·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  DÜŞÜNCE TURU

               Fikret Ekin

 

fikretekin@web.de


İslam Düşmanlığı


       Geçtiğimiz günlerde, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ında gayretleriyle, AB’de İslam düşmanlığı ile mücadele kararının alındığı açıklandı.

       İster inkar edilsin, isterse bizim son 15 yıldır ısrarla dile getirdiğimiz ve son yıllarda açıkça ortaya çıkan şekliyle kabul edilsin, Yeni Dünya Düzeni veya Globalleşme denilen yeni “heyulenin” hedef tahtasına oturtulan düşmanı, İslam’dır.

       Türkiye’de yaşanan 28 Şubat sürecinin neye hizmet ettiği ve benzerleri gibi, kesinlikle “yerli” bir hareket olmadığı, şimdi daha açık anlaşılmaktadır.

       Bilhassa o günlerin Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel’in kendisine yöneltilen “28 Şubat süreci bitti mi?” sorusuna verdiği “28 Şubat bitmemiştir ve bitmeyecektir. Globalleşmiştir. Bin yıl sürecektir.” şeklindeki cevabı, o gün pek dikkat etmemiş ve önemsememişsek de, üzerinde bir daha durulmaya değer, enteresan bir cevaptır.

       Sayın Demirel’in siyasi dehası(!) ve uluslararası malum ilişkileri düşünüldüğünde, Türkiye 28 Şubat’ının “bir öncü deprem” olduğu açıkca anlaşılmaktadır.

       Daha 1990’ın 7-8 Haziran’ında İngiltere Başbakanı “Demir Leydi” lakablı, Margaret Thaetcher’in, İskoçya’da gerçekleştirilen NATO zirvesinde, Türkiye’nin de içinde bulunduğu toplantıda, açıkca “Yeni düşman İslam  Dünyası’dır” deyişindeki pervasızlığı hatırlarsak; buna birde NATO eski Genel Sekreteri Willy Claes’in defalarca “kominizmin çöküşünden sonra en ciddi tehdit İslam’dır” deyişini ve bunu ısrarla tekrarlayışındaki niyeti kavrarsak; buna birde Fransa’nın Sosyalist Başbakanı Alein Juppe’nin Bosna-Hersek Müslüman Katliamı sırasında sarf ettiği “Ne yani bırakalımda, Avrupa’nın ortasında bir İslam Devleti mi kurulsun” deyişindeki, katliam destekleyiciliğini ifşaa eden tavrını ilave edersek, sanırım bazı şeyler daha açık bir noktaya gelmiş olur.

       Şimdi bütün bunların 11 Eylül’den önce gerçekleştiğini düşününce, 11 Eylül’ün nedeni ve nasılı da, sanırım daha da netleşir. Ancak bizim gayemiz şimdi 11 Eylül olmadığı için, 11 Eylül olaylarından sonra ABD Başkanı George W. Bush’un sözlerini de buraya aktaralım.

       Bush’un 11 Eylül olaylarından sonra, bizim bazı aklı evvellerimizin ”gaf” diye geçiştirdiği, “Haçlı Seferleri ilanı”, hiç de “gaf” gibi görünmemektedir.

       Son olarak İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin “Hıristiyan Batı Medeniyeti İslam’dan üstündür” sözlerini de bütün bunlara ilave edelim.

       Almanya İçişleri Bakanı Otto Schilly’nin tutumları  ve şimdilik açığa çıkan kadarıyla, NRW Eyalet Başbakanı Rüttgers’in “Katoliklik diğer dinlerden üstündür” sözleriyle, Köln Emniyet Müdür Yardımcısı Dieter Klinger’in “İslam’ın Hıristiyanlık için giderek artan bir tehlike” olduğu iddiası ile birlikte düşünülünce, ortaya çıkan resme bir bakmak gerekir.

       Bütün bunlara İslami hiç bir düşmanlık geçmişi olmaması gereken Danimarka Kraliçesi II. Morgrethe’nin şu sözlerini de ilave etmek, sanırım fazlalıktır.

       Kraliçe II. Morgrethe: “İslam’ın mensuplarının ülkemizde giderek artması ciddiye alınması gereken bir meydan okumadır. Sorunun devamına bunca zaman izin verdik; çünkü toleranslı ve çok tembeliz. İslam’a karşıtlığımızı göstermeliyiz.

       Şimdi tüm bu açık ve net bir şekilde sürdürülen vede en üst seviyelerden seslendirilen, “İslam düşmanlığı” ile ilgili bir mücadele kararı çıkıyor, Avrupa Birliği’nden. 

      
Elbette bu kararın alınmasına ihtiyaç duyulması dahi vahimdir ve bir tehlikenin varlığının itiraf ve kabulüdür, bizim açımızdan...

      
Ancak daha vahim olan, bu kararı alanlarla, uygulayacak olanların aynı kişiler olması ve bu kişilerin zaten “İslam düşmanlığı”nın kışkırtıcı ve yönlendiricisi pozisyonundaki ülkelerin ve liderlerinin kontrolünde olmalarıdır.

        “İslam düşmanlığı” ile mücadele edecek olanlar Avrupa Birliği ülkelerinin siyasileridir, bu karar çerçevesinde.

       Oysa verdiğimiz örneklerle, konuşmalarıyla açıkca İslam düşmanlığı yapan Margaret Teatcher, Willy Claes, Alein Juppe, Silvio Berlusconi, Otto Schilly, Kraliçe II. Morgrethe, NRW Başbakanı Rüttgers ve benzerleri, alınan bu kararların kendi ülkelerinde uygulanmasından da sorumlu olan isimler veya o isimlere etki edebilecek isimlerdir.

       Öyle olunca, AB’de alınan bu karar, sadece gönül alıcı ve göz boyamalardan başka bir mana ifade etmeyecek gibi görülmektedir.

       Öyle olup olmadığına gelecek günlerde göreceğiz.

       Ancak Müslümanlar olarak bizim yeniden herşeye hazırlıklı olmamız gerekmektedir, ki bir daha gafil avlanmayalım.

       İşte asıl meselemiz de bu noktada başlamaktadır:

       İçine kurt dalmış veya çobanın deyneğine talime teslim olmuş koyun sürüsü görünümündeki Müslümanlarla nerede, nasıl ve nereye kadar hazırlık yapılabilinir?

       Daha kötüsü, asli vazifesi sürüyü korumak olan “çoban köpeklerinin” kurtlarla işbirliğinin  aşikar olduğu Müslüman coğrafyasında, “çobanların” da sanıldığı kadar masum olmadıklarının anlaşılmasıdır.

       Kasımpaşa’lı sandıklarımızın Kandıra’lı çıkmasını nasıl önleyebiliriz? 


Köln, 27.05.2005

SAYFA BASI


Yazarın diğer yazıları:

İslam Düşmanlığı
Kedi Medeniyeti
Arılardan İnsanlara...
Komplo Teorisi Yok-5
Komplo Teorisi Yok-4
Komplo Teorisi Yok-3
Komplo Teorisi Yok-2
Komplo Teorisi Yok-1
Kerkük, Ne Kadar Türk?
Dededen Toruna Türkçe(!)
İman'ı Vurdular
Bir Ramazan Daha Geçti!
Bir Konuşmaya Notlar..
Güvenlik mi hürriyet mi?
Hadi oradan sende...
''Bu Ne Kafa"
''Puzzle'' ın bütününü görmek (3)
''Puzzle'' ın bütününü görmek (2)
"Puzzle'' ın bütününü görmek (1)
Berlin`deki Yargıclar izinde mi?
Ne olur, ne olmaz
Cadı Avı
Bizden hatırlatması
İki Olay ve Hasta kafa
İnsanlığa Kurulan Tuzak
Bir Bu Eksikti!
Bütün “teferruatta” mı saklı?
Kaşınan ve Kaşıyanlar
Dünden Bugüne Değişen Bir Şey Yok
   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Fikret Ekin
İslam Düşmanlığı
Sebahattin Çelebi
gece yarısı...
Üzeyir Lokman Çaycı
Hayata Bakış
Mahmut Aşkar
Garibin Davası!..
Hasan Kayıhan
Mozaik'ten Çiçek Bahçesi'ne Türkiye
Orhan Aras
Yüreği Yaralı Şair, Tofig Abidin
Nuran Yelkenci
Duada kararlı olmak 
M. Ali Aladağ
Türk de Olmasa.....
Yakup Yurt
Gurbetten Gelmişim...
Yılmaz Kuzucu
Röttingen deki „İslam Projesi“ tüm okullara örnekti
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Mustafa Can
Benzemek Aynısı Demek mi....
Hidayet Kayaalp
Kendimizle İletişim
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Şefik Kantar
Bir Yürüyüşün Anotomisi
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç