A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de











Batı ve Batılı Değerler Tükenirken...

Vasat bir bilgi birikimiyle dünyadaki gelişmeleri takip edenler bile, iki önemli noktadaki değişimi farketmiş olmalıdırlar. Bunlardan birisi; son birkaç asırdan bu yana dünyanın tamamına yakınında hâkimiyetini kabul ettirmiş Batı Medeniyeti’nin giderek değer kaybına uğraması, diğeri ise; bizatihi Batı’nın kendi içinde değerler bazındaki tükenişidir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük hezimeti Batı, önce İran’da daha sonra Afganistan’da yaşadı. Bu hezimeti, ABD’nin Vietnam’daki askerî yenilgisiyle kıyaslamak eksik ve yanlış olur. İran’da Şah rejimiyle içiçe olmuş kapitalist ABD’nin yenilgisiyle, Afganistan’daki Sovyet Rusya sosyalizminin Babrak Karmal ve benzerlerinin nezdinde yenilgisi arasındaki ortak nokta; birinde  kapitalizme, diğerinde ise sosyalizme büründürülmüş Batılı değerlere gösterilen tepkidir.

Bugün itibariyle özellikle Kuzey Afrika’dan Süriye’ye kadar uzanan Arap coğrafyasındaki siyasî ve sosyal çalkantıların temelinde yine, Batılı değerlerin kültürel anlamda yılmaz bekçileri despot rejimlere karşı duyulan öfke yatmaktadır. Batı, kendi içinde çok değer verdiği, “olmazsa olmaz” dediği, insan hakları ve demokrasi gibi kavramları, işbirliği içinde olduğu müslüman ülkelerin rejimlerinde, “olmazsa daha iyi olur” demeğe getirdi. Düne kadar Batı hayranı (müslüman) toplumlar, bizzat Batılılar tarafından içi boşaltılmış veya kendi içlerinde bir değere sahip olan kavramların müslümanlara gelince nasıl değersizleştiklerini görünce, Batılının kendisi kadar değerinin de bir kıymeti harbiyesinin kalmadığını anladılar.

Batı, geçmişte siyasî ve askerî galibiyetlerini kültürel üstünlüğü sayesinde kazanırdı. Şimdi üstün teknolojiye sahip donanımlı ordularına rağmen başarı elde edemiyorsa, bu başarısızlığın temelinde erozyona uğrayan, inandırıcılığını kaybeden Batılı değerleri aramak gerek. Kendi kültür coğrafyasında da hızla tüketilen değerler yüzünden Batı bugünlerde iktisadî ve siyasî istikrarını ve gücünü de tüketmektedir.

Böylesi bir Batı, karşısında yükselen bir başka kültürel kodlara ait değrleri görünce kıskanacaktır! Kıskançlık husumeti, husumet de düşmanlığı doğurur. Batı, kendi dışındaki medeniyetle eşit seviyede birlikteliği asla kabullenemez ve hazmedemez!... Eğer bu hakim medeniyetin boyunduruğu altına girmeyi kabullenmiyorsanız, beklenmedik bir zaman ve ummadık bir ortamda belanın her türlüsüne hazırlıklı olunuz...

Hazırlıklı olmak; kabullenmek veya boyun eğmekten ziyade, tedbirli olmak demektir. Kendi içinde kan, dışarıda ise itibar kaybeden Batı’yla içiçe yaşayan “Öteki”ler ne yapıyor? Ötekilerin de asıl öteki’si, malumunuz olduğu üzere, İslâm’dır. Bu dini temsil ettiği iddiasında olan müslüman, kendisi için artık cazibesi kalmayan Batılı değerlerin yerine koyduğunu zannettiği değerlerin ne kadarı gerçekten kendisindendir?

Günümüzde dindar kesim için “muhafazakâr” tabiri kullanılmaktadır. İhsan Eliaçık’a göre, “gelmiş geçmiş en büyük muhafazakâr Ebu Cehil’dir”. Ali Şeriati’ye göre de, tarihin en büyük devrimcileri peygamberlerdir. Bir başka ifadeyle; Ebu Cehil statükonun, yani durağanlığın, değişmezliğin temsilcisi, Hz. Peygamber ise, değişimin, tekamülün, yeniliğin temsilcisi... Zaten İslâm tarihinin belli bir döneminden sonra Cahiliye Muhafazakârlığıyla Muhammedî İlericilik arasında gidip gelen müslüman, arkasına sığındığı kavramların arka planından bihaberdir.

Batı’dan ithal ettiğimiz kavramların birçoğunun fikir dünyamızda ve edebiyatımızda karşılığı olmadığı hâlde, sağ`ımızı Batı sağına, sol`umuzu da Batı soluna adapte etme saplantısından bir türlü kurtulamıyoruz. Batı’nın “konservativ” kalıbına kendi muhafazakârlığını yerleştiren müslümanın cihanşümul olabilme ve düşünebilmesi mümkün değildir. İslâm’ın, Hz. Ebuzer çizgisini sosyalizme benzetmek ise, bu dine yapılabilecek en büyük hakaretlerden birisidir. Yeni nesil “muhafazakâr”larımızın belli kesimini Batı’nın Kalvenistlerine muadil olarak görmenin özünde, müslüman dindarın hıristiyan dindara benzemesi veya benzetilmesi sözkonusudur. Her iki durumda da, inandığı gibi değil de, yaşadığı gibi inanan bir güruhla karşı karşıyayız ki, müslümanın asıl “yumuşak karnı” burasıdır.

Batılı değerler hükmünü, cazibesini ve geçerliliğini heryerden önce Şark’ta yitirmeğe başladı. Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk dönem aydınlarının en çok etkilendikleri Fransa ve “Hürriyet, adalet, eşitlik ve kardeşlik” sloganıyla özdeşleşen Fransız Devrimi’nin üzerinde, en kuzeyinden en güneyine kadar Afrika siyah bir lekedir.

Borsa merkezlerinde inip çıkan grafiklerden gözünü ayırmayan müsrif Batı, Afrika’daki açlıktan ölen yavruların çığlıklarına kulak tıkamaya devam ediyor. Batı kendi değerleriyle birlikte tükenirken, medeniyetimizin tükenmemiş ve henüz tüketilmemiş değerleriyle biz, alternatifi olmayan olabiliriz.


 
YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Batı ve Batılı Değerler Tükenirken...
Benden Alkış Bekleme
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (3)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (2)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi
Hakikat Çıplak!
Benim Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat