·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


DÜŞÜNCE ODASI
                                                                                       Mustafa Can
 
mustafacan49@hotmail.com

 

Masal mı Yoksa Bir Hikaye mi …..

                                „-Gidenler geri döndüler mi?diye sorsam...
                                - Geri döneceklerini söylememişlerdi ki...
                                - Buraları ve bizleri unutmamışlarsa...
                                - Minareden müezzinin sesiyle dönüşleri duyu-
                                   luveriyor ya bazılarının...
                                - Şu sela onlardan birine mi ait?”

            Bir masalı mı yoksa bir hikayeyi mi yazsam...Gözlerim bana hiç iyi şeyleri göstermeyecek mi diye düşürken, önümde büyük bir perde kaldırıldı. Masal ta küçüklük hayatımın bana kalan hatırası... Ne kadar onları sevmişsem şimdi de severek okuyabiliyorum. Gerçeklikten uzak ve sanki kahramanın bir çırpıda kendinin istediklerine kavuşuyor olmasına bayılır kalırdım. O acı ve zor gerçeklik var ya...Kemiklerime kadar beni acıdan kıvrandıran gerçek hayat, işte ona inat olsun diye masal okurdum. Zorlukların bendeki umutsuzluğunu yenmek için okurdum. Gecenin ağırlığını yorgun bedenimle yaşadığım zamanın sıkıntısını kovmak için okurdum. Gönlüme masal dünyası gibi bir dünya kurmak için okurdum...Sonra gün doğumunda çevremde olup bitenlere daha güçlü çıkardım...

            Bu perde birden bir sinama salonunda gibiydi. Ben bir yerde sanki ani bir değişime uğramış gibiyim. İnsanların caddelerde yüzlerinde gülümsemeler beliriverdi. Donuk çehrelerde anlayış akıyor gibi. Alman kendi ülkesine gelen yabancıların artık ‘öteki’ olmadığı kabul etmiş gibiydi. Hayır hayır gibi falan değil...tam bir gerçek...Yaşlıların öyle yabancıların varlıklarından rahatsızlık içersinde olduğu izlenimi silinmiş..

            Yabancıların dil meselesini pek öyle büyük bir eksiklik olarak görmüyorlar. Bir kelime bilen yabancıların bile anlatmak istediklerini anlıyorlar...Hele şu yaşlı dedeye bak...Ne kadar da ton ton ve beyaz saçları ile anlayış içersinde...Gencin sorusunu yalınkat cevaplamıyor...Onunla birlikte gidiyor...Sonra şu kadına bak...Anadolu’dan yeni gelen milli gelinlerden birisini evine almış ona el kol hareketleri ile Alman kültürünün inceliklerini yaşatıyor...Yabancılık çekme...Burası da senin memleketin olabilir... Hem önemli değil uzaklara gelmiş olman... Bizler senin anan oluruz...Sen geldin ya bizim memleketimize...Sen yabancısın ya...Onun için bu yaptıklarım. Türkler’i biz biliriz. Misafirperverdirler...İnsanlıklarını tarih kitapları öve öve bitiremiyor. Onları hocalarımız anlatırdı. Çok savaşlarda birlikte olmuşuz....Bize yardımcı olmuşlar...Şimdi de sizler yine bizim işgücümüz olarak yanımızdasınız... Hiç öyle sizi yanlız bırakır mıyız? İnsanlık öldü mü?

            Yabancılar dairesine gidip izin almanız da nereden çıktı? İnsan kendi evinde öyle şeylere ihtiyaç duyar mı? Ama diğer bürakratik işler içinse oraya gitmeniz o başka...Sakın öyle işbulma dairesinden yılmayınız. Yeteri kadar işimiz var...Hatta biz size istediğiniz yerde çalışma işini veririz...

            Bak şu yetkilinin söylediklerine...Aklım karışmak üzere...Yok canım bu doğru olamaz...Gördüklerim bunlar...Gözlerim kör değil ya...Hatta göz doktorumdan bile sağlam raporu aldım ben...Sonra uykuda rüya da görmüyorum...Bal gibi gerçek...Sayın işgücü kardeşlerim...Size  hitabet  sanatındaki gibi çok yapmacık sözlerle gerçek dışı şeyleri anlatarak gözünüzü boyamak istemiyorum. Müslüman bir ülkeden geliyorsunuz...Dininize çok sadık ve bağlı olduğunuzu biliyorum. İbadet etmeniz için mescitler yaptırdık. İleride daha genişlerini yaparız birlikte. Şimdi çocuklarınız vatanlarında kaldılar, yani ilk vatanlarında...Önemli değil sonra gelecekler nasıl olsa. Okullarda çocuklarınız kimlik bunalımına düşmemeleri için anadillerini öğrenecekler. Kitaplarını hazırladık Türk Kitap Yazma Komisyonu ile beraber...Daha başka kendi geldikleri ülkenin töresinden kopmamaları için onca gezi proramları düzenleyeceğiz. Okul gezileri ile beraber...Hatta bizim çocuklar da gelip sizin kültürünüzün yabancısı olmayacaklar. Orada, yerinede tanıyacaklar sizi...Elele vererek bizim ülkemizin gelişmişliklerini isterseniz sizin oralara da götüreceğiz.

            Bir başka devlet yetkilisi alıyor mikrofonu...Değerli içgücü insanları...Her beşbinlik insanınızın bulundukları yerlere Türk-İslam Kültür Merkezleri kurulmakta...Boş zamanlarınızda ve ihtiyaç duyduğunuz sırada gidip kitap, dergi ve kasetlere ulaşacaksınız. Sesli ve görücü yayınlara sahip olacaksınız. Uzmanlar gelecekler sizlere gerekli konularda ve ortak dertleri içeren hedeflerde sizinle birlikte olacaklar...Yakınlık duyacağınız ve sıcak bir atmosferde bulacaklarınız yetmezse, oradaki yetkililer sizden alacakları tekliflerle bizle ulaşacaklar...Bol kültür kaynaklarını elde edeceksiniz.

            Şu ortada duran en yetkili anlatacaklarını bizim dilimizde anlatıyor. Türkiye’deki bir üniversiteden mezun olmuş...Türk insanını yakından tanıyor. Bana geleceksiniz. Öyle sıkılarak utanarak değil. Tercümanla değil...Kendiniz geleceksiniz. Çocuklarınız ve siz büyüklerin sosyal dokuya uyuşamadıkları zamanda düştükleri psikolojik sıkıntı için psikologlar var hizmetinizde. Doktorlar yanlarında çalıştırdıkları  anadilinizi bilen ve hatta sizin aranızdan görev alanlar var...Yanınızdayız...

            Türk Devleti artık “Yurt Dışı Türkler Bakanlı’nı” kurmuş...Bilgi akışını sağlamak için bilgi bankasını devreye sokmuş...İnsanları iki devletin de vatandaşı. Hiç bir devlet kendi dediklerini dayatmıyor. İsteyen istediği yerde seçime giriyor. Beğendiklerini temsilci yapıyor. Bütünün parçalarısınız, diyor. Türk görevli...Sizin dışarıya göçmen olarak gitmeniz bizi üzüyor...Lakin şu sırada ekonomimiz iyi durumda değil. Mecburen gönderiyoruz sizi gurbete...Bir zaman dilimi içersinde uzakta kalacaksınız...Sonra dönersiniz. Bıraktığınız yerden başlarsınız işinize. Paralı olarak, tecrübeli olarak...Başka memleketleri görenler olarak. Tecrübe hayatın yaşanmışı demekse, aynı zamanda yaşanacaklara da yol açıcı demektir...Sizi gözyaşları ile gönderiyoruz ama tekrar davul zurna ile de karşılayacağız.. Avrupa devletleri bizlere söz verdiler...Evinizde gibi olacaksınız. Zaten bizden gelen yetkililer sizlere eksik olanları tamamlayacaklar...Gözünüz arkada kalmasın...

            Okullarda okuyan çocuklara baksana...Karnelerini almışlar...Hep başarılılar...Alman arkadaşları ile yarış halindeler...Yarış ama tatlı çekişme bu...Kafa yaran, göz çıkartan cinsinden değil..

            Analara baksanıza...Mutluluk duyguları içinde...Baba sanki Türkiye’deki  mahalle kıraathanesinde pişpirik veya altmışaltı oynamış da geliyor gibi...

            Ey uyan artık...Amma da dalgın uyuyorsun...İşe geç kalıyorsun...Hanımın sesi kulaklarımın dibinde rüyamı keserek uyandırdı..

Dur be hanım...Bir masalımsı dünyadaydım...Küçüklük zamanıma dönmüş gibi rüyamda masal okuyordum...Rüyalarım gerçekliğin kaynağı durumunda artık... Masal kahramanları mı? Onları sorma...

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Masal mı Yoksa Bir Hikaye mi …..
Bayramlarda Beni Kucaklayanlar Olursa....
M İle M’nin Gölgesi Sohbet Ederken....
Irak’takiler Ağlarsa Sen Ne yaparsın...
Delilerle Arkadaşlık 1
Çocuklarımız Eve Karne Getirmişler....
Uğur Tarık’tan Alabildiklerim

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mustafa Can
Masal mı Yoksa 
Bir Hikaye mi …..
Serdar Çelebi
Birlik yolunda ilk çabalar..
Mahmut Aşkar
Toplum  Raydan  Çıkarken
Yılmaz Kuzucu
Mutluluk (formülü) ertelenemez
Sebahattin Çelebi
İnna lillahi...
M. Ali Aladağ
Oyuna Gelmemek
Fikret Ekin
Kerkük, Ne Kadar Türk?
Betül Parlar
Sigara Bağımlılığı
Orhan Aras
Necla Kelek´in "Yabancı Gelini"
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Hidayet Kayaalp
Değişimin Zihinsel Aşamaları
Ayten Kılıçarslan
Avrupa aydınlanmış da...
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Üzeyir Lokman Çaycı
Hanga Hunga
Yakup Tufan
Uyum nedir?
Şensel Aşkın
Avrupa Birliğinin Derin Eleştirisi
Şefik Kantar
Bizi bekleyen Avrupa
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Kan parası
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Ali Kılıçarslan
Doğru yazalım, doğru konuşalım!
İsmail Tüysüz
Yılbaşı ve noel kutlamaları hakkında neler biliyoruz
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç