A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de






Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?

Almanya Müslümanlığı, Türk/Müslüman İşçi Göçü’nün 50. yılının arafesinde hummalı bir kimlik arayışı içindedir. Müslüman azınlık cephesinde yılların ihmalkârlığına ilaveten projesizlik, diğer tarfta Alman siyasetinin isteksizliği, hazırlıksızlığı ve son zamanlardaki gibi emrivakî atakları yüzünden, bu arayışı şimdi de krize dönüşmek üzere.

Dışa dönük icraatten ziyade teşkilatı ayakta tutmak ve taraftar kaybetmemek uğruna, birkaç göstermelik ve medyatik faaliyetin dışında, ne kadar haklı, güçlü, vazgeçilmez olduğumuzu ve önemli işler başardığımızı birbirimize anlattık durduk. Şimdi Türk kökenli azınlığın şahsında, Almanya Müslümanlığı kendini tarif ve ifade etmek hadisesiyle karşı karşıyadır. Gelinen nokta tam da “kırılma noktası” dedikleri türden bir yer; yani yol ayırımının başlangıcıdır. Yolun çatallaştığı bu noktada; gösterilen istikamete gitmek de var, gidilmesi gerekene de...  Bu kararı, Almanya’daki müslümanların değerli teşkilat temsilcileri verecek.

Almanya Müslümanlığı kendini şimdiye kadar ifade edemediğinden tarif de edemedi. Şimdi etraftan gelen baskılar ve yukarıdan gelen dayatmalar karşısında hareket kabiliyeti iyice daralan temsilcilerimize, kendilerini ifade etme fırsatı kalmadı. En basit ve anlaşılır şekliyle, “kendini ifade etmekten” kastımız; belli bir üslup ve çerçevede meramını anlatmaktır. Zamanla yapılan bölük-pörçük anlatımlar, körün fili tarif ettiğinden daha farklı olmamıştır.

Almanya gerçeğiyle, kendi gerçeğimizi birarada görüp sentezleyemedik. Velhasılı kendi içinde çelişkiler barındırmayan bir ifade tarzı geliştiremedik. Konunun uzmanı olmayanlar da dahil, herkes bizi anlattı ama biz kendimizi anlatmadık, anlatamadık... Zaten özellikle son on yıllık gelişmeler gözönünde bulundurulursa, kıta Avrupa’sındaki göçmen müslümanların hep savunma refleksi içinde oldukları görülecektir.

Farklı istinat noktalarından başlayan Batı Avrupa Türkleri/Müslümanları cemiyet hayatında İslâm eksenli bir yol birleşimi sağlanmak üzereyken, yolların yeniden ayrılma tehlikesi belirdi. “Madem siz kendinizi tarif etmekten uzaksınız, öyleyse sizi ben tarif edeceğim” diyen Federal Almanya İçişleri Bakanlığı ile, “Biz kendimizi tarif ederiz” deyip de, bunu bir türlü beceremeyen KRM-Heyeti arasındaki yolun çatallaştığı nokta burasıdır. Zaten şimdiye kadar kendini layıkıyle ifade edemeyen müslüman azınlığın bu hengâmede yeni kimliğinin çerçevesini çizmeğe kalkması da pek sağlıklı olmaz.

Resmî mercilerin ve siyasî aktörlerin müslüman azınlığa dayattıkları, dikte ettirmeye çalıştıkları din anlayışı kadar, kısa ve orta vadeli kuruluş menfaatlerinin çerçevesini çizdiği ve istikametini belirlediği müslüman beklentisinin de, ülke ve devlet olarak Almanya’ya ve onun müslüman vatandaşlarına hayır getirmez. Devlet gücünü ve imkânlarını kullanan taraf, şartları belirliyor, rolleri dağıtıyor, iyileri ve kötüleri kendisi tayin ediyor. Bu devasa gücün karşısındaki müslüman azınlık temsilcileri ise, ya boyun eğecek veya bedel ödemeğe hazır olacaklar.

Bu “bedel” ne devletle restleşmektir ne de küsmek... Önce kendi ellerimizle yolumuza döktüğümüz taşları temizlemekle başlamalı ve birbirimize teğet geçtiğimiz gibi gerçeklerimize de teğet geçmemeli; onlarla yüzleşmeliyiz! Kendi içinde bütünlük arz etmeyen, kendisini tamamlayamayan müslüman azınlığa verilmesi muhtemel haklar da ancak, sergilediği duruşla örtüşen biçimde olur.

Muhatap kuruluşlardan bazılarının hata veya zaafiyetlerini siyasî iradenin, dün olduğu gibi bugün de bir baskı unsuru olarak kullanmasını iyi niyet göstertgesiyle izah etmek asla mümkün değildir.  

Konjöktürel gelişim veya değişimlere göre “iyiler” ve “kötüler” belirlenemez! Gerek eyalet gerek federal düzeydeki siyasî iktidarların zaman zaman bu zikzaklı tutumları, müslüman kitlede güvensizlik ve endişelere vesile olmaktadır. Sözkonusu azınlığın devletten istediği tek şey; adalettir! Federal Almanya bir hukuk devletidir. Diğer dinî cemaatlere kanunlar çerçevesinde verilen haklar, er veya geç, müslüman azınlığa da verileceğine olan inancı Almanya müslümanları henüz daha yitirmediler.

Müslüman azınlık temsilcileri, hayatî önem arz eden bazı konuları, mensubu oldukları kitlenin kanaat önderlerine açmadıkları, onlarla paylaşmadıkları ve onların birikimine tenezül dahi etmediklerinden; kuruluşlarının çok üst düzey yöneticileriyle belirledikleri “yol haritası”yla menzile varılamayacağını en azından bugünlerde görmüş olmaları gerekir. Evet, bunu görebilmek ve gereğini yapmak için samimiyetle adım atmanın kendisi bir fazilet, erdemlik ve nefsinden fedakârlıktır ki, bu “bedel” kişiye ya da kuruluşa başarı olarak geri döner.

Almanya kendi müslüman tebaasına yeni bir kimlik kazandırmak niyetinde... Müslümanları temsilen hükümet yetkilileriyle masaya oturanlar da, bu kimliğin nihayet verilmesinden başka bir talepleri yok... İhtilaf, tartışma ve zaman zaman da polemik konusu olan bütün mesele, bu kimliğin nasıl tarif edileceğiyle ilgilidir. Müslüman kitlenin gönül rızasını almadan, onlar adına atılan her adım beraberinde yeni tartışmalar ve kafa karışıklığı getireceği bilinmelidir.

Elimizde mevcut meseleleri kısa sürede hâlledecek sihirli formülümüz yoktur ama Cenab-ı Allah’ın bize verdiği akıl var. Kuruluş, siyasî parti, farklı kültür ve ideolojik önyargılardan arınmış akılların koordine edeceği konseylere, konferanslara şiddetle ihtiyacı var Almanya’nın müslümanı ve hıristiyanıyla...  

Almanya’da siyasî irade kendi müslüman azınlığının içinden her defasında düşman yaratma hevesi, taktiği ve alışkanlığından vazgeçer ve müslüman önderler de, “Merkezî Akıl”a hayat hakkı tanırlarsa, bu güzel ülkenin farklı etnik köken ve kültürlere mensup insanları için çok hayırlı bir vatandaşlık görevini yerine getirmiş olacaklar.

 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç, İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu Vebal Kimin?
Vicdan Ayaklanması
Bir İnsan İnşa Etmek
İhanetlik Bizdedir
İmam Hüseyin
 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

İhtiyaç, İhtiras, Sapkınlık
Serbest piyasada müsteriniz değiştiği gibi dostlarınız, ahbaplarınız da, arabalarınız gibi zevkleriniz de değişiyor. Devam

Yakup Yurt

TACİZ Mİ, CİNSEL HACİZ Mİ ?
Kendi ailelerinin bayanlarının namus bekçiliğine soyunan doyumsuz “erkekler” başkalarının ailelerini oluşturan bayanların namusunu hiçe sayabiliyorlar. Devam

Ali Kılıçarslan

Almanya’da İslam İlahiyatı
Almanya’da üniversitelerde Almanya’nın şartlarına göre ‘İslam İlahiyatı Kürsüsü’ kurulması gereklidir. Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

ABD Saldırılarının Doğası
ABD, fundamentalist İslamcı teröristlerle savaştığını iddia etmektedir. Devam

Leman Kuzu

KADININ SESİ
Düşünün bir kere, kadın olmazsa aile veya toplum olur muydu? Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Hidayet Kayaalp

OYNAMADAN GÜLEBİLMEK
„Gülelim-oynıyalım“  şeklinde deyim üreten belki de az millet bulunur yeryüzünde. Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Yakup Tufan

GÖÇMENLER VE UYUM MECLİSLERİ
Almanya’da gerçekleşmesi arzu edilen gerçek bir uyum, ançak -gerçek bir demokratik hak- ve -eşitlik ilkesi- ile elde edilebilir. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat