|
KÜRESEL BÜYÜCÜLÜK
“ Büyük Şark İmparatorluğu hayallerim
bir ihtiyarın cübbesine takıldı kaldı”
(Napolyon)
Modern psikoloji büyüyü, “ bir çeşit telkin” olarak
tanımlar.
Büyücünün numarası karşısndaki birey veya toplum telkine
açık olduğu anda kendini gösterir! Yani, ekilmeye müsait
zihin tarlalarında tohum saçabilir şeytanın kara öküzleri...
Büyücünün ulusalcısı da, küreselcisi de, yöreselcisi de
mesleğini icra ederken hep hakikatı araç olarak kullanır...
Merhum Peyami Safa,Yalnızız adlı romanında “Hakikatlar
insanı büyüler, sarhoş eder” diye konuya değinir. “Sarhoş
düşürdüğü insanın kalbinde bir boşluk açar ve tüm yalanlar
hakikatın açtığı bu boşluktan içeri sızar.”
Amerikan seçimlerinde başkanlığı kazanan Obama için İslam
coğrafyasında sergilenen aymazlıklar bana Küresel
Büyücülüğün tarihi referanslarını da hatırlattı. Hele Van’da
kesilen 44 kurban haberini okuyunca kendimizi Napolyon’nun
işgal ettiği Mısır döneminin Kölemenleri gibi büyülenmiş
hissettim.
Malumunuz, büyücülük aslında bir Firavun yöntemidir... Geçen
asırlar onun mahiyetini hiç değiştirememiş, sadece ambalajı
ve etiketinde cilalamalar yapmıştır. “Siyasi İmaj”,
“Psikolojik Savaş” ve “Toplum Mühendsliği” gibi üretilen
kavramlar da, aslında temeli bir çeşit zihin manipilasyonu
olan büyücülüğün çağdaş sıfatlarıdırlar.
Tarihin her döneminde Firavunların varisleri hep bu yöntemi
denediler, kiminde başarılı oldular, kiminde bozguna
uğradılar. Bozguna uğradıkları dönemlerde mutlaka
karşılarında bir Musa varisi alimin dikildiğini görmekteyiz.
Tarihin ilk büyü bozan insanının, Firavun’un karşısına
çıkan Hz. Musa olduğunu düşündüğümüzde bunun böyle olması
da elbette kaçınılmazdı.
Bölgesel büyücülerin en belirginleri olarak gözümüze
tarihte Yezid ve Haccac-ı Zalim çarpmaktadır. Haccac,
“Allah’a yemin olsunki, asileri ıslah edeceğim” diye,
hakikatı büyüsüne alet yaparken, karşısında büyük fakih Said
İbni Cübeyyir’i bulmaktaydı. Çünkü büyük fakih, Kur’an’ın,
“Onlara ‘yeryüzünde bozgunculuk yapmayın’ denildiği zaman
‘biz ancak ıslah edicileriz’ derler.
Doğrusu onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat
yaptıklarının farkına varmazlar” (Bakara 11-12) fermanını
biliyor ve halka da hatılatıyordu. Yezid’in büyüsünü, canı
ve cananlarını ortaya koyarak İmam Hüseyin bozuyor,
kendinden sonra geleceklere ilkesel duruşun herşey olduğu
mesajını bırakıyordu.
Küresel büyücülerin en tipik örneği kuşkusuz Nopolyon’dur.
“Büyük Şark İmparatorluğu” hayalleriyle yanıp tutuşan
Napalyon, bu gayeye ulaşmak ve Akdeniz’e inmek için
girdiği Mısır’da olmadık şaklabanlıklar yapıyordu: “Ben
ki, Kur’an-ı Azimüşan’a Kölemenler’den daha bağlı,
Hz.Muhammed’e onlardan daha saygılıyım” gibi lafları el
altından yaymakla kalmıyor, zamanın iletişim araçlarıyla
kitlelere ulaştırıyordu.
Mısır’da, Napolyon’un karşısında bu kez Hz. Musa varisi
olarak Ezher Şeyhi Abdullah Şarkavi’yi görüyoruz...
“İnsanlığa yaptıkları büyük hizmetler” numarasıyla organize
edilen bir törende Şarkavi’ye bizzat Napalyon tarafından
madalya takdim edilecektir. Takdim anında “Ma haza ( Bu
nedir?) ” diye bir ses duyulur. Bu sesi, yere fırlatılan
madalyanın sesi izler... Sonra gelen ses yine Şarkavi’nin
hiç silinmemek üzere tarihe geçeçek olan onurlu sesidir:
“Ben Ezher Şeyhliği’nin üzerinde bir rütbe tanımıyorum!..”
Napolyon, yazının başına aldığımız sözünü işte bu olaydan
sonra söyliyecektir: “Büyük Şark İmparatorluğu hayallerim
bir ihtiyarın cübbesine takıldı kaldı...” Napolyon daha
sonraları,“Ben, Hıristiyan gözükerek Vendee Savaşı’nı
kazandım, Katolik gözükerek İtalya’da yürek hoplattım,
Müslüman gözükerek Mısır’a girdim. Eğer Yahudi tplumunu
idare edecek olsaydım Süleyman’ın tapınağını (Mescid-i
Aksa’yı) yeniden inşa edrerdim” sözleriyle küresel
büyücülüğünü ifşa etse de, Abdullah Şarkavi’den de her kuşun
etinin yenemiyeceğini öğrenmiş oldğundan kuşku duyulmamalı.
Küresel büyücülere bir başka örnek te Lenin’dir. Asya’daki
Müslüman kavimlerin önderlerini, “Gelin, Şura kurdum
meşveret edelim!” diye kafaya aldı.
“Sovyet” sözcüğünün Arapça şura anlamına geldiğini
hatırlatarak “Allah Adem’i yaratırken meleklerle istişare
etmedi mi? (1)” diyerek, Hakk’ı büyüsüne alet etti.
Lenin’in büyüsü maalesef tuttu... Asya’daki Müslüman
kavimler uzun yıllar bu büyünün altında yaşadılar. Oralarda
bir Şarkavi çıkamadı. Kendisini müslümanların önderi sayan
Lakay İbrahim aynı feraseti gösteremediği gibi Enver
Paşa’nın Türkistan topraklarından geçmesine de mani oldu.
Son söz olarak derim ki; Tarih boyunca nasıl köydeki
büyücüler hep olmuşsa, dünya çapında da hep küresel
büyücüler olagelmiştir. Önemli olan büyücülerin telkinlerine
maruz kalmayacak zinde zihinlere sahip olmak...
Amerika’nın Obama büyüsünün tutup tutmayacağı da, Büyük
Ortadoğu Projesi’nin gerçekleşip gerçekleşmiyeceği de,
“İhtiyar”ımızın cübbesinin sağlamlığına bağlıdır.
Görelim Mevlam neyler...
Dilerim güzel eyler...
Hidayet Kayaalp 12.11.08
(1) : İsmet Özel /Taşları Yemek Yasak
SAYFA
BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
KÜRESEL
BÜYÜCÜLÜK
HÜSEYİN
ÜZMEZ’E AÇIK MEKTUP
İNİLTİ
BÖLÜNMÜŞ
SEVDA
Sehpaya
uygun boyacı mı aranıyor
Mumla
eriyen umutlar
Düşünmek
farzmıdır?
Demokrasinin
çişimi geliyor
Söğüt’ün
sevenleri
Kış
Raporu
Kasıntı
Kütürü
Asrın
Belasına
Çözüm...
Eşeklerin
Gizemli Dünyası
İletişim
Kavşağının İşaret Levhaları:İlgi
Kalıpları
Ertuğrul
Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Kendimizle
İletişim
Övgülerle
sövgüler arasında
Değişimin
Zihinsel Aşamaları
İletişim
kanalları ve farklı davranışlar
NLP
ve Biz
Kabaklı
köyün ahalisi ve NLP
"Değişim
mi, Gelişim mi?"
SAYFA
BASI
|