·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


DÜŞÜNCE ODASI
                                                                                       Mustafa Can
 
mustafacan49@hotmail.com

 

Akıl...Gönül...Şüphe...Sonra Hayatın Akışı...

               “Kalabalıkların arasında yolcuyum desem, ama kalabalıkların
               sessiz ve sağır olduklarını söylesem inanır mısın? Onların beni
               göremediklerinden mi ne? Onların bana yabancı olduklarından
               mı? Yahut onlara kendimi anlatamadığımdan mı? İşte onlar ve
               ben iki ayrı yarım küre...İki ayrı dünya...Ah kader bana yardım
                                                et ki araya çöplük dağları oluşmasın...”

           
Filozof hep aklı alır önüne, ama düşünmenin bir başlangıcı vardır ki şüphesiz olmaz. Şüphe aklı kışkırtır aynı zamanda, aklı  aldatmak ister...Aklı oynak hale getirir. Kaostan kendine pay çıkartır. Anlaşılmayanları  daha anlaşılmaz hale getirir. Çıldırmak hiçten değildir. Akıl bir yerde Afrika ormanları içersinde yürüyen biri veya Amazon ormanlarının avcısı gibidir. Bütün tehlike ve tehditlere aldırış etmeden yolunu arar. Çıkış çarelerine baş vurur. Ama şüphe ise avcının zamanla silahını boşaltır. Elini çalışmaz hale getirir. Çaresizleşen avcıda bir yorgunluk işareti başlar. Umut  bir yerde imdada yetişecektir ama, saldırıların önü arkası kesilmez. Akıl yerinden oynar, işte o anda, bir kuvvet ortaya çıkar ki o: Gönül enerjisidir. Sevdadır...Aşktır...Aklın bütün çeperlerindeki şüphe kalıplarına çatlama ve ortadan kalkma imkanı sağlar. Sertlikleri yumuşatır. Aklın yeniden devreye girmesini sağlar. Yol açılır ki orada rahatlama vardır. Şüphe aklın emrine girmiştir. Şüphe yıkıcılık ve bozuculuk özelliğini bitirir.

            Modern dünyanın kişiyi sarmalayıp akıl ile yola çıkardığını ve yol haritasında ise çok seçmeli bir yol ağı sunduğunu biliyoruz. Çoktan seçmeli yol haritasındaki hedef için, karışıklığın giderilmesine ise hayat tecrübesini içinde barındıran  bilimin yol gösterici olması istenmiştir. Modern insan yaşadığı dünyanın zorluklarına bir noktaya kadar göğüs gerebiliyor ve bir noktadan sonra tıkanıyor. Dünyevi işlerin görülmesindeki başarı kişinin ruh kökenine fazla ulaşamıyor. Sonsuz isteklerin yorgunluğu ile başbaşa kalıyor kişi.

           Hani bir yokuş vardır ya...Dik ve sarp...Çıkışımızı yalnız zorlaştırmaz, aynı zamanda umudumuzu da kırar. İşte öyle bir şey. O noktada ruhun en can alıcı faaliyeti devreye girerse bizde dağınıklık, korkaklık, umutsuzluk ve daha tehlikelisi meydandan kaçmak istediği, yerini hamleye bırakır.

           Modern insan geleneklerin beslediği gönül deryasına girmelidir. Gönül hoşgörü sınırlarını,aklın çıkmazlarını ve şüphenin zararlarını yok eder. Ve böylece hayat akışını durdurmadan ve kesintiye uğratmadan mecrasında akıtabilsin.

           Aklın ve şüphenin çevresinde olması gerekli olan gönül kaynağını biz manevi dünyadan çekip alırız. Değerler oluşturur ve sahip olduğumuz değerlerle hayata mana kazandırırız. Hayat kendi zorluğundan sıyrılarak bize kapılar açar da kendimizi buluruz. Dayanmak ve zorlukların üstesinden gelmek için, iç dünyamızda olup bitenlerin, bir gayeye yönelmesi şeklinde, tanzimi gerekir. Basit bir biolojik canlılının yaptıkları ile yetinmenin biz insanlara pek fazla getirisi olmaz..

            Yine  yalnız modern diyeceğimiz kalıplara girmiş olan kişi  bilgi ile donattığı aklını, aynı zamanda gönülle yani inançla birlikte kaynaştıramadığından kendini yitiriyor. İç dünyasında tek taraflı olan hamle taşları bir yerde tıkanıyor. İşte hayattan zevk almayan ve bu yüzden başka şeylere bağımlılık kazananların çorak iç dünyalarında hep bu hastalık vardır. Çaresizlik içersinde debelenme ve gelecekten umudun kesilmesi hep gönül fukaralığındandır.

           Canlılarda tek yönlü hayat akışının tekrarı olmadığını akledenler olarak bizler biliyoruz. Lakin bir yerde bir şey ortaya çıkıyor ki...Biz orada bocalıyoruz. Bocalamanın işaretlerini çıkış yolu olarak meyhane mekanlarında ve sonra da şehrin sokaklarındaki manzaralardan farketmek mümkün. Hayata yeni mana verdiğini zannederek yaşamak isteyenlerin bir varlık gösterisi: Yalpalamak...Şişelerin gücüne bağlanmak... İnsanı anlamamak, insana ters düşmek, insanı ezmek, insanı uçurumun önünde bırakmak...Madde bağımlısı olmak...Çıkış yolunu yitirmek...

             Dün bir iftar sofrası sonrası sohbetinde, bir gönül dostu demişti ki: Aklımı seviyorum. Şüphe etmeden yaşayamıyorum. GÖNÜL deryasındaki imkanlara kendimi kaptırdım gidiyorum....

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Akıl...Gönül...Şüphe...Sonra Hayatın Akışı...
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
Benzemek Aynısı Demek mi....
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı….
Kadın mı Bırak Gitsin….
Masal mı Yoksa Bir Hikaye mi …..
Bayramlarda Beni Kucaklayanlar Olursa....
M İle M’nin Gölgesi Sohbet Ederken....
Irak’takiler Ağlarsa Sen Ne yaparsın...
Delilerle Arkadaşlık 1
Çocuklarımız Eve Karne Getirmişler....
Uğur Tarık’tan Alabildiklerim

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mustafa Can
Akıl...Gönül...Şüphe...
Sonra Hayatın Akışı...
Yakup Yurt
Değişim, Gelişim ve İlerleme
Mahmut Aşkar
İtaatkârla İsyankâr Arasındaki İnsan
Sebahattin Çelebi
değmezmiş sana bu şiirler
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Ayten Kılıçarslan
A’dan Z’ye plan olsanız ne yazar?
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Orhan Aras
Balık Adam
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
M. Ali Aladağ
Almanya Seçimlerini Nasıl Okursunuz?
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Üzeyir Lokman Çaycı
Siyah Çelişkiler
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Serdar Çelebi
ETU (Europaische Türkische Union)  ne yapıyor?
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Kan parası
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç