|
Masal
mı Yoksa Bir Hikaye mi …..
„-Gidenler
geri döndüler mi?diye
sorsam...
- Geri döneceklerini söylememişlerdi ki...
-
Buraları ve bizleri unutmamışlarsa...
- Minareden müezzinin sesiyle dönüşleri duyu-
luveriyor ya bazılarının...
- Şu sela onlardan birine mi ait?”
Bir masalı mı yoksa bir hikayeyi mi
yazsam...Gözlerim bana hiç iyi şeyleri göstermeyecek
mi diye düşürken, önümde büyük bir perde kaldırıldı.
Masal ta küçüklük hayatımın bana kalan hatırası...
Ne kadar onları sevmişsem şimdi de severek
okuyabiliyorum. Gerçeklikten uzak ve sanki kahramanın
bir çırpıda kendinin istediklerine kavuşuyor
olmasına bayılır kalırdım. O acı
ve zor gerçeklik var ya...Kemiklerime kadar beni acıdan
kıvrandıran gerçek hayat, işte ona inat olsun
diye masal okurdum. Zorlukların bendeki umutsuzluğunu
yenmek için okurdum. Gecenin ağırlığını
yorgun bedenimle yaşadığım zamanın sıkıntısını
kovmak için okurdum. Gönlüme masal dünyası gibi bir dünya
kurmak için okurdum...Sonra gün doğumunda çevremde
olup bitenlere daha güçlü çıkardım...
Bu perde birden bir sinama salonunda gibiydi. Ben bir
yerde sanki ani bir değişime uğramış
gibiyim. İnsanların caddelerde yüzlerinde gülümsemeler
beliriverdi. Donuk çehrelerde anlayış akıyor
gibi. Alman kendi ülkesine gelen yabancıların artık
‘öteki’ olmadığı kabul etmiş gibiydi.
Hayır hayır gibi falan değil...tam bir gerçek...Yaşlıların
öyle yabancıların varlıklarından rahatsızlık
içersinde olduğu izlenimi silinmiş..
Yabancıların dil meselesini pek öyle büyük
bir eksiklik olarak görmüyorlar. Bir kelime bilen yabancıların
bile anlatmak istediklerini anlıyorlar...Hele şu yaşlı
dedeye bak...Ne kadar da ton ton ve beyaz saçları ile
anlayış içersinde...Gencin sorusunu yalınkat
cevaplamıyor...Onunla birlikte gidiyor...Sonra şu
kadına bak...Anadolu’dan yeni gelen milli gelinlerden
birisini evine almış ona el kol hareketleri ile
Alman kültürünün inceliklerini yaşatıyor...Yabancılık
çekme...Burası da senin memleketin olabilir... Hem önemli
değil uzaklara gelmiş olman... Bizler senin anan
oluruz...Sen geldin ya bizim memleketimize...Sen yabancısın
ya...Onun için bu yaptıklarım. Türkler’i biz
biliriz. Misafirperverdirler...İnsanlıklarını
tarih kitapları öve öve bitiremiyor. Onları
hocalarımız anlatırdı. Çok savaşlarda
birlikte olmuşuz....Bize yardımcı olmuşlar...Şimdi
de sizler yine bizim işgücümüz olarak yanımızdasınız...
Hiç öyle sizi yanlız bırakır mıyız?
İnsanlık öldü mü?
Yabancılar dairesine gidip izin almanız da
nereden çıktı? İnsan kendi evinde öyle şeylere
ihtiyaç duyar mı? Ama diğer bürakratik işler
içinse oraya gitmeniz o başka...Sakın öyle işbulma
dairesinden yılmayınız. Yeteri kadar işimiz
var...Hatta biz size istediğiniz yerde çalışma
işini veririz...
Bak şu yetkilinin söylediklerine...Aklım karışmak
üzere...Yok canım bu doğru olamaz...Gördüklerim
bunlar...Gözlerim kör değil ya...Hatta göz doktorumdan
bile sağlam raporu aldım ben...Sonra uykuda rüya da
görmüyorum...Bal gibi gerçek...Sayın işgücü
kardeşlerim...Size hitabet
sanatındaki gibi çok yapmacık sözlerle gerçek
dışı şeyleri anlatarak gözünüzü
boyamak istemiyorum. Müslüman bir ülkeden
geliyorsunuz...Dininize çok sadık ve bağlı
olduğunuzu biliyorum. İbadet etmeniz için mescitler
yaptırdık. İleride daha genişlerini yaparız
birlikte. Şimdi çocuklarınız vatanlarında
kaldılar, yani ilk vatanlarında...Önemli değil
sonra gelecekler nasıl olsa. Okullarda çocuklarınız
kimlik bunalımına düşmemeleri için
anadillerini öğrenecekler. Kitaplarını hazırladık
Türk Kitap Yazma Komisyonu ile beraber...Daha başka
kendi geldikleri ülkenin töresinden kopmamaları için
onca gezi proramları düzenleyeceğiz. Okul gezileri
ile beraber...Hatta bizim çocuklar da gelip sizin kültürünüzün
yabancısı olmayacaklar. Orada, yerinede tanıyacaklar
sizi...Elele vererek bizim ülkemizin gelişmişliklerini
isterseniz sizin oralara da götüreceğiz.
Bir başka devlet yetkilisi alıyor
mikrofonu...Değerli içgücü insanları...Her beşbinlik
insanınızın bulundukları yerlere Türk-İslam
Kültür Merkezleri kurulmakta...Boş zamanlarınızda
ve ihtiyaç duyduğunuz sırada gidip kitap, dergi ve
kasetlere ulaşacaksınız. Sesli ve görücü yayınlara
sahip olacaksınız. Uzmanlar gelecekler sizlere
gerekli konularda ve ortak dertleri içeren hedeflerde sizinle
birlikte olacaklar...Yakınlık duyacağınız
ve sıcak bir atmosferde bulacaklarınız yetmezse,
oradaki yetkililer sizden alacakları tekliflerle bizle
ulaşacaklar...Bol kültür kaynaklarını elde
edeceksiniz.
Şu ortada duran en yetkili anlatacaklarını
bizim dilimizde anlatıyor. Türkiye’deki bir üniversiteden
mezun olmuş...Türk insanını yakından tanıyor.
Bana geleceksiniz. Öyle sıkılarak utanarak değil.
Tercümanla değil...Kendiniz geleceksiniz. Çocuklarınız
ve siz büyüklerin sosyal dokuya uyuşamadıkları
zamanda düştükleri psikolojik sıkıntı için
psikologlar var hizmetinizde. Doktorlar yanlarında çalıştırdıkları
anadilinizi bilen ve hatta sizin aranızdan görev
alanlar var...Yanınızdayız...
Türk Devleti artık “Yurt Dışı Türkler
Bakanlı’nı” kurmuş...Bilgi akışını
sağlamak için bilgi bankasını devreye sokmuş...İnsanları
iki devletin de vatandaşı. Hiç bir devlet kendi
dediklerini dayatmıyor. İsteyen istediği yerde
seçime giriyor. Beğendiklerini temsilci yapıyor. Bütünün
parçalarısınız, diyor. Türk görevli...Sizin
dışarıya göçmen olarak gitmeniz bizi üzüyor...Lakin
şu sırada ekonomimiz iyi durumda değil.
Mecburen gönderiyoruz sizi gurbete...Bir zaman dilimi içersinde
uzakta kalacaksınız...Sonra dönersiniz. Bıraktığınız
yerden başlarsınız işinize. Paralı
olarak, tecrübeli olarak...Başka memleketleri görenler
olarak. Tecrübe hayatın yaşanmışı
demekse, aynı zamanda yaşanacaklara da yol açıcı
demektir...Sizi gözyaşları ile gönderiyoruz ama
tekrar davul zurna ile de karşılayacağız..
Avrupa devletleri bizlere söz verdiler...Evinizde gibi
olacaksınız. Zaten bizden gelen yetkililer sizlere
eksik olanları tamamlayacaklar...Gözünüz arkada kalmasın...
Okullarda okuyan çocuklara baksana...Karnelerini almışlar...Hep
başarılılar...Alman arkadaşları ile
yarış halindeler...Yarış ama tatlı çekişme
bu...Kafa yaran, göz çıkartan cinsinden değil..
Analara baksanıza...Mutluluk duyguları içinde...Baba
sanki Türkiye’deki mahalle
kıraathanesinde pişpirik veya altmışaltı
oynamış da geliyor gibi...
Ey uyan artık...Amma da dalgın uyuyorsun...İşe
geç kalıyorsun...Hanımın sesi kulaklarımın
dibinde rüyamı keserek uyandırdı..
Dur be hanım...Bir masalımsı dünyadaydım...Küçüklük
zamanıma dönmüş gibi rüyamda masal okuyordum...Rüyalarım
gerçekliğin kaynağı durumunda artık...
Masal kahramanları mı? Onları sorma...
SAYFA
BAŞI
Yazarın
diğer
yazıları:
Masal
mı Yoksa Bir Hikaye mi …..
Bayramlarda
Beni Kucaklayanlar Olursa....
M
İle M’nin Gölgesi Sohbet Ederken....
Irak’takiler
Ağlarsa Sen Ne yaparsın...
Delilerle
Arkadaşlık 1
Çocuklarımız
Eve Karne Getirmişler....
Uğur
Tarık’tan Alabildiklerim
SAYFA
BASI
|