|
OLAYLAR Mehmet
Ali Aladağ
|
|
|
aladag@turkpartner.de
|
TERÖRİZMLE
KOLONYALİZM
ARASINDA
Önce "Hür Dünya"nın NATO`su ve Doğu
Bloku`nun "Varşova Paktı" vardı. Her
iki blokun içinde olanlar ve dümen suyunda dönen ülkeler
vardı. Sonra, bilindiği gibi komünist blok çöktü.
Sosyalist/komünist, kapitalist/liberal, diktacı/kralcı
müslüman ülkelerin rejimlerinin tamamı "İslam
Dünyası" olarak ilan edildi. Dünya, yine ikiye bölündü:
Hıristiyan Batı ve Müslüman Doğu (Şark).
Türkiye`de cuntacılar, İran`da Şahcılar,
Arap ülkelerinin bir kısmında sosyalizm-Arap
milliyetçiliği karışımı diktatörler,
bir kısmında ise Amerika-İngiliz uşakları
kendi halklarının üzerinde devlet terörü
estirdiler. Yıllar yılı bütün baskılara
rağmen, halkın gözü açılmaya ve hoşnutsuzluğunu
dile getirmeğe başladı. Dünya hakimiyetini
kimseyle paylaşma niyetinde olmayan batılı
kapitalist sistemin karşısına, hayatın her
zerresine müdahele eden islami düşünce yeniden ve bütün
baskılara rağmen çıkmaya başlayınca
kıyameti kopardılar. Hergün gördüğünüz,
duyduğunuz ve oturduğunuz yerden acısını
iliklerinize kadar hissetdiğiniz bu kıyamet, müslümanların
başında, yuvasında ve vatanında kopmaktadır.
Şiddeti, başka milletlerin topraklarını işgal
ederken metot olarak seçenler şiddetle karşılık
görmüş, terör tohumları ekenler, terör biçmişler.
İşgal güçlerinin eline yeni propaganda malzemesi
geçmiş: Müslümanların ne kadar vahşi ve cani
olduklarını gördünüz mü? Irak, Afganistan, Çeçenistan,
Filistin ve daha nice müslüman ülkelerde
(Batılı gözüyle) her insan ya aktif, veya
potensiyel teröristtir. Çeçen`in, Iraklı`nın,
Filistinli`nin niçin "terörist" olduğu
kamuoyundan gizlenirken, "El Kaide"cilerin "yaratıcıları"
bilmemezlikten gelinirken, dünya müslümanlığı
"islamcı terör" propagandasının baskısı
altında ezilmektedir. Sıradan müslüman,
kolonyalist güçlerle yine onların ürünü olan "islamcı
teröristler" arasında tercihini yapmalı,
dayatmasının karşısında şaşkın
ördek gibidir. Aklı ve vicdanı hiçbirinin yanında
yer almamaktan yana olmasına rağmen, ağırlığını
daha fazla hissettiren tarafa (çaresizlik ve sahipsizlikten)
boyun eğmek mecburiyetinde kalıyor.
"11 Eylül 2001"den beri Avrupa`daki müslümanlar
üzerindeki baskı her geçen gün biraz daha dozunu arttırarak
devam ediyor. Bazen medya, bazen kilise yetkilileri, bazen de
içişleri bakanı, şimdi de Almanya Cumhurbaşkanı
sayın Köhler, Rusya`da Çeçenler tarafından gerçekleştirildiği
tahmin edilen ve yüzlerce okul çocuğunun öldüğü
kanlı okul baskınından sonra, ülkesindeki müslüman
kuruluşlara çağrıda bulunarak, teröre karşı
gövde gösterisinde bulunmalarını beklemektedir. Niçin
sadece müslümanlardan tepki göstermeleri beklenildiğini
kimse sorma cesaretini gösteremiyor. Bu kuruluşlar teröristlerle
dayanışma içinde olmadığına, hedef
alınan kuruluşların içinden bu tür terörist
eylemlere kimse karışmadığına göre,
niçin sadece onlardan tavır alınmasını
beklemektedirler? Her ne kadar Almanya`daki müslüman
derneklerin üst kuruluşları defalarca basın
bildirileri ve televizyon-radyo demeçlerinde terörün her türlüsünü
lanetlemelerine, bu tip eylemlerin islami açıdan hiçbir
haklı tarafı olamayacağı yönünde görüş
beyan etmelerine rağmen, bunlar yeterli görülmemekte,
bu kuruluşların sokağa dökülmeleri
beklenmektedir.
Alman dostlarımızın aklına başka
şeyler gelmesin! Amerika ve müttefikleri, Ortadoğu`yu
kana bularken, İsrail, canı sıkıldıkça
Filistinli kanı akıtırken, Rusya, Çeçenistan´ı
haritadan silerken, müslüman ülkelerin duyarlı
insanları (!) sanki sokaklara mı döküldüler?
Avrupa müslümanları bu konuda, geldikleri ülkelerindeki
din kardeşlerinden daha duyarlıdırlar.
Sonra, dünyanın herhangi bir yerinde İslam veya müslümanlar
istismar edilerek herhangi bir pislik yapıldığında,
diğer bütün müslümanlar bundan sorumludur diye bir
kural mı var? Avrupa, bilhassa İspanya ve son olarak
Rusya`daki kanlı eylemlere karşı müslümanlardan
canlı protesto (haklı olarak) beklenerken, müslümanların
da Avrupalılardan, aynı Adem`in çocukları
olarak, Filistin`de İsrail`in, Irak`da Amerika`nın
her Allah`ın günü öldürdüğü onlarca, bazen de
yüzlerce insan için telin mitingleri düzenlemelerini
beklemeleri, gayet tabii, insani ve medeni bir beklenti olamaz
mı? Gayet de yerinde olur! Böylece,
müslümanlar arasında öteden beri yaygın olan,
"Hıristiyanların kanı müslümanlarınkinden
daha kırmızı, canları da daha kıymetlidir"
kanaatı da zihinlerden silinmiş olur.
Kolonyalizm ile terörizm arasına sıkıştırılan
günümüz müslümanı, kendisini bu girdaptan çekip çıkaracak
önderini beklemektedir.
SAYFA
BASI
|