|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
mahmut.askar@t-online.de
|

Global Düşünebilmek,
İnanabilmek ve Yaşayabilmek
“Egemenlik tarihinin en önemli değişiminlerinden
birine şahitlik yapıyoruz. Sessizce gelen, postdevrimci ve
devlet tarafından yönlendirlen millî ve milletlerarası
sistemlerin güç ayarının ve güç kurallarının aşamalı
dönüşümü (transformasyon) olarak globallaşma deşifre
edilmelidir.” diyen Ulrich Beck; Birinci Moderleşme
döneminde öncelikli olarak birbirlerine karşı askerî güç
rekabeti içinde olan ulus devletler, İkinci Modernleşme’de
öncelikle iktisadî dünya devletleri olarak karşılıklı
rekabeti sürdüreceklerdir, şeklinde bir tesbitte bulunuyor.
Daha sonra Beck; “Gücün anahtarı bundan böyle askerî kuvvet
değil, sözkonusu devletin dünya pazarındaki konumudur”
diyerek yukarıdaki şifreyi kendisi çözmüş oluyor. (Ulrich
Beck, Macht und Gegenmacht im globalen Zeitalter, s. 96-99)
Kimlerin başlattığı belli olmayan, gittiği yeri bazen (eğer
beğenirse) abad, terkettiği yeri de harab eden
milletlerarası sermaye, her an kaçmaya hazır ürkek tavşan
gibidir. Dünyanın ileri sanayi ülkeleri bile asırlık
(millî) sanayi kuruluşlarının anavatını terketmesine engel
olamıyorlar. Alman Sosyolog, Prof. Ulrich Beck’in de dediği
gibi, askerî güçten daha tesirli olmaya başlayan global
sermayeyi ülkelerine çekmek için hükümetler birbiriyle
kıyasıya yarış hâlindeler. Konar göçer, vatansız,
milletlerarası sermaye, dünyayı istediği yöne çekip
çeviriyor. Batı düşünürü, bu girdaptan nasıl kurtulacağını
düşünürken, bizim gibi “gelişmekte olan” veya
“azgelişmiş”lik kabuğunu kırma mücadelesi veren ülkelerin
aydınları da, eski alışkanlıklarını devam ettirirek, dünyayı
bir çıkmaza sürükleyen Batı’nın kendisinden kurtuluş
reçeteleri bekliyorlar. Prof. U. Beck, daha 1980’li yılların
ortasında sanayileşmenin beraberinde getirdiği tehlikelere
dikkat çekmek için “Risikogesellschaft (Risk Toplumu)” adını
taşıyan kitabı yazmıştı.
Çağımızın en meşhur ilim adamlarından Alain Touran’a kulak
astığımızda, vahametin boyutlarını daha iyi anlayabiliyoruz.
Fransız Sosyolg, eskiden herşeyin üstünde olan birşey vardı,
o artadan kalktı diyor ve devamında, toplumun bütün mutlak
değerleinin ortadan kalktığını söylüyor. Bugünün
Avrupa’sında hiçbirşey yapılmadığını, fikrî faaliyetlerin
sadece ekonomik düzeye indirgendiğinden şikayetçi olan
Touren, tam bir boşluk içindeyiz diyor ve ilâve ediyor: “Şu
an Batı’nın modelleri zayıflıyor, parçalanıyor ve karşı
modellerin ortaya çıktığı da söylenemez. Benim düşündüğüm ve
umut ettiğim, bir sistem ve aktörler yaratma yeteneğine
sahip evrenselci yapı daha ziyade Batılı olmayan ama bugünkü
yönelimlerden kopan ülkelerden gelecek.
(Haberturk.com/Röportaj; Küşad Oğuz)”
Biri Alman, diğeri Fransız iki önemli soosyoloğun globalist
dünya hakkında söylediklerini alt alta sıraladığımızda,
ekonomi merkezli Batılı düşünce sisteminin acziyeti
(çaresizliği) gözönüne serilmiş olur. Güçler dengesinin el
değiştirmesinin gündemde olduğu dünyamızda, özellikle son
10-15 yıl dikkate alındığında, Batı dünyasının her yıl bir
öncekine kıyasla daha fazla prestij ve güç kaybına uğradığı
görülecektir. İşte böylesi bir zaman ve ortamda global
(evrensel) düşünebilmek, inanabilmek ve yaşayabilmek için
İslâm’ı entelektüel düzeyde anlamak gerek. Belli bir zaman
dilimine, coğrafyaya, ırka veya kültüre ait olmadığı gibi
bağımlı da olmayan İslâm, kendisine gönül veren, anlamak
için kafa yoranları yarı yolda bırakmaz; ona çağlar, kıtalar
ve ırklar ötesi ufuklar açar, yollar gösterir.
Global düşünebilmek
Global düşünebilmeği; kâinatı kucaklayan, kuşatan ve
yaşadığımız yeryüzünü kuşbakışı görebilen bir seviye ve
zaviye olarak telâkki ediyorum. Ne geçerliliğini yitirmiş,
Marksist litaretürdeki “enternasyonlist” manâda, ne de daha
çok kâr etmek uğruna dünyayı ahtapotun kolları gibi saran,
vatansız, milliyetsiz ve imansız vahşi kapitalizmin
globalistliği manâsında yaşadığımız dünyaya bakıyoruz.
İdeolojik naslarla çerçevesi çizilen, “eşit insan” veya
“insan hak ve hürriyeti” gibi kavramların ülkeye, milliyete
ve dine göre nasıl anlam kaymasına uğrayabildiğini, içinin
boşaltıldığını, hedefinden saptırıldığını, bilhassa hükümran
olan Batı’nın dışında tutulan ülkelere mensup insanlar iyi
bilirler. Global düşünebilmek; dünyayı kendi çıkarları
doğrultusunda kontrolü altına almak, elindeki askerî ve
iktisadî gücüyle mutlak hâkimiyeti hedef edinmek
olmamalıdır.
Bütün ırkî, irfanî ve dinî renkleri ve farklarıyla birlikte
dünyayı önce kabullenmek, bilâhare kucaklayabilmek için
insanı;
-
Yaratılışta kardeş,
-
İnanışta kardeş
görebilen düşünceye (Hz. Ali) sahip olmak gerekir. Bunun
için Mevlana Celalattin Rumi’nin pergel benzetmesi olarak
bilinen;
-
Bir ayağınız kendi değerleriniz üzerinde sabit,
-
Diğer ayağınız dünyayı içine alan daireyi (halka) çizer.
İlahî kaynaktan feyzlenmemiş hiçbir fikrî akım yukarıdaki
şartları hakkıyla yerine getiremeyeceği gibi, geçmişte de
hedefinden saptırılmış dinler, ideolojiler ve her türünden
dünyevî sistemler, yukarıdaki kriterleri yerine
getiremediler. Zaman zaman kesintiye uğrasa ve istismar
edilmiş olsa da, İslâm tarihinde bugünkü manâsıyla global
düşüncenin bir tezahürü olarak, kendini bilen müslüman,
kendisinin dışındakileri sadece bilmekle kalmamış;
kabullenmiştir. Onun hareket noktası, Hz. Peygamber’in;
“Kendini bilen Rabb’ini bilir” sözü olmuştur. Rabb’ini bilen
de, canlı ve cansız bütün varlıklarıyla kâinatı bilir. Dr.
Ahmet Bedrettin Hasssun’un (Suriye Başmüftüsü), “İslâm
başkalarının varlığını kabul etmek için geldi” gibi o müthiş
tesbitini tekrarlamaktan usanmayacağım. Global
düşünebilmenin ve kendi koyduğu nasların tutsağı olmadan
düşüncesini hayata geçirebilmenin bir başka formülü de bu
olsa gerek.
Not: Konumuza devam edeceğiz
YAZARIN
DİĞER
YAZILARI:
Global
Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek
Kılıfına
Uydurmak
Ezber
Bozan Adam
İnsan
Öldü mü?
Kültürel
Aidiyat Farklılığı (2)
Kültürel
Aidiyat Farklılığı (1)
Ötekine
Göre İrade Beyanı
Sessiz
Çoğunluğun Sesi Thilo
Avrupa’da
Ramazanlaşmak
Nesillerin
Kimlik Dili
Müslümana
Karşı Müslüman!
Araftaki
Nesil
Yunus
M.’nin Sırtından ve Ardından
Kültürel
Genetiği Değiştirilen Türk
Dinime
Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya
Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in
Nesli
Kendini
İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç,
İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu
Vebal Kimin?
Vicdan
Ayaklanması
Bir
İnsan İnşa Etmek
İhanetlik
Bizdedir
İmam
Hüseyin
SAYFA
BASI
|