|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|

Gazze veya Kerbela
Birileri herzamanki eğlencesinden ve yeme-içmesinden kısmen
feragat ederek, birileri mateme bürünerek, birileri de
mersiyeler okurken sinesini döverek Hz. Hüseyin’in
yakınlarıyla birlikte Hicri; 10 Muharrem 60 (Miladî; 10 Ekim
680) tarihinde şehit edilişini anarken, bu ‘Muharrem
Kervanı’nın çok da gerisinde kalmak istemeyen birileri de;
ailesindeki Hasan, Hüseyin ve Ali isimlerinin çokluğundan
hareketle, Kerbela’yla olan dayanışmasını göstermeğe
çalışıyor.
Ve herkes ve her kesimde bir Hz. Hüseyin’i sevme yarışı
başlıyor... Kesimlerin, İmam Hüseyin sevgisinde
birleşeceklerini beklerken, Peygamber Evladı’nı kendilerine
siper edinenlerin nasıl taraflaştıklarını hayret ve ibretle
seyrediyoruz. Herkesin kendine göre bir Kerbela’sı ve
Hüseyin’i olduğunu bir daha müşahade etmiş oluyoruz.
Aslında birilerini kandırdığını zannedenler, hattızatında
kendilerini kandırmış olmuyorlar mı?... “Dört Hak Mezhep
(!)”in dışındakiler diye başlayan bizim “dini bütün
müslüman”ın, “Kızılbaş”la barıştığına hem dinim hem ülkem
adına yürekten inanmak isterdim ama ben insanımı
tanıyorum... Yunusca, Mevlanaca, hoşgörü-moşgörü tamam da...
Lâkin asırlardan beri bastırılmış duyguların, aşağılanmış
itikatın taraftarının gözünde ötekiler hep “Yezit” olarak
kalmaya şimdilik devam edecek. Şimdilik diyorum çünkü;
âlenen ve resmen daha yenice konuşmaya başladık. Ülkemizde
15 milyon civarında Alevi-Bektaşi vatandaşımızın yanısıra,
belki ülke sınırları içindeki toplam sayıları 2-3 milyonu
geçmeyecek Caferi-Şii vatandaşımız ve bu mezhebe mensup
soydaşlarımızdan Irak Türklerinin yüzde altmışı, İran’daki
25-30 milyon Azeri Türklerinin tamamı ve Azerbaycan’ın kahır
ekseriyeti, gelenekçi Sünniliğin kabul ettiği ve müslüman
kitlelere kabul ettirdiği, “Dört Hak Mezhep”in dışında
tutulan müslüman Türkler...
Özellikle Muharrem ve Kerbela münasebetiyle yüzyüze
konuşacak, tartışacağız ve neticede biraz daha
yakınlaşacağız. Önyargılar, husûmetlikler ve cehaletlikler
üzerine kurulan din anlayışımızın yeniden yorumlanması için
bu süreç elzemdir. Hz. Hüseyin’in Kerbela’sı olmasaydı,
bugün tamamıyla sekülerleştirilmiş, Emevileştirilmiş bir
İslâm anlayışı hâkim olacaktı. Ki, Kerbela’ya rağmen
Ümeyyeoğulları’nın, saltanatın kontrolündeki din anlayışının
izlerini Emevi, Abbasi, Safevi ve Osmanlı’da görmekteyiz.
Her kesim kıyısından köşesinden, işine geldiği üzre veya
kendisine nakledildiği şekliyle bir Ehl-i Beyt-Kerbela-Hz.
Hüseyin çizgisi takip ediyor. Bu yazı bir “Aşûra” günü
kaleme alındığında, Gazze’de kundakdaki bebekler, okuldaki
çocuklar, analar, babalar, yaşlılar katlediliyordu. Düşman
güçleri tarafından ablukaya alınan Gazze’de feryatlar göğe
yükselirken, yanıbaşlarındaki “Müslümanlar” görmemezlikten
ve duymamazlıktan gelyorlardı. Hatta bugün “Aşûra” günüydü
ya; bizim dini bütün müslümanlar ne kadar dindar olduklarını
ispat etmek için “aşüre” tatlısı pişirmekle meşgüllerdi.
Tatlı yeyip, tatlı konuşacaklardı. Gazze’de insanların
çığlıkları o gün yürek parçalarken ve onlar kan kusarken ve
onlara kan kusturulurken... 10 Muharrem (Aşûra) günüyle
birçok mucizevi hadiseleri bağdaştıran, o güne denk gelmese
de getirenler, ne hikmetse, Kerbela’yı anmak, bilmek ve
duymak istemezler. Çünkü Kerbela, sadece müslümanı değil,
insan olan vicdan sahibi herkesi ıskalar, silkeler. Kerbela,
saltanatçıların tahtını sallar! Kerbela zulme başkaldırı!
Kerbela, zalime kılıç çeker!
Yine bir “Aşûra”
günüydü Hz. Hüseyin ve bir avuç yakınlarının etrafı
sarıldığında, teker teker kılıçtan geçirildiklerinde.. Bir
kısım müslümanlar; canım Hüseyin de Yezid’in halifeliğine
biat etseydi, anlaşsaydılar, diyorlardı tıpkı; İsrail
Gazze’yi Kerbela’ya çevirirken, bir takım müslüman ülkeler;
canım onlar (Hamas) da İsrail’i tanısalar ve dediklerini
kabullenselerdi başlarına bu felaket gelmezdi, diyenler
gibi...
Dün Kerbela, bugün Gazze! Dün Muaviye bir taneydi. Bugün
Filistin’in etrafındaki saltanat sahiplerine bir bakınız
lütfen... Dün, “Dönek Kûfe” bir taneydi, bugün Kûfeler ve
Kûfelilerden geçilmiyor. Dünün saltanat mirasyedisi
Yezit’ten bakın etrafınıza nice Yezitler türemiş... Dünün
Yezit’i Ümeyyeoğulları’ndandı, bugünün Yezitlerinden birisi
İsrailoğulları’ndan... Dün sadece bir Kerbela vardı, bugün
her yerde bir Kerbela...
Maalesef her Kerbela’ya bir Hüseyinimiz yok! Gördük ki,
Hüseyin’i kendine benzetmek kolay iş amma, ya Hüseyin’e
benzemek?...
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Gazze
veya Kerbela
Kalabalıkların
Yalnızlığı (2): Bizim Yalnızlığımız
Kalabalıkların
Yalnızlığı
Hangi
İnsanın Hakları?
Medeniyetin
Utanç Tablosu
Dinine
Değil Dindarlığına İtirazım Var (2)
Dinine Değil
Dindarlığına İtirazım Var
Ana!
Batı’nın
Şarklısı veya Şark’ın Batılısı
Ahlâkî
Kodlarımız
“Globallaşmanın
Pezevenkleri”
Modernizmle Gelen Devrimler
(3)
Modernizmle Gelen Devrimler
(2)
Modernizmle
Gelen Devrimler
Derdimiz
de var dermanımız da...
“Allahsız
Komünizm” ile “Allahlı Kapitalizm” Arasında
“Türkiye
sadece Türklerin değil”
Bizim
Vatanseverliğimiz
SAYFA
BASI
|