|
Kurban;
Aşkın Varlığa
Yaklaşmak
Gerek
kutsal kitaplardan gerekse arkeolojik ve antropolojik araştırmalardan
öğrendiğimize göre; tarih boyunca insanlar, aşkın/müteal
bir varlığı merkez alan meselelere ilgi duymuş,
bu ilgisini farklı şekil ve yollarla ifade etmeye çalışmıştır.
Arkaik toplumların tapınaklarının bir bölümünde
bulunan sunaklara kurbanlar sunulurdu. Aşkın/yüce
bir varlığa ve doğaüstü güçlere „kurban
sunma“ geleneği de bu ifade biçiminin en
eskilerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bilindiği gibi Adem Peygamberin çocukları arasında
cereyan eden bir sorunun çözümü için kurbanla sınanmışlardı
da, bu sınavı, kanlı kurban sunan Habil kazanmıştı.
Hz.
İbrahim´in Allah tarafından İsmail´i kurban
etmekle denendiği de bilinmektedir. Şu hale göre dînî
kaynaklar, kurban ibadetinin, insanlık tarihi kadar eski
olduğunu bize bildirmektedir.
İnsanların
ruhen ve madden arınmalarına vesile olan bu ibadet
şekli, inanç sistemlerine göre farklılıklar
arzetmektedir. Bir inanç sistemi kansız kurban sunmayı
kabul ederken başka bir inanç sistemi de kanlı
kurban sunmayı kabul edebilmektedir. Meselenin özü, aşkın
bir varlığa fedakarlık edebilecek durumda olduğunuzu
şu veya bu şekilde kanıtlamaktır.
Günümüzde özellikle de İslam inancı bağlamında kurbanın niceliğinden
çok niteliği tartışılmaktadır. Başka
bir ifadeyle daha çok hangi hayvanlardan kurban olur?
Hangilerinden olmaz? Tavuktan kurban olur mu kabilinden ortaya
atılan görüş ve düşünceler öne çıkmaktadır
ya da çıkarılmaktadır. Burada İslam inancı
açısından kurbanın hem kesenin asgari fedakarlık
gösterip gösteremediği hem de kestiğinde muhtaç
insanların, hiç olmazsa yılda 4 gün de olsa bundan
istifade ettirilmesi önemlidir. Gerçekte kurban kesiminde gönül
hoşluğu da
(isteyerek) oldukça önemlidir. Tabii ki burada kurban
kesmemek için çareler arayanlara da bir diyeceğimiz
yoktur.
İslamda kurban Allah´a yaklaşmak demektir. Konuya
„Onların ne etleri ne de kanları Allah´a ulaşır
fakat ona sadece sizin takvanız ulaşır anlayışından
hareketle yaklaştığımızda kurbanın
ne için kesildiği apaçık ortaya çıkmış
olmaktadır. Samimiyet ve teslimiyetin sembolü olarak,
Allah´a kulluk görevinde fedakarlıktan kaçmamak, diğeri
de yukarıda da işaret ettiğimiz gibi bir nebze
de olsa ihtiyaç sahiplerini hatırlamak ve onları
sevindirmek. Onların da sevgisini kazanmak ve onurlarını
kırmadan ikram etmek. Kısaca paylaşmak. Bu
anlamda bireysel ve toplumsal duyarlılığımızı
artırmak.
Mesele böyle anlaşılması gerekirken,
İslam inancının önemli bir ibadeti olan kurban
kesme işini gösterişe ve hayvanlara işkenceye
dönüştürmemeye dikkat etmelidir.
Bugün modern toplumlarda canlı kurban sunma
mecburiyetini izah etmek belki zor olacak ama, neticede kurban
bayramı günleri dışında da hayvan kesim işlemi
devam edecektir.
Dinen
zengin,
yolcu olmayan, hür, akıllı, baliğ (ergenlik çağına
girmiş) bir Müslüman için kurban vacip bir ibadettir.
Müslümanı Allah´a yaklaştıran bir çeşit
şükürdür.
Kurban, koyun, keçi, sığır, manda ve deve´den
olur. Kesilecek bu hayvanların sağlıklı
olmalarına ve yaşlarının yeterliliğine
dikkat etmelidir. İslam´a göre bu hayvanların dışında
hiçbir hayvandan kurban olmaz. Kurbanın bedeli de
fakirlere bağışlanmaz, mutlaka kan akıtılması
gerekir. Dini konularda felsefi sistem üzerinde tartışılır
gibi tartışılmaz. Felsefede akıl en önemli
enstrümandır, din de ise akılla birlikte vahyi
de hesaba katmak zorundasınız. Dolayısıyla,
dînî hükümler (emir ve yasaklar) hakkında keyfi ve
subjektif istekler ileri sürülerek bu noktada değişim
talep edilemez.
Kurbanlık hayvanlara iyi muamele etmeli, eziyet etmemeli
ve dahası kurbanları ehline ve uygun yerlerde
kestirmelidir. Temizliğe dikkat etmelidir. Kurban kesme
esnasında ise; „Bismillahi
Allahu Ekber“
demeyi, kestikten sonra kurbanın kanınını
iyice akıtmayı ve murdar iliğini kesmeyi de
unutmamak gerekmektedir. Mümkünse (mecburi olmamakla
birlikte) kurban kesildikten sonra iki rekat şükür
namazı kılarak kendi kurbanının ve tüm
müslümanların kurbanlarının kabulu için dua
etmelidir.
Şu hususu da işaret edelim ki, kurban
kesme işini vekalet yoluyla da yerine getirebiliriz.
Kesilen kurbanın etini; fakirlere, kendi ev halkına ve misafirlere ikram etmek üzere üç parçaya ayırabiliriz.
Aslında bu şekilde yapmak sünnettir.
Bazı insanların uzman olmadıkları
konularda kamuoyuna bilgi verme eğilimine girmelerine üzülüyorum.
Hele hele dini konularda ... bu durum genelde bizim
toplumumuza özgü bir davranış şeklidir
demekten kendimi alamıyorum. Bilmem yanılıyor
muyum? Aslında her ilim/bilim dalında olduğu
gibi İslamda da metodoloji/usûl
ilmi vardır. Bu dalda eğitim almadan yorumlara girişmek,
hatta hüküm vermek doğru bir davranış değildir
demek istiyorum. Özellikle de günlük sorunlarımızı
çözmek için başvurduğumuz fıkıh ilmi ve
usûlünü bilmenin gereğini belirtmekle yetinelim.
„1. BAK, Biz sana bol nimet verdik: 2. o halde [yalnız]
Rabbine ibadet et ve [yalnız O´nun adına] kurban
kes.“
Kurbanlarınız Kabul, Kurban Bayramınız
Kutlu Olsun!
Yazarın
diğer
yazıları:
Aile ve toplumsal işlevi
Olgun
Insan
Ramazan
ayının düşündürdükleri
SAYFA
BASI
|