A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de








Kültürel Aidiyat Farklılığı (2)

Yerli toplum içinde Türk/Müslüman azınlığın dışarıdaki hâl ve hareketleri, davranış biçimleri sözkonusu olunca; şöyle bir bağlantıyla konuyu izaha çalışıyoruz: Namaz bitince sağımızdaki ve solumuzdaki bizi gözetleyen, günahımızı ve sevabımızı kayıt altına alan meleklere, inancımız gereği, selam veren bizler bilmeliyiz ki, hanemiz, derneğimiz veya camimizden ayağımızı dışarıya atar atmaz, bu toplum da bizim her hareketimizi not ediyor, kayıt altına alıyor ve “Hesap Günü”nü beklemeden, aynı günün akşamına veya ertesi günün sabahına televizyon ekranlarına, internet sitelerine, gazete ve daha sonra kitap sayfalarına bazen abartarak, bazen çarpıtarak taşıyor. Burada ilahî adalet aramayın, “defteri sol taraftan verilen” olmaktan kurtulmanız mümkün değil, çünkü bu kültür coğrafyasının ortak inancı; müslüman olarak siz, zaten doğuştan beri günahkârsınız ve Hz. İsa’nın dininden olmadığınızdan dolayı da cehennemliksiniz... Başka bir ifadeyle; sen Almanya veya herhangi bir hıristiyan ülkesine ayak basmadan evvel hüküm verilmiştir: Sen günahkârsın!

Sizinle ilgili bu hükme varan insan, sizi kendisinin dahil olduğu kültür havzasından görmeyen insandır.

Uzun yıllar siyasî mültecilere, müslüman göçmenlere hizmet vermiş, danışmanlık yapmış bir Müslüman Alman hanımefendiyle yapılan söyleşideki anektodu dikkatimi çekmişti. Şöyle diyordu:

Sıkça gidip geldiğim otobüs ve tramvaylarda bir grup Türk ve Faslı gencin uygunsuz hareketlerinden rahatsızlık duyuyordum. Bağıra çağıra ve küfürlü konuşmalarına, oturuş duruş biçimlerine günün birinde dayanaymayıp yanlarına giderek müdahale ettim. Konuşmalarından müslüman olduklarını bildiğimden direk sordum; “Siz müslüman mısınız?” diye. Hepsi birden biraz da iftiharla; “Elhamdülillah” dediler. O zaman bunun gereğini yapın, dedim. Biraz şaşırdılar. “Seni ne ilgilendirir?” dediler. Ben de; çünkü ben de müslümanım, dedim.

Bu gençlere müdahale eden, onları yanlış hareketlerinden dolayı uyaran insan rahatsızlığını dile getirirken; “Çünkü ben de müslümanım” diyor. Müslüman Alman dışlamıyor, onları lanetlemiyor; benzeri hareketler içinde olan müslümanları adeta davul-zurnayla aleme duyuranların aksine, onları cehennemin kapısından geri çevirip cennete yönlendirmeğe gayret ediyor. Kendisi Alman olan bu hanımefendi, Türk ve Faslı gençleri ikaz ederken, onlarla aynı kültür havzasına ait oluğunu, “Ben de müslümanım” diyerek zaten ilan etmiştir.

Birisi, madem benden değilsin, o hâlde sen hep yanlış yaparsın derken; diğeri, madem sen bendensin, o halde sen yanlış yapmamalısın demektedir.

Tanjev Schultz ve Rosemarie Sackmann’ın Almanya’daki Türk gençleriyle yaptıkları bire bir görüşmelerin neticesinde; “Dinin yanısıra misafirperverlik, cömertlik ve ailevî bağlar, kimlik belirleyen özellikler ve davranış biçimleri olarak öncelik kazanıyor” denilmektedir. Dinin şekillendirdiği bu meziyetleri, Türklerden başka herhangi bir müslüman millette de görmek mümkündür.

Alman üniversitelerinde tahsil yapan Türk öğrenciler olarak, bizim dönemimizde (1970-1980’li yıllar) az veya çok, Alman arkadaş çevremiz vardı. Lise mezunu olarak Türkiye’den gelmiş, sonradan Almanca’yı zar zor öğrenmiş bizler için Almanlar arasında arkadaş çevresi edinmek daha zordu. Aradan bunca yıl geçti, bizim burada doğan çocuklarımız şimdi üniversitelerde okuyorlar. Kendisi burada doğup büyüme, Alman vatandaşı ve hukuk talebesi, aile çevresinden bir gencimizin anlattıklarını hayretle dinliyorum:

Bize, yani üniversitede okuyan her milletten müslüman talebelerin topuna birden Almanlar, “Yallas” diyorlar, dedi. İlk defa duyduğum bir kelime, kelimeden de öte bir sıfat... Manâsını soruyorum: Biz müslümanların sıkca kullandığı, “Ya Allah”tan türetilen veya ikisinin birleştirilmesinden ortaya çıkan bu “Yallas” yakıştırmasının bir bakıma, “Şu Ya Allah’çılar” türünden, önyargılı ve aşağılayıcı bir sözcük olduğu ortaya çıkıyor.

Özellikle üçüncü nesil müslüman göçmenlerde, Türk, Arap veya İranlı gibi millî kimliğin yerini din kimliği almış durumda. Bir taraftan dünya çapında din merkezli kültürel çatışmaların körüklenmesiyle Batı’nın müslümanlara karşı aldığı malûm tavır, diğer taraftan göç alan ülkelerin, farklı milliyetlerden müslümanların tamamını dinî aidiyete göre tanımlaması neticesinde, müslümanlık bir üst kimlik olarak kabul edildi ve kabul gördü.

Geride bıraktığımız yüzyıldan günümüze kadar dünya çapındaki göç olgusunu araştıranlar; “Göç kabul eden ülkede kültürel asimilasyon süreci genellikle üç veya dört nesil sonrası için zikredilir (Kultur Migration Psychoanalyse, s.53)” tesbitinde bulunuyorlar. Gerek Almanya ve benzeri ülkelerdeki tahminler ve beklentilerin ve gerekse milletlerarası göç, göçmenlik sürecini araştıranların aksine; bazen ay-yıldızlı kolyesini birilerine gösterircesine göğsünde taşıyanların veya “Yallas” yaftasına karşılık olarak, (sadece yerli-çoğulcu topluma göre değil, bize göre de) kabul edilemez, yanlış davranışlar içinde olan müslüman gençler gibi iftiharla “Elhamdülillah Müslümanım!” diyenlerin, “kültürel istimlak” niyet ve girişimlerine karşı, çok da şuurlu olmayan bir millî ve dinî direnişi olarak değerlendiriyoruz. Bu kendini tanımlama anlayışı, üçüncü neslin hatırı sayılır bir kesimi için “protesto” kimliği mahiyetindedir.

Yukarıda kullandığımız “Kültürel İstimlak (Kulturelle Enteignung)” kavramı, kendisi de bir müslüman olan Alman Sosyolog Imgard Pinn’e aittir. Bayan Pinn,“İslâm’ın ikinci ve üçüncü nesil müslüman göçmenlerde, bir önceki (nesildeki) gibi değerini muhafaza etmiş olması, Alman kamuoyunu şaşırtıyor.” demektedir. Imgard Pinn, Almanya’nın iflas etmiş, başarısızlığı artık bütün kesimlerce kabul görmüş uyum politkasıyla ilgili değerlendirme yaparken; “Bu başarısızlığın sebebini telafi edilebilir kültürel farklılıkta aramak yerine, dine ve katı kurallara fatura edilmektedir. (Imgard Pinn, Verlockende Moderne, s.8) diyor.  

Bize göre de, bu kördüğüm ancak kültürel farklılıkları kabullenmek ve hayat hakkı tanımakla çözülebilir.


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Kültürel Aidiyat Farklılığı (2)
Kültürel Aidiyat Farklılığı (1)
Ötekine Göre İrade Beyanı
Sessiz Çoğunluğun Sesi Thilo
Avrupa’da Ramazanlaşmak
Nesillerin Kimlik Dili
Müslümana Karşı Müslüman!
Araftaki Nesil
Yunus M.’nin Sırtından ve Ardından
Kültürel Genetiği Değiştirilen Türk
Dinime Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in Nesli
Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç, İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu Vebal Kimin?
Vicdan Ayaklanması
Bir İnsan İnşa Etmek
İhanetlik Bizdedir
İmam Hüseyin
 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat