|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
mahmut.askar@t-online.de
|

İnsan Öldü mü?
Arkadaşlardan birisiyle kitap üzerine konuşuyorduk.
Batılı bazı düşünürlerin kitaplarından bahsedince, hayretini
gizleyemedi. Kendi doğrularımı, tesbitlerimi doğrulatmak
veya teyit ettirmek için onları okuyorum, demiştim. Onlar
ki, son yüz yılın başından itibaren hâkim Batı
Medeniyeti`nin mukadderatıyla ilgili oldukça ilmî
araştırmalar, düşüncüler ortaya koymuş ve sonderece isabetli
öngörülerde bulunmuşlar.
Kendimizi hep Batı aynasında görmeğe alıştığımızdan, gerçek
kendimizle yüzyüze geldiğimizde, sanki başka birisiyle
tanışıyormuşuz gibi bocalıyoruz. Batı’yı okuyabilmek, onu
tahlil edebilmek için kendini bu işe adayan aydınımızın bir
kesimi henüz daha bugünlerde kendisini ve kendisinden
olanları ihmâl ettiğini görmeğe başladı. Bu ihmâl
edilenlerden birisi de, Batı Avrupa Türkleridir. Çok
yakında Türk entelektüeli ve akademisyeni Batılı
meslektaşlarının düşüncelerine, bakış tarzlarına ve
yaptıkları araştırmalara dayanarak kendisinden olanlarla
tanışmaya başlayacaktır.
“Şark’ı Garp’ta keşfettim” itirafını yapan birisi olarak,
Batılı değerler ve normlarla içiçe olan kendi gerçeklerimle
yüzleşirken, gözü kapalı kabullendiğimiz beşerî, içtimaî
(sosyal) ve irfanî (kültürel) değerleri kapsayan medeniyete
eleştirici ve şüpheci tahlillerde bulunanları okumak ve
gerektiğinde referans olarak kullanmak istiyorum. Kendimize
ait referanslardan hareketle hızla düşüş trendi yaşayan
mevcut hâkim medeniyetin yerini almaya, tabiatın ve
beşeriyatın bozulan dengelerini, kaybolan değerlerini
yeniden teessüs etmeye namzet kendi medeniyetimizin, değer
ölçülerimizin haklılığını, bizatihi Batılı düşünürlere
tasdik ve teyit ettirerek kendim de mütmain olmak istiyorum.
Bizde Batılı/Seküler aydının düşünce dünyasında din gibi
telâkki edilen siyasî-ideolojik sistemler; “Önce insanlar
gibi davranan makineler, daha sonra da makinalar gibi
davranan insanlar üretir” ve “Kendi ürettiği nesneleri
yücelterek putlaştırır. Tıpkı Emerson’un dediği gibi:
‘Nesneler eğerin üstünde oturuyor ve insanlığı at gibi
koşturuyor. (1)”
Halbuki, “Vahye dayanan bir medeniyetin aydınlık olmaya
ihtiyacı yoktur. Zaten herşey aydınlıktır.” diyen Cemil
Meriç’e kulak asmadan, büyük ölçüde kilise istibdadına karşı
entelektüel bir başkaldırı hareketi olarak bilinen
“Aydınlanma”yı kendi bünyemize uyarlamaya kalkışmak,
ışığımızı karartmak, nurdan mahrum kalmak demek olur. Ve
neticede, bazen din, bazen Batıcılık adına karartılan
medeniyet havzamızda kendimizi kaybederiz.
Batı aydının zorlu bir mücadeleden sonra normlaştırdığı
düşünce sistemi, “(...) bilhassa on dokuz ve yirminci
yüzyıllarda, insan üzerinde ruhi ve manevi otorite namına ne
varsa ortadan kaldırdı.(2)” diyen bizim aydınımızla, “19.
Yüzyılın sorunu: Tanrı öldü olmuştu. 20. Yüzyılın sorunu
ise: İnsan öldü şeklinde ifade edilebilir (3)” diyen Batılı
aydının hemen hemen aynı noktada buluşmasından memnuniyet
duymaktayız.
Dünya çapındaki Komünist sistemin iflasından sonra, Almanya
gibi ileri sanayi ülkesinde, 2010 yılında yapılan bir
araştırmaya (4) göre, önceki yıllara kıyasla halkın
kapitalist sisteme kritik bir gözle bakışındaki artışın
%63’lere tırmanması, insandaki insaniliği yok eden ve
giderek vahşileşen kapitalizme karşı olan bizim gibi
düşünenler için teyit ve tasdik mahiyetinde önemli bir
gelişmedir.
Hâkim medeniyetin anavatanı Avrupa’daki aile yuvasının
çöküşüne, evlilik kurallarının karşılıklı “Partner”ciliğe
dönüşmesine, karı-koca birlikteliğindeki resmî mesuliyetin
yerini “ilişkiler”in almasına, “namus”un çağın dışına
sürülmesine, sadece Türkiye gibi Batı hayat tarzının kaplama
alanında bulunan ülkelerden yükselen haklı bir entelektüel
başkaldırı bizim için kafi değil. Batı’nın kendi içinden de,
evli çiftlerin yerine, serbest piyasadan alınan mal, seçilen
eşya gibi, en iyi “Partner”i en ucuza almaya çalışan,
beklentilere cevap vermediği zaman kaldırıp atılan veya
değiştirien (5) anlayışa karşı entelektüel bir feryadın
yükselmesi, bizi, her iki taraftan da güçlü refaranslarla
teyit etmiş oluyor.
Daha çok kazanmak için daha çok israf ve daha çok tüketmek
için daha çok üretim adına, beyaz et olarak en fazla
tükettiğimiz tavuğun ortalama ağırlığının 1935 yılından
1995’e kadar %65 arttığını ve kesim aşamasına gelene kadar
ömrünün ise, %60 kısaldığını (6) bilmiş olsak bile,
“israf”ın bizim kültürümüzdeki “haram”la niçin eşdeğer
tutulduğunu, dayatılan medeniyet anlayışına bakarak daha iyi
idrak edebilmekteyiz. İsrafa, ihtiyaç dışı aşırı tüketime
dayalı bir yaşama biçiminin haramlılığını bizim
medeniyetimiz söylemiş, ikaz etmişti, Batı’nın hükümran
medeniyeti de, bu İslâmî kriteri teyit etti.
Bu medeniyet tabiatın ve hayvanların ömrünü tüketerek
kısaltırken, ömrünü uzattığı “medenî” insan; “Yapılan bir
araştırmaya göre, Batı medeniyetine ait toplumlardaki
insanların %80’i ağrılar ve buna bağlı bulgulardan acı
çekiyor”. Ve Batı dünyasının ileri sanayi ülkelerinden
birisi olan Almanya’da, “Almanların %30’u psikolojik tedavi
görüyor(7)” . Ruhen rahatsız, içdünyası hercümerc edilmiş,
“makinalar gibi davranan” insana itibarını, yani
insaniliğini yeniden iade etmek için Tevhid’e dönüş gerek.
Hıristiyanlığın sırtından beslenen Kapitalizm’in, nasıl da
zamanla din hâline dönüştürüldüğünü ve kendisine sadakatın
bedeli olarak insanları sürekli borçlandırdığını, Walter
Benjamin gibi düşünürlerde okuyunca, ömrünü faiz ödemek ve
taksitleri yatırmakla heba eden “Müslüman-Türk”e hangi din
üzre hayatını idame ettiğini sormak geldi içimden.
Batı’nın düşünce kalıpları içinde, kapitalist sağcı,
sosyalist solcudur. Batı bu kavramlarla daha tanışmadan bin
üç yüz sene evvel, “Evin bir kapısından fakirlik girdi mi,
diğer kapısından çıkan din olur” diyen Ebuzer Giffari’yi
anlayabilmek için Sosyalizm’in çökmesini, Kapitalizm’in
insandaki insanlığı öldürmesini mi beklemek gerekirdi?...
1: Erich Fromm, Çağdaş Toplumların Geleceği
2: Mehmet Niyazi, Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği
3: E. Fromm, a.g.e.
4: Friedrich Ebert Stiftung, 2010
5: Pschologie Heute, Januar 2009
6: Christian Geyer, FAZ, 13.8.2010
7: Psychologie Heute, September 2010)
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
İnsan
Öldü mü?
Kültürel
Aidiyat Farklılığı (2)
Kültürel
Aidiyat Farklılığı (1)
Ötekine
Göre İrade Beyanı
Sessiz
Çoğunluğun Sesi Thilo
Avrupa’da
Ramazanlaşmak
Nesillerin
Kimlik Dili
Müslümana
Karşı Müslüman!
Araftaki
Nesil
Yunus
M.’nin Sırtından ve Ardından
Kültürel
Genetiği Değiştirilen Türk
Dinime
Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya
Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in
Nesli
Kendini
İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç,
İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu
Vebal Kimin?
Vicdan
Ayaklanması
Bir
İnsan İnşa Etmek
İhanetlik
Bizdedir
İmam
Hüseyin
SAYFA
BASI
|