·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


DÜŞÜNCE ODASI
                                                                                       Mustafa Can
 
mustafacan49@hotmail.com

 

Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........

                      “Bana dediklerinle yaptıkların arasındaki uçurumu ne
                      zaman farkedeceksin? İki dudağının arasında tatlı olan
                      sözler, davranış biçimlerinde tonlarca ağırlık haline gelip
                      bana zulum yapacaksan ve ezeceksen bırak kendi halime
                      beni lütfen...Yanımda ve benimle olmanın tek yolu sözle-
                      rinin manasına ışığın Doğu’dan gelenini de eklemlisin ki,
                      gönül aydınlığın kararmadan beni sarmalayabilesin..Aksi
                      takdirde beni sana dost edecek köprüleri atamazsın...Oy-
                      sa aramızdaki uçurumların kapatılması gerekir...”

     Genelde Avrupa’da özelde Almanya’da yaşayan Türkler’in yabancı bir toplumda yaşamak için bana göre sıkıntıları var, ama zorlukları yok.

     Çünkü Türkler tarih boyunca göçmenliğin tecrübesini yaşamışlar. Ve konuda tecrübeliler...Ülkelerin hangisi olursa olsun insanımızdaki anlayış sınırlarındaki genişlik kendilerini çevreye uymakta güçleştirmiyor, aksine kolaylaştırıyor. Türkler gittikleri yerlere vardıklarında, kendilerinden çok, orada oturan yerlileri düşünüyorlar. Kazanıyorlar ve kazandırıyorlar. Kuruyorlar ve koruyorlar. Yapıyorlar ve imkanları genişletiyorlar. Türkler gittikleri toprakların verimsizliğini verimli kılıyorlar. O yüzden Müslüman Türler’in adımları öyle bereketlidir ki, Almanya’nın hemen hemen her karış toprağında ve iş yerlerinin her çeşidinde  kendini göstermiştir. Her türlü ürünleri alın terleri ile gerçekleştirmişlerdir.
     Bu insanlar ki, hiç de dışlamayı hak etmiyor. Bu insanlar ki, kendilerini toplumun kültür dokusunu bozuyor suçlamasının muhatabı olarak kabul etmiyor. Söz konusu kimseler ki, yaşadıkları müddetçe sarmayı ve kucaklamayı hayatlarının prensibi yapmışlar. Kendi dinlerinin temel özelliklerini, yani her türlü paylaşmayı insanlık sembolü yapmışlar. Fakat  gördükleri şey ise suçlama oluverince, “yabancısın” deniliverince ve şiddete muhatap olunca, olmuyor...Olmuyor artık...
     Yerlilik kendini üstün görmek ise, yerlilik kendinden başkasına hayat hakkı tanımamak ise, başkası ve öteki suçlaması ile merkezden kovmak ise, Avrupa’lı bir şeyi unutuyor: Yaşlanmak. Genç  nesiller ve geleceğin garantisi olacak genç çalışanların varlığı kaçınılmaz olarak hesaba katılmalıdır. Avrupa veya Almanya gençliğe muhtaç. Burada yaşıyan bütün yabancıların her türlü iş yerlerinde verimli çalışmalarıyla katkıda bulunması bir gerçek iken, ‘sana ihtiyacımız yok’ diyebilecek aklı başında bir politikacı düşünemiyorum. ‘Sen yabancısın, terk et ülkeyi’demek bu ülkeye sahip çıkmamak demektir.
     Almanya’daki yabancıların adına söz söylemek bana düşmez, ama Türkler için  - kendim de aynı insanalrın bir parçası olmamdan dolayı- artık bunun yüksek sesle söylenilmesi  istiyorum.  Türk insanının Almanya’ya bilinenden daha çok faydası vardır. Üretim için zaten tartışılmaz, ama tüketim için de bu durum gerçek..Almanya artık ülkesindeki Türkler’i tartışma alanından çıkartıp, birlikte çalışma alanına çekmelidir. Eğitim alanından başlanarak geleceğin insanına eğilinmelidir. Emredici olmaktan çok, ortak çalışma alanları yaratılmalıdır. Okullarda yabancılık narası atmaktan ziyade, sıkıntılı ve  muhtaç olanlara imkan sağlanmalıdır.Öğrenciler derslerinde başarılı olmalıdır.” Bütün siyah kafalılar Türktür,” tekerlemesi bırakılıp, kendi branşlarında Almanya ekonomisine destek olacak kafalar yetiştirilmelidir. Bu onların ailesini de birlikte düşünmek olur...Çok taraflı kazanç anlamına gelir böyle bir hareket.
     Sokak ve Türkler’in yaşadıkları semtlerde olup bitenlere seyirci kalıp, onların kendi hallerine terkedilmesini bir yabancılık kaderi imiş gibi görmek ahmaklığından vazgeçilmelidir.
     Almanya çok kültürlülüğü kendi toprakları için bir olumsuzluk işareti olarak görmek yerine çok renkli bir bahçe olarak görmelidir.
     Türk kendi geleneğinden gelen şekli ile yetiştirilmeli ve Almanya için düşman görülmeden hazırlanmalıdır...Zaten Türkler kendi vatanı için önemli bulduğunu Almanya için de bulmamasına bir sebep görmüyorum. Ekmek yenilen yere pisletecek bir Türk de tanımıyorum... Törelerinden koparılmış, kimliksiz ve kişiliksiz bir Türk Almanya için zarardır ve hazır yiyicidir. Ekmek ve kaşık düşmanı bir  Türk nesli insanımızın arasından  çıkmaz...
     Klaus Lefringhausen hazırladığı Integration adlı kitabının arka kapağında,” ..ki, Uyum   emirle düzenlemek değildir, aksine kendi icrasının haysiyeti için, mekan yaratmaktır,’diyor.
     Evet uyum bir toplumun en çok özlediği ve beklediği sosyopsikolojik hadisedir. Kimde bunu yadsımayaz, lakin uyum tek taraflı beklentiler zinciri de demek değildir. Ben de uyum isterken, yabancıların durumunu anlamadan bu işin olmayacağını söylemek istiyorum. Türk insanı kendi dini ki bu İslam’dır, kendi dilini ki, bu Türkçe’dir gerçek manada öğretileceğini yetkililerden duyarsa,  söylenenlerin riyasız olduğuna kanaat getirirse, Almanya istediği kadar krizde olsun, Türk insanı kendine düşeni fazlasıyla yapar. Nice krizlerden çıkartır ülkeyi...
     Kandırmacalardan uzak  çalışmaların, başarıya gitmemesi için bir sebep yoktur. Evet ben de uyumdan yana tavır koyanlardanım, yalnız yukardaki şartlar yerine getirilirse....

SAYFA BAŞI


Yazarın diğer yazıları:

Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz.........
Akıl...Gönül...Şüphe...Sonra Hayatın Akışı...
Sen de Yalnızım mı Diyorsun....
Benzemek Aynısı Demek mi....
Çağımızın Dervişe Açık Kapıları Var mı….
Kadın mı Bırak Gitsin….
Masal mı Yoksa Bir Hikaye mi …..
Bayramlarda Beni Kucaklayanlar Olursa....
M İle M’nin Gölgesi Sohbet Ederken....
Irak’takiler Ağlarsa Sen Ne yaparsın...
Delilerle Arkadaşlık 1
Çocuklarımız Eve Karne Getirmişler....
Uğur Tarık’tan Alabildiklerim

   
SAYFA BASI

| Ana Sayfa | Haberler| Gazeteler | Ekonomi | Firmalar | Spor | Yazarlar 

Copyright © Mima Datentechnik / Jülicherstr.20 / 52070 Aachen / Deutschland
Tel:
+49 (241) 900 57 50 (pbx)  Fax: +49 (241) 99 777 57  
e-posta:
info@Turkpartner.de
Bu site Mima Datentechnik Internet Servisi tarafýndan hazýrlanmaktadýr

Mustafa Can
Ben Uyumdan Yanayım, Ya siz..........
Mahmut Aşkar
Göç Kültürünün Kök Salması
Prof. Dr. Ümit Özdağ
PKK “Vali”yi Görevden Aldı
Orhan Aras
İnsanlık öldü mü?
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Yakup Yurt
ÖEK Üçlüsüne Ne Oldu?
M. Ali Aladağ
Sarık-Cübbe ve Takım-Kravat
Üzeyir Lokman Çaycı
Sana " Bir Gecede Kal" Demem
Sebahattin Çelebi
değmezmiş sana bu şiirler
Şefik Kantar
Davul Tozu, Minare Gölgesi
Nuran Yelkenci
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan, Ramazan Ayı
Ayten Kılıçarslan
A’dan Z’ye plan olsanız ne yazar?
Hasan Kayıhan
3 Ekim Beyannamesi
Hidayet Kayaalp
Ertuğrul Gazi Ve Dursun Fakıh Ve...
Yılmaz Kuzucu
Müstesnalar
Betül Parlar
Hey du...
Fikret Ekin
Türkiye’nin “Sorunu”
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
İsmail Tüysüz
Son İki büyük Revulusyonda İstanbul`un Önemi
Ali Kılıçarslan
AB’nin hutbe rahatsızlığı
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Muhsin Ceylan
Berlin’e hayali bir soru
Ozan Yusuf Polatoğlu
Bir taraf ‘şan’ (!) alıyor
Bir taraf ‘perişan’ oluyor
Betül Parlar
Uyuşturucu Bağımlıları
Dr. Nebil Bozdoğan
Tırnak batması ile ilgili bilmemiz gerekenler
Sizden Biri
Kan parası
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Aynı acıyı duyanlar en samimi olanlardır
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç