|

Dostlar veya Muhsin Ceylan
Önce bugünün hatırasına birkaç söz:
Hüseyin gibi dostu olanın Kerbela gibi derdi vardır. Bugün
Hz. Hüseyin’in şehadet günü, bugün hakkın batıla galebe
çaldığı gündür. Hüseyin’in derdi derdimiz, davası davamızdır
ve Hüseyin bizim dermanımızdır. Kerbela’ya, şehitlere,
Hüseyinlere ve dostlarına selam olsun...
*
* * * * *
“Onlar şerrinden emin oldukları için eski dostlarını
kendilerinden uzak tuttular.
Şerrinden korktukları için de eski düşmanlarını kendilerine
yakın tuttular. Yakın tutulan düşman dost olmadı; ancak uzak
tutulan dost, düşman oldu. Dostsuz kaldılar ve yıkılmaları
mukadder oldu.” (Ebu Muslim Horasani
Gittiği yolun turabı olduğum Ebu Turab, “Dostları yitirmek
gurbete düşmektir” demiş.
Ben sılada gurbetde,
Diyarda gurbetde,
Bende gurbetdeyim.
Dostlarımın dostluk telakkisi değişti; yeni dostlar
edindiler. Veysel’in, “Dost dost diye sarıldığı nicesi”lerin
bizdekileri, yeni dostlarıyla kucaklaşınca, biz gurbete
düştük.
Gözleri yükseklerde olanlar bizi görmediler. Din
değiştirmedik dediler ama kıble değiştiler; bizden yüz
çevirdiler...
Bizim dostumuz, dostuna yüz karartmaz, dostunun yüzünü kara
çıkarmazdı. Bizim karagünde yüz ağartan dostlarımız şimdi
siyah-beyaz resimlerde kaldılar.
Gardaşın var, bacın var, akraban, arkadaşın var, eşin,
evladın var, anladık... Dostun da var mı, dostun?...
Bizim gökyüzümüz bazen bozarsa da, geceleri kararır
gündüzleri aydınlanırdı. Bizim bahtımız ya kara, ya da ak
olurdu.
Resimlerimiz de siyah-beyazdı bizim... Ah o siyah-beyaz
resimlerimiz bizim, Muhsin’im...
O renksiz resimlerde gençliğimizin bin bir rengi, aşkımızın
alı, moru, sarısı, sevdamızın karası, esmeri, kumralı vardı.
Sadece o kadar mı?.. Hatta davamızın sağı ve solu vardı o
resmimlerde Muhsin’im...
Fakat sadece dertlerimiz... sadece dertlerimiz ya kara
idiler, ya da ak: Ya cehennemlik ya da cennetlikdi
dertlerimiz. Şimdiyse elvan elvan, kendimiz gibi araftaki
dertlerimiz...
Galip Abi de dağın eteğine terkedilen dava’nın başında
beklemede hâlâ yapayalnız, adamlar çoktaan zirvede... Osman
Abi gibisi var mıydı devrinin en renkli Serdengeçti’si... O
nesilden Yusuf’u kimler tanır, Dursun’u kaçı bilir, bu
nesillerin?... Ancak siyah-beyaz resimlerdeki dostların
yüreğinde bir kurşun yarasıdır, iki damla gözyaşı ve
fatihadır onlar...
Ali sürgün gitmişti Frengistan’a, Akif’inki bir zorunlu göç
idi Mısır’a... Muhsin karlı dağ eteklerinden, Ebuzer
sürüldüğü çölden geri dönmedi...
Gençliğim... Sadece gençliğim mi Muhsin’im.... Dostlarım da
siyah-beyaz resimlerde kaldı.
Not: Bu müstesna gün (10 Muharrem) münasebetiyle bölümler
halinde devam edecek olan yazımıza birkaç günlüğüne ara
veriyoruz.
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Dostlar
veya Muhsin Ceylan
Global
Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek
Kılıfına
Uydurmak
Ezber
Bozan Adam
İnsan
Öldü mü?
Kültürel
Aidiyat Farklılığı (2)
Kültürel
Aidiyat Farklılığı (1)
Ötekine
Göre İrade Beyanı
Sessiz
Çoğunluğun Sesi Thilo
Avrupa’da
Ramazanlaşmak
Nesillerin
Kimlik Dili
Müslümana
Karşı Müslüman!
Araftaki
Nesil
Yunus
M.’nin Sırtından ve Ardından
Kültürel
Genetiği Değiştirilen Türk
Dinime
Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya
Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in
Nesli
Kendini
İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç,
İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu
Vebal Kimin?
Vicdan
Ayaklanması
Bir
İnsan İnşa Etmek
İhanetlik
Bizdedir
İmam
Hüseyin
SAYFA
BASI
|