|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|

Dinime Söven de Kalan Sağlar
da Bizdendir
“Biz Hıristiyanlar, kendi Tanrı’mızla Allah arasında
belirgin bir fark görüyoruz”
(Hannover Bölge Kilisesi Sözcüsü Johannes Neukirch)
Hani bilirsiniz; “Bir yiğit gurbete gitse/Gör başına neler
gelir” diyen meşhur türkümüzü... Sanki bundan yarım asır
önce Batı Avrupa’ya başlayan göç serüvenimizle buralara
yerleşen ve zamanla buralı olmakta karar kılanlar için
söylenmiş bir türkü...
Birinci Nesil Türklerin çocuklarından hemşire veya tezgâhtar
olanların parmakla gösterildiği günler epey gerilerde kaldı.
Şimdi mühendis, doktor, avukat, iktisatçı ve siyasetçilerle
seviye kazanmaya başlamış bir Batı Avrupa Türkleri tablosu
var karşımızda.
Bu tabloyu oluştururken, “... kalan sağlar”la işe koyulduk.
Yine meşhur bir başka kahramanlık türkümüzde; “Ölen ölür,
kalan sağlar bizimdir” diyorduk ya... Biz de işte o hesap;
hiç olmazsa bu sefer kahramanlarımız ve kahramanlıklarımızla
bir hava atalım, bir nara patlatalım da yer gök inlesin
istedik!
Türklerin yoğun olarak yaşadıkları semtlerin sokakbaşlarını
tutmuş kahvehaneleri tıkabasa dolduran işsizler ordusunu,
bir ilköğretim diploması dahi alamadan okulu terkeden
çocuklarımızı, uyuşturucu kıskacında kıvranan gençlerimizi
ve hapishanelerde ömür çürüten her yaştan yığınla insanımızı
şimdilik bu tabloya, keyfimiz kaçmasın diye, ilâve
etmiyoruz.
Dedik ya; bugün, gurbete çıkan yiğidin başına gelenlerin
ağıtını yakmamaya kararlıyız. Bugün yiğidimizi ermeydanına
çıkarırken, zaiyatı hesaba katmayacak, sadece, “Kalan sağlar
bizimdir” diyeceğiz.
Doktor, avukat, mühendis derken, Alman siyasî partilerinde
eyalet, federal ve hatta Avrupa düzeyinde Türk kökenli
siyasetçilerin de isimlerini duymaya başladık. Bazıları
milletvekili, hatta Cem Özdemir gibi parti eşbaşkanlığına
kadar yükseldikçe biz de sevindik. İlerleyen zaman içinde
onların siyasî hayattaki başarı grafiği yükseldikçe biz de
onlara doğru kol-kanat çırpmaya, havalanmaya heveslenmiştik
ki, bizi yok sayarak, ezerek geçip gittiklerini görünce;
yine bir eski türkümüzde, sevdiğinin başkasına gönül
verdiğini öğrenen aşığın dediği gibi; “Kırıldı kol-kanadım
yanıma düştü”.
Bazen değil, son yıllarda sıkça İslâm’a saldıran,
müslümanlara hakaret edenleri gördükçe söylediğimiz,
söylerken kendimizce teselli bulduğumuz; “Dinime küfreden
bari müslüman olsa” deyimiyle artık teselli bulabiliriz.
Çünkü, dinimize küfredenler arasında yığınla müslüman da var
artık... Cebinde diploması, elinde kalemi veya yakasında
parti rozetli müslümanlar... “Dinime küfreden bari müslüman
olsa”dan kastedileni bir kenara bırakarak, doğrusu bu
hakareti müslüman birisinden görmek, şahsıma daha ağır
geliyor.
Meselâ, bazı hıristiyan yazarların ve üst düzey siyasîlerin
başörtülü öğretmenlere şiddetle karşı çıktıklarını artık
sıradanlaştırdık. Nasıl olsa her Allah’ın günü birileri biz
müslümanlara kılık kıyafete, yaşantı biçimine ve medeniyet
anlayışına dair komutlar vermekten geri durmuyor.
Bir sabah Almanya, Aygül Özkan adıyla inledi. Türk kökenli
bir kadın Aşağı Saksonya Eyalet Hükümetinin Sosyal İşler,
Kadın, Aile ve Sağlık Bakanı oluvermiş..., afedersiniz
yapılıvermişti. Bir gün öncesine kadar CDU’ya tu kaka diyen
Almanya’daki Türk medyası ve kamuoyu, Aygül Özkan’ın bakan
olacağı haberiyle öyle bir çark etti ki, CDU’lu CDU’suz
Almanların bile, “Dankeschön Frau Merkel” sloganı karşısında
ağızları açık kaldı. “Bizden Biri” bakan olmuştu nitekim...
Bizden Biri Bakanımız, bir Alman dergisine verdiği demeçte,
başörtünün dinî bir sembol olduğunu ve onun için okula
girmemesi gerektiğini söyleyince, kurt gazeteci tuzak soruyu
patlattı:
-Peki haç da mı sınıfa girmemeli?
Elcevap:
-Evet, haç da...
Gerisini anlatmaya ne hacet... Bir kızıl kıyamet koparıldı
ki , bu sefer bizim ağzımız açık kaldı. Başörtüsüne karşı
çıkması yetmezmiş gibi bir de, başörtüyü İslâmî bir simge
olarak niteleyen “Bizden Biri”ne hayret etmek üzereyken,
zavallı kızın üzerine neredeyse Haçlı Seferleri
düzenleneceğini görünce küçük dilimizi de yutuverdik. Şimdi
niçin konuşamadığımızı anlamışsınızdır!
Aygül Hanım’a CDU’sundan CSU’suna, kilise yetkililerinden
milletvekillerine kadar dalga dalga ve günbegün artarak
protestolar, kınamalar gelmeğe başlayınca, zavallı kıza
tükürdüğünü yalattılar ve nihayet özür diledi
hıristiyanlardan! Ya müslümanlar? Dedik ya canım; dinime
söven bari bizden olsa diye...
Aygül Özkan yemin töreninde Almanca’da Tanrı’nın yardımıyla
manâsına gelen cümleyi kullandığından dolayı bu sefer de,
acaba kastettiği hangi Tanrı veya kimin Tanrı’sıydı
tartışması başladı. Yani hıristiyanların anladığı Tanrı mı,
yoksa müslümanların Allah’ı mı? Garibim yine de ne İsa’ya ve
ne de Musa’ya yaranamadı. Bizimkilerin bize yaranmak gibi
bir tasaları olmadığı gibi, bize kulak asanına da
rastlamadık.
Halbuki Kayserili; “Sekmeden uçmaya kulak asma!” der. Aygül
Özkan Hanım Kayserili de olsaydı buralarda onu ne yapıp edip
yine sekmeden uçururlardı... Çünkü gaye, kanat çırparak
yavaştan yavaştan havalanmasını öğretmek değil; bir anlık
havalandırıp yere çakılmasını sağlamaktır.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Dinime
Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya
Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in
Nesli
Kendini
İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç,
İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu
Vebal Kimin?
Vicdan
Ayaklanması
Bir
İnsan İnşa Etmek
İhanetlik
Bizdedir
İmam
Hüseyin
SAYFA
BASI
|