A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de








Ötekine Göre İrade Beyanı

                                                                      
“Avrupalı durup dururken kendini tanımlama ihtiyacı hissetmez” (D. Cündioğlu)

Geride bıraktığımız yüzyılda Avrupa, önce kafalarımızda sonra siyasî, iktisadî ve beşerî hayatımızda etkili olup da üstünlüğünü kabul ettirirken; dışlayarak, ötekileyerek değil, cihanşümul (global) bir yaklaşım tarzı ve değerlerle bizi kendisine dost olarak kazanmıştı.  İslâm Dünyası’nın bir kesimini Batı, sol kanatı altına alırken Türkiye gibi bazı ülkeleri de sağ kanatı altında tutuyordu.

Dünkü ideolojilerin yerine bugün dinler oturtulunca bildik dünya manzarasıyla karşı karşıya geldik: Biz ve Ötekiler... Avrupa (Batı) merkezli bir dünya tasavvurunda, dünyanın ‘yakın’ınını, ‘uzak’ını veya ‘orta’sını hep kendisine göre belirlemiştir. İşin tuhaf tarafı ise, düşünce ve değerler sisteminde olduğu gibi, yakınlık ve uzaklık gibi mesafe tanımında da, kendi coğrafyamızı Avrupalı gibi adlandırmışız: Ortadoğu.

Coğrafik konumunu ötekiye göre belirleyen Avrupa, Dücane Cündioğlu’nun dediği gibi; Avrupalılık bilincini, Avrupalılık kimliğini de ötekisi ile oluşturdu. Bu konunun evveliyatı ilk Haçlı Seferlerine kadar gider ama biz bugüne bakıyoruz. Alman medyasında Türkler/Müslümanlarla ilgili görüntülerde mutlaka başörtülüler vardır.  Neredeyse Hilal’ın yerine veya ona eşdeğer olarak Batılı, müslüman kadının başörtüsünü koymuştur. Bizi ötekileştirirken referanslarından birisi başörtüsüdür. Nitekim Prof. Nilüfer Göle de; “Örtünün dışında hiçbir sembol, İslâm’ın Batı’ya göre ‘ötekiliğini’ böylesine çarpıcı bir şekilde yeniden canlandıramaz.”  diyor.

Bu ötekilenmeyi son yıllarda en iyi hisseden ve bundan dolayı en çok ızdırap çeken taraf ise, Batı Avrupa Göçmen Müslümanlarıdır. Niçin bu ötekilenme?... Thilo Sarrazin’in idda ettiği gibi, müslüman azınlığın eğitim seviyesinin yerli halka oranla düşük, işsizlik oranının yüksek olmasından ve bolca başörtülü kızlar doğurmaktan başka bir işe yaramadıklarından dolayı mı? Bir sabah kalktığımızda Almanya’daki Türklerin hepsinin akademisyen, işveren ve meslek sahibi insanlardan müteşekkil ve kadınların da son derece Batı tipi modern kıyafetli, tabiiki başörtüsüz olduklarını görmüş olsak, Almanya’da Türklere karşı bu husumetle dolu önyargı ve ötekileme son bulur mu? Kesinlikle hayır! Bu sefer başka bir format ve farklı bahanelerle ambalajlanmış bir İslâmofobi karşımıza çıkar.

Güçlü toplumlar kendilerinden daha güçsüz başkalarını küçümseyerek büyüklük taslamaz, kendisini zayıfa göre tanımlamazlar. Buna tenezül etmezler, gerek de yok... Fakat son zamanlarda Batı’nın kendini isbat etme, tanımlama, haklı çıkarma gibi bir canhıraş gayret gösterdiğini nasıl okumalı?... “Avrupalı durup dururken kendini tanımlama ihtiyacı hissetmez” ise, demekki şimdilerde birşeyler oluyor ve Avrupalı buyüzden kendisini özellikle müslüman bize dayatarak takdim etme ihtiyacını hissediyor. Onyıllardan beri “Biz ve Ötekiler” diyen Avrupa’nın, “Ötekiler” üzerinden kimliğini yeniden belirlemeye çalışan Avrupa’nın bu tutumu, müslüman azınlığa karşı bir üstünlük göstergesinden ziyade zaafiyet beilirtisidir.

Bir de, kişinin mensubuyet duyduğu kültürel değerler manzumesinde kendisinden olmayana hayat hakkı tanınmıyorsa, rahatsızlığa vesile olan bütün “yanlış”ları telafi etmiş olsanız da, kimliğinizden feragat etmedikçe size karşı olan tavrı yıkmanız mümkün değildir. İslâm geleneğinde kendisinin dışındaki farklılıkları kabullenme ve müsamahaya karşılık, Hıristiyan-Batı anlayışında tahammülsüzlük, aradaki sınırı belirliyor.

Diğer tarafta Avrupa entelektüelinin eskisinden daha çok kafası karışık; arayış içinde. O, yitirdiği kıblesini yeniden bulmaya çalışıyor. Belli bir kesim aydın, müslümana bakarak durduğu yerin koordinatlarını, müslüman üzerinde de Avrupalı kimliğinin kodlarını belirleme gayretinde. Thilo ve benzerlerinin müslümana düşman olması için dindar hıristiyan olması gerekmiyor. Onu, kendisinden olmayana karşı tetikleyen unsur, farklı kültür havzalarına mensup olanlara olan tahammülsüzlüktür.

Yukarıda varsaydığımız gibi, şayet bütün Türkler veya Müslümanlar Alman toplumunun kalburüstü kesimini oluşturmuş olsalar, bu sefer de kıskançlığın bu boyutu husumeti kamçılamış olacak. Yahudilerin Nazi Almanya’sında topluca katledilmelerinin sebebini hatırlamak yeterli olacaktır. Muhtemeldir ki, bir zamanlar sahip olduğu değerleri yitirenler, kutsal saydıkları mekânları terkedenler, bencilliği yüzünden aile ocağını söndürenler; eğitim düzeyi düşük, maddî imkânları sınırlı toplumların, azınlık da olsalar, kendi inanç ölçülerinde o değerlerle var olmalarına tahammül edemiyorlar. Son yıllardaki İslâmofobicilerin başını çektikleri gelişmeler, Avrupalı’nın üstünlüğünü değil, zaafiyetini gösteriyor.

Bu zaafiyete uydurulan kılıflardan birisi de, Öteki’nde (Müslüman)“ suçluluk duygusunu uyandırmak ve etrafa bunu  tasdikletmektir. Özellikle Almanya Türklerine yıllardan beri uygulanan taktik/metot budur! Önce kendisi suçlama malzemelerini seçiyor, metodu belirliyor, sonra da sana, suçunu itiraf et diye bütün baskı araçlarını devreye sokarak dayatıyor. Erich Fromm; “Bir çocuğun iradesini zayıflatmak için en etkili yöntem, onda suçluluk duygusunu uyandırmaktır.” diyor. Göçmen Türkler üzerinde bu yöntem denendi ve başarılı oldu. Önümüzdeki günlerde Almanya yeniden uyum’u tartışacak, masaya yatırılacak ve hak ettiğinden kat kat fazlasıyla fatura Türklere kesilecek. Bununla da bitmeyecek bu iş: Almanya kendine gelene dek, Türklerin de buradaki varlığı var ile yok arasındaki seviyeye düşünceye dek bu hezeyanlar her sene birkaç kez sahnelenecktir.



 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Ötekine Göre İrade Beyanı
Sessiz Çoğunluğun Sesi Thilo
Avrupa’da Ramazanlaşmak
Nesillerin Kimlik Dili
Müslümana Karşı Müslüman!
Araftaki Nesil
Yunus M.’nin Sırtından ve Ardından
Kültürel Genetiği Değiştirilen Türk
Dinime Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in Nesli
Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç, İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu Vebal Kimin?
Vicdan Ayaklanması
Bir İnsan İnşa Etmek
İhanetlik Bizdedir
İmam Hüseyin
 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat