A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de










Hakikat Çıplak!

Kapıda bir müddet beklettikten sonra uzun muşamba önlüğünü giymiş olarak dışarı çıktı. Beklettiğinden dolayı özür beyan ettikten sonra kendisini takdim etti. İnsanlarla ilk defa tanışırken , söylediklerine değil de, hareketlerine dikkatim odaklandığından, telafuz edilen isimleri o anda unutuyorum veya duymuyorum. Benim yaşlardaki bu mütevazi şahsın da ismini o anda hafızam kayıt altına almadı veya oralık olmadım. Fakat benden de aynı şekilde karşılık beklediğini anladığımdan, gecikmeden cevap verdim.

-Benim de adım, Mahmut Aşkar...

İsmini unuttuğum, fakat ömrü billah simasını unutmayacağım adam, bu fakirin ismini duyunca bir hoş oldu... Merak ettiğiniz bir insanı ummadığınız bir zaman ve ortamda karşınızda görünce siz nasıl olabilirseniz, karşımdaki kişi de o şekilde oldu:

-“Kitaplarınızdan tanıdığım sizi çok merak ediyordum” deyince, bu sefer de ben tatlı bir şaşkınlık geçirdim. Bizim gibi çok az okuyan bir toplumda bir yazar için bundan daha güzel iltifat ne olabilirdi ki... İşinin erbabı adam, fazla zaman israf etmemek adına;

-“Siz bu durumdan nice kitap konuları çıkarırsınız” dedi ve içeri girdi.

Bana da, onu takip etmekten başka seçenek yoktu zaten. Beton ve ıslak zeminde önce diz boyu çizmeleri giymem gerektiğini nazik bir dille söyledikten sonra önlüğü giymemde yardımcı oldu. Plastik eldivenlerin ve ağız maskesinin yerini gösterdi... Eldivenleri giydim, maskeyi takdım, heyecanımı metanetimle bastırmaya çalışırken, içerdeki havanın soğukluğu kadar ağırlığı da üzerime çöküyordu. Kendisine asistanlık yapacağım adam, bana ne yapmam gerektiğini ve nasıl yardımcı olabileceğimi ayrıntılı bir şekilde anlattı. O, içinde bulunduğumuz olağanüstü duruma göre son derece rahat iken, ben son derece gergin olmama rağmen bunu hissettirmemeğe gayret ediyordum.

Hakikatı bilmek başka, onunla yüzyüze gelmek, karşılaşmak başkadır... İşinin ehli, inanmış adam besmele çektikten sonra yanyana sıralanmış dolap kapaklarından birini açtı, takriben iki metre uzunluğundaki tahta kaplı hakikatın bir ucundan da ben tuttum; onu çıplak ve soğuk odanın ortasına yapılmış olan yere yaklaştırdık. Hocam bir taraftan bantla yapıştırılmış kapağı açarken, dieğer taraftan da bana işin bu safhasında yapmam gerekeni izah ediyordu. Nihayet kapak açıldı ve ben libassız hakikatle karşı karşıyaydım. Her defasında değişik kumaşlar ve renklerle örtülü hakikat şimdi “ilkgün”kü gibiydi: Çıplak! Sadece o ilkgün’de çığlık atarak kendinden haberdar eden hakikat, şimdi “songün”de ölü sessizliğine bürünmüştü. Şimdi çığlık atanlar, onu yolcu edenlerdi...

Daha düne kadar geleceğe dair planlar kuran, hesaplar yapan, hayalleri olan bir adamdı o... Dişiyle tırnağıyla mücadele verdiği bir ömür bırakmıştı geride... Şimdi ne dişiyle tırnağıyla kazandığı dünya malı, ne de en kıymetli varlığı evlatları, onu bu yolculuktan alıkoyamamışlardı. Gürlediği zaman etrafındakiler onun heybetinden titrerlerdi ama artık susmuştu bir kere ve son kere... Sert ve keskin bakışları yetiyordu aslında herşeyi anlatmaya... Şimdi artık kapamıştı gözlerini bir defa ve açmamaya kararlıydı son defa!.. Balyoz gibi yumruklar şimdi düştüğü yerden kalkmıyordu artık... Herşeye diyecek bir sözü, itirazı olan adam, şimdi ne yapsan itiraz etmeyen, ses çıkarmayan, karşı koymayan ölü gibiydi adeta...

Artık ne, “gibi” yakıştırmam, ne de, “adeta” benzetmem, karşımdaki çıplak hakikatı örtbas etmeğe yetmiyordu! Hocamın ikazıyla irkildim:

-Mahmut Bey, şimdi de merhumu bana doğru kaldır ve suyu yıkadığım yerlerin üstüne tut!

O değerli dostun yerine, bir ara kendimi yıkıyoruz zannettim: Hakikatın bu derecesini çıplak gözle görmek, görebilmek: Ölmeden ölebilmek!... Bütün dünyalıklardan ve dünyadan sıyrılarak diriyken ölmek... Korktum! Hazırlıksız ölmüş olmaktan korktum. Toprağa gidecek olan kendi hakikatimin benden bir cisim olduğunu anlayınca korktum, ölümden değil... Şimdi biz, çıplak hakikatı bir daha, bir daha yıkıyorduk.

-Mahmut Bey dedi hocam, “görüyor musun, müslümanlar yıkandıktan sonra yüzlerine nur geliyor.”

-Elhamdülillah...

Dünyaya ve dünyalıklara “songün”de elveda diyen hakikat, yine “ilkgün”kü gibi anadan üryandı. Doğduktan sonra bir parça beze sarılan insan, öldükten sonra da birkaç parça beze sarılmalıydı... Fakat bu “ölen” hakikat değil, hakikatı görmek içindi.

“Siz bu durumdan nice kitap konuları çıkarırsınız” diyen hocama;
-Ben buradan sadece ibret dersi alarak çıkıyorum” dedim ve ilave ettim:
-Hakikati görmek, onunla yüzleşmek isteyenler, giydirilmiş, örtülmüş, ambalajlanmış şekliyle değil, çıplak hâliyle tanış olmalıdırlar.



 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Hakikat Çıplak!
Benim Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat