|
EŞEK PAZARINDA BORSA KRİZİ
Bazı şeylerin bilinmesini istemeyenler bunu susarak değil de
bazen çok konuşarak da elde ederler. Buradaki incelik, “ne
konştuğunuz”dan çok “nasıl konuştuğunuz” noktasında
gizlidir...
7’den 70’e herkesin anlayabileceği sade ve duru kelimelerle
durumu ortaya koymak yerine, karmaşık ve ne anlama geldiği
belli olmayan kavramlarla izaha kalkışmak çoğu kez
birşeyleri gizlemeye matuf çabalar olarak da görülebilir...
Böyle davrananlar sadece durumu gizlemekle kalmaz,
muhataplarının “soru” ve “kuşku” antenlerni de tersine
çevirmeyi hedeflerler…Beyzadenin kullandığı “yüksek(?) dil ”
karşısında muhatap ezilip büzülerek kendi yetersizliğini
kabullenmelidir.
Sözgelimi şu borsa ve bankacıların kullandığı dili
doğru-dürüst kim anlayabilir Allahaşkına!.. Nedir bu
borsa?.. Nasıl çalışır?.. Mesela, faiz neyin karşılığıdır?
Herkesin parasına talip olan bu kurumların işleyişleri
hakkında ne kadar ne ve biliyoruz? Borsada kazananlar kimin
parasını kazanırlar, kaybedenlerin parası nereye gider?
Bu soruların cevabını onların sözlerinde bulmaya çalışırsak
kıyamete kadar bunu bulamayız! O sözler birşeyler anlatmak
için değil, anlatmamak için konuşulur!..
Yıllardır günde birkaç kez duymamıza rağmen, “çapraz kur”
ne anlama gelir veya “emisyon hacmi” bize ne anlatmak ister,
bilen var mı Allahaşkına?..
Kimse sözlüklere bakarak bana cevap vermeye kalkışmasın! Bu
işleri kurgulayanların ilk öğrendikleri şeylerin başında
“Zihin Manüpülasyonları Nasıl Yapılır?” konuları yer alır!
Sade ve duru ifadeler kenera itilirse, insanın zihin
dünyasında bağlamları oluşmamış kelimelerin sözlük anlamları
her zaman askıda kalır.
Maksadınız leblebiyi anlatmaksa “leb....” demeniz
yeterlidir...Yok öyle değilde yörüğün koyununu çalmak
istiyorsanız o zaman yaklaşımınız farklı olacaktır. “Biz
senin koyununu çalmak istiyoruruz” diyemeyeceğinize göre,
ona olan ilginizin de sebebini ortaya koymanız gerekecek.
Söze, “Evrendeki canlılar platformunda natural dengenin
sağlanabilmesi için bazı denklemlerin yeniden ele alınması
adına.....” diye başlarsanız, yörük, birşey anlamayacak,
hatta anlayamadığından dolayı da öfkeyi kendine duyacaktır.
Belki de, “ Ah cahil kafam! Okumanın hali başka!” diyerek
fazladan size prim bile verecektir...
Şunuda haksızlık yapmama adına belirtmemiz gerekir: Bu
işleri meslek bağlamında ele alanlar öğrendikleri şeyleri
düz mantıkla yorumladıkları için sistemin tezgahlayıcıları
sayılmamalıdırlar...Aslında onlarda bu düzenin orta
dereceli gariban mağdurlarıdır...
Öyleyse biz konuyu karabasan ağırlığı hissettiren
tabirleri bir yana bırakarak kendi tarzımızla açıklamaya
çalışalım:
Borsada kazananlar başkalarının kayıplarını
devşirenlerdir.. Birleri kaybettirilmeli ki, birileri
kazandırılsın! Kısaca borsanın mantığı “kaybet kazan”
şeklinde işler. “Kazan kazan” anlayışı insan odaklı ve
ahlaki değerler üzerinde yükselmiş ekonomik yapılanmalarda
mümkündür; onu da şimdilik sosyal hayatta değil ancak
kitaplarda görebiliyoruz.
Borsanın dayandığı temel mantığı şu hikaye çok güzel ortaya
koyar:
Köylünün birine para lazım olmuş ve bunun için de eşeğini
satmaya karar vermiş. Etrafındaki işi bilenlere eşeğin kaç
para edeceğini sormuş; onlar da “yüz lira eder” demişler.
Adam eşeği alıp kasabanın pazarına gütürmüş ve başlamış
müşteri beklemeye... Bir süre sonra genç bir adam telaşla
köylünün yanına gelerek “Bana acilen bir eşek lazım, 200
lira versem eşeğini bana satar mısın?” demiş. Köylü,
beklemediği bu fiyatı duyunca sevinerek eşeğini satmış. O
sırada olayı izleyen başka bir adam, birkaç gün durum
değerlendirmesi yaptıktan sonra “Bu işte bir sır var, adam
pazarlık etmeden eşeğe 200 lira saydığına göre demek ki
fiyatı tavan yapacak” diye düşünmüş. Eşeği satın alan adamı
türlü meşakkatle bulmuş ve ona eşeği kendisine satıp
satmayacağını sormuş. Genç adam müşterinin hevesini
görünce, “olablir, ama eşek 300 lira” demiş...Onu duyan bir
başkası, “Bu eşekte bir keramet olmalı” diyerek eşeği 400
liraya satın almış...Bir başkası “Benden 500 lira” demiş..
derken birkaç hafta sonra eşeğin fiyatı 1 milyon liraya
yükselmiş!
Tam o sıralar eşeğin ilk sahibinin kasabaya yeniden işi
düşmüş... 200 liraya sattığı eşeğin 1 milyon fiyatına
fırladığını duyunca “Ulan bu eşeğin değeri yüz lira, bizim
komşu köylerde de sürüyle gezerler!” deyince balon “gümmm”
diye patlayıvermiş...
Veya siz ona “borsa çöktü” de diyebilirsiniz!..
Görünüşte bir çok insan “eşek borsası”nda para kazandı...
Kimin parasını?
En son zokkayı kim yediyse onun parasını!
İşte işin aslı da fesli de budur!..
Hidayet Kayaalp/ 22 Ağustos 2011
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
EŞEK
PAZARINDA BORSA KRİZİ
AN(N)A
AŞKI
ZİHİN
KAŞINTISI
TANRILAR
KUDUZ MU OLUYOR ?
ÇAKMA
LİDERLİK
‘SÖZLERİNİZE
DİKKAT EDİN’
EVET...
EVET... EVET ARKADAŞLAR..!
“ÜSTÜNÜZÜ
GİYİNİN ÜŞÜRSÜNÜZ”
ATIB
KURULTAYI
LAMI
CİMİ YOK
OYNAMADAN
GÜLEBİLMEK
HÜSEYİNSİZLEŞEN
TOPLUM RAYDAN ÇIKAR
YİĞİTLER
YÜKSEKTE ÖLÜR...
YEN
İÇİNDEN KOKU GELİYOR
BEN
ASYA’LI BİR KÖYLÜYÜM
ADEM’İN
ŞERLİ ÇOCUKLARI
Aşk
yolunda bir soylu rehber: Yunus Emre
SÖZE
AYAR VERMEK
KÜRESEL
BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN
ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ
SEVDA
Sehpaya
uygun boyacı mı aranıyor
Mumla
eriyen umutlar
Düşünmek
farzmıdır?
Demokrasinin
çişimi geliyor
Söğüt’ün
sevenleri
Kış
Raporu
Kasıntı
Kütürü
Asrın
Belasına
Çözüm...
Eşeklerin
Gizemli Dünyası
İletişim
Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi
Kalıpları
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|