|

Yunus M.’nin Sırtından ve
Ardından
Alman baba ve Türk anadan doğma, bir öğrenci, okuduğu
lisenin idaresini, namaz kılmak için yer vermediğinden
dolayı daha on dört yaşındayken mahkemeye verir ve on altı
yaşında da davayı kazanırsa, Almanya gibi bir ülkede ne
olur?
-Yer yerinden oynar...
Veya çocuğun birisine kuyuyu gösterip oraya bir taş
attırırlarsa... Sonra kırk yetişkin adam biraraya toplanır;
taşı çıkarmak için değil de, taşın oraya niye atıldığına
dair hararetli tartışma başlatırlar ve birbirlerine
girerlerse ne olur?
-O taş kuyuda kalır! Ve o hengamede altta kalan, ezilen de
taşı attıran ya da atan olur.
Yunus M.’nin mahkemeye verdiği okulun avukatı, okul
binasında namaz kılma yeri talebini kastederek diyor ki:
“Müslümanların burada olmaları onları tatmin etmiyor.
Kendilerini görmemiz için bizi adeta zorluyorlar.”
Yunusların durumunu kendileri izah etmekten ve kavramaktan
yetersiz oldukları kadar, Alman devleti ve yetkili merciler,
sözsahibi kuruluşlar da kısmen gerçeği görmüyor, kısmen de
görmek istemiyorlar. Hele bir kaşık suda fırtına koparan
Yunus, ancak gazete manşetleri ve tv kanallarına haber
konusu olmaktan dolayı tatmin olmanın ötesinde, başımıza
açtığı belânın idrakinde bile değil!
Buraya kadar okuduğunuz yukarıdaki satırları bu senenin
başında, yani Ocak-Şubat aylarında “Başımın Belası Yunus”
başlığıyla yazmış ve o günlerde kitap hazırlığımın
yoğunluğundan dolayı öylece bırakmıştım. Şimdi aynı davayla
ilgili Berlin Yüksek İdari Mahkemesi, 27 Mayıs 2010 günü
Yuns M.’nin, okulda namaz kılma yeri tahsis edilmesi
talebini reddetti.
KRM (Almanya Müslümanları Koordinasyon Konseyi)’nin Dönem
Sözcüsü Ali Kızılkaya, mahkeme kararının ertesi günü,
“Okulda İbadet Yasağı Din Hürriyetini Kısıtlar” başlığını
taşıyan bir basın açıklaması yaparak, mahkeme kararından
duyduğu memnuniyetsizliği kamuoyuyla paylaşmış oldu. Aynı
basın açıklması ZMD’nin de internet sitesinde tam metin
olarak yer aldı. IGMG (Milli Görüş) kendi internet sitesinde
KRM adına yapılan basın açıklmasına yer verdiğinden bağımsız
olarak, IGMG Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü adına yapılan, aynı
istikamette bir başka açıklamaya daha yer vermiş. İslam
Kültür Merkezleri Birliği’nin (VIKZ) internet sayfasında
konuyla ilgili ne kendilerinin ne de üyesi oldukları KRM’nin
açıklaması var.
Bütün bunlardan daha manidar olan ise; DİTİB’in sözkonusu
mahkeme kararıyla ilgili basın açıklmasını kendi adına
yapmış olmasıdır. Halbuki KRM’yi oluşturan (DİTİB, ZMD,
VIKZ, İslamrat) dört müslüman çatı kuruluştan birisi ve en
büyüğü DİTİB’dir.
Bu durum; “İslam Konferansı” meselesinde KRM’deki çatlağın
su yüzüne çıktığı günlerde, KRM kendi kendini bitirmiştir,
şeklindeki teşhisimizin teyidinden başka birşey değildir
maalesef...
Bütün bunlardan bağımsız olarak, 16 yaşında bir çocuğun
arkasına saklananlar kadar, onun okulda ibadet yeri talebini
mahkemeye taşıyanlar ve buna doğrudan veya dolaylı destek
verenler, Almanya Müslüman Azınlığı temsil noktasında çok
kötü bir sınav vermişlerdir.
Buradaki müslüman azınlı
ğın öncelikle hayatî meselelerini sıralamada, 14-15
yaşındaki çocuklarımızın okulda namaz kılma talepleri acaba
bu gergin ortamda bu kadar önplana çıkarılmalı mıydı? Bundan
yıllar önce Öğretmen Feraşta Ludin’in başörtüsünü Alman
Anayasa Mahkemesi’ne kadar taşıyanlar, başörtülülere karşı
yerli halkın ve kamuoyunun önyargısından ve eyaletlerin
birbiri ardına getirdikleri yasaklardan başka ne elde
ettiler?...
Doğrusu yıllardan beri Türklerin şahsında Almanya’daki diğer
müslümanlara da hayırlı ve kalıcı hizmetler veren çatı
kuruluşlarımızın böylesi durumlarda, deyim yerindeyse,
tribünlere oynamaları ve popülist yaklaşımları,
üstlendikleri misyonla bağdaşmıyor! Anadilini koruyamayacak
ve okullardan birer birer kovulurken işin vehametini
kavrayamayacak kadar duyarsız, basiretsiz olanların,
buradaki milyonlarca Müslüman-Türkü hakkıyla, dinî konularda
dahi, temsil ettiklerine inanamıyorum.
Özellikle KRM üyesi kuruluşların her birine düşen vazife;
Yunus M.’yi daha işin başındayken mahkemeye başvurmaktan
vazgeçirmek olmalıydı. Zaten müslümanlara karşı son derece
peşinhükümlü bir kamuoyu oluşmuşken, netice vermeyecek,
faydadan çok zarar getirecek ve toplumun daha da gerilmesine
zemin hazırlayacak bu tür girişimlerden kaçınılması
gerekirdi.
Yunus M.’nin sırtından ve Yunus M.’nin ardından dindarlık
taslayanların dindarlığına ve müslümanları temsile
kalkışanların temsil yeteniğine şaşarım doğrusu.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Yunus
M.’nin Sırtından ve Ardından
Kültürel
Genetiği Değiştirilen Türk
Dinime
Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya
Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in
Nesli
Kendini
İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç,
İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu
Vebal Kimin?
Vicdan
Ayaklanması
Bir
İnsan İnşa Etmek
İhanetlik
Bizdedir
İmam
Hüseyin
SAYFA
BASI
|