A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de









İnsan Öldü mü?

Arkadaşlardan birisiyle kitap üzerine konuşuyorduk. Batılı bazı düşünürlerin kitaplarından bahsedince, hayretini gizleyemedi. Kendi doğrularımı, tesbitlerimi doğrulatmak veya teyit ettirmek için onları okuyorum, demiştim. Onlar ki, son yüz yılın başından itibaren hâkim Batı Medeniyeti`nin mukadderatıyla ilgili oldukça ilmî araştırmalar, düşüncüler ortaya koymuş ve sonderece isabetli öngörülerde bulunmuşlar.

Kendimizi hep Batı aynasında görmeğe alıştığımızdan, gerçek kendimizle yüzyüze geldiğimizde, sanki başka birisiyle tanışıyormuşuz gibi bocalıyoruz. Batı’yı okuyabilmek, onu tahlil edebilmek için kendini bu işe adayan aydınımızın bir kesimi henüz daha bugünlerde kendisini ve kendisinden olanları ihmâl ettiğini görmeğe başladı. Bu ihmâl edilenlerden birisi de, Batı Avrupa Türkleridir.  Çok yakında Türk entelektüeli ve akademisyeni Batılı meslektaşlarının düşüncelerine, bakış tarzlarına ve yaptıkları araştırmalara dayanarak kendisinden olanlarla tanışmaya başlayacaktır.

“Şark’ı Garp’ta keşfettim” itirafını yapan birisi olarak, Batılı değerler ve normlarla içiçe olan kendi gerçeklerimle yüzleşirken, gözü kapalı kabullendiğimiz beşerî, içtimaî (sosyal) ve irfanî (kültürel) değerleri kapsayan medeniyete eleştirici ve şüpheci tahlillerde bulunanları okumak ve gerektiğinde referans olarak kullanmak istiyorum. Kendimize ait referanslardan hareketle hızla düşüş trendi yaşayan mevcut hâkim medeniyetin yerini almaya, tabiatın ve beşeriyatın bozulan dengelerini, kaybolan değerlerini yeniden teessüs etmeye namzet kendi medeniyetimizin, değer ölçülerimizin haklılığını, bizatihi Batılı düşünürlere tasdik ve teyit ettirerek kendim de mütmain olmak istiyorum.

Bizde Batılı/Seküler aydının düşünce dünyasında din gibi telâkki edilen siyasî-ideolojik sistemler; “Önce insanlar gibi davranan makineler, daha sonra da makinalar gibi davranan insanlar üretir” ve “Kendi ürettiği nesneleri yücelterek putlaştırır. Tıpkı Emerson’un dediği gibi: ‘Nesneler eğerin üstünde oturuyor ve insanlığı at gibi koşturuyor. (1)”

Halbuki, “Vahye dayanan bir medeniyetin aydınlık olmaya ihtiyacı yoktur. Zaten herşey aydınlıktır.” diyen Cemil Meriç’e kulak asmadan, büyük ölçüde kilise istibdadına karşı entelektüel bir başkaldırı hareketi olarak bilinen “Aydınlanma”yı kendi bünyemize uyarlamaya kalkışmak, ışığımızı karartmak, nurdan mahrum kalmak demek olur. Ve neticede, bazen din, bazen Batıcılık adına karartılan medeniyet havzamızda kendimizi kaybederiz.

Batı aydının zorlu bir mücadeleden sonra normlaştırdığı düşünce sistemi, “(...) bilhassa on dokuz ve yirminci yüzyıllarda, insan üzerinde ruhi ve manevi otorite namına ne varsa ortadan kaldırdı.(2)” diyen bizim aydınımızla, “19. Yüzyılın sorunu: Tanrı öldü olmuştu. 20. Yüzyılın sorunu ise: İnsan öldü şeklinde ifade edilebilir (3)” diyen Batılı aydının hemen hemen aynı noktada buluşmasından memnuniyet duymaktayız.

Dünya çapındaki Komünist sistemin iflasından sonra, Almanya gibi ileri sanayi ülkesinde, 2010 yılında yapılan bir araştırmaya (4) göre, önceki yıllara kıyasla halkın kapitalist sisteme kritik bir gözle bakışındaki artışın %63’lere tırmanması, insandaki insaniliği yok eden ve giderek vahşileşen kapitalizme karşı olan bizim gibi düşünenler için teyit ve tasdik mahiyetinde önemli bir gelişmedir.

Hâkim medeniyetin anavatanı Avrupa’daki aile yuvasının çöküşüne, evlilik kurallarının karşılıklı “Partner”ciliğe dönüşmesine, karı-koca birlikteliğindeki resmî mesuliyetin yerini “ilişkiler”in almasına, “namus”un çağın dışına sürülmesine, sadece Türkiye gibi Batı hayat tarzının kaplama alanında bulunan ülkelerden yükselen haklı bir entelektüel başkaldırı bizim için kafi değil. Batı’nın kendi içinden de, evli çiftlerin yerine, serbest piyasadan alınan mal, seçilen eşya gibi, en iyi “Partner”i en ucuza almaya çalışan, beklentilere cevap vermediği zaman kaldırıp atılan veya değiştirien (5) anlayışa karşı entelektüel bir feryadın yükselmesi, bizi, her iki taraftan da güçlü refaranslarla teyit etmiş oluyor.

Daha çok kazanmak için daha çok israf ve daha çok tüketmek için daha çok üretim adına, beyaz et olarak en fazla tükettiğimiz tavuğun ortalama ağırlığının 1935 yılından 1995’e kadar %65 arttığını ve kesim aşamasına gelene kadar ömrünün ise, %60 kısaldığını (6) bilmiş olsak bile, “israf”ın bizim kültürümüzdeki “haram”la niçin eşdeğer tutulduğunu, dayatılan medeniyet anlayışına bakarak daha iyi idrak edebilmekteyiz. İsrafa, ihtiyaç dışı aşırı tüketime dayalı bir yaşama biçiminin haramlılığını bizim medeniyetimiz söylemiş, ikaz etmişti, Batı’nın hükümran medeniyeti de, bu İslâmî kriteri teyit etti.

Bu medeniyet tabiatın ve hayvanların ömrünü tüketerek kısaltırken, ömrünü uzattığı “medenî” insan; “Yapılan bir araştırmaya göre, Batı medeniyetine ait toplumlardaki insanların %80’i ağrılar ve buna bağlı bulgulardan acı çekiyor”. Ve Batı dünyasının ileri sanayi ülkelerinden birisi olan Almanya’da, “Almanların %30’u psikolojik tedavi görüyor(7)” . Ruhen rahatsız, içdünyası hercümerc edilmiş, “makinalar gibi davranan” insana itibarını, yani insaniliğini yeniden iade etmek için Tevhid’e dönüş gerek.

Hıristiyanlığın sırtından beslenen Kapitalizm’in, nasıl da zamanla din hâline dönüştürüldüğünü ve kendisine sadakatın bedeli olarak insanları sürekli borçlandırdığını, Walter Benjamin gibi düşünürlerde okuyunca, ömrünü faiz ödemek ve taksitleri yatırmakla heba eden “Müslüman-Türk”e hangi din üzre hayatını idame ettiğini sormak geldi içimden.

Batı’nın düşünce kalıpları içinde, kapitalist sağcı, sosyalist solcudur. Batı bu kavramlarla daha tanışmadan bin üç yüz sene evvel, “Evin bir kapısından fakirlik girdi mi, diğer kapısından çıkan din olur” diyen Ebuzer Giffari’yi anlayabilmek için Sosyalizm’in çökmesini, Kapitalizm’in insandaki insanlığı öldürmesini mi beklemek gerekirdi?...

1: Erich Fromm, Çağdaş Toplumların Geleceği
2: Mehmet Niyazi, Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği
3: E. Fromm, a.g.e.
4: Friedrich Ebert Stiftung, 2010
5: Pschologie Heute, Januar 2009
6: Christian Geyer, FAZ, 13.8.2010
7: Psychologie Heute, September 2010)



 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

İnsan Öldü mü?
Kültürel Aidiyat Farklılığı (2)
Kültürel Aidiyat Farklılığı (1)
Ötekine Göre İrade Beyanı
Sessiz Çoğunluğun Sesi Thilo
Avrupa’da Ramazanlaşmak
Nesillerin Kimlik Dili
Müslümana Karşı Müslüman!
Araftaki Nesil
Yunus M.’nin Sırtından ve Ardından
Kültürel Genetiği Değiştirilen Türk
Dinime Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in Nesli
Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç, İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu Vebal Kimin?
Vicdan Ayaklanması
Bir İnsan İnşa Etmek
İhanetlik Bizdedir
İmam Hüseyin
 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat