·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


DOSTCA
                                                                                       Halil Gülel
 
halilgulel@t-online.de



Gerçek Güzellik

       Sanatın merkezinde yine insan vardır. O, insanın çevresinde ve özünde güzelliği tasvir eder. „Gerçek güzelliği“ aramak ile meşguldur ve esas amacıda budur. Gerçek güzellik nedir diye bir soru akla gelebilir: Gerçek güzellik hakkında bütün ilahi kitaplar bir izahatta bulunmuştur. Bu açıklamaya göre gerçek güzellik yalnız ve yalnız Allah’a aittir. Gerçek güzel olan sadece ve sadece O’dur. Bunun için inanan sanatçı, O tek güzeli ararken, bu esnada bulduğu herşeyi eserine yansıtır. İşte bu eserlerde bulunan şeylerin yansıtılması „Yaratma“ anlamında değildir; filhakika „Keşfetme“ manasına gelir: Çünkü, inanan sanatçı açısından herşeyi yaratan mutlak bir güç vardır. Belli bir zaman akışı içinde yaratılma olayı vuku bulduğunda, belirlenen zaman ve mekanda vazifeli olan sanatçı onu, yani eserine nakşedecek olan şeyi keşfeder ve o sırrı açıklamış olur. İlahi bir program olan kader inancı ile de açıklanabilir olan bu mevzu, bir şeyin vakti zamanı, mekanı ve o eserin bulucusu olan sanatkar gelince gün yüzüne çıkar. Büyük şairimiz Necip Fazıl Kısakürek „Sanat, Allah’ı aramaktır“ der. İşte bu aramanın çeşitliliği ise ferdi temelde çeşitlilik arzeder: Bu çeşitliliklerin birleşiminden tek bir bedii-güzellik ortaya çıkar: Bunların birleşimi olan „Tek güzellik“alıcısı olan insana huzur ve mutluluk verir. Sanatı, bu ulvî merkezden ayırdığımız zaman; ortaya, içinde yalan, desise, hile, çirkinlik, kaos ve ahlaksızlık olan, insanı mutluluk ve huzur vermeyen güzele götüren, sadece ve sadece putlaştıran; Şuara Sûresi’nde bahsedilen husus ortaya çıkar: Bu iş ise sanat olmaktan fersah fersah uzaktır.

       „Her çizgiyle sanatı canlandıran büyü,“ mısrasında ise Yaradan’a halife olan insanı tasvir ederken; onun, nasıl bir mevkiye geldiğini, inandığı zaman yüceltildiğini, yolunu yitirdiği zamanda hayvandan (inekten) daha aşağı bir seviyeye düşüp, vahşileştiğini daha önce tarihte vuku bulmuş olaylara bir göz atarsak ve hatta zamanımızda cereyan eden vakaları, savaşları, katliamları bu gözle bakarsak; mutlaka görürüz.

       „Artık dehaya eski güzellite sinmiyor.“ mısrasında bir inceleme yaparsak; akıl ve eski güzelliği biraz derinlemesine araştırmak zorundayız. Akıl, katetmiş olduğu, kendi gücü ile yorumlarsa; sonunda gurur ve kibire kapılır, bencilleşir, sevgiden ve saygıdan uzaklaşır adeta vahşetin, barbarlığın, katliamların, acıların vasıtası durumuna düşer. İnsan aklı bir çok evrelerden geçerek, buluşlarını geliştirerek çok çeşitli ve ağır tesirli silahlar, ilaçlar, kimyevî, biyolojik teknik ve öldürücü maddeler geliştirmiştir. Bütün bu saydıklarımız aklın ürettiği eserlerdir. Eğer bu akla; inanç ve doğru din yön vermezse; sonuçta insan et-kemik seviyesindeki hayvan durumuna düşer, vahşileşip önce başkalarını, sonrada çevresiyle birlikte kendisini yok eden bir garip duruma düşmüş olur.

       Aklı bu şekilde tahlil ettikten sonra eski Yunan’daki güzelliği biraz tahlil edip, araştırmamız gerekir: Ülküselleştirmenin (idelizasyonun) çok ağır bastığı için figürler çok sağlıklı, genç ve güzel tasvir edilecek, atletik bir yapıda, yetkin ve güçlü olacak, kusur ve hatalardan arınmış, temizlenmiş, kadın ve erkeğin neredeyse aynı şekle girdiği, duygunun donuklaştığı bir dış görüntüye (plastik görünüme) değer verdiği için büyük çoğunluğa yabancı gelip, onlarda benzeme arzusunu uyandırıp, lüzumsuz sanayinin (kozmetik - moda) gelişmesine vasıta olup, insanların insanların başkaları tarafından sömürülmesine sebep olduğundan aynı zamanda yaratılış gayesi olan „Küçük Karar“ ile „Kader“ konusuna aykırı geleceğinden bir nevî kuru akıl gibi bu tip güzellikte insanlara mutluluk ve huzur vermemektedir.

       „Son mısrada „Gördük ki yer yüzünde ilahlar gezinmiyor.“ derken şair, sadece eski Yunan ilahlarını kastediyorsa; bu görüşünde haklıdır diyebiliriz: Fakat, bu ilahların başka biçimlere girerek günümüzde insanları etkilemiş olduklarını düşünürsek; sanatı, ilimi ve hayatın gayesini gerçek yolundan uzaklaştırmış olduğunu, Batı Medeniyeti’nin rahat yaşayan, insanlığın mutluluğu başka noktalarda aradığını ve sonunda yine mutlu olmadığını, daha fazla, daha da fazla diyerek „egosunu“ kuvvetlendirip bunalım içine düştüğünü bizzat kendi ilim ve sanat çevrelerinin itiraflarıyla görmekteyiz. Gerçek insanın amaçlarından uzaklaşmak; mutluluğun tamamiyle maddileşmesi ile ifade edilip, insanın robotlaşmasına götürür.

(1) E. H. Gombrich, Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi, çev; B. Cömert, Istanbul, 1980, 13. Baskı, Sayfa: 53    
(2) E. H. Gombrich, Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi, çev; B. Cömert, Istanbul, 1980, 13. Baskı, Sayfa: 70   
(3) E. H. Gombrich, Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi, çev; B. Cömert, Istanbul, 1980, 13. Baskı, Sayfa: 69    
(*) Kendi Gök Kubbemiz. Beyatlı, Yahya Kemal. I. Fetih Cemiyeti Yayınları. Istanbul. 1985. 7. Baskı. Sayfa, 156

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Gerçek Güzellik
Hayal Etme Duygusu
Dış Görünüş
Sanatcının Elindeki Taş
Ölmeden önce ölmek
Olgun İnsan
İnsan, güzellik ve yokluk

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Nuran Yelkenci
2005 Dünya Kadın Yürüyüşünde, Müslüman Türk Kadınının Yeri
M. Ali Aladağ
Bizim  Diyalogcularımız
Mahmut Aşkar
Gül  Medeniyetine  
Selâm  Olsun!
Hasan Kayıhan
Türkçe üzerine
Mustafa Can
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı…
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Hidayet Kayaalp
Övgülerle sövgüler arasında
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-1
Orhan Aras
Ali ile Nino hala yaşıyor
Yılmaz Kuzucu
Estetik, armoni ve renklerin dili
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Üzeyir Lokman Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şefik Kantar
Bizi bekleyen Avrupa
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Ali Kılıçarslan
Doðru yazalým, doðru konuþalým!
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç