|
DÜŞÜNCELER
Hidayet
Kayaalp
|
|
|
h.kayaalp@web.de |
ÇAKMA LİDERLİK
“Bazı sözler vardır ki, kişiye itibar kazandırır” der, bir
düşünür.
Eğer dilinizi çabuk tutar da, bu “itibaralı” sözlerden
birini muhatabınızdan önce söylemeyi başarabilirseniz oyuna
bir-kaç puan önde başlamış sayılırsınız.
Mesela, “vatanseverlik” kavramı bu sözlerin içinde en çok
itibar kazandıranlardan biri olması hasebiyle baş sıralarda
yer alır. “Biz vatanseverler....” diye söze başlamayı
becerdiğiniz an, muhatabınızı otomatikman edilgen alana
fırlatmış olursunuz! Ondan sonra garibimin yapacağı tek şey,
“ Vallah-billah bizde vatansevereriz” diye debelenmekten
ibaret olacaktır. Şayet muhatap kendini çabuk toparlar da, “
Yahu kardeşim, vatanseverlik, normal bir insanın, normal
bir davranışıdır... Abdülhak Hamit, ‘Kız, köpekler bile
vatanseverdir/ Vatanı sevmeyen acep kimdendir’ dememiş mi,
diye itiraza yeltenirseniz, demedi demeyin ama, büyük
ihtimalle, “Edebiyat yapma, düdük!” cevabını alabilrsiniz.
Artık, Frans Kafka’nın, burs verdiği Yahudi kız öğrenciye,
“Ziraat oku, ziraat... Kurulacak vatanda he türlü çiçeği
yetiştirmeliyiz.” sözlerinin ihtiva ettiği vatanseverlik
anlayışına duyduğunuz hayranlığı kendinize saklamalısınız...
Zira yiğidimi böylesi laflar bozar!..
Bir başka itibarlı söz de liderlik sözüdür.
Bu söz, öyle kendi kendine çalıp söylemekle kişiye itibar
kazandırmaz, o yüzden de biraz netamelidir. Ama çevrenizde
“uyanık” bir-kaç kişi varsa o kadar da zorlanmazsınız
canım!
Hikâye onlardan birisinin, “Usta, inan sen lider bir
insansın!” demesiyle başlar çoğu zaman. Müstakbel liderimiz
bir yandan “estağfurullah” çekerken, öbür yandan yan cebini
göstermekle meşgul olur. Sonuçta bunlar kendilerini
koruyamazlar. Delirmek için bile “kırk sayısı” şartı
aranırken, üç-beş goy-goycunun, üç-beş gazı ile havaya
giriverirler...
Bu hale ben “liderlik sendromu diyorum.
Bu sendroma kendini kaptıranlara her şeyden önce, herkesin
lider olmasının mümkün olmadığı gibi buna gerekte olmadığı
lisan-ı mümasiple anlatılmalıdır. Sonra da “usta, bu işi
ancak sen yaparsın!” gazı ile kişileri yoldan çıkaran “yakın
çevre” ye şunları söylememiz gerekir:
Bakın Erenler!
“Şeyhi müritleri uçurur” sözü doğrudur ama “Şeyhi çoğu kez
de müritleri düşürür” tesbiti de o kadar doğrudur. Sonra
sizler, iyi yüzen birinin aynı zaman da iyi de uçabileceği,
iyi uçan birinin de iyi koşabileceği gibi bir yanılgı
içindesiniz... Halbu ki bu özelliklerden her biri ayrı bir
alanı ve ayrı bir yöne işaret eder... Mesela, adam iyi bir
pazarlamacıdır diye fabrikanın başına getirirseniz kısa süre
sonra fabrika pazarlıyacak mal üretemez hale geldiğinden bu
kez sizleri pazarlıyarak asli görevine geri döner.
Eğer siz bir insanı çok şey biliyor diye işin başına
geçirirseniz, sadece bu özelliği olduğu için ona
hayransanız, bir müddet sonra o bilgiler hem sizin için, hem
de kendisi için ninni vazifesi görmeye başlayacağından,
hepinize iyi uykular, tatlı rüyalar dilerim...
Yine eğer, bir adamı çok iyi yönetici, filan kurumu kâra
geçirdi, feşman makamı ihya etti, alın işte, “Yönetim de
Altın Kurallar” adı ile şiir bile yazdı diye ona “liderlik”
atfederseniz... O zaman da birkaç şeyin hatırlatılması
birilerine elzem olur:
1.
Lider, yöneten insan değil yönlendiren insandır.
Yönetici, belli kuralları, belli prosüdürü en iyi uygulayan
insana denir. Lider, o kuralları koyan, kural ve
prosüdürlerin değişim ve dönüşüm vakitlerini hissederek
harekete geçmekten çekinmeyen insanın adıdır. Stephen
Covey’in “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” adlı kitabında
belirttiği gibi lider, ormanda herkesin yolunu kaybettiği
anda, ağacın tepesine çıkıp ‘şu tarafa’ diye bağıran
insandır!..
2.
Lider, her şeyi bilen insan değil, bilinmesi gereken
şeyleri bilen insandır. Elbette lider okur, tarih, edebiyat,
felsefe alanlarında o da genel bir bilgiye sahiptir ve
elbette bu günü de takip eder; ancak lider daha çok, 21
yaşındaki Fatih’in cesaret ve misyonu ile ilgilenir; o
İstanbul’u fetheden askerlerin kılıçlarının hangi tür
çelikten yapıldığını bilmek zorunda değildir. Lider bilginin
tuzağına düşerek “eylem fukarası” olmayı göze alamaz. Ünlü
fizikci Einstein’e sorarlar: “Bir mil, kaç santim eder?”
“Bilmiyorum “der Einstein, “3 dolarlık referans kitaplarında
bulabileceğim bilgiler için zihnimi meşgul etmem!”
Bu bağlamda söylenecek en önemli söz belki
de; LİDER, BİLENİ BİLEN İNSANDIR.. demek
doğru olabilir.
Lider, her şeyi bilmek zorunda değildir ama, kimin neyi
bildiğini bilmek zorundadır. Bu bağlamda “işi ehline vermek”
en büyük liderlik vasfı olarak tebarruz etmekle kalmaz,
bizim inanç iklimimiz içinde önemli bir sünneti de yerine
getirme çabası içerir.
3.
Lider, “ben odaklı” kişi değil, “sen odaklı” kişidir.
O, topluma konuşurken de, tek-tek bireylerle konuşurken de,
merkeze kendini değil, muhatap olduğu şahsı veya mensup
olduğu milleti koyar. “Aziz milletimiz” diye başlar söze.
Toplumla beş duyu ötesinde sezgi ve duygu frekansları ile
iletişim kurmasını bilir ve bunu inanarak yapar. İnsanlarla
bire bir konuştuğu zaman en doğal ve samimi duygularla
iletişim içindedir. Konuştuğu insanları kafaya almak için
değil, kalpten konuşur, rol yapmaz. “O, gönülden gönüle bir
yol vardır” sözüne gönülden inanır. Karşısındaki insanın
kendini iyi hissetmesini başarabilen insandır lider.
4.
Aşiret idare etmekle toplum idare etmenin farklı
şeyler olduğu da bir liderin bilmesi gereken hususların
başında gelir. O zaman ağalıkla liderliği birbirine
karıştırmaz...
Son olarak şunu demek isterim:
Allah her insanı farklı özelliklerle yaratmıştır. Meşru alan
içinde her meslek kutsaldır. “Taş yerinde ağırdır” diye
güzel bir atasözümüz bile var. Kendi doğal özelliklerimizi
inkişaf ettirerek insanlığa hizmet edebiliriz. Ne diyor M.
Luther King: “Eğer temizlikci iseniz en iyi temizliği
yapınız. Göktekiler ve yerdekiler dünyanın en iyi
temizlikcisi burada diye size gıpta etsinler”.
Son günlerin moda deyimini kullanacak olursak, işin
çakmasından uzak durup, kendimiz olmaya çalışalım.
Her şeyin çakması tuhaf oluyor ama, liderliğin çakması biraz
da komik oluyor.
Hidayet Kayaalp
31.12.2010
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
ÇAKMA
LİDERLİK
‘SÖZLERİNİZE
DİKKAT EDİN’
EVET...
EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
“ÜSTÜNÜZÜ
GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
ATIB
KURULTAYI
LAMI
CİMİ YOK
OYNAMADAN
GÜLEBİLMEK
HÜSEYİNSİZLEŞEN
TOPLUM RAYDAN ÇIKAR
YİĞİTLER
YÜKSEKTE ÖLÜR...
YEN
İÇİNDEN KOKU GELİYOR
BEN
ASYA’LI BİR KÖYLÜYÜM
ADEM’İN
ŞERLİ ÇOCUKLARI
Aşk
yolunda bir soylu rehber: Yunus Emre
SÖZE
AYAR VERMEK
KÜRESEL
BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN
ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ
SEVDA
Sehpaya
uygun boyacı mı aranıyor
Mumla
eriyen umutlar
Düşünmek
farzmıdır?
Demokrasinin
çişimi geliyor
Söğüt’ün
sevenleri
Kış
Raporu
Kasıntı
Kütürü
Asrın
Belasına
Çözüm...
Eşeklerin
Gizemli Dünyası
İletişim
Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi
Kalıpları
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|