|
Üç
Aylar ve Zamanın Kutsallığı
Halk
arasında veya halk islamlığında üç
aylar (Recep Şaban ve Ramazan) olarak bilinen ve
insanı/müslümanı manevi bir iklimle kucaklaştıran
kutlu zaman dilimi, 8 Eylül Pazar günü başlamış
bulunmaktadır. Regaib, Mirac, Berat, Kadir Gecesi, Arefe
Günü ve Ramazan Bayramı gibi Mübarek gün ve geceler /
kandiller geçidi bu üç ayda bulunmaktadır. İslam
literatüründe „Üç Aylar“ kavramı
bulunmamakla birlikte bu kavram, islam dünyasında yaygın
olarak kullanılmakta ve bilhassa da Türk dünyasının
dini hayatında bu aylara oldukça önem atfedilmektedir.
İslam
dini bağlamında üç aylar vb. kavramlara yüklenen
anlamlar, inanan insana kendini bilme ve gereğini yapma
noktasında motivasyon sağlayabilir. Mübarek olarak
nitelenen böylesi zaman dilimleri rutinleşen bireysel ve
toplumsal hayatımıza pozitif anlamda yeni bir
heyecan, canlılık ve ivme kazandırabilir.
Burada zamanın bir bölümünü mübarek olarak
nitelerken geri kalanının mübarek olmadığı
anlaşılmamalıdır. Zamanın her anı
insan için önemli ve kıymetlidir.
Bu
yazımızda, islamda böyle bir kavramın olup
olmamasını ele almak niyetinde değiliz. Asıl
vurgulamak istediğimiz nokta şudur; genel anlamda
zamanın kıymet ve öneminin insan/müslüman tarafından
gerçekten anlaşılıp anlaşılmaması
meselesidir.
Allah
Teala, insanın varoluşundan başlayarak dünya
tarihi boyunca ona çok büyük imkan ve firsatlar vermiştir.
Ki bu imkanlardan birisi de şüphesiz zamandır. Yine
zaman, varlıklar ve özellikle de insanoğlu için çok
önemli bir nimettir. Ancak ne gariptir ki bizzat zamanın
içinde olan ruh ve bedenden müteşekkil insan, varoluş
sürecinden itibaren zaman zaman bedensel ihtiyaçlarını
ön plana çıkararak ruhun ihtiyaçlarını gözardı
etmiştir.
Gerek geçmişte ve gerekse günümüzde
hemen hemen yeryüzündeki bütün dinlerde zamana, bazı
gün ve aylara kutsallık izafe edilmiştir. İbrahimi
dinlerde, yani yahudilik, hristiyanlik ve islamda
da mübarek gün ve geceler vardır.
Mesela Cuma gününün müslümanlar, Cumartesi
yahudiler ve Pazar gününün de hıristiyanlar için mübarek
olduğu bilinmektedir.
Din, bir öge olarak sosyal ilişkiler
üzerinde etkilidir. Betimleyici bir bilim dalı olan
sosyolojide kutsal önemli bir kavramdır ve tabii ki
kutsal´ın tezahürleri bir yönüyle toplumsaldır.
Söz gelimi üç aylar içerisinde ortaya konulan tutum ve
davranışlar ve bunların bireysel ve toplumsal
yansımaları pozitif istikamette ortaya önemli göstergeler
çıkarabilir. Bireysel anlamda bu aylarda dua ve
ibadetlerdeki artış, kişinin iç dünyasında
–subjektif de olsa- deruni bir değişim gerçekleştirebilir.
Aynı şekilde bu aylarda gerek vahiy bağlamında
ve gerekse akl-i selimin veya kollektif aklın doğrularına
uygun hareket etmek toplumda önemli güzelliklerin ortaya çıkmasını
sağlayabilir. Bu durum gerçekleştiğinde üç
ayların gerçek ruhu kavranmış olacaktır.
Zaman
hakikaten kutsal mıdır? Öyle ki zaman, normatif
ilahiyat/teoloji literatüründe de bizzat Tanrı tarafından kutsanmıştır. İslam´ın kutsal kitabı
Kur´an-ı Kerim bu konuya 103. surede şöyle işaret
eder: „Zamanın
bütün bölümlerine yemin olsun ...„ Zaman, üzerine
yemin edilecek kadar önemlidir; çünkü, ömürden geçen
her an, gün, ay ve yıl ve kısaca hayatın her
anı kıymetlidir.
O
halde zamanın bütününe karşı duyarlı
olmak durumundayız, aksi takdirde zamana karşı
kayıtsızlığımız bizi gaflete,
tembellik ve uyuşukluğa, en önemlisi de yaratılış
gayemizden uzaklaşmaya götürebilir. Bu günlerde dini
inanç ve pratiklere bağlılığımızı
artırmalıyız
Bu
noktada üç aylar vesile bilinerek, hayatımızın
safhaları gözden geçirilmeli, başka bir deyişle
nefis ve vicdan muhasebesi / otokritik yapmalı, sayısız
nimetlere karşılık olarak şükür görevimiz
hatırlanmalı, ruh ve bedenin ihtiyaçları
birbirine yaklaştırılmalı, gönüller ise
ibadet ve dualarla tatmin edilmeli, kalpler olgunlaştırılmalıdır,
„...çünkü
bilin ki, kalpler gerçekten de Allah´ı anarak huzura
erişir.“
Zaman
akıp gider ve geçen zaman bir daha yakalanamaz. O halde
zaman kıymetlidir ve kıymetini bilerek yaşamak
insan için en önemli kazançtır. Üç aylar da bunu hatırlamamıza
vesile olan en güzel zaman dilimidir. Bu fırsatı değerlendirmek
insanın elindedir. İslam´a göre kişi, zamanı
nerede ve nasıl geçirdiğinden sorumlu tutulacaktır.
Bu
mübarek gün, gece ve ayların birey ve toplum yaşantısında
etkisi mutlaka görülmeli, büyüklerin gönülleri alınmalı,
eş ve dostlarımızın hatırları
sorulmalı, kimsesizler aranmalı, insanlara ikram
edilmeli, yetimler gözetilmeli, yardıma muhtaç
kimselere yardım edimelidir. Özellikle de içinde yaşadığımız
çok kültürlü toplumlarda, bu mübarek iklimi evimizde eş ve çocuklarımızla
birlikte hissetmeliyiz. Aramızdaki olası kırgınlıklar
ve dargınlıklar son bulmalı, hoşgörü ve
bağışlayıcılığımız
ön plana çıkarılmalıdır. Ve dahası
ahlaklı olmaya ve düşünmeye/tefekküre
önem verilmelidir.
Yazımızı
Hz. Muhammed´in şu veciz duayısla noktalamak
istiyoruz:
„Ey Allah´ım,
Recep ve Şabanı bize mübarek kıl, bizi
Ramazana yetiştir.“
*
*
*
İsmail Altıntaş
Yazarın diğer
yazıları:
Üç
Aylar ve Zamanın Kutsallığı
Kurban;
Aşkın Varlığa Yaklaşmak
Milli
ve Manevi Değerler
Aile
ve toplumsal işlevi
Olgun
Insan
Ramazan
ayının düşündürdükleri
SAYFA
BASI
|