|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol
Aç, Ya da...
Bir aileyi layıkıyla ve hakkıyla idare edebilen bir cemaati
de idare edebilir. Büyüklük sıralamasında aileyle millet
arasındaki insan topluluğu olan bir cemaati/grubu başarıyla
yöneten, bir milleti idare etmeğe de namzet kişidir.
Mutlu, huzurlu, köklü ailelerin çocukları, diğerlerine
kıyasla daha düzgün, düzenli ve başarılı bir hayat
standardını yaklayabiliyorlar. Bu evsaftaki ailelerden
müteşekkil bir toplum da, onlar gibi kendi ayakları üzerine
durabilen, mutlu, başarılı, düzenli ve birikimli olur. Bunun
tersi ise; aile ocağında başlayan bozulma, zamanla toplumun
en üst tepesine kadar sirayet eder. Sağlam temeller üzerinde
duran toplumlar; engeller ve tıkanmalar karşısında, çareler
üretebilen, yeni yollar açabilen özelliklere sahip
öncülerini devreye sokarlar. Bozulmaya yüz tutmuş, değerler
erozyonuna maruz kalmış toplumlarda, ani tıkanmalar ve
şaşırmalar karşısında toplumu doğru yola sevk edebilen veya
yeni yollar açabilen öncüler çıksa da, dar görüşlülüğün ve
kısır çekişmelerin hâkim olduğu böylesi topluluklarda
yolaçanın da, yol gösterenin de yolunu yine içlerinden
birileri keser.
Çok uzağa gitmeğe ne hacet; Türkiye’deki günübirlik
çalkantılara veya yakınımzdaki çatışmalara bakın... Yolun
bittiği veya kapandığı bir yere gelindiğinde, Konfüçyüs’ün
dediği gibi, yapılması gerken; ya bir yol bulmak, ya bir yol
açmak, ya da (şayet bunların hiçbirisini yapmıyor veya
beceremiyorsan) yoldan çekilmektir. En azından kendi
geçmişimizin son yüzyılına “yolaçanlar”ımızla
“yolkesenler”imiz arasındaki cedelleşme damgasını vurdu.
Kavim, kabile, grup taassubundan kurtulamayan toplumların
gelişmişlik düzeyine bakıldığında, toplum gelişmesinin
önündeki en büyük engelin sözde önderlerin ta kendileri
oldukları görülecektir. Öncü, önder, lider dediğimiz
kişinin en büyük dayanağı, arkasındaki kitle, ona biat eden
topluluktur. O, kendisinden bir adım geride tuttuğu
tebaasından birilerinin daha uzakları görmesine, bir adım
ileriye çıkmasına tahammül edemez. Kendi bildik yolun sonuna
gelinse de, ne yeni bir yol bulacak maharet gösterebilir, ne
de yeni bir yol açacak zahmete katlanabilir. Ona; madem onu
da beceremiyorsun bunu da, bari lütfen yolumdan çekil,
deseniz; bu sefer de; benden sonrası tufan, dercesine daha
da önünüze dikeliverir.
Azgelişmişlik veya gerikalmışlık bu ve benzeri sebeplerden
olurken, kalkınmışlık da yine öncüler, liderler, önderler
sayesinde oluyor: O öncüler ki, temsil ettikleri kitle için
yeni yol güzergâhları keşfediyor, yeni yollar imar ediyor
ve gerekirse yoldan çekilmesini de biliyorlar.
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin,
kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini
ifa edenlerin omuzlarında yükselirler. Cehaletine,
acziyetine veya ihtirasına yenik düşen öncüler, bazen bir
yuvayı, bir toplumu, bazen de bir bir ülkeyi uçuruma
sürükleyeblirler. Tarih böylesi örneklerle doludur.
Başına musallat olan, başağrısı veren ‘baş’ları başından
defeden toplumların başı selamete erer.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Ya
Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in
Nesli
Kendini
İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç,
İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu
Vebal Kimin?
Vicdan
Ayaklanması
Bir
İnsan İnşa Etmek
İhanetlik
Bizdedir
İmam
Hüseyin
SAYFA
BASI
|