|
ATIB KURULTAYI
Timur, Şeyh Bedrettin’e sorar:
“Ülkelerim hakkında ne düşünürsün?”
“Muheteşem” der, Şeyh Bedrettin, “muhteşem!”
Sonra soruyu Ş. Bedrettin sorar:
“Ya siz, sizden sonrası için ne düşünürsünüz?..”
İşte karizmanın cevaplayamadığı tek soru, belkide tarih
boyunca hep bu soru olmuştur.
Şeyh Betrettin, Yıldırım Beyazit’ın yenilgisinde sonra
Osmanlı’nın yaşadığı çözülmeye bizzat şahit olmuş, alleme
de olsa tek kişilik karizmalara yaslanan devlet ve kurumların
tarih içindeki yolculuklarını sürdüremiyeceklerini
farketmiştir.
Kim bilir belki de Osmanlı, o hayranlık uyandıran müesses
nizama (kurmsal yapılanmaya) geçebilmesini, kendisini “asi”
sayarak idam ettiği Ş.Bedrettin’in ikazlarına borçludur…
Bütün bunlarla ATIB Kurultayı ve kadrolarının ne alakası mı
var diyorsunuz? İzah edeyim:
Yukarıda da değinildiği gibi, birazcık tarihe ve sosyolojiye
merakı olanlar bilirler ki; ne kadar bilgili, ne kadar
faziletli, ne kadar cesaretli olursa olsun kurumsallaşamayan
devlet, müessese, tarikat veya cemaatların ömürleri
yaslandıkları önderin ömrü kadardır!
Ben bugüne kadar ATIB’i de bu bakış açısına vurarak
değerlendirip, bir karara varmıştım, o da kısaca şöyle
özetlenebilir: ATIB, Sayın Musa Serdar Çelebi’nin iletişim
kabiliyetinden beslenen şahsi karizması etrafında oluşmuş
bir yapıdır. Allah, Çelebi’nin ömrünü uzun etsin ve gönlünü
de ATIB’ten ırak kılmasın…
Sayın Selahattin Saygın’ın başkanlığını duyduğumda da “bu
akıl işi değil” demiştim…Çünkü bende oluşan kanaata göre
“zor iş”ti ATIB’de, artık başkanlık yapmak; güçlü karizması
olan Çelebi’den, derin entelektüel birikimli Fikret Ekin’den
sonra…Zor işti gerçekten!
Yanılmışım…
İnsan yanılgısını itiraf ederken mutlu olur mu ?
Tuhaf ama öyle…
Bir Mayıs 2010 benim mutlu bir “yanılgı günüm” oldu…
Yanılgım, “tarihsel bakış”ın kendisinden değil ,ATIB
kadrolarının özelliklerini eksik analizimden
kaynaklanıyordu.
Sayılarını binlerle ifade edebileceğimiz bir insan
seli…Çoşkulu…Saygılı ve en önemlisi de umutlu olmaları.
Umut ve beklentilerinin dünyalık olmaktan öte bir şey olduğu
hallerinden belli. Onlar Allah’ın rızasına talip ama “biz
yaptık”demeyen kadrolar..
Onların bir partisi yok (daha doğrusu onlara dayatılan bir
parti yok) ki “dünyalıktır”diyelim.
Onların kısaca tarifi, “Bana seni gerek seni” diyen ‘
Yunuslar kervanı’ olabilir. Ve o yüzden kendimi gün boyu
adeta Türkmen Kurultayı’nda hissettim.
Belki ufak bir nüansla, ‘Çağdaş Türkmen Kurultayı” demek
daha doğru olabilir…
Peki benim değerlendirme dışında tutarak yanılgıma sebep
olan şey ne idi!?
ATİB’i kuran kadroların (Serdar Çelebi, Ali Batman, Fikret
Ekin, İhsan Öner, Selahattin Saygın v.d.) bir çok insanın
kurumsallaşmanın önemini kavrayacak tarih bilincine sahip
insanlar olduklarını unutmuş olmam.
Birde şu ilave edilmeli: Başkalarında gördüğüm“sevgi”adıyla
paketlenen davranış bozukluklarından duyduğum rahatsızlığın
hassasiyeti.
Kurultay da şunları farkettim:
ATIB artık köklü bir kurumdur. Başında, bırakın Selahattin
Saygın gibi hizmet ehli, duygu ehli bir insanın olmasını,
Deli İbrahim gelse bile bu kuruma bir zarar veremez.
ATİB mensuplarının birbirlerine olan sevgileri
“hastalıklı”bir sevgi değil, kaliteli bir sevgidir. Bu sevgi
artırılarak Avrupa’daki her insanımıza ulaşmalıdır. Bu
millet içten gelen sevgiye kayıtsız kalmaz. Bu işin sahtesi
bile bu kadar pirim yaparken kaynağın aslı kendini
göstermelidir.
ATIB’in merkez ve yan kadroları bırakın bir kurumu, ülke
idare edecek kadar donanımlı ve ahlaklı kadrolardır.
Ben, bana ve benim gibi “armutta sap, üzümde çöp” arayanlara
ne demeli diye düşünürken Kamuran Dönmez’in gönderdiği
“Hayata yön veren sözler” paketinden Goethe’ye ait bir söz
geldi yerine oturuverdi: ‘ÇİÇEĞİN DİKENİ VAR DİYE
ÜZÜLECEĞİNİZE, DİKENİN ÇİÇEĞİ VAR DİYE SEVİNİN’
6 Mayıs 2010 Hidayet Kayaalp
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
LAMI
CİMİ YOK
OYNAMADAN
GÜLEBİLMEK
HÜSEYİNSİZLEŞEN
TOPLUM RAYDAN ÇIKAR
YİĞİTLER
YÜKSEKTE ÖLÜR...
YEN
İÇİNDEN KOKU GELİYOR
BEN
ASYA’LI BİR KÖYLÜYÜM
ADEM’İN
ŞERLİ ÇOCUKLARI
Aşk
yolunda bir soylu rehber: Yunus Emre
SÖZE
AYAR VERMEK
KÜRESEL
BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN
ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ
SEVDA
Sehpaya
uygun boyacı mı aranıyor
Mumla
eriyen umutlar
Düşünmek
farzmıdır?
Demokrasinin
çişimi geliyor
Söğüt’ün
sevenleri
Kış
Raporu
Kasıntı
Kütürü
Asrın
Belasına
Çözüm...
Eşeklerin
Gizemli Dünyası
İletişim
Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi
Kalıpları
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|