A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de











Niçin Öldürüyorlar...

Kapalı toplumların düşmanları, kendi içlerinde ve kendilerinden olurlar. Aşiret, kabile veya sülalelerarası rekabet, husumet veya kıskançlıklar yüzünden çıkan kavgalarda insan hayatının kaybolması, işin tabiatındandır. Taşrada; küçük kasabalar veya köylerde yaşamış olanlara bu durum pek yabancı gelmez. Yerine göre kabilenin yerine göre de ailenin reisi, yeni yetmelere dostlarını ve düşmanlarını işaret eder; onlar hakkında telkinde bulunur. Böylece daha çocuk yaşından itibaren kişi, dostları ve düşmanları hakkında hem bilgilendirilmiş, hem de yönlendirilmiş olur: Felancılar bizden, filancılar bizden değil!

Elli sene evvelindeki köy çocukