A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de










Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi

Şehirde avare avare gezinirken iki bina arasındaki arsada yemlenen güvercinleri seyre dalmıştım. Güvercinlerden birinin diğeri etrafındaki hareketleri dikkatimi celbetti. Diğerine kıyasla daha renkli ve parlak tüyleri olan güvercini, görüntüsünden ziyade hareketleriyle erkek olduğunu anlamıştım. O, tıpkı insanın erkek olanının dişisine çalım attığı, caka sattığı gibi hareketlerde bulunuyor, dişi güvercinin gönlünü çelebilmek için elinden gelen her türlü hüneri gösteriyordu. Dişi güvercin kendisine musallat olan erkekten uzaklaşmaya çalıştıkca, erkek onun etrafında pervane gibi dönüyordu.

Büyük bir merakla, bu karşılıksız aşkın nasıl sonuçlanacağını bekledim. Erkek güvercinin bütün ihtişamına, kudretine ve ısrarlı gayretine rağmen dişi güvercin oralık olmayınca, birbirinden uzaklaşarak her biri aksi istikamete kanat çırparak gitti.

Son yıllarda en meşhurların ayyuka çıkan “seks skandalları” dünya kamuoyunu meşgul etmeye başlayınca, yukarıya aktardığım güvercince tavırları hatırladım. Sadece hatırlamakla kalmadım; o hayvan mı daha medeni idi, yoksa iradesini belden aşağısına teslim etmiş, namı dünyaya yayılmış, hükümran medeniyetin “öncüleri”  mi, sorusuna da cevap aradım. Doğrusu bu kervana bizim “öncü”lerimizden de, hatırı sayılır sayıda dahil olanları görmek, işimizi daha da zorlaştırdı. Ne güzel, Batılılara verip veriştirmek varken, şimdi aynayı kendimize de tutmak mecburiyeti hasıl oldu.

Sıradan gazete okuyucusu veya günlük tv haberleri seyircisi için, skandal sözcüğü ile Clinton, Berlusconi veya Strauss-Kahn  isimlerini yanyana getirdiğinizde neyi çağırıştırıyorsa, ülkemizde de, kaset skandalı denildiğinde, birtakım “milli öncü”lerimiz için aynı şeyler geçerlidir. Bütün dinler veya kültürlerde evlilikdışı cinsî ilişkiler günah ve yasak olmasına rağmen niye en üst düzeydeki insanlar tarafından bu cürüm işlenmeye devam ediyor? Böylesi bir soruya mutlaka herkesin kendine göre ve birden fazla cevabı vardır. Fertlerden oluşan bir toplumda ortak değerleri altüst eden, suç işleyen, yasakları çiğneyen herkesin, yaptığından birinci derecede ferdin kendisi sorumludur ve bunun bedelini bazen kamu vicdanında, bazen de kanun karşısında öder. Kamu vicdanına ve hukukî düzene ters düşen her ferdî eylem, cürümü kadar leke bırakır. Bu gayrı kanunî ve gayrı ahlakî eylemlerde bulunanların sayısı bir toplum içinde giderek artarsa, bu gelişmeye paralel olarak, geride bırakılan leke izleri de artış gösterir. Ve bir gün gelir ki, lekesiz veya çok az benekleri olan bir toplumun umumî görüntüsü kadar ortak vicdanı da kapkara oluverir. Tıpkı göle atılan taşın dalga dalga kıyıya doğru yayılması gibi, dünyanın şu veya bu köşesinden yayılmaya başlayan edepsizlik ve ahlaksızlık dalgaları, insanlığının tamamını tehdit eder seviyesizliğe ulaştı son asırda.

R. Sennet, “Bu bozulma son yüzyılda cismanî aşkın yaşandığı mahremî alanda olduğu kadar hiçbir yerde olmadı (1)” diyor. Bu “kirlenme”ye sebep olanlar, öncülük edenler, bazen millî, bazen milletlerarası düzeydeki statüleri sebebiyle, tsunami dalgaları gibi herşeyi yerle bir edebiliyor. Gönül verdiğiniz, ülkenin kurtuluşu için ümit bağladığınız bir siyasî lider, bazen devletin en üst kademesindeki kişi, bazen de dünya kamuoyunda itibarlı bir mevkiye ve şahsiyete sahip birinin, istisnasız her dinden ve milliyetten insanların lanetlediği bir olayın içinde yer alması,  insanlığın ortak değerlerini ezmekle veya hiçe saymakla kalmaz, bu istikamette yapılacak kötülüklere de öncülük etmiş, örnek olmuş olur.

Ruh hastalığı derecesinde cinsî sapıklıkları bir kenara bırakacak olursak, özellikle toplumların en üst tabakasına ait, eğitim seviyesi yüksek, maddî imkânı ve siyasî yaptırım gücü olan bu insanlar niçin haram, yasak, günah olan birtakım eylemlere meyillenir, inanırlıklarını ve itibarlarını beş paralık ederler?... Bu soruya verilecek cevap bize göre; birinci derecede iradesizlik ve ikinci derecede de, inanç kültüründeki kavramların içinin boşaltılması, yani anlamsızlaştırılmasıdır.

Günahı ve günahkârlığı Batı kültür tarihî sürecinde kapsamlı bir şekilde araştıran, irdeleyen yazıda, “Günahın metafizik bir ağırlığı kalmadı artık, ciddiye de alınmıyor (2)” tesbiti, ilk başta sadece Batı dünyası için geçerliliği kabul edilmiş olsa da, İslâm dünyasında bu doğrultudaki hadiselere bakıldığında, orada da bazı kavramların asıl mecrasından saptırıldığı görülecektir.  Evet! Gerçekten, Der Spiegel’in sözkonusu yazısında vurgulandığı gibi, “Günahın, bir imaj problemi olduğu söylenebilir” artık... Hem de, hem Hıristiyan Batı’da, hem de Müslüman-Doğu’da... İnsanları cehennem ateşiyle korkutabilen günah kavramı, artık itibar kaybına uğratılarak, caydırcılığını kaybetti. “Bugün itibariyle günah, sosyal trafik suçu işlemek gibi bir şey” deniliyor aynı araştırmada. Cezanın bedelini öderseniz, affedilmiş olursunuz. Ta ki, bir dahaki suçu işleyene kadar...

“Globalizmin Pezevenkleri”,  global ve onların izinde giden milli/bölgesel aktörlere, avamdan uzak mahvillerde, etli-budlu hediyeler gönderiyorlar: “Seks, yüksek politikanın izole olmuş, anonim dünyasında başarılı olanlara ödüldür (3)”. Sadece yüksek seviyede politikacı mı; Bir Alman sigorta şirketi başarılı tesmsilcilerini ödüllendirmek amacıyla Macaristan’da bir seks partisine 83.000,- Euro ödeme yaptığı ortaya çıkınca hareretli tartışmalar başladı.

Modernizmin olmazsa olmaz umdelerinden birisi de, kadın erkek eşitliği bağlamında cinsî (seksüel) özgürlüktür. Dün Batı kendi yanlışlarından ne çektiyse ve çekiyorsa, Batı modernleşmesine hararetle ve körükörüne sarılan Türkiye gibi ülkelerin de başına bugün ve yarınlarda aynı musibetler geliyor ve bu gidişle gelmeye devam edecek. Batı medeniyetinin içine düştüğü çelişkiye Batılı düşünürün zaviyesinden bakıldığında, kendi içinde tezatlaşan dünya görüşünün evveliyatını daha iyi anlamış olacağız.

Not: Konuya devam edeceğiz.




 YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi
Hakikat Çıplak!
Benim Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat