
Hatta bazıları “hayır, ben Türk kökenli
Alman’ım” da deseler, sahip oldukları kimlik
“Türk” kavramında kesişiyor. Üstelik bu
kitlenin tarihi 30 Ekim 1961’de, veya 29 Ekim 1920’de başlamıyor.
Tarihi köklerini Orta Asya steplerinde arayan ve ne kadar değişime
uğrarsa uğrasın, kültür değerlerinin bir
ucunun Anadolu Türkiye’sine dayandığını
farkeden, ortak paydalarından birisi ister imani isterse
geleneksel gerekçelere dayansın, İslam olan bir
halk kitlesi varlığını sürdürüyor bu ülkede.
Bunların pek azı kendilerine “Türkiyeli”
diyorlar. Büyük bir çoğunluğu ise bu kavrama
fazla ısınamadıklarından mıdır
nedir, “Türkiyeli” deyince akıllarına
bir “sosis” reklamı geliyor ve “Deutschlaender
Würstchen” (Almanyalı sucuk) ile karşılaştırıp
yüzlerini buruşturuyorlar.
Kısacası farklılıklarıyla yaşayan,
fakat vatandaş olma bilincine sahip oldukça bu ülkenin
yerleşik halkıyla beraber yaşamasını
daha kolay beceren uyumlu bir kitleden bahsediyoruz. Onları
azınlık yapan en önemli etken alt sınıf
vatandaş olmaları, hatta yerleşik halkın
politikacıları gözünde vatandaş bile olamayıp
ne demekse “Mitbürger” (ile/ortak vatandaş)
kabul edilmeleri. Bir yandan farklılıklarını
korumak, diğer taraftan da çokluk içinde birlikte yaşamak
için eşit olmak isteyen bu insanların, azınlık
olarak adlandırılmaları, resmi politikaya
uymasa da tam bir
realite örneği.
İlk yazıda “Azınlık Türk kadın
hareketi var mı?” sorusunu sormuştuk.
Almanya’da Türk kadınları henüz kendilerini azınlık
kabul edecek veya bir kadın hareketi etrafında buluşacak
bilince henüz ulaşamadılar tesbitinde bulunmuş,
bu tesbite katılmayanlar için bir tez ortaya atmıştık.
Zira hareket, kişilerin bulundukları durumdan memnun
olmamalarının sonucu olarak ortaya çıkan tabii
bir reaksiyon biçimidir. Ancak, bu reaksiyonun verilmesi için
şuurlu bir davranış sergilemek gerekir ki,
Almanya’da yaşayan Türk kadınlarında bu
şuur henüz bir “kadın hareketi” olma özelliği
taşıyacak noktaya gelememiştir.
18 Eylül 2005 seçimlerinin sonucunda meclise girmeyi başaran
Türk kökenli milletvekillerinin sayısının beşe
çıkması ve bu beşten üçünün kadınlardan
oluşması, bunun tersini isbat etmeye yetmiyor. Gerçekten
de Almanya’da yaşayan Türk kökenliler arasında
kadınların oranı yüzde 45 ve Alman
Meclisi’nde temsil edilen Türk kökenli kadınların
oranı Türkler arasında yüzde 60 olsa da, bu rakam
bir kadın hareketinin ortaya çıkardığı
bir sonuç olmamıştır. Aksine, Türklerin oyunu
keşfeden Alman siyasetinin bu oylara talip olmasının
bir sonucudur. Zira Alman vatandaşı olan seçmen Türkler,
en az üç Dresden şehri edecek kadar seçmen sayısına
ulaşmıştır. Ayrıca bu sonuç, göçmenler
adına hangi gerekçelerle olursa olsun, mücadele veren
siyasi gurupların çalışmalarının bir
meyvesidir.
Alman nüfusunun gelecek 30 yıl dikkate alındığında
ağırlıklı olarak yabancılardan, onlar
arasında da Türkler’den oluşması ihtimali,
akıllı Alman siyasetçilerini vakit geç olmadan
hareket etmek zorunda bırakmıştır. Bu da
madalyonun bir diğer yüzüdür. Milli kimliklerine vurgu
yapanlar yerine, kozmopolit bir kimliğe daha yatkın
olanların bu siyasi deneme projesinde tercih edilmeleri
de bir başka boyuttur. Söz konusu siyasi denemede beş
milletvekili arasında Türkiye kökenli kadınların
yüzde 60 oranında temsil edilmesi şimdilik ilginç
bir tesadüftür.
Açıkçası, Alman Meclisi’nde var olan bu yeni
durum, sadece Alman siyaseti ve siyasetçileri için değil,
Türk azınlığına dahil olanlar ve bütün
göçmenler için de bir deneme, gözlemleme, örnek alma ve
geleceğe yönelik hayaller kurma veya teoriler (kuramlar)
geliştirme süreci olacaktır.
Ne diyelim; hayırlı olsun...
E-Posta: a.kilicarslan@t-online.de
Yazarın
diğer
yazıları:
Seçimler
ve Azınlık Türk Kadın Hareketi İlişkisi
Göçelim,
ancak göçen olmayalım!
Erkekler
farklı mı ölür?
8
Mart Dünya Kadınlar Günü
Aman,
çifte kavrulmayalım!
Avrupa
aydınlanmış da...
Hollanda’da
pişti, üzerimize düştü
Kadınlar
siyasetin neresinde?
Azınlık
Türk kadın hareketi var mı?
SAYFA
BASI
|