|
DÜŞÜNCELER
Hidayet
Kayaalp
|
|
|
h.kayaalp@web.de
|
İLETİŞİM
KAVŞAĞININ İŞARET LEVHALARI:
İLGİ KALIPLARIMIZ
‘’Okunacak
en büyük kitap insandır’’
(Hacı Bektaş-ı Veli)
Aynı şeylere ilgi
duyan insanların bir müddet sonra da birbirlerine karşı
ilgi duymaları kaçınılmazdır. Duruma
birde tersinden baktığımızda karşımıza
şu klasikleşmiş söz çıkar:
“Birbirleriyle
en iyi anlaşan insanlar, en çok ortak noktaları
bulunan insanlardır.”
İnsan oğlunun ilgi
duyduğu şeylerin çeşidini hesaplamamız
hemen hemen imkansızdır; sayısız şeylere
ilgi duyarız. Ancak bu çeşitleri biraz rafine edip,
biraz da sistematize olmalarını istediğimizde
farkında olmadan 5 çeşit kıstas kullandığımız
ortaya çıkar. Yani insanoğlu, her hangi bir durum
karşısında bir sonuca varmak için beş kıstastan
birini öncelikli olarak
kullanır; sonra ikincisi ve belkide üçüncüsü
gelir. Bir durumu;
1. İnsanlar,
2. Nesneler, 3. Olaylar, 4. Yer ve Mekan, 5. Bilgi noktalarından
birini başa alarak değerlendirmeye tabi tutarız.
Diyelimki bir arkadaş gurubu tatile gittiler ve döndüklerinde
konakladıkları oteli değerlendiriyorlar; biri
gayet memnun ve heyecanla anlatıyor: “Otel personeli
oldukca centilmen insanlardı, bir dediğimizi iki
etmediler; ayrıca müşterilerden de bir çok
beyefendi insanla karşılaştım.” Bir diğeri
şöyle anlatabilir. “Harika bir otel di, dışı
bakır kaplama, iç döşemesinin büyük kısmında
orjinal meşe kullanılmış. Ayrıca
yemekleri de çok güzeldi.” Eğer guruptan sessiz kalan
biri varsa, mutlaka otelde onun ilgi kalıbına denk düşen
bir eksiklik aramamız gerekir. Eğer bu üçüncü
şahıs durumları olaylar üzerinden değerlendiren
biriyse , ne otel personelinin centilmenliği, nede eşyaların
ve yemeklerin kalitesi onun için pek önem arzetmeyecek veya
“iyiydi” demek için kafi gelmiyecektir. İlk
konuşan insanın temel ilgi kalıbının
insan olduğunu farketmeniz lazım, söze “otel
personeli” diye başlamıştı. Ikinci
şahıs ise “bakır kablama” ve “orjinal meşe
döşeme” yle konuya girdiğine göre durumları
Nesneler üzerinden değerlendiriyor demektir. Suskun
kalan kişi eğer elinde kitap veya sehir rehberi
bulundurmuyorsa o zaman Olay Kalıbına mensup
birisidir ve büyük ihtimal otel de hareket içeren
etkinlikler ya yoktur, yada tatmin edici değildir. Elinde
kitap taşıyan birisi zaten böylesi yerlere ancak
ailesinin baskısıyla gider ve biran önce fırsat
çıksında oturup kitabımı okuyayım
diye bekler.
Türkçeye Beyin Dili Programlaması olarak çevrilen NLP
literatüründe bunlar Metaprogramlar başlığıyla
yer alırlar. 52 farklı metaprogram dan bahsedilse de
bunlardan 8-10 tanesi oldukca
önemlidir. NLP kitapların da gayet kısaca geçen bu
konular, kendisi felsefe doktoru ve aynı zamanda NLP Eğitimcisi
olan Wyatt Woodsmall tarafından oldukca zenginleştirilerek
“Davranış Kalıpları” adıyla
kitaplara ve NLP eğitimlerine taşınmıştır.
Metaprogramlar veya Davranış Kalıpları içinde
“Temel İlgi Kalıpları”
olarak geçen ele aldığımız konu, ilişkilerde
adeta işaret levhaları sayılabilecek öneme
sahiptir. Eğitimden, aile ilşkilerine; siyasetten,
çevresel ilişkilere kadar birçok alanda faydaları
bilinen İlgi Kalıpları
daha çok Iş Dünyasının personel seçimi bağlamında
ilgisini çekmektedir. Bir metafora dönüşen “önseçim
eğitimden önemlidir” sözü, Temel İlgi
Kalıplarının geleceğin iş dünyasın
da çok daha etkin olacağının işaretini
vermektedir.
Mesela, “çok iyi eğitim almıştır, üstelik
cana yakın da birisidir” diyerek işe aldığınız
bir insani düşünelim. Sonra bir tanıdık vasıtasıyla,
bu kişinin çok dürüst te bir insan olduğunu öğrendiğinizde
sevinciniz bir kat daha arttı; çünkü çoktandır
kimseye güvenipte emanet edemediğiniz ambar müdürünü
bulmuştunuz. Eğer bu kişi, durumları
insanlar üzerinden değerlendiren biri ise, yani Temel İlgi
Kalıbı “Insan” etiketi taşıyorsa, sizi
temein ederimki kısa zaman sonra sükutu hayale uğrayacaksınız.
Insan odaklı birisi etrafı nesnelerle donatılmış
ve işi nesneler olan bir alanda asla başarılı
olamıyacaktır. Siz ise, onun kalıbını
bilmediğinizden dolayı durumu farklı değerlendireceksiniz,
çalışanda kendini bir müddet sonra psikoloğun
yanında bulacaktır. Marketlerde Olay Kalıplı
kişilerin kasalara oturtulduğunu görünce çok üzülürüm.
Kimbilir hangi zaruret onu o işe kabule zorlamıştır.
Iğneli fıçıdan farksızdır o kasada
oturmak o insana... Onun yeri hareket içeren işler olmalıydı.
Kasaya da İnsan ve Nesne
odaklı insanlar oturup, müşteriyle ilişki
kurmanın ve nesnelere dokunmanın zevkini çıkarmalıydılar.
Nakliyecilik yapıyorsanız soförlerin Olay ve Nesne
odaklı olmasına dikkat etmelisiniz; hem yollarda
oyalanmaz, hemde malınızı gözü gibi temiz
tutarlar. İnsan odaklı
biri olup, “sevdim seni” diyerek kendi kalıbınızdan
birini direksiyona geçirirseniz, gecikmelere ve dökülmelere
şimdiden hazır olun.
Temel İlgi Kalıplarına
genel bir bakışla şunları söyliyebiliriz.
İnsanlara göre değerlendirme
yapanlar daha çok politikaya ilgi duyarlar. Hatta politikada
başarılı olanların çoğu insan odaklı
kişilerdir.
Nesneler grubuna girenler ticarette başarılı
olurlar. Zaman zaman ticaretteki başarılarına
bakıp politikaya özenirler ama, ya Yalım Erez, Cem
Boyner gibi erken havlu atarlar, ya Cavit Cağlar ve Cem
Uzan gibi “paraları kadar konuşurlar’, yada bir
çokları gibi ikinci, üçüncü adam olmayı tercih
ederler.
İnsan
ve olaylara göre durumu filitreleme yapanlar görevlerinde
oldukça başarılı olurlar. Onların hükümet
içindeki belirgin temsilcisi olarak Devlet Bakanı Kürşat
Tüzmen’i gösterebiliriz. Onların ağızlarındaki
melodi “gözüm yolda, gönlüm sende” melodisidir.
Nasıl Bilinir?
Kendimizin ve etrafımızdakilerin hangi kalıbı
kullandıklarını bilmenin çok kısa yolları
vardır; kullanılan kelimelerden yola çıkarak
bunları bilmemiz mümkün olur. “kelimeler ruhumuzun
gizli şifreleridir” diyor, büyük düsünür Farabi...
“Bakalım
orada neler var?”
Nesne
“Soruver orada
kimler var?”
İnsan
“Yahu, orada
neler oluyor?”
Olay
“Görelim, orası
nasıl bir yer?” Mekan
“Nedir bu işin
hikmeti?”
yukarıdakilerin hepsi + Bilgi
Tabi “herşey bağlama göre değişir” sözünü
bizde hatırlatalım “İbn-i
Rüşt ile İmam-ı
Gazali arasındaki farkı konuşan da Insan ve
Bilgi Kalıbını kullanır, diğer yandan
İ. Tatlıses ile
Asena arasındaki ilişkiyi konuşan da...
Süleymaniye Camisine bakıpda içlenen Yahya Kemal’de
Yer ve Mekan Kalıbını kullanır “Bu akşam
İstanbul’un bütün
meyhanelerini dolaştım”diyen kişide...Durum
kişilerin ilgileriyle anlam kazanır.
Bu kalıpların bilinmesi aile ilişkileri açısında
da çok önemlidir. Etkinlikler (olay) çerçevesinden dünyayı
değerlendiren bir beyle, Nesneler penceresindan dünyaya
bakan bir hanımın “uhulet ve suhulet” içinde ömür
geçirmeleri oldukça zordur. Eğer, 2. kalıpları
uyarsa durumu biraz dengelerler. Aksi takdirde bey, maça veya
koşuya gitme hesapları yaparken, hanımından
gelecek “sakın parayı az bırakma! alışverişe
gideceğim” sözlerine hergün hazır olmalıdır.
İnsanlar
üzerinden durumları görenler “Kim?”
Nesneler üzerinden
görenler “Ne?”
Olaylar üzerinden
dünyaya bakanlar “Nasıl?”
Yer üzerinden
bakanlar “Neresi?”
Bilgi üzerinden
değerlendirenler “Neden?” sorularıyla kendi
şifrelerini adeta ifşa ederler. Ayrıca 2. sırada
kullanılan Kalıplar da önemlidir:
İnsan-Nesne “Kimin nesi var?”
İnsan-Olay “Kim ne yapıyor?”
İnsan-Mekan “Kim nerede?” gibi sözcükleriyle
kendilerini belli ederler.
İlgi
Kalıplarının insanlar arasındaki kullanım
oranı coğrafyaya ve kültürlere göre değişiklik
göstersede Wyatt Woodsmall oranı şöyle verir:
İnsanlar
– 30%
Eylem – 30%
Nesneler – 30%
Yer – 5%
Bilgi – 5%
“Neden
on veya yirmi değilde, beş Temel İlgi
Kalıbı” sorusuna Woodsmall’ın cavabı
hayli ilginçtir. “Temel İlgi
Kalıbı konuştuğumuz dilin derinliklerine kök
salmıştır. Bir gramer kitabına bakacak
olursanız “isim”
sözcüğünün bir insan, yer, nesne, eylem, nitelik,
kavram veya şartın adı olduğunu görürsünüz.
Bunlardan nitelik, kavram ve şart sözcükleri bilgiye işaret
ederler. Dolayısıyla sayacak olursak insan, yer,
nesne, eylem ve bilgi. Toplam beş eder. Kısacası,
Temel İlgi Kalıpları
dünyada var olan isimlerin sınıflamalarıdır.”
Woodsmall’ın “Temel
İlgi Kalıpları
konuştuğumuz dilin derinliklerine kök salmıştır”
sözleri beni başka bir noktaya götürdü. Kur’an da,
Cenab-ı Allah, insanın yaratılış
estantenesini ortaya koyarken, Adem’e isimleri öğrettiğini
hatırlatır. Bu noktadan çıkış
yaparak belkide “Dünya’ya bakışımızın
kökleri Hz. Adem’e öğretilen “isim” lere
dayanmaktadır” hükmüne varabiliriz(mi?) diye düşünüyorum.
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
İletişim
Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi
Kalıpları
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|