·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA SMS  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
·  CHAT  
·  NETMEETING  
   
   


  BİRLİK

                 Latif Celik

 

Yıl 1907… Almanya´da 12 bin Türk işçisi…

Mercedes ve AEG´ye meslek eğitimi için gelen Osmanlı öğrencilerinin Alman arşivlerinde kalan izleri, Osmanlı´nın gerçekten “batı tekniğinin peşinde“ olduğunu gösteriyor.

Almanya´ya Türk
göçünün bilmem kaçıncı yılı diye yazan Türk medyası birazcık ilgi duyup, zaman harcayıp, arşiv belgelerini karıştırmaya lütfetseler, bu ülkede daha yüzyılın başında bizzat Osmanlı Devleti tarafından gönderilen 12 binden fazla Anadolu  insanının hatıraları ile göz göze gelecektir.

Geçen yüzyılın başında imparatorluk Türkiyesi´nin en önemli sancısı sanayileşmek idi. İngiltere ve Fransa´nin hasım politikalarına karşı 1830´dan bu yana askeri alanda devam eden Türk-Alman ilişkilerinin geldiği boyut, Avrupa´nın lider konumundaki kalburüstü devletlerine, Cermen-Türk yakınlaşmasını iyi takib edilmesi gerektiği gerçeğini işaret ediyordu. Osmanlı sarayında sayıları devamlı artan Alman danışmanlar nerde ise her tavsiyelerini kısa zamanda emir yada kanun şeklinde uygulama sahasına geçirebilecek konuma gelmişlerdi. 1879´da tarihinin en büyük silah siparişini Osmanlı Devletinden alan Alman sanayii geniş bir nefes aldı. Almanlar, yeni pazarlar ve yeni hayat sahası dışında kendi ile beraber ölüme bile gidecek bir dost bulmuşlardı. Giderek her sahada gelişen dostluğa aslında iki tarafta bir yerde muhtaç idi. Çünkü her iki imparatorluga karşı esen sert rüzgarların tamamı İngiliz-Fransız ekseni kaynaklı idi. Moltke ile baslayan Alman danışmanlar serisinden 70 yıl içinde İstanbul`a gelenlerin sayısı belki kayıtlara bile tam olarak geçmemiştir. Askerler dışında siyasi, gümrük, kadastro, liman, ulaştırma ve diğer alanlarda Osmanlı sistemini Avrupa´ya entegre etmek için gelenler belli bir zaman sonra yerlerini yenilere bırakıyorlar ve bu süreç devam edip gidiyordu.

Sanayi devrimini yaşayan, Alman birliğini kuran ve Avrupa´nın uçsuz bucaksız madenlerine sahip olan Berlin hükümeti ile işbirliğinin başka alternatifide Osmanlılar için gerçekte yok idi.

Kaiser ile Sultan arasında yüzyılın başında gelişen samimiyet iki ülkenin toplumlarını da etkiledi. Gerçek bir dostluk rüzgarı hem Berlin hemde Boğaziçi´nde mevcut idi.  1879 yılında  imzalanan Türk - Alman silah ve mühimmat anlaşmasına göre  bir milyon mavzer 25 yıl içinde Osmanlılara teslim edilecekti. Aynı yılın başında 21 Ocak günü 279 kişiden oluşan Osmanlı silah kontrol ve kabul komisyonu heyeti Mahmut Şevket Pasa´nın başkanlığında Obernburg kasabasındaki Mauser (mavzer) silah fabrikasına geldi. O yıllarda küçücük bir köy olan Obernbug´da Türk heyeti şehirde otel olmadığını görünce, Almanlara peşin para vererek derhal bir otel yapılmasını rica ettiler. Türklere göre gülünç bir durumdu. Çünkü aynı yıllarda Biarkin istanbul´u Izmir, Bursa, Edirne  ve Selanik gibi bir çok şehirdeki otel sayısı 100´den cok fazla idi. Obernburg´da, silah fabrikasının hemen karşısındaki Türk sitili yapıda 33 yıl kalan Osmanlı bürokratları,  gelişen Alman tekniğine hayran kaldılar. Hafta sonlarında çevreye yaptıkları gezide Stuttgart ve çevresini ziyaret etmişler, Almanların yaptıkları otomibilleri yakından izlemişler idi. Oberburg´a gelen  Osmanlı heyeti, teknik gelişmeleri de günü gününe  İstanbul´a not ediyorlardı. Yine aynı yıllarda Balkanlarda başarılı bir valilik dönemi geçen Mithat Paşa´nın teşvikleri ile ziraat ve sanayi mekteplerı  İstanbul, Sofya ve Konya´da kuruldu. Osmanlı´nın batıya dönük yüzünün önemli bir göstergesi olan ziraat ve sanayi mektepleri için tabiki ilk etapta Almanya´dan öğretmenler getirildi. İki ülke arasında gelişen iliskiler ile turizm sahasında bile kendini  gösterdi. Din adamlarından oluşan ilk Alman kafilesi Anadolu´da Efes, Milet ve Tarsus´u ziyaret ettikten sonra Kudüs´ e geldi. Burada kutsal yerleri gezdikten sonra Beyrut´tan deniz yolu ile ayrılıp ülkelerine döndüler. 1903 yılında Istanbula dönen Osmanlı heyeti mensupları Alman icadi Mercedes marka otomobillerden bahsettiler. İşte, Mercedes´e karşi  Türk toplumunun her neslinde giderek gelişen Türk sevgisi böyle başlamış oldu. 


İlk Türk işçisi Dresden Yenidze sigara fabrikasına,

İlk Türk öğrencisi ise Stuttgart Mercedes´e geldi…

Yirmi birinci asrın basında Türk göçünün kırk bilmem kacıncı  yılı olduğu söylenirken, Mercedes ve AEG´nin arşivleri bu yüzyılın başında binlerce  Osmanlı gencinin meslek eğitimi almak için Stuttgart, Münih, Köln ve Berlin´e geldiğini gösteriyor.  İki milletin birinci dünya Savaşındaki silah arkadaşlığına kadar geldiği noktanın tarihi geçmisi maalesef günümüzde uzmanlar tarafından tam manası ile ele alınmadığından, günümüz Almanyasında yarım asırlık Türk varlığı zaman zaman uzaydan gelmiş yaratıklara uygulanabilecek davranışlar ile karşı karşıya kalabilmektedir. Türklerin ve Almanların birlikte sahip oldukları tarih hazinesinin kıymeti iki taraf tarafından da anlaşılmış değil. Alman ve Türk bürokrasisinin kolayına gelen “tarihi es geçmek“ aslında iki taraf içinde önemli bir kayıptır. Almanya´da ki Türk geçmişini son 40-50 yıl ile sınırlamak iki milletin ve kültürün geçmişindeki son derece ilginç ve önemli bir dostluk rüzgarını yok sayarak üzerine kül atmak demektir.

1899 yılında Alman imparatorunun Osmanlı ülkesinden resmen sigara uzmanları istemesi ile İstanbul hükümeti tütün idaresinden 7 uzmanını Almanya´ya gönderdi. Dresden´e gelen bu 7 kişi devlet tarafından Prusyalıları eğitmek için gönderilen ilk uzmanlardı. Tütün Osmanlı´da yetişiyor ama sigarayı Almanya yapacaktı. Yenidze (Yenice) fabrikasında baslayan ilk Türk işçi göçü giderek artmaya başladı. 1900 yılında İstanbul´a bir takım görüşmeler için gelen Almanya`dakı Osmanlı silah kabul komisyonu heyetinden Erzurumlu Ziya Paşa, Alman otomobil sanayinin gelişmişliğini bizzat ilk ağızdan saraya anlattı. Yeniliğe açık ve batı tekniğini mutlaka elde etmek isteyen  Sultan ll. Abdulhamid Istanbul´da ki Alman teknik heyetini 5 Nisan 1903´de Yıldız Sarayına davet etti. Ittihat ve Terakki ileri gelenleride eğitime çok önem veriyorlardı. Osmanlı ordusunda görev yapan Alman uzmanlar Osmanlı´nın teklifini ilginç karşıladılar. İstanbul´da görev yapan Alman sefiri Wangenheim Osmanlılar`ın eğitim için Almanya´ya öğrenci göndermek istediklerini Berlin´e iletti. 


Türk-Alman öğrenci anlaşması için 15 Mayis 1903´de ilk anlaşma imzalandı. İki müttefik arasında başlayan askeri münasebetlerin eğitim alanına kayması Türk tarafı için hayati önem taşıyordu. 24 Temmuz´da ilk öğrenci kafilesi yola çıktı. Balkanlardakı Sırp ve Bulgar komitacıların saldırıları ile evlerini terkeden  yada öksüz kalan Filibe, Kızanlık ve Sumnu´lu 125 çocuk iki hafta sonra tren ile Münih´e getirildi. Gaye, tekniği öğrenmek, geliş yeri ise mercedes fabrikası idi. Münih´te 2 gün konaklayan Türk çocuklarını Berlin´den gelen Türk delegasyonu ve konsolosluk yetkilileri de ziyaret ettiler. Untertürkheim´daki fabrika binasına bu öğrencilerin geliş tarihleri ise 16 Agustos 1903. İlk is Almanca eğitime başlamak oldu. Ülkelerinden uzak olmak, yaşları küçük ögrencilere zor geldi ama moralleri yüksek idi. Berlin´deki Osmanlı sefareti öğrenciler ile çok yakından ilgileniyordu. Mahalle mektebini bitiren ve zenaat sahibi olması için gönderilen öğrencilerin başarısı Alman eğitimci ustalarında dikkatini çekti. Eğitim süresi 4 yıl olarak düşünüldü
fakat, 3 yıl sonunda geri dönenlerde oldu. 


















Mercedes`te eğitim aldıktan sonra geri dönenlerden bazıları Taskızak tersanesi ve Erkan-i Harbiye`nin Selimiye  kışlasında görevlendirildiler. Osmanlı ordusunun ancak yüzde biri motorlu idi. Bunun nedeni yetişmiş elemanın olmaması idi. Osmanlı´nın  eğitim atağı giderek gelişiyordu. Maarif nezaretinden bir heyette okullardaki muallim-talebe ilişkilerini incelemek üzere Almanya´yı dolaşıyordu. Yine aynı yılın Eylül ayında  bir öğrenci kafileside Berlin´e geldi. Bu öğrenciler de AEG´de meslek eğitimine başlayacaklardı. Uzun sözün kısası Osmanlı Alman tekniğinin peşinde idi. Yaklaşan savaş rüzgarlarıda  bu mecburiyeti getiriyordu ama Osmanlı Sultanı çağdaş tekniği yakalayarak aradaki mesafenin kapatılacağını çok iyi biliyordu. 1907  yılına gelindiğinde Almanya`daki Türk işçi ve öğrenci sayısı 12 binden fazla idi. Daha sonra mühendislik, gümrük, yol yapımcılığı, insaat, ormancılık ve demiryolu alanlarında  öğrenci gönderilmeye başlandı.

Günümüzde Türklerin çok sevdiği Mercedes marka otomobillerde,  tam bir asır önce Osmanlı öğrencilerinin de Untertürkheim daki atölyelerde ter dökerek eğitim aldığını bilmek ne güzel olsa gerek. Türklerin mercedes sevgisi nerden geliyor demeyin. Çünkü bizim insanımızın ilk tanıştığı silah mavzer, ilk tanıştığı otomobil ise Mercedestir. Türk insanı vefalıdır, biz ilkleri unutmayız…

























1916 yılında Leibziger Zeitung adlı Alman gazetesinden alınan bu resim Mercedes´de eğitim gören Türk  öğrenciler ve Türk işçilerini ziyaret eden Osman`lı delegasyonundan bahsediyor. Osmanlı heyeti Türklerin sorunlarını dinliyor.





Atölyelerde çalışan Osmanlı öğrencileri




Osmanlı devletinin son yıllarında eğitime verilen önem gerçekte çok ileri derecede idi. Fakat, bitmek tükenmek bilmeyen dış askeri baskılar bu küçük öğrencilerin öğrendiklerini hayatta uygulamalarına hiç firsat vermeyecekti. Onlar bildikleri ile ya Galiçya´da, ya Çanakkale´de yada Yemen´de kaldılar.


Osmanlı öğrencileri Avrupa´nin ilim ve fenni için geldi. 1350 kisi olan Osmanlı öğrencilerinin önemli bir bölümü AEG ve Mecedes´te eğitime basladılar. Savaş yıllarında geri dönmeyip buraya yerleşenler de oldu.

















Berlin-Oberschöneweide´deki AEG fabrikasında 1917 yılında çekilen bu resim Almanya´ya gelen Osmanlı vatandaşlarını gösteriyor. 1912 yılından itibaren Almanya´ya meslek ve çıraklık eğitimi için gelen Osmanli öğrencilerinin ilk kafilesi 292 kisiden oluşuyordu. Bunların geneli özellikle Balkanlardan seçilmiş ailesini savaşlarda kaybetmis öksüz çocuklar idi.

Osmanlı Padisahı ll. Abdulhamit ve Alman İmparatoru ll. Kaiser Wilhelm arasında çok yakın arkadaşlık bağları ve samimiyet vardı. Doğudaki petrol yataklarına ilgi duyan Almanlarla Türkler, Ingiliz ve Fransız sömürgeciliğine karşı ise Türklere Almanlar gerekli idi. Sanayi devrimini kaçıran ve önemini yeni anlayan Türklere Almanya´nın mesleki eğitim alanında vereceği çok şey vardı. Sultan Abdulhamit´in özel ricasi üzerine Mehmet Akif Ersoy´da yine bu yıllarda Berlin´e gelerek veterinerlik eğitimi almıştı. İstanbulda günümüzün veteriner fakültesine temel olan mekteb-i Baytariyye Mehmet Akif Ersoy´un Berlin´den getirdiği temel bilgilerin üzerine kuruldu.

Erk Güner (Mersedes´in günümüzdeki reklam ajansı)

Geçen bir asırda Mercedes Türkleri, Türkler de Mercedes´i unutmadı. İki tarafın sevgisi giderek arttı. Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın Türklerin ilk tercihi Mercedes oldu. 1930 yılında Mercedes, Gazi Mustafa Kemal Atatürk´e de bir otomobil hediye etti. Günümüzde ise Mercedes, Almanya´daki Türkler için özel bir ajans ile çalışıyor. Türk toplumunun ruhi inceliklerini iyi tanıyanlar ile çalışmak Mercedes´in başarısının  arka yüzü olsa gerek. Erk Güner Werbeagentur Mercedes´in Türk toplumuna yönelik reklam kampanyalarında danışmanlık yapıyor.


Bu yüzyılın başlarında sanayi devriminin öncülerinden olan Alman İmparatorluğu özellikle otomobil tekniğine tam manası ile hakim idi. İslam Dünyası´nın lideri konumundaki Osmanli Imparatorluğunu arkasına alarak Ingiltere ve Fransa´yı Orta Doğu-Hindistan güzergahında kıskaca almak istiyordu.

















Günümüzün Mercedes marka otomobilinin geldiği nokta…

SAYFA BASI




Yazarın diğer yazıları:

Yıl 1907… Almanya´da 12 bin Türk işçisi…
TİDAF rüşdünü ispat etti
Yanlış ata oynamanın bedeli
İyi geceler Türkiyem. Rahat uyu…

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Latif Çelik
Yıl 1907… Almanya´da 12 bin Türk işçisi…
Ayten Kılıçarslan
Azınlık Türk kadın hareketi var mı?
Mahmut Aşkar
Dünya barışını tehdit eden kim?
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bayram o bayram ola
Üzeyir Lokman Çaycı
Varoluş üçgeni
Şefik Kantar
Terörün yeni yüzü
Fikret Ekin
Cadı Avı
Sebahattin Çelebi
Gelirim ben sana
Sizden Biri
Seccadem
Muhsin Ceylan
Bekleyip, göreceğiz!
Ismail Tüysüz
Zamanı saklamanın sihri
Dr. Nebil Bozdoğan
Sars hastalığı ve bugünkü bilgilerimiz
Ramazan Alp
Şiirin yalnızlığı