·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BİR DÜŞÜNCE

              İsmail Altıntaş

 

Is.Altintas@gmx.de

                       
Veda Hutbesi ve İnsan Hakları

Bilindiği gibi dünya tarihinde insanlığın gidişatını değiştiren dönüm noktaları vardır. Onların en önemlilerinden biri de şüphesiz ondört asır önce insanlık tarihine altın harflerle yazılan `insan hakları manifestosu´ diyebileceğimiz Hz Muhammed tarafından Mekke´de yüzbinin üzerinde insan topluluğuna okunan ´veda hutbesi´dir.[1]

Veda hutbesi lokal/yerel/bölgesel bir ´manifesto´ olduğu kadar evrenseldir de. Hutbeye ana hatlarıyla bakıldığında; hedef kitlenin genelde tüm insanlık, özelde de müminler ve Hz. Peygamberin ashabı/arkadaşları olduğu hitabetin uslubundan kolayca anlaşılabilmekte, içeriğinde ise bugünün dünyasında genel kabul gören, mahrumları ve mazlumları mutluluğa kavuşturan evrensel değerlerin mündemiç olduğunu tesbit zor olmamaktadır.

Durum böyle iken İslam Peygamberi´nin gündeme getirdiği ve tarihin tesbit ettiği; özellikle birey ve toplum için temel hak ve özgürlükler içeren değerlerin bir kısmı, yüzyıllar sonra ilk defa İngiltere’de ve daha sonra ABD'de kabul edilerek, 1789 Fransız İhtilali’nden sonra dünyaya yayıldı ve evrensel hale gelmeye başladı.[2]

İslam´ın gündeme getirdiği ve tamamen tabiî /doğal hukukla da birebir örtüşen bu doğal temel hak ve hürriyetleri, değerleri aşağıda mukayeseli bir analize tabi tutmaya çalışacağız.

İnsanlığın kurtuluşa ve mutluluğa kavuşmasına vesile olan özgürlük / hürriyet; İslam Peygamberi tarafından veda hutbesinin satır aralarında genel hatlarıyla; yaşama hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, seçme ve seçilme hakkı gibi temel hak ve özgürlükler dile getirilmiştir. Elbette hürriyetin sınırlarının olduğunu bu satırlara ulaşabilen herkes bilir.

Adalet duygusu; vicdanlarda gelişir ve aynı zamanda toplumsal barışın teminatıdır. Adalet, herşeyi yerli yerine koymak demektir. Zulüm / haksızlık ise tam bunun zıddıdır. Bu durum Veda Hutbesinde: „Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız“ şeklinde en güzel ifadesini bulmuştur. Milletler toplumsal yapılarında eşitlik, özgürlük ve adaleti barındırdıkları sürece tarih sahnesindeki yerlerini koruyabilmişlerdir.

Eşitlik; herkesin çıkarının eşit olduğunu, eşit hakka sahip olduğunu ifade etmektedir. Zira toplumlar, bünyelerindeki eşitsizlikleri gidermedikçe, nimeti ve külfeti eşit olarak paylaşmadıkça eşitsizlikten
kaynaklanan sorunlarını çözmeleri zordur.

Kadın hakları; yüzyıllardır insanlığın önemli sorunlarından biri olarak toplumları meşgul etmiştir. Özellikle İslamın ortaya çıktığı toplumlarda ve eşzamanlı toplumlarda kadın meta olarak algılanmış hatta öyleki kadının varlığının mahiyetinin tartışıldığı dönemler bile olmuştur.

Oysaki veda hutbesinde: „Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan sakınmanızı tavsiye ederim. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.“ anlayışıyla kadın-erkek ilişkileri de hukuksal bir zemine oturtulmuş oluyordu.

Her türlü sınıfsal farklılık ve ayrıcalıkları ortadan kaldıran ´kardeşlik´ işbirliği ve dayanışma duygusunu, karşılıklı saygı ve sevgiyi temin  etmeye matuf şu ifadede de:  
“İnsanlar! Rabbiniz birdir. Babınız da birdir; Allah yanında en kıymetli olanınız, en çok saygı göstereninizdir. Arabın arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.“

Mülkiyet hakkı, kişilerin mal sahibi olabilmeleri sosyal devletin teminati altındadır ancak ´hırsızlık yapmadan´ mülk edinmek esastır ve ahlakidir. Mülkiyet dokunulmaz ve mukaddestir, çünkü insanın hürriyetinin eseridir, çalışmanın mükafatıdır ve bu anlamda da toplumda mülkiyetin taksimi adil olmalıdır.

Güven / Emniyyet /Emanet; can
, mal ve ırz/ namus güvenliği, şeref/onur, haysiyet, hürriyet ve mülkiyet hürmete şayan değerlerdir. İnsan ve ona ait değerler her türlü saldırı ve tecavüzden korunmalıdır. Yaşama hakkı tabiî bir haktır ve insan hayatının bütün safhalarında güven içinde olmalıdır. Veda hutbesinde vurgulanan ´zulme, haksızlığa ve zorbalığa karşı direnme´ gibi ilkeler ile demokrasinin ilke ve kuralları oluşmuştur.

Veda Hutbesinde "Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz.“ denirken, bu ifade Mecelle-i Ahkamı Adliyye
[3] deBeraeti zimmet asıldır[4] şeklinde formüle edilmiştir. Bugünün Medeni Hukukunda ise,
Suç şahsidir, suçlunun suçu isbat edilenceye kadar suçlanan masumdur“ şeklinde hukuk kuralı haline gelmiştir.
Yukarıdaki cümlelerin hemen hepsi de özü itibariyle aynı prensibe vurgu yapmaktadır. Ancak bir farkla ki; bugün insan haklarının temeli sayılan bu ve benzeri prensiplerin ilk ve temel olarak ciddi anlamda gündeme getirilmesinin şerefi ´veda hutbesi´ne aittir.

Sonuç olarak, tüm insanlık, veda hutbesinde dile getirilen ve evrensel hale gelen temel hak ve hürriyetlerin ışığında ve en azından ahlaki/etik bağlamda gidişatını samimi olarak gözden geçirme gereği duymalıdır.
Özellikle de sözde ´dünya barışı´ havariliğine soyunanların buna ihtiyacı olduğu ortadadır...
´Umut´ ve ´gerçeklik´ arasında çelişki olmamalıdır...
Hele hele temel hak ve hürriyetlerin güçlüye ve zayıfa göre kırılganlık gösterdiği bir dünyada...



[1] Sahih-i Buhari, DİB. c.X. s. 397.400.

[2] Cemil Meriç, Sosyoloji Notları ve Konferanslar, İletişim Yay. İst. 1992.

[3] Kısaca "Mecelle" diye tanınan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir ilmî heyet tarafından hazırlanmış, 1869-1876 tarihleri arasında bölüm bölüm yürürlüğe konmuş, 1926'da Türk Medeni Kanununun çıkarılmasıyla yürürlükten kaldırılmıştır. İslam hukukunun aynî haklar, borçlar hukuku ve hukuk muhakemeleri usulü bölümlerine ait 16 kitaptan oluşur. (Daha geniş bilgi için bkz. Osman ÖZTÜRK, Osmanlı Hukuk Tarihinde Mecelle, İst. 1973.)

[4] Bir Fıkıh prensibidir: yani "bir kişinin suçlu olduğu isbat edilinceye kadar o kişi suçsuzdur."

 

Yazarın diğer yazıları:

Veda Hutbesi ve İnsan Hakları
Yılbaşı ve İç Gözlem
Üç Aylar ve Zamanın Kutsallığı
Kurban; Aşkın Varlığa Yaklaşmak
Milli ve Manevi Değerler
Aile ve toplumsal iþlevi
Olgun Insan
Ramazan ayýnýn düþündürdükleri


SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

İsmail Altıntaş
Veda Hutbesi ve İnsan Hakları
Fikret Ekin
İki Olay ve Hasta Kafa
Mahmut Aşkar
Şiddete dayalı siyaset
Dr. Nebil Bozdoğan
Kellik tedavisinde son nokta: saç ekimi
Sizden Biri
Evelallah Türk, elhamdülillah müslümanız
Ali Kılıçarslan
Milletin parasıyla içki içmek
Ozan Yusuf Polatoğlu
Geldi petrol diyarına Amerikalı kovboy
Muhsin Ceylan

Menfaat karşılığı susmak

Üzeyir Lokman Çaycı
Gurbet Çiçekleri
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç
Şefik Kantar
Son ziyaret üzerine
Ismail Tüysüz
Yeşilçamda bir emekci
Latif Çelik
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı