·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


DÜŞÜNCE ODASI
                                                                                       Mustafa Can
 
mustafacan49@hotmail.com

 

Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı….

          “Bulmak  için aramak gerekir. Aramak için niyet ve bilgi... Ama
         bunlar yeterli mi? Başka ne gerekir ki ben mutsuzluktan kurtula-
         yım? İşte ben aramaya çıktım...Çağın bütün olumsuzluklarını
         kovacak enerji halini gönlümde biriktireceğim. Luzumsuzlukları
         atacağım. Sonrası önemli...Hep sonrası önemli...Gönül ehli ola-
         rak, yani bir derviş gibi yaşayarak hayatı sürdürmek önemli. Çağ
         ne kadar olumsuzluk doğurursa doğursun o kadar önemli değil...
         Elbette ancak bir derviş çağa kafa tutabilir.”

            İnsan için hayatın yokuşlarını, engellerini, olumsuzluklarını, çıkmazlarını ve bataklıklarını aşmak mücadelesinde çok yol gösteren vardır. Her sıkıntının mutlaka bir kurtuluşu vardır. Her adımın yalpalamasını bir süre sonra insan düzelteceğine inanır. Bilinir ki, bozulmanın düzeltilmesinde bir kaç tecrübenin önemli rolu olur. Ancak burada zorluğun başlangıcını çok iyi karşılayabilmek lazımdır.

            İnsanın yaşama biçimini  bazı nirengi noktalarından hareketle ölçmeğe başlayalım isterseniz. Dünyaya gözlerin açılması ile başlananacak  zaman dilimi çocukluktan gençliğe ve  oradan olgunluğa, sonra da yaşlılağa doğru akan ömür ölümle ara geçite girer. Ömür çizgisindeki yönümüzde faaliyetlerimiz bizim hayat karşısında aldığımız tavırlarımızdır. Yani her tuttuğumuz iş, her hareket tarzımız bizim özelliğimizin göstergesidir. Meslekler bizim hayata karşı savaş planımızdır. Çünkü hayat savaş vermeden ayakta kalmayı ve ileriye gitmeyi sağlamıyor. Mekan ve çevre şartlarına sizin biolojik ihtiyacınız da eklenince çok yönlü bir bilmece çıkıyor.

            Burada bir bilgi dağarcığında var olan tarafımızı da eklersek: İnsan yaradılış itibariyle doyumsuz bir yaratık. İsteklerini o kadar artırıyor ki tatmin etmeğe hiç bir bir imkan yeterli olmuyor. İşte önümüzde tatmin olmaktan uzak bir insan nefis skalası ve bunun yanında sınırlı ve imkanı az şartlarımız. Ne kadar istediğini bilmeyene siz ne kadar şey verebilirsiniz? Modern dünyada buna tüketim azmanı demek mümkün. Tüket tüketebildiğin kadarı ile...Ama imkanlarını tartmadan yola çıkanların hayal kırıklığı yaşaması kaçınılmaz.

            Çok isteğin insanda huzursuzluk yaratmasını herkes farkedemez. Kendi varlığını heveslerin arkasına bırakır gider. Durmayan ve isteklerine ayarlama yapmayanların gelip çarptıkları duvarın kenarında bekleyen bir kaç kişiden birisi ağlama ve üzülme duygularının insanı ne hale getirdiği görür. İşte ben bu bir kaç kişiyle olup bitenleri düşünmek istemiştim. Size o bir kaç kişinin kendi hareketlerini nasıl düzenlediklerini ve öyle ayakta kaldıklarını merak ederek tasvir etmek istedim.

            “Bilinmeyeni merak etmek ilim adamlarının işidir, sade insanlar ve hayata bilgi üretmeyecek adamların meraklı halleri onları çıldırtır, denemelerine gerek yoktur. Oldukları gibi yaşasınlar.”

            “Bir şeyi hak etmediği halde, o şeyin kendine ait olduğunu söylemek kadar adaletsizlik olamaz, o insanın varlığını çürütür. O insan önce hakkının dışında olanları istememelidir.”

            “ Alın teri önemlidir. Oturdukları yerden  bir şeyin ağızlarına düşmesini bekledikleri şeylerin arasında hep iyi şeyler yoktur, bazen bir şey düşer,  ama işte o şey ağzımızı bozar.”
            “İhtiyacımız başkalarının hakkına uzanmamalıdır. O el geriye sağlam dönmez.”
            “ Nerede yaşayacağını seçemeyen, başına gelenleri anlamakta zorluk çeker. Önemli
olan yaşadığımız yeri iyi seçip kendimizi oraya uydurmaktır.”
            “ Ruhumuzu sıkıntıya sokmak zor olmasına rağmen biz onu da beceririz, oysa ruhun ilacı, hayatı sade kabul etmektir, yani hayatı olduğu gibi yaşamaktır.”
            “ Aklımı gönülle birleştiririm... Gönül bir yerde bana sevdalar üretir. Huzurum kaçmağa yeltenirse devreye gönül girer. Yol karanlıklaşırsa aklımla aydınlatırım.”
            “Allah hep yol gösterenimdir. O yüzden umutsuzluğa düşmem, becemediklerimde O’na sığınırım. Bilirim ki O bana acır.”
            “ Nefsimi öldürmek insan olmamı inkar etmem demektir. Oysa bana düşen görev, nefsimi terbiye edip benim ihtiyacım kadarına talip olmam demektir.”
            O duvara çarpıp ayakta kalanların anlattıklarını dinledikçe rahatladım. Çağ bir manada bendeki olumluları alıp götürmüştü. Karamsarlık yaratmştı. Duvar dibinde olanların hayatlarından derlediklerimi yanlız sizin için değil, benim için de derlemeğe çalıştım. Hele aralarında birisi vardı ki, hayatı en çetrefil haliyle görmüş ve kendi imkanları ile şekillendirmişti...”Bak gör ve anla...Anladıklarını kendine göre besin haline getir...Çok şey isteme, ama istediklerini tam isteyerek talip ol. Yarım sarılmalar önce kollarını felç eder sonra beynini.” Nasıl konuşuyordu. O biri.. Bana çağın kapısını açan bir Derviş gibi geldi. Siz de o kapıdan girin lütfen...Sonra bir yerde buluşuruz mutlaka.

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı….
Kadın mı Bırak Gitsin….
Masal mı Yoksa Bir Hikaye mi …..
Bayramlarda Beni Kucaklayanlar Olursa....
M İle M’nin Gölgesi Sohbet Ederken....
Irak’takiler Ağlarsa Sen Ne yaparsın...
Delilerle Arkadaşlık 1
Çocuklarımız Eve Karne Getirmişler....
Uğur Tarık’tan Alabildiklerim

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mustafa Can
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı….
Ayten Kılıçarslan
Erkekler farklı mı ölür?
Sebahattin Çelebi
İstanbul, hiçbir şeyim...
Mahmut Aşkar
Beyinlerin  İşgali
Halil Gülel
Sanatcının Elindeki Taş
M. Ali Aladağ
Dünyaya  Çekidüzenden  Önce...
Hidayet Kayaalp
Övgülerle sövgüler arasında
Fikret Ekin
Komplo Teorisi Yok-1
Orhan Aras
Ali ile Nino hala yaşıyor
Yılmaz Kuzucu
Estetik, armoni ve renklerin dili
Şensel Aşkın
Küresel ruh krizi
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Üzeyir Lokman Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şefik Kantar
Bizi bekleyen Avrupa
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Kan parası
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Ali Kılıçarslan
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç