|
Çağımızın
Dervişe Açık Kapıları Var mı….
“Bulmak için aramak gerekir. Aramak için niyet ve bilgi... Ama
bunlar yeterli mi? Başka ne gerekir ki ben
mutsuzluktan kurtula-
yım? İşte ben aramaya çıktım...Çağın
bütün olumsuzluklarını
kovacak enerji halini gönlümde biriktireceğim.
Luzumsuzlukları
atacağım. Sonrası önemli...Hep
sonrası önemli...Gönül ehli ola-
rak, yani bir derviş gibi yaşayarak hayatı
sürdürmek önemli. Çağ
ne kadar olumsuzluk doğurursa doğursun o
kadar önemli değil...
Elbette ancak bir derviş çağa kafa
tutabilir.”
İnsan için hayatın yokuşlarını,
engellerini, olumsuzluklarını, çıkmazlarını
ve bataklıklarını aşmak mücadelesinde çok
yol gösteren vardır. Her sıkıntının
mutlaka bir kurtuluşu vardır. Her adımın
yalpalamasını bir süre sonra insan düzelteceğine
inanır. Bilinir ki, bozulmanın düzeltilmesinde bir
kaç tecrübenin önemli rolu olur. Ancak burada zorluğun
başlangıcını çok iyi karşılayabilmek
lazımdır.
İnsanın yaşama biçimini
bazı nirengi noktalarından hareketle ölçmeğe
başlayalım isterseniz. Dünyaya gözlerin açılması
ile başlananacak zaman
dilimi çocukluktan gençliğe ve
oradan olgunluğa, sonra da yaşlılağa
doğru akan ömür ölümle ara geçite girer. Ömür çizgisindeki
yönümüzde faaliyetlerimiz bizim hayat karşısında
aldığımız tavırlarımızdır.
Yani her tuttuğumuz iş, her hareket tarzımız
bizim özelliğimizin göstergesidir. Meslekler bizim
hayata karşı savaş planımızdır.
Çünkü hayat savaş vermeden ayakta kalmayı ve
ileriye gitmeyi sağlamıyor. Mekan ve çevre şartlarına
sizin biolojik ihtiyacınız da eklenince çok yönlü
bir bilmece çıkıyor.
Burada bir bilgi dağarcığında var
olan tarafımızı da eklersek: İnsan yaradılış
itibariyle doyumsuz bir yaratık. İsteklerini o kadar
artırıyor ki tatmin etmeğe hiç bir bir imkan
yeterli olmuyor. İşte önümüzde tatmin olmaktan
uzak bir insan nefis skalası ve bunun yanında sınırlı
ve imkanı az şartlarımız. Ne kadar istediğini
bilmeyene siz ne kadar şey verebilirsiniz? Modern dünyada
buna tüketim azmanı demek mümkün. Tüket tüketebildiğin
kadarı ile...Ama imkanlarını tartmadan yola çıkanların
hayal kırıklığı yaşaması kaçınılmaz.
Çok isteğin insanda huzursuzluk yaratmasını
herkes farkedemez. Kendi varlığını
heveslerin arkasına bırakır gider. Durmayan ve
isteklerine ayarlama yapmayanların gelip çarptıkları
duvarın kenarında bekleyen bir kaç kişiden
birisi ağlama ve üzülme duygularının insanı
ne hale getirdiği görür. İşte ben bu bir kaç
kişiyle olup bitenleri düşünmek istemiştim.
Size o bir kaç kişinin kendi hareketlerini nasıl düzenlediklerini
ve öyle ayakta kaldıklarını merak ederek
tasvir etmek istedim.
“Bilinmeyeni merak etmek ilim adamlarının işidir,
sade insanlar ve hayata bilgi üretmeyecek adamların
meraklı halleri onları çıldırtır,
denemelerine gerek yoktur. Oldukları gibi yaşasınlar.”
“Bir şeyi hak etmediği halde, o şeyin
kendine ait olduğunu söylemek kadar adaletsizlik olamaz,
o insanın varlığını çürütür. O
insan önce hakkının dışında olanları
istememelidir.”
“ Alın teri önemlidir. Oturdukları yerden
bir şeyin ağızlarına düşmesini
bekledikleri şeylerin arasında hep iyi şeyler
yoktur, bazen bir şey düşer,
ama işte o şey ağzımızı
bozar.”
“İhtiyacımız başkalarının
hakkına uzanmamalıdır. O el geriye sağlam
dönmez.”
“ Nerede yaşayacağını seçemeyen,
başına gelenleri anlamakta zorluk çeker. Önemli
olan yaşadığımız yeri iyi seçip
kendimizi oraya uydurmaktır.”
“ Ruhumuzu sıkıntıya sokmak zor olmasına
rağmen biz onu da beceririz, oysa ruhun ilacı, hayatı
sade kabul etmektir, yani hayatı olduğu gibi yaşamaktır.”
“ Aklımı gönülle birleştiririm... Gönül
bir yerde bana sevdalar üretir. Huzurum kaçmağa
yeltenirse devreye gönül girer. Yol karanlıklaşırsa
aklımla aydınlatırım.”
“Allah hep yol gösterenimdir. O yüzden umutsuzluğa
düşmem, becemediklerimde O’na sığınırım.
Bilirim ki O bana acır.”
“ Nefsimi öldürmek insan olmamı inkar etmem
demektir. Oysa bana düşen görev, nefsimi terbiye edip
benim ihtiyacım kadarına talip olmam demektir.”
O duvara çarpıp ayakta kalanların anlattıklarını
dinledikçe rahatladım. Çağ bir manada bendeki
olumluları alıp götürmüştü. Karamsarlık
yaratmştı. Duvar dibinde olanların hayatlarından
derlediklerimi yanlız sizin için değil, benim için
de derlemeğe çalıştım. Hele aralarında
birisi vardı ki, hayatı en çetrefil haliyle görmüş
ve kendi imkanları ile şekillendirmişti...”Bak
gör ve anla...Anladıklarını kendine göre
besin haline getir...Çok şey isteme, ama istediklerini
tam isteyerek talip ol. Yarım sarılmalar önce
kollarını felç eder sonra beynini.” Nasıl
konuşuyordu. O biri.. Bana çağın kapısını
açan bir Derviş gibi geldi. Siz de o kapıdan girin
lütfen...Sonra bir yerde buluşuruz mutlaka.
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Çağımızın
Dervişe Açık Kapıları Var mı….
Kadın
mı Bırak Gitsin….
Masal
mı Yoksa Bir Hikaye mi …..
Bayramlarda
Beni Kucaklayanlar Olursa....
M
İle M’nin Gölgesi Sohbet Ederken....
Irak’takiler
Ağlarsa Sen Ne yaparsın...
Delilerle
Arkadaşlık 1
Çocuklarımız
Eve Karne Getirmişler....
Uğur
Tarık’tan Alabildiklerim
SAYFA
BASI
|