A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de










Gençlik Liderini Arıyor

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun aziz hatırasına...

Günümüz gençliğinin bir arayış içinde olduğu kesin... Sözkonusu gençlik sadece Türk/Türkiye ile sınırlı da değil. Arayış üzere olan gençlik, bazen belasını, bazen de mevlasını buluyor. Neyi veya kimi aradığını bilmeyenlerin, neler veya kimlerle karşılaşacağı da önceden kestirilemez. Geride bıraktığımız yüzyılın dünya çaplı ilk gençlik hareketlerinin başlangıç tarihi 1968 olarak kabul edilir. Geleneklere, alışılagelmiş hayat tarzına ve siyasî otoriteye başkaldıran gençlik hareketleri önce sanayileşmiş Batılı ülkelerden başlayarak “Demir Perde”nin dışında kalan diğer “Gelişmekte Olan Ülkeler” ve “Az Gelişmiş Ülkeler”de hızla yayıldı. Dünya, genellikle sol tandanslı Marksist/Leninist/Maoist dünya görüşünü benimsemiş gençlik hareketleriyle sarsılırken, ülkemizde sosyalist-komünist dünya görüşünü karşı millî-manevî hareketler de hızla yayıldı, taraftar buldu. Bugün itibariyle ülkemizde söz sahibi olan idareci, yönetici kadroların kahır ekseriyeti adını zikrettiğimiz siyasî-ideolojik akımlar içinde yoğruldu.

Birine göre doğru, ötekisine göre yanlış veya eksik olan gençlik hareketlerinin ortak bir özelliği vardı: Kırmızı çizgileri belli, yolu belli ve hedefi belli olan Sosyalist, Ülkücü veya İslâmcı Gençlik, hayatını davasına göre yönlendiriyor ve anlamlandırıyordu. Kendilerine göre, davayı ete kemiğe büründüren önderleri, liderleri, idolları vardı. Peki ya bugün?... Dünün kırıntılarıyla yetinen cüzi bir kesimin dışındaki her tür kumaştan gençliğimiz, hayatı tüketmeği kendine gaye edinmiştir. Varoluşun gayesini tüketmekte gören bir hayat anlayışına yenik düşmüş gençliğin, ‘Solcu’cusu da, ‘İslamcı’sı da, ‘Milliyetçi’si de, kuru gürültüden öte  bir iz bırakamaz.

“Ülkem varsa ben de varım”, ‘Ülkem batarsa ben de batarım’, hatta “Ülkemi batmaktan ancak ben kurtarırım” diyen kuşakları birbirine kırdırıp darağaçlarında, cezaevlerinde yok ettiler. ‘Kitap günah, örgütlenmek yasak, siyaset tuzak’ diye diye, dayağı, magazini, içi kof bir milliyetçiliği vere vere, her koyunun kendi bacağından asıldığını söyleye söyleye, ‘Okumadan da yırtmak mümkün’ü işleye işleye, siyasete aklı ermeyen, gözü dışarıda, ‘Polatist’ umutsuzlar yarattılar. Madem manzara böyle, ben de gençlerin yurtdışında yırtmış idollerinden Mert İçgören’in, gençler arasında pek yayılmış şarkılarından biriyle kutlayayım, yeni kuşağın Gençlik ve Spor Bayramı’nı:

Üç gün üç gece/ Bodrum’da eğlence/
Yanımda Ceylan, Merve ve Ece/
Teker teker ya da hep birlikte/
Üç gün üç gece, sabaha kadar eğlence.../

Kızı uçağa koydum/ iki tane kız buldum/
İyice yağladım, sonra güneşe koydum/
İki saat beklettim, çıkarıp soydum/
İkisini de yedim, ohhh doydum.” (*)

Globalist dünyada kendisini piyasaya göre hazırlayan gencin hayat anlayışıyla, dünyaya çekidüzen vermeğe yeltenecek kadar ufku geniş, hedefi büyük olan genç adamın hayat anlayışı birbirine taban tabana zıttır. Gayesi dünyayı kurtarmak olan bir gençlikten, gayesi günü kurtarmak olan bir gençliğe doğru irtifa kaybediyoruz.

İz bırakanlar; dünya içinde dünyası, hayatın içinde hayatı olanlar ve hayatı yaşayanlardırlar. “Görüş”ler içinde görüşü, “doğru”lar içinde doğrusu olanlar, bu meziyetlerine hayatiyet kazandıracak özgüvene ve cesarete de sahip olanlardır. Prof. Sadettin Ökten’in, “Eskiden ekmeği yiyorduk, şimdi tüketiyoruz” dediği gibi, çok eskilere de gitmeğe gerek yok, daha düne kadar hayatı tüketen değil, yaşayan bir gençlik vardı. Hayatı tüketenler ise tükenmeğe ve unutulmaya mahkûmdurlar. Çilesi, işkencesi, yokluğu, sevinci, heyecanıyla, samimiyeti, dik duruşuyla, hayâlleri, umutları, ülküleriyle yaşamaktan zevk alarak, varoluşun gayesini anlayarak, direnerek, haykırarak, gerektiğinde baş kaldırarak yaşanmış bir hayatı vardı o sevdalı neslin.Ve o kuşağın liderlerinden birisi de, hayatı iliklerine kadar, dolu dolu yaşamış, Muhsin Yazıcıoğlu idi. Ülkemizde her fikri/ideolojik akımın bir “Muhsin Başkan”ı vardır. Lider özelliğine sahip kişiler zor, bazen olağanüstü çetin şartlarda ortaya çıkarlar. Ülkemin bir yüzünde Mamak Nesli, diğer yüzünde Bodrum Nesli var.
Geleceğimizi ya Mamak’ta, ya da Bodrum’da yatanlar belirleyecek.

(*): Can Dündar’ın, “Gencim milliyetçiyim, milletten şikâyetçiyim, Milliyet, 19.05.2008


 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat