A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  YAZARLAR  
·  SÖYLEŞİ  
·  EKONOMİ  
·  POLİTİKA  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  KADIN & YAŞAM  
·  SAĞLIK  
·  MUTFAK  
·  ÇOCUKLAR  


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de








Bu Sesi Duy Türkiye:
Kızgın ve Kırgın Nesiller



Avrupa’nın ileri sanayi toplumlarının içinde kendilerine hatırı sayılır yer edinmiş ve bulundukları yere kendilerini layık görmeyerek daha da iyi konumlara gelmek için canhıraş gayret sarf eden Türkler giderek artıyor. İşgücü göçüyle oluşan Avrupa Türklerinin şimdilik büyük kesimi, yerli topluma kıyasla alt katmanlarda olsa da, artık yerleşik bir hayat düzenine hem intibak etmiş, hem de benimsemiş durumdadır. Emek göçüyle oluşan Batı Avrupa Türkleri, tahlil edilirken gerçekçi ve bir o kadar da insaflı olmak gerekir. Kendilerinden her yönüyle çok daha iyi şartlarda olan yerli halkla ve aynı kültür havzasına dahil olan diğer Avrupalı göçmenler veya azınlıklarla değil de, dünü ve bugünü itibariyle kendisiyle kıyaslanmalıdır.

Bilinen ve bilinmeyen bütün menfiliklere rağmen, ağırlıklı Almanya olmak üzere, dünün “Misafir İşçileri”nin torunları akın akın Avrupa üniversitelerinin kapılarına çoktan beri dayanmış durumdalar. Daha şimdiden kız ve erkek onbinlerce yeni nesil Türk, Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa ve Belçika gibi ülkelerin üniversitelerinde tahsil görmektedir. Onların dedeleri ilk defa ülke dışına çıkarken, kendileri kadar, gönderen ve kabul eden ülkelerin yetkilileri de bu gidişin akibetini uzun boylu düşünmemişlerdi. Şimdi ise yarım asırlık bir tecrübeden hareketle, gelecek yıllar için orta ve uzun vadeli, “Avrupalı Türkler Projesi” üretilmelidir.

Dün geldiği ülkenin dilini bilmeyen, diplomasız Türklerin yerini, bugün doğduğu ülkenin dilini konuşan, diplomalı Türklerin aldığı hakikatı dikkate alınırsa, gelecek de ona göre tasavvur edilebilir. Dün, her halukârda Türkiye’ye her şeyiyle bağlı ve muhtaç olan vatandaşların yerini, bugün anavatanla yenivatan arasında gönül köprüsü kuran soydaşlar ağırlıklı olarak almaya başladı. Dünya vatandaşlığına namzet bu yeni nesil Avrupa Türkleri, bal arıları gibidirler: Hem çok verimli, hem de çabuk küserler. Ceplerinde dünyanın dört bir yanına vize engeline takılmadan gidebilecek pasaportları, geçerli meslek veya yüksek öğrenim diplomaları, ayrıca birden fazla lisan bilmeleri, onların dünya vatandaşlığını kolaylaştıran amillerin başında gelir.

Yurtdışındaki vatandaş veya soydaş konumundaki Türklere hizmet gayesiyle oluşturulan resmî müesseseler, işin ehli ve mesuliyetin idraki içinde olanlar tarafından değil de, belli bir siyasî veya ideolojik görüşe mensup insanların çöreklendiği makamlar hâline gelirse, yeşermeye başlayan umutlar bir daha canlanmamak üzere kurur. Ve bu kadrolar samimi olsalar da, konuya vakıf olmadıklarında, yurtdışındaki Türkler için proje üretme ve geliştirme ferasetine sahip olamazlar. Devletin kasasından beş kuruş dahi almadan ve devlet, onların eğitim ve öğrenimi için beş kuruş dahi harcamadan, Avrupa’nın en seçkin üniversitelerinde okumuş onbinlerce Avrupalı Türk, hem yaşadıkları ülke, hem de Türkiye için bulunmaz bir nimettir.

Dünyada çok az ülkeye nasip olabilecek böylesi bir insan hazinesinin farkında olmayan veya hakkıyla değerlendiremeyenler; Ankara’nın kendisiyle ceddeleşen kısır siyasetinden başını kaldıramayan bizim “başlar”dan başkası olamaz.

Bütün mesele; bu genç, dinamik akademik potensiyelin kıymetini bilmek; ona, kültürel bağları kadar gönül bağlarının da olduğu atayurdundan kulak kabartabilmek, el uzatabilmek; faydalı olabilmek ve ondan, hem ülke adına hem de yaşadıkları ülkelerle dostluğun daha da pekişmesi adına, faydalanabilmektir. Sözkonusu okumuş, eğitimli nesillere “faydalı olmak” ve “faydalanmak”tan kastı anlayabilmek için onları iyi tanımak gerek; hem de adamakıllı...

Onlar bazen deli çaylar gibi gümbür gümbür akar, bazen de “yatağına kırgın ırmaklar” gibi oluverirler. Verebilirseniz şayet, onlardan onbinlerce kültür elçisi olur. Ondan evvel esas mesele; içinde bulunduğumuz çağa daha başlamadan başlatılan “kültürler çatışması”nın ne kadar farkında ve idrakinde olduğunuz gibi, kendi külürünüzden haberdarlık derecesiyle de sonuna dek bağlantılıdır. İşin özü; kültürün verilebilmesinde saklıdır.
Verebilirseniz şayet, onlardan onbinlerce gönüllü lobiciler olur. Ağırlığı kadar para verdiğiniz ve üstelik lobicilik yapmaları için görevlendirdiğiniz adamlar(ınız)dan daha ağırlıklı olurlar hem de... Bütün mesele; sizin gönül verebilmekte ve gönül alabilmekteki maharet ve samimiyetinizle alakalıdır. İşin sırrı; gönül köprüsünü kurabilmekte gizlidir.

Onlar, deli çaylar gibi aktıklarında da tehlike var, yatağına kırgın ırmak gibi olduklarında da... Avrupa Türklerinin Avrupa’da yetişen nesillerini tehdit eden iki büyük tehlike var:

1.Kızgınlık
2.Kırgınlık.

Kızgınlık; dışlanmışlığın, ötekilenmişliğin, aşağılanmışlığın ifadesi, dışa yansımasıdır. Siz bu tavrı, bunların tamamına karşı çekilen bir protesto olarak da addedebilirsiniz.

Kızgınlık; esasen doğup büyüdüğü ülkenin onu kendinden görmediğinden ve değerler bazındaki farklılığını kabullenmediğinden dolayıdır.

Kırgınlık; anlaşılamamanın, şefkatsizliğin, beklentilerin boşa çıkmasının, sevgisizliğin, ilgisizliğin ve sahipsizliğin neticesidir.

Kırgınlık; kendisinden olanlara olduğu kadar onu kendisinden sayanlaradır ve adını koyamasa, meramını anlatamasa da o, aslında onunki gönül kırılmasıdır.

Bu nesil taşdığında, kendisiyle beraber etrafını da yıkar gider diye... ve bir de, bu nesil küstüğünde, mecrasını terk eder diye korkuyorum.


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Bu Sesi Duy Türkiye:
Kızgın ve Kırgın Nesiller

Kültürel Ayrımcılık
İstikbale Giden Yol Haritamız
Niçin Öldürüyorlar...
Büyüsü Bozulan Batı
Yorgun Adam
Medeniyet Ülküsü (2)
Medeniyet Ülküsü
Batı ve Batılı Değerler Tükenirken...

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat