|
DÜŞÜNCE
TURU Fikret
Ekin
|
|
|
fikretekin@web.de
|
“PUZZLE”
ın BÜTÜNÜNÜ GÖRMEK
(1)
Bizi bilenler bilir.
Gerek sohbetlerimizde, gerek yazılarımızda
ve tv. sohbetlerimizde ısrarla dile getirdik ve dedik ki;
Soğuk savaşın bitişi, komunizmin
çöküşü ile birlikte pek çok şey değişecektir.
Ama üç konu radikal bir biçimde, farklı bir
noktaya kaydırılacaktır.
Bilhassa Avrupa’da yaşayan biz Göçmen Müslüman
Türkleri yakınen ilgilendiren bu konularda geleceği
göremez ve tedbirler alamazsak, sonuç iç açıcı
da olmayacaktır.
On küsür yıldır, her fırsatta, her
mahvilde bu üç konuyu işledik.
Dudak bükenler oldu...
“Bu kadar da değil” diyenler oldu...
Tebessümle dinleyenler oldu...
Ama geldiğimiz nokta gösteriyor ki, ciddiye
alanlar olmamış!..
Hani adam “hastayım demiş inanmamışlar,
hastayım demiş inanmamışlarda, ölünce
mezar taşına yazdırmış ya: hastayım
dedim inanmadınız, ölüyorum dedim inanmadınız.
Aha öldüm. Şimdi görün gününüzü.”
Neydi o önemli üç konu ki, diğer tüm konular
onun içinde saklı?..
1.
Yeni düşman: İslam...
2.
Sosyal Devlet’ten vahşi Kapitalizme Geçiş...
3.
Türkiye’nin AB Karasevdasının Neticesi...
Biz ne demiştik, şimdi ne oldu ve daha neler olacak,
herbirisine bir bir bakalım
özet halinde..
1. “Sovyetlerin çöküşü ile NATO’nun düşman
rengi değişti. Soğuk savaş öncesi koruma
şeridi olan yeşil, şimdi hedef renktir. Önümüzdeki
yıllarda İslam ve Müslümanlara karşı
sistemli, ciddi saldırılar olacaktır. Bu saldırılar
siyasi, fikri, ekonomik ve askeri her sahada artarak sürdürülecektir.
Bu ise tüm müslümanları etkilediğinden daha fazla,
göçmen ve azınlık olan, biz Avrupa Müslümanlarını
etkileyecektir. Tedbir almak için teşkilatlı ve güçlü
bir yapı oluşturmalı; siyasi, ictimai, iktisadi
tedbirlerimizi bir an önce almalıyız” demiştik..
Önce İran hareketi, diğer İslam ülkelerine
örnek olmasın diye, Saddam’a havale edildi,
Afganistan’ın şanlı direnişi Taliban’a
kurban verildi...
Sonra Çeçenistan ve Azerbaycan tokadı yedi.
Arkasından Yugoslavya; Hırvatistan, Makedonya
ve Slovakya’nın sessizce ayrılmalarıyla parçalanırken;
Sırbistan’ın Bosna ve Sancak’ta utanç verici
bir İslam katliamına adeta seyirci kalındı.
Ne zaman ki Bosna toparlanıp kazanmaya başladı,
hemen müdahale edilerek önü kesildi ve hak edilmeyen bir
anlaşmaya, barışa mecbur edildi...
Bu konuda Bernard Levy’nin Fransa Başbakanı,
hem de sosyalist olanı, Hristiyan veya ırkçı
değil(!), Alain Juppe’ye “Bosna katliamı için
Batı adına utanç duyuyorum” dediği ve
Alain Juppe’nin “ne istiyorsunuz yani? Avrupa’nın
göbeğinde Müslüman bir ülkenin kuruluşunu kabul
mü edelim?” diye cevap verişi de; Alman Posta
Bakanı’nın olay karşısındaki
Avrupa’nın tutumunu kınayarak, istifa edişide
unutuldu gitti...
Sonra Samual P. Huntingten’in “Medeniyetler Çatışması”
tezi, yapılmak istenenlerin bir senaryosu olduğu
halde, ilmi bir incelemeymiş gibi sunulup, yutturulmaya
çalışıldı.
Hiçkimse bir ilim adamının “Batı kendi
medeniyeti içinde bütünlüğü sağlamalı. Doğu
Avrupa’yı ve Latin Amerika’yı kucaklamalı.
Konfüçyüscü ve Müslüman ülkeler arasındaki ihtilafı
ve çatışmaları körüklemeli. Batı’nın
çıkarlarını meşrulaştıran
uluslar arası kurumlar (NATO, BM, AB, vs...) güçlendirilmeli”
mealinde kışkırtıcı ve savaş
taraftarı; ırkçı ve ayırımcı
bir tavra niçin ihtiyaç duymuş olduğunu sorgulamadı...
Sorgulamadığı gibi, sözlerin çok açık
manalarının üzerinde dahi durmadı...
Libya bombalandı...
Sudan bombalandı...
Irak bombalandı...
Bu arada kavram kargaşası yaratıldı
ve kafalar karıştırıldı.
