A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de











Medeniyet Ülküsü

“Ben bu mazlum medeniyetin sesi olmak istiyorum” (Cemil Meriç)

Doğruları anlamak için sadece kitaplardan okumak veya büyüklerden dinlemek bazılarına göre yeterli olmuyor. Telkin edilenlerle görüp götürdükleriniz farklılıklar arz ettiğinde; hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu tesbit etmek size düşer. Biz de, “Soğuk Savaş” dönemi dünyasının sıcak ideolojik ortamından gelen, “Demir Perde” veya Sovyetler Birliği ve müteffiklerinin çöküşüne şahit olduğumuzdan, Müslüman-Türk kimliğiyle Avrupa’da yaşamanın ne demek olduğunu görmüş olmamızdan ve bizatihi Batılı entelektüellerin ağzından bu materyalist dünya görüşü ve hayat tarzının iflasını dünya gözüyle duymuş ve görmüş olmaktan dolayı kendimizi şanslı görüyoruz.

Bu “şanslı” oluşumuzun veya kendimizi öyle hissetmemizin temelinde kıskançlık veya rekabetten kaynaklanan bir gerekçe yoktur. İnsanlığı felakete sürüklemekte olan bu gidişatın yanlış ve “çıkmaz sokak” olduğunu, bizden evvel Batı dünyasının önde gelen düşünürlerinin üstüne basarak söylemeleri, bizim gibi düşünenlerin işini kolaylaştırdı. Diğer taraftan dünyadaki gelişmelere çıplak bir gözle bakıldığında bile, bu “son uyarı”nın haklı sebepleri görülecektir. Bizi, daha çok kazanmak, sahip olmak, sömürmek ve tüketmek üzerine kurulu, maneviyattan yoksun, Tanrı korkusu olmayan bir dünya düzeni korkutuyor. Yeri gelince, halk arasında; “Kork Allah’tan kormayandan” derler. Şimdi ise eskisinden daha vahim bir boyutta, Allah korkusu olmayanlarla insanlığın başı derttedir.

Şimdi özünde Allah korkusu ve rızası olan bir medeniyetin ülkücülüğüne sevdalanmanın zamanıdır!

Sadece iklim olarak değil, beşerî olarak da dünyanın harareti giderek artıyor...  Bu sefer dünkü refah düzeyini kaybetmeye başlayan Batılı ülkelerde şiddetli sosyal çalkantılar başgösteriyor.  “Tunus’da, İsrail’de, İngiltere ve Yunanistan’da bir neslin tamamı için anlaşılan o ki, hayat anlamsızlaşmaya başladı ve yaşamaya dair inanç kayboldu. İnsanlar ekonominin değil, ekonomi tekrar insanların hizmetinde olmalıdır (*)”. Küreselleşen dünyada sermayenin insan üzerindeki bu derece hükümranlığına isyan artık entelektüel boyutlara ulaştı. Bahsi geçen ülkelerde gençliğin muhtemelen; “Yaşadığı hayatı anlamsız hissetme duygusunun altında ise, insanın kendisini bir nesneye dönüştürmüş olması yatmaktadır (**)”.

İnsanı nesnellikten kurtarıp, “Eşref-i Mahûkat”lığını tekrar kendisine iade edecek iddiasında olanlar, medeniyet projelerini insanlığın istifadesine sunacak seviyeye getirmelidirler artık...  Ferdiyetçiliği yeğleyen bir medeniyet anlayışı yerine, cemaati, toplumu, birlikteliği tercih ve teşvik eden medeniyet anlayışımızı yeni nesiller kendilerine ülkü edinmelidirler.

Bazılarımızın severek, bazılarımızın kerhen kabullendiği, bazılarımız da hiç kabullenmese yine de, midemize ve beynimize kadar sirayet etmiş bir “Batı Uygarlığı” gerçeği var. Bir başka gerçek ise, Batılı hayat tarzının ölesiye teşvik ettiği tüketim çılgınlığı yüzünden, artık kendi bağrından çıkan düşünürlerin bile bu son durumu, “Çöp Sepeti Uygarlığı” diye adlandırmış olmalarıdır. “Bana fırlatıp attığın şeyi söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.(***)” diyor, Fransa’nın ünlü düşünürü. Bir başka izah tarzı ise; sen bana ne kadar çöp ürettiğini söyle, ben sana ne kadar kalkınmış olduğunu söyleyeyim, gibi bir şey olsa gerek...

Fikrî/ideolojik cereyanların damgasını vurduğu, bilhassa 1960-1990 yılları arasındaki Türkiye’de tamamıyla ithal veya karma ideolojilerle hedeflenen sonuçlara varılamayacağı gerçeğinden ders çıkarılmalıdır. Batı’nın hem kendi içinde giderek zayıflayan özgüveni, hem de özellikle İslâm dünyasında bunca ibret ve elem verici badirelerden sonra kaybettiği itibarı gözönüne alındığında, Türk-Batı veya İslâm-Batı karışımından mütevellit, her türünden sentezin başarılı olamayacağı bilinmelidir. İlham kaynağı Batı veya Batı’daki fikrî gelişmeler olan Türk-İslâm sentezinin, “Millî-İslâmî” adına ve savunucularının samimiyetine rağmen, niçin başarılı olamadığı üzerinde yeniden tefekkür edilmelidir. Yine dünün “İslâmî” veya “İslâmcı” hareketlerinin önde gelenlerine bugün “Abdestli Kapitalizm” veya Kalvanizm yakıştırmasının asıl sebebini, (Prof. S. Ökten’in dediği gibi) İslâm’a yamanan Batılı değerlerde aramak gerek.

(*): Prof. Heinz Bude, No Future war gestern, Die Zeit, 25.08.2011
(**): E. Fromm, Çağdaş Toplumların Geleceği, s. 100
(***): Jean Baudrillard, Tüketim Toplumu, s.40

Not: Konuya devam edeceğiz..


 
YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Medeniyet Ülküsü
Batı ve Batılı Değerler Tükenirken...
Benden Alkış Bekleme
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (3)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (2)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi
Hakikat Çıplak!
Benim Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat