|
İki Zirve Arasında
Almanya’da 3,5 milyon civarında İslam dinine mensup
insanın takriben 2,5 milyonu Türkiye’den bu ülkeye göç
edenlerden oluşmaktadır. En büyük azınlık grubu oluşturan
Türkiye kökenli göçmenlerin tahminen 500 ilâ 600 bini Alman
vatandaşlığına geçmişlerdir. Türkler arasındaki işsizlik
oranı da Almanya genelinin çok üzerinde, %26 civarındadır.
Almanya’da “yabancılar” veya “Müslüman Azınlık”denildiğinde
ilk akla gelen Türklerdir. Bu ülkedeki yabancılarla ilgili
ne kadar mesele varsa, tamamı Türk Göçmen’i birinci
dereceden ilgilendiren konulardır.
Yabancılar arasında en teşkilatlı olan Türk azınlığın hiçbir
hayatî meselesi 45 yıllık geçmişine rağmen halledilmemiştir.
Türk azınlık bir taraftan Alman siyaseti ve bürokrasisinin
kurbanı olurken, diğer taraftan mensubu olduğu azınlığı
temsil ettği iddiasında olan anlı-şanlı kuruluşlarımız,
sadece kendilerine yönelik haklı/haksız suçlamalar
karşısında savunma hattından bir türlü çıkamamaktadırlar.
Vaziyet böyle olunca, toplumun öncelikleri teşkilat
çıkarlarının çok gerisinde kalmaktadır.
Medyası ve siyasetiyle Almanya, Göçmen Türk/Müslüman Sivil
Kitle Kuruluşlarına önce gözdağı vererek sindirdikten sonra
görüşme masasına çağırıyor. Bu halet-i ruhiye içinde masaya
oturarak buradaki Türk azınlığın hukukî ve kültürel
haklarını savunacak temsilcinin ne derece başarılı
olabileceğini tahmin etmek pek de zor olmasa gerek.
Almanya’nın bu bildik taktiği karşısında, çantasında kendi
araştırma ve tesbitlerini içeren birkaç sayfalık bile
belgesi olmayan temsilcilerin var oluşu, bizim varlığımızı
devam ettirmede ne kadar yeterli olur?
Geride bıraktığımız Temmuz ayı ortalarında Alman Hükümeti
tarafından gerçekleştirilen göstermelik “Uyum Zirvesi”
üzerindeki bulutlar dağılmadan önümüzdeki aylarda “İslam
Zirvesi” hazırlıkları ve tartışmaları devam etmektedir. Her
iki zirve de ilk etapta Türk azınlığı birinci derecede
ilgilendirmektedir. Gerek uyum ve gerekse İslam konusunda
Alman Hükümeti’nin önceden tasarladığı bir projesi vardır ve
adım adım bunun hayata geçirilmesine doğru gidiliyor. Fakat
Türklerin ne berraklaşmış bir taslak projesi ve ne de böyle
bir proje olsa bile, bunu sahiplenecek ortak eylem planı
vardır.
Anadolu’dan gelirken beraberinde getirdiği değerlere sımsıkı
sarılan Türk, zaman ilerledikçe hem Türkiye’deki hem de
buradaki değişimin çok gerisinde kaldığının bile farkında
değil. Burada toplum öncülerinin vebali herkesden büyüktür.
Bazıları bu kaçınılmaz gelişmelerin farkında bile olmadan
hazırlıksız yakalanırken, bazıları da bu durumdan kontrolu
altındaki toplumu maddi/manevi istismar yoluna gitti.
Yıllarca gıdanın helâli veya haramıyla uğraşılırken, bir
taraftan haram bildiğimize “helâl” damgasını vurarak
müslümanın sırtından kapitalistleşenler, diğer taraftan
başörtüsünü bayraklaştırırken örtülüyü mesleğinden ederek
sokakta bırakanlar... Bu arada olan yine bizden sonrakilere
oldu ve nice helâllarımız haramlaşırken, neredeyse bir
kuşağın istikbali de gümbürtüye gitti.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetiyle şimdiye kadar
olduğu gibi bundan sonra da Batı Avrupa Türklerine öğüt ve
vaatten başka vereceği pek birşeyi yoktur. Federal
Almanya’nın da Devleti ve Hükümetiyle bu ülkenin 2,5 milyon
civarındaki Türkiye kökenli göçmeni için niyeti ve taktiği,
yavaş yavaş uygulamaya başladığı siyaseti de artık herkesin
malûmudur. Burada en büyük yük ve mesuliyet Türk
kuruluşlarına düşmektedir.
Bu saatten sonra kötü görüntümüzü ve gidişatımzı sınırlı da
olsa düzeltebilecek adres; üst kuruluşlarımızdır. Azınlıktan
doğan haklarımız gün geçtikçe kısıtlanırken, hergün yeni bir
töhmete maruz kalan temsilcilerimiz kendilerini aklama
derdindedirler. Bu taktik savaşı yılgınlığa ve pısırıklığa
sebebiyet vermemelidir. Hangi siyasî veya dinî görüşe sahip
olunursa olunsun, sözkonusu azınlığın hayatî ehemmiyet
arzeden önceliklerinde mutlaka birlik sağlanmalı ve bu
ülkenin sosyal, hukukî ve kültürel gerçekleri de gözönünde
bulundurularak talep edilen haklarımız koro halinde
seslendirilmelidir.
Bilhassa “İslam Zirvesi” öncesi bu çerçevede bizim de bir
“Acil Eylem Planı”mız olmalıdır.
Yazarın
diğer
yazıları:
İki
Zirve Arasında
Sadece
Ölü Balıklar mı?....
Alman
Bastırınca....
Almanya
Tehlikeli Sinyaller Veriyor
Çağdaş
Yobazlar
Moderniteye
Direnen Değerlerimiz
Sarık-Cübbe
ve Takım-Kravat
Almanya
Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Türk
de Olmasa.....
Kendisiyle
Yüzleşmek
Bayrakla
Göbek Bir Arada Olunca...
Senden
Bana Yar Olmaz!
Cemil
Meriç’le Doğu’dan Batı’ya
Bizim
Diyalogcularımız
Dünyaya
Çekidüzenden
Önce...
Oyuna
Gelmemek
Cavanlık
Bir Uçar Kuştur
Kocalık Bir Naçar İştir
Varılmaz
menzile bu gidişle
Bomba
yağar başıma
Gurbet
düğünleri
ALSAK
MI, ALMASAK MI?
Terörizmle
kolonizm arasında
SAYFA
BASI
|