Radikal İslam, ılımlı İslam,
terörist İslam, batı İslamı, Euro İslam,
Light İslam, hoşgörülü İslam, hoşgörüsüz
İslam, Arap İslamı, Türk İslamı, çağdaş
İslam, çağdışı İslam, laik
İslam, antilaik İslam, siyasal İslam, siyasal
olmayan İslam(!)...
Yaşar’ın Peygambersiz İslamı,
Zekeriya’nın seks seyreden İslamı, M.
Nuri’nin teslimiyetçi İslamı, Bin Ladin’in
silahlı İslamı, Gülen’in güllü İslamı,
Şen’in “diskoda sahur yapan” İslamı, Bulaç’ın
“çok hukuklu siyasal “İslamı, Bektaşi’nin
Hacı Bektaş’sız, Alevi’nin Hz. Ali’siz
İslamı(!)...
Samual’in istediği gibi yani...
“İhtilaflar ve çatışmalar körüklensin”
demişti ya...
Sonra hazır zemin üzerine 11 Eylül oturtuldu..
11 Eylül bahane edildi, açıktan “haçlı
seferleri” ilan edildi.
Gerçi bizim kraldan fazla kralcılar, ABD Başkanı
Bush’un açıkça söğlediği bu sözü tevil
ettiler, gaf dediler vs. ama, adam ne söylediğini, niçin
söylediğini de biliyordu.
Şimdi açıkça anlaşılıyor ki,
Irak saldırısı 11 Eylül olaylarından çok
önceleri hazırlanılmış, hatta petrolün
hangi şirketlere ve devletlere ne kadar verileceği
dahi planlanmış...
Biz bunun böyle olduğunu, 11 Eylül’ün arkasında
başka şeyler olduğunu, söylerken gülümseyenler,
herhalde ABD eski Hazine Bakanı O’Neil’ın açıklamalarından
sonra ciddileşmişlerdir, tabi eğer uşak değillerse...
Şimdi Irak işgali yaşanıyor ve inanılmaz
bir “aşağılayıcı propaganda” ile
gözler yıldırılmaya çalışılıyor.
Ülkesini işgale karşı savunanlar “İslami
terörist” damgası ile damgalanıyor. Öldürülen
Iraklı’lar ve tecavüzü yaşayan Iraklı’lar
haber değeri dahi taşımıyor...
Sırada Suriye var, Suudi Arabistan var...
İlerisi için İran-Azerbaycan takışması
tezgahlanması var...
Gürcistan parçalanıyor ve kaosa sürükleniyor...
Irak parçalanacak ve kaosa sürüklenecek...
Türkiye adım adım kuşatılıyor,
Bizans hortlatılıyor...
Kimsenin bir şey gizlediği de yok, gizlemeye
niyeti de...
Almanya’da Pontus’lu, Ermenistan’lı
haritalar okullarda okutuluyor. ABD askerlerine “Hristiyanlık,
Haçlı ruha aşılayan” kitapçıklar
alenen dağıtılıyor...
Misyonerler aleni ve tüm güçleriyle İslam ülkelerinde
cirit atıyorlar...
Hollywood filimlerinin senaryoları Pentagon’da
hazırlanıyor ve bu filimlerin tamamında kötü
adam, terörist (mutlaka İslam kimlikli veya kıyafetli),iyi
adam, kurtarıcı (mutlaka ABD bayraklı) tarafından
küçük düşürülerek yeniliyor sonunda...
İsrail vurmaya devam ediyor
Rusya kırmaya devam ediyor
Çin Doğu Türkistan’da cumalarda tarama yapıyor...
Almanya cumaları, camilerde arama yapıyor...
İslam tartışılıyor, tesettür
tartışılıyor, kadın tartışılıyor
ama tüm tartışmalarda esas nokta, müslümanları
“terbiye edici(!)” mahiyette...
Yani yeni düşman: İslam
İslam
ne, Müslüman kim?
O belli değil...
Veya kişiye göre, duruma göre, olaya göre değişiyor...
İşine gelince al fetvayı El-Ezherden, işine
gelmezse geç DİYANET’in fetvasını kullan...
Daha olmadı, bende müslümanım deyip, ver
fetvayı...
Çünkü
saldırı hem iktisadi, hem siyasi, hem ictimai, hemde
fikri olmak üzere, her cepheden, aralıksız tek
beyinden çıkmışcasına, planlı sürüyor.
Çünkü saldıranlar, hem cehaletten, hem
gafletten, hem hiyanetten, hem de menfaatten devşirilmiş
bir çete şeklinde saldırıyorlar...
Geçmiş çabuk unutuluyor, gün anlaşılamıyor,
gelecek düşünülemiyor...
-Devam edecek-
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
''Puzzle''
ın bütününü görmek (1)
Berlin`deki Yargıclar izinde
mi?
Ne
olur, ne olmaz
Cadı
Avı
Bizden
hatırlatması
İki
Olay ve Hasta kafa
İnsanlığa
Kurulan Tuzak
Bir
Bu Eksikti!
Bütün
“teferruatta” mı saklı?
Kaşınan
ve Kaşıyanlar
Dünden
Bugüne Değişen Bir Şey Yok
SAYFA
BASI
ekin@turkpartner.de
|