A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de











Medeniyet Ülküsü (2)


İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl, ideolojilerin bitişine, dinlerin ise geri dönüşüne şahitlik yapmaktadır. Şayet din, kök saldığı coğrafyanın kültürel değerleriyle değil de, baskın medeniyetin değerleriyle yorumlanırsa, hedefinden saptırılmış, içi boşaltılmış veya (sözkonusu İslam olunca) cami içine hapsedilmiş bir din olgusuyla karşı karşıya kalırız. İslâm'ı, Mekke ve Medine'nin ilk dönemlerinden bir türlü yaşadığımız çağa taşıyamayan, cami dışında, yaşanan ve akıp giden hayatın içinde dinin konumunu idrakten ve temsilden yoksun insanların uhdesine İslâmiyet terk edilmemelidir.

Çok basit, sıradan gibi görünen, bazıları için “normal”, bazıları için de “zararsız” bu temayüller beraberinde kültürel yozlaşmayı getirir. Bu yozlaşma da bir başka medeniyete geçişin ortamını hazırlar ki, sözkonusu başkalaşım basit gibi görünen tüketim ve davranış kalıplarının değişimiyle başlar. Tüketim alışkanlığı ve davranış biçimlerini normlaştıran, bir çerçeveye oturtan, yönlendiren hayat anlayışının özünde “din” vardır. Bu din, bazen 'tanrılı’, bazen 'tanrısız’, bazen uhrevî bazen de dünyevî olabilir. Sözgelimi bize göre gerçek din İslâm iken, ötekisine göre de, din gibi algılanan modernizmdir. Müslüman, dinî akidelere riayet eder, inanırken, ötekisi de modernitenin koyduğu kuralların doğruluğuna inanır ve o kriterlere göre hayatını idame ettirir. İnanç merkezli tüketim alışkanlıklarınızın ve davranış biçimlerinizin hülasası sizi, kâinatı idrak etmek ve hayatı yorumlamak noktasına götürür ki, bunun bir başka adı medeniyet telâkkisidir.

Tüketim alışkanlıkları ve davranış kalıpları

Hatırlanacağı gibi, bizim Garplılaşma serüvenimiz, tüketim alışkanlıkları ve davranış kalıplarımızdaki değişikliklerle başladı. Mobilyadan, kıyafete, yemek yeme biçiminden tüketimine, eğlence kültürümüzden aile hayatımıza kadar peyder pey gelen değişiklikler bizi bugünkü duruma getirdi. Hâlâ ehl-i keyf Türk gibi üretirken, Avrupalı gibi tüketmemizin esprisi, Batı tipi tüketim toplumuna olan özentimizdendir. Bu değerler bazındaki başkalaşımın toplum bünyesinde doğuracağı sonuçları ancak o medeniyetin öncüleri görebilirler. Yakın medeniyet tarihimizde Mehmet Akif’ten Muhammed İkbal’e, Ali Şeriati’den Cemil Meriç’e, Necip Fazıl’dan Erol Güngör’e kadar daha nice medeniyet müdafacılarının verdikleri fikri mücadele sayesinde yeniden kendi değerlerimizi keşfetmeye başladık.

Sizi yakın çevreniz veya birlikte yaşadığınız toplumla aynileştiren veya farklılaştıran tarafınız; tüketim alışkanlıklarınız ve davranış biçimlerinizdir. Bir başka ifadeyle; sizi farklı kılan, söyledikleriniz değil, eylediklerinizdir. Zaten tüketim alışkanlıklarınız  ve davranışlarınızdan müteşekkil fiiliyatınız, inancınızın veya taşıdığınız kültürel değerlerin gereğine göre şekillenir. Diğer taraftan, kişi içinde bulunduğu topluma kıyasla, farklı dinî inançlara veya kültürel değerlere mensup olmasına rağmen, onlar gibi tüketiyor ve yaşıyorsa, tasavvur noktasından öteye götürülemeyen, yani özdeğerlerin hayata geçirilemediği bu farklı durum, anakültürle olan bağların giderek zayıflamasının ve değerlerin melezleşmesinin habercisidir.

Söyledikleriniz değil, eyledikleriniz...

Birisiyle karşılaştığınız ve vedalaştığınızda, birisine telefon açarken, hatta telefona çıkarken karşıdakine fırsat vermeden ve görüşmeyi sonlandırırken  hep “selamunaleyküm”le yetiniyorsanız, bu sizin dindar olduğunuz manasına gelmez. Güya dindar olan siz, Allahaısmarladık, Allaha emanet ol, sağlıcakla kal, merhaba, hayırlı sabahlar, günaydın, görüşmek üzere v.b. daha nice sözcükleri günlük lügatınızdan çıkarıp atmış olmakla, dili fakirleşmiş bir dindar olarak arz-ı endam ediyorken; dilden fakir olanın dinden de fakir olduğunu fehmedemiyorsunuz. Siz evde, arabada, işyerinde lalettayin ilahî dinlemekle de dindar sayılmazsınız... Bizi her yönüyle anlatan türkülerimizi, şaheser şarkılarımızı sedece ilahîlere kurban ederseniz, gün gelir ilahîye doyduk, senin gibi dindara da doyduk, denir. Velhasılı; kültürsüzleşen bir dindarlık anlışıyla İslâm veya Türk-İslâm Medeniyeti’nin ne mufazası ne de temsili mümkün olur.

Şayet inancınıza uygun giyiniyor, yiyecekte ve içecekte "helâl" ve "haram" ayırımı yapıyorsanız, kendinize göre de ahlâk ve namus  telâkkiniz varsa; çevrenize farklı bir hayat tarzı ve yaşama biçimine sahip olduğunuzun görüntüsünü veriyorsunuz demektir.   Fakat bu görüntü, sizin essahtan böyle olduğunuza delâlet etmez. Kaplama alanından kurtulamadığınız, "hayata yön veren, bu çağdaki medeniyet telâkkisini İslâm'a yamamaya çalışıyorsanız bu olmaz ( Prof. S. Ökten)". Başka bir ifadeyle; postmodern hayat tarzının normlarına 'İslâmî' bir kılıf giydirmekle farklılığınız kabul görmez.

Atom bombası ve diğer kitle imha silahlarına sahip olmanın veya icat etmenin "üstün medeniyet"e değil, cahiliyet dönemi barbarlığına eşdeğer olduğunu görme ferasetinden uzak olanlar, Batı Medeniyeti'nin öncüleri/ülkücüleri karşısında eziklikten kurtulamazlar.

Açlıktan ölen insanlarla dolu bu dünyada Amerikan kapitalizminin bir  ürünü ve vahşi kapitalizmin bir simgesi hâline gelen, hattızatında ise arazi arabası olmasına rağmen bir gösteriş ve büyüklük taslama vasıtası olarak asfalt yolarda boy gösteren araçla Cuma namazına gelen müslümanın müslümanlığı sorgulanmalıdır. Kâbe, Amerikanvarî içecek reklamlarıyla ve yine ABD menşeli ayaküstü yiyecekçi şirketlerin şübeleriyle muhasara altına alınmışsa, tüketim alışkanlığınızdaki farklılığınızdan geriye ne kaldı? "Helâl Mcdonald's" veya "Mekka-Cola"nız da olsa bile, şeriat mı yoksa fasfood mu? Mekke mi, Atlantik ötesi mi, kim kazanmış olacak? (Oliver Roy, Heilige Einfalt) "

Herhangi bir dünya düzeni veya medeniyet adına birileri sizin hakkınızda karar verip uygulamaya koymadan evvel, siz kendi hakkınızda, medeniyetiniz adına kararınızı verin... “İyi”yi ve “kötü”yü, dostu ve düşmanı, doğru ve yanlışı birileri size enjekte etmeden, imanî, irfanî ve vicdanî ölçülerinizle bu umdeleri kendiniz belirleyin!...  

Kendimizden başlayarak, insanlığa adalet, huzur ve barışı getirecek medeniyete olan sevdamız, bütün ülkülerimizin ülküsü olsun!


 
YAZARIN DİĞER YAZILARI:


Medeniyet Ülküsü (2)
Medeniyet Ülküsü
Batı ve Batılı Değerler Tükenirken...
Benden Alkış Bekleme
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (3)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (2)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi
Hakikat Çıplak!
Benim Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat