|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
mahmut.askar@t-online.de
|

Kültürel Aidiyat Farklılığı
(2)
Yerli toplum içinde Türk/Müslüman azınlığın dışarıdaki hâl
ve hareketleri, davranış biçimleri sözkonusu olunca; şöyle
bir bağlantıyla konuyu izaha çalışıyoruz: Namaz bitince
sağımızdaki ve solumuzdaki bizi gözetleyen, günahımızı ve
sevabımızı kayıt altına alan meleklere, inancımız gereği,
selam veren bizler bilmeliyiz ki, hanemiz, derneğimiz veya
camimizden ayağımızı dışarıya atar atmaz, bu toplum da bizim
her hareketimizi not ediyor, kayıt altına alıyor ve “Hesap
Günü”nü beklemeden, aynı günün akşamına veya ertesi günün
sabahına televizyon ekranlarına, internet sitelerine, gazete
ve daha sonra kitap sayfalarına bazen abartarak, bazen
çarpıtarak taşıyor. Burada ilahî adalet aramayın, “defteri
sol taraftan verilen” olmaktan kurtulmanız mümkün değil,
çünkü bu kültür coğrafyasının ortak inancı; müslüman olarak
siz, zaten doğuştan beri günahkârsınız ve Hz. İsa’nın
dininden olmadığınızdan dolayı da cehennemliksiniz... Başka
bir ifadeyle; sen Almanya veya herhangi bir hıristiyan
ülkesine ayak basmadan evvel hüküm verilmiştir: Sen
günahkârsın!
Sizinle ilgili bu hükme varan insan, sizi kendisinin dahil
olduğu kültür havzasından görmeyen insandır.
Uzun yıllar siyasî mültecilere, müslüman göçmenlere hizmet
vermiş, danışmanlık yapmış bir Müslüman Alman hanımefendiyle
yapılan söyleşideki anektodu dikkatimi çekmişti. Şöyle
diyordu:
Sıkça gidip geldiğim otobüs ve tramvaylarda bir grup Türk ve
Faslı gencin uygunsuz hareketlerinden rahatsızlık
duyuyordum. Bağıra çağıra ve küfürlü konuşmalarına, oturuş
duruş biçimlerine günün birinde dayanaymayıp yanlarına
giderek müdahale ettim. Konuşmalarından müslüman olduklarını
bildiğimden direk sordum; “Siz müslüman mısınız?” diye.
Hepsi birden biraz da iftiharla; “Elhamdülillah” dediler. O
zaman bunun gereğini yapın, dedim. Biraz şaşırdılar. “Seni
ne ilgilendirir?” dediler. Ben de; çünkü ben de müslümanım,
dedim.
Bu gençlere müdahale eden, onları yanlış hareketlerinden
dolayı uyaran insan rahatsızlığını dile getirirken; “Çünkü
ben de müslümanım” diyor. Müslüman Alman dışlamıyor, onları
lanetlemiyor; benzeri hareketler içinde olan müslümanları
adeta davul-zurnayla aleme duyuranların aksine, onları
cehennemin kapısından geri çevirip cennete yönlendirmeğe
gayret ediyor. Kendisi Alman olan bu hanımefendi, Türk ve
Faslı gençleri ikaz ederken, onlarla aynı kültür havzasına
ait oluğunu, “Ben de müslümanım” diyerek zaten ilan
etmiştir.
Birisi, madem benden değilsin, o hâlde sen hep yanlış
yaparsın derken; diğeri, madem sen bendensin, o halde sen
yanlış yapmamalısın demektedir.
Tanjev Schultz ve Rosemarie Sackmann’ın Almanya’daki Türk
gençleriyle yaptıkları bire bir görüşmelerin neticesinde;
“Dinin yanısıra misafirperverlik, cömertlik ve ailevî
bağlar, kimlik belirleyen özellikler ve davranış biçimleri
olarak öncelik kazanıyor” denilmektedir. Dinin
şekillendirdiği bu meziyetleri, Türklerden başka herhangi
bir müslüman millette de görmek mümkündür.
Alman üniversitelerinde tahsil yapan Türk öğrenciler olarak,
bizim dönemimizde (1970-1980’li yıllar) az veya çok, Alman
arkadaş çevremiz vardı. Lise mezunu olarak Türkiye’den
gelmiş, sonradan Almanca’yı zar zor öğrenmiş bizler için
Almanlar arasında arkadaş çevresi edinmek daha zordu. Aradan
bunca yıl geçti, bizim burada doğan çocuklarımız şimdi
üniversitelerde okuyorlar. Kendisi burada doğup büyüme,
Alman vatandaşı ve hukuk talebesi, aile çevresinden bir
gencimizin anlattıklarını hayretle dinliyorum:
Bize, yani üniversitede okuyan her milletten müslüman
talebelerin topuna birden Almanlar, “Yallas” diyorlar, dedi.
İlk defa duyduğum bir kelime, kelimeden de öte bir sıfat...
Manâsını soruyorum: Biz müslümanların sıkca kullandığı, “Ya
Allah”tan türetilen veya ikisinin birleştirilmesinden ortaya
çıkan bu “Yallas” yakıştırmasının bir bakıma, “Şu Ya
Allah’çılar” türünden, önyargılı ve aşağılayıcı bir sözcük
olduğu ortaya çıkıyor.
Özellikle üçüncü nesil müslüman göçmenlerde, Türk, Arap veya
İranlı gibi millî kimliğin yerini din kimliği almış durumda.
Bir taraftan dünya çapında din merkezli kültürel
çatışmaların körüklenmesiyle Batı’nın müslümanlara karşı
aldığı malûm tavır, diğer taraftan göç alan ülkelerin,
farklı milliyetlerden müslümanların tamamını dinî aidiyete
göre tanımlaması neticesinde, müslümanlık bir üst kimlik
olarak kabul edildi ve kabul gördü.
Geride bıraktığımız yüzyıldan günümüze kadar dünya çapındaki
göç olgusunu araştıranlar; “Göç kabul eden ülkede kültürel
asimilasyon süreci genellikle üç veya dört nesil sonrası
için zikredilir (Kultur Migration Psychoanalyse, s.53)”
tesbitinde bulunuyorlar. Gerek Almanya ve benzeri
ülkelerdeki tahminler ve beklentilerin ve gerekse
milletlerarası göç, göçmenlik sürecini araştıranların
aksine; bazen ay-yıldızlı kolyesini birilerine
gösterircesine göğsünde taşıyanların veya “Yallas” yaftasına
karşılık olarak, (sadece yerli-çoğulcu topluma göre değil,
bize göre de) kabul edilemez, yanlış davranışlar içinde olan
müslüman gençler gibi iftiharla “Elhamdülillah Müslümanım!”
diyenlerin, “kültürel istimlak” niyet ve girişimlerine
karşı, çok da şuurlu olmayan bir millî ve dinî direnişi
olarak değerlendiriyoruz. Bu kendini tanımlama anlayışı,
üçüncü neslin hatırı sayılır bir kesimi için “protesto”
kimliği mahiyetindedir.
Yukarıda kullandığımız “Kültürel İstimlak (Kulturelle
Enteignung)” kavramı, kendisi de bir müslüman olan Alman
Sosyolog Imgard Pinn’e aittir. Bayan Pinn,“İslâm’ın ikinci
ve üçüncü nesil müslüman göçmenlerde, bir önceki (nesildeki)
gibi değerini muhafaza etmiş olması, Alman kamuoyunu
şaşırtıyor.” demektedir. Imgard Pinn, Almanya’nın iflas
etmiş, başarısızlığı artık bütün kesimlerce kabul görmüş
uyum politkasıyla ilgili değerlendirme yaparken; “Bu
başarısızlığın sebebini telafi edilebilir kültürel
farklılıkta aramak yerine, dine ve katı kurallara fatura
edilmektedir. (Imgard Pinn, Verlockende Moderne, s.8) diyor.
Bize göre de, bu kördüğüm ancak kültürel farklılıkları
kabullenmek ve hayat hakkı tanımakla çözülebilir.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Kültürel
Aidiyat Farklılığı (2)
Kültürel
Aidiyat Farklılığı (1)
Ötekine
Göre İrade Beyanı
Sessiz
Çoğunluğun Sesi Thilo
Avrupa’da
Ramazanlaşmak
Nesillerin
Kimlik Dili
Müslümana
Karşı Müslüman!
Araftaki
Nesil
Yunus
M.’nin Sırtından ve Ardından
Kültürel
Genetiği Değiştirilen Türk
Dinime
Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya
Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in
Nesli
Kendini
İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç,
İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu
Vebal Kimin?
Vicdan
Ayaklanması
Bir
İnsan İnşa Etmek
İhanetlik
Bizdedir
İmam
Hüseyin
SAYFA
BASI
|