A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de










Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)

“Globalleşme, güçlülerin zayıflara karşı yapılanmasıdır.(Prof. Ulrich Beck)”

Bizde “kendini bilmek” ile başkalarını bilmek’in sınırlarını dinî ölçüler tayin eder: Fert ve cemiyet temelinde narsistlik duygusunun önplana çıkması hâlinde; ırk, kavim, soy-sop üstünlüğü ve kültür nasyonalizmi sendromu başlar. Yine fert ve cemiyet bazında “kendini bilmek”i, üstünlüğünü kabul ettiği başkalarına karşı aşağılık kopleksi engellerse, bu sefer de kendini inkâr derecesinde küçük görme,beğenmeme sendromu başgösterir. Bu özgüven kaybının özellikle son asırda toplum bazında meydana getirdiği boşluğu telafi için olsa gerek, “Nutuk”tan “Fetih Marşı”na kadar düşünce hayatımızı şekillendirenler; “küçük görme, hor görme kendini!” türünden ifadelerle özgüven tazelemeğe gayret etmişlerdir.

Zihninizde ve gözünüzde kendinizi olduğundan çok daha büyük görürseniz, başkalarına yer kalmaz; başkalarını olması gerekenden daha büyük görürseniz, bu sefer de kendinize yer kalmaz.

Umumi anlamıyla ne Batı eski Batı’dır, ne de Avrupa eski Avrupa... Toplam nüfusu 495 milyon olan Avrupa Birliği’nde 15-16 milyon müslüman göçmen yaşıyor. Düne kadar kendisinden başkasını görmeyen Avrupa, bugün içindeki müslüman azınlıktan başkasını görmüyor. Dünya dün olduğu gibi bugün de; yok etme duygusuna sahip olanlarla, yok olma duygusuna sahip olanların tehditi altındadır. Bugün itibariyle istediğini yok etme hakkını kendisinde gören ABD kadar, haritadan silinme korkusu içindeki Kuzey Kore de dünya barışı için ciddi tehlikedir.

Global düşünürken; kendisinden olmayanları, insan olarak yaratılmış olmaktan dolayı eşit görebilmenin ve kendisinden olanları da, aynı dine mensubiyetten dolayı kardeş olarak kucaklayabilmenin şartı’ bu İlahî ölçülere iman etmektir.

Madem İslâm başkalarının varlığını kabul etmek için geldi, o hâlde; “Medeniyetler Savaşı” veya “Kültürler Çatışması”na antitez olarak, medeniyetlerin korunması ve kültürlerin yaşatılması prensibi, bizim tezimiz olarak olgunlaştırıldıktan sonra yeniden hayata geçirilmelidir. Batı koloniciliğiden sonra milletler mücadelesiyle yeniden şekillenen dünya, Soğuk Savaş döneminin ideolojik kamplaşmasının da son bulmasıyla küreselleşme (globalleşme) sürecinde “ortak değerler birliği” etrafında yeniden şekilleniyor. Batı dünyasının değerler ittifakı veya birliğini, bizim litaratürümüzdeki “ümmetcilik” gibi mütalaa ediyorum. Buradaki ümmet kavramından kasıt; din eksenli (kültürel) değerleri paylaşan milletlerlerin vücuda getirdiği oluşumdur, yoksa kuru bir dincilik ve ya din milliyetçiliği değil. Nitekim Batı dünyasında bu ölçüler içinde meydana gelmiş birlikteliklerin özünü, ya Batı’nın ortak kültürel değerleri veya o değerlerle yoğrulmuş milletlerin iktisadî ve kültürel hegemonyal emelleri oluşturur. Kıtalar ve milletlerarası bu kuruluşların kıyısında ve köşesinde Türkiye gibi bazı müslüman ülkelerin olması, işin özünü değiştirmez.

Bu noktadan hareketle, ananevi milliyetçi-ulusalcı bir kalıptan sıyrılarak ortak tarih, yerine göre dil, yerine göre de din birliğimiz olan halklar/milletlere doğru açılmaktan başka da yol gözükmüyor. Zaten Türkiye de bu sürece giriş hazırlıklarını bugünlerde yapıyor. Yeniden şekillenmeye başlayan ikinci modernleşme veya globalleşme çağına intibak etmek ve başka merkezlerin uydusu olmaktan kurtulmak için kendi eksenimize dönüş yapmamız lazım. Bu da ancak kâinat içinde dünyayı küçük bir nokta gibi görebilen, ufku geniş, hedefi büyük olan ve global düşünebilen insanların işidir.

Sadece düşünmek de yetmez! Düşündüklerinin arkasında durmak; düşüncenin doğruluğana inanmak gerek... Yaşadığımız dünyanın insanlarını biribirinden ayrıştıran asıl unsur, inançtır. Dar kalıplar içinde her inanış biçimi ve dünya görüşü, insandaki çokkültürlülüğe sıcak bakmaz. Kendisinden gördüğü soydaş, dindaş veya vatandaşını başkalarına kaptırmaktan çekinir. Gereğinden fazla koruyuculuk veya muhafazakârlık kişilerde ve toplumlarda özgüven kaybına, içe kapanmaya veya kendi dışındakileri düşman olarak görmeğe teşvik eder. Kendi geçmişiyle olduğu kadar yakın zamana kadar çevresiyle de pek barışık olmayan bir Türkiye’den, bugün hem kendisi hem çevresiyle barışma, yüzleşme gayreti içinde olan Türkiye’ye yükseldik. Korkulan, zannedilen menfilikler yerine konuştukça, gereksiz tabular yıktıkça velhasılı kendisiyle yüzleştikçe, ülke insanı rahatlamaya, sakinleşmeye ve kendine olan güveni pekişmeye başladı.

Başka milletler, dinler veya medeniyetlerle tanışmak, onlarla sosyal hayatın gerektirdiği alışverişte bulunmak için kılavuzumuz İslâm’dır. Medenî cesareti, cihanşumül (global) düşünmeyi, inanmayı ve yaşayabilmeyi inanç kültürümüzden alıyoruz. Yaratılışda ve yaşayışda insanın farklılıklar arz etmesi Allah’ın âyetlerinden olduğuna göre, İlahî emir doğrultusunda, bizden farklı olanlarla tanışmak, anlaşmak ve hayatın mümkün olan her safhasında beşerî münasebetleri geliştirmek de, yine inacımız gereğidir.

Geride bıraktığımız yüzyılda Batı’nın kapitalist ve sosyalist sistemlerine materyalist olduklarından dolayı karşı çıkıyor ve haklı olarak eleştiriyorduk. Sosyalizm (Komünizm) çöktü ve Kapitalizm de dünkünden daha beter vahşileşti. Alain Touren’nin dediği gibi; “Ekonomi artık bütün devletlerin, hatta ABD gibi en güçlülerin bile üzerinde bir dünya. Sonuç olarak, ekonominin toplumdan ayrıştığı bir dünyada yaşıyoruz”. İçinde yaşadığımız süreç, adeta bumerang gibi dönüp dolaşıp globalleşmenin doğuş yerlerini de vuruyor. “Avrupa halkı, şiddetli rekabete maruz kalan işyerinin kaybı endişesiyle, globalleşmeyi giderek bir tehdit olarak algılıyor. (Michael Otto, Vertiefungen (Helmut Schmidt)”

Bu sürecin getirdiği başka sosyal ve ahlâkî yıkıntılar da var. “Bugün Batı dünyasında gençlerin büyük bir çoğunluğunun cinsel eğitimlerini esas itibarıyla porno filmlerinden aldıklarını düşünebilirsiniz. Evli çiftlerin ekmek alır gibi porno filmleri aldıklarını görebiliyorsunuz ve evde de genellikle bu filmleri çocuklarla birlikte izliyorlar. (A. Touren/Haberturk.com, Röportaj; Kürşad Oğuz )”

Hemen söylemek gerekirse, yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de de bu olumsuz gelişmeler şahsî, ailevî ve içtimaî hayatın her sahasında kendini göstermeğe başladı. Şimdi ise; “Bak gördünüz mü, bizim dediğimiz çıktı, Batı’nın sistemleri birer birer çöküyor” diyerek sevinmek veya kendini tatmin etmek yerine, tam da çözüm üretmek zamanıdır! Neredeyse bir asırdan fazla zamandır her sahada Batı’nın ayrılmaz bir parçası olmakla övünen Türkiye bu olumsuzluktan nasibini almaz mı, hatta almıyor mu zannediyorsunuz?

Not: Son bölümde düşücelerimizi sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek
Kılıfına Uydurmak
Ezber Bozan Adam
İnsan Öldü mü?
Kültürel Aidiyat Farklılığı (2)
Kültürel Aidiyat Farklılığı (1)
Ötekine Göre İrade Beyanı
Sessiz Çoğunluğun Sesi Thilo
Avrupa’da Ramazanlaşmak
Nesillerin Kimlik Dili
Müslümana Karşı Müslüman!
Araftaki Nesil
Yunus M.’nin Sırtından ve Ardından
Kültürel Genetiği Değiştirilen Türk
Dinime Söven de Kalan Sağlar da Bizdendir
Su
Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç, Ya da...
Muhsin’in Nesli
Kendini İfade Edemeyen Müslümanın Tarifi?
İhtiyaç, İhtiras, Sapkınlık
Sen, Sana Emanet
Bu Vebal Kimin?
Vicdan Ayaklanması
Bir İnsan İnşa Etmek
İhanetlik Bizdedir
İmam Hüseyin
 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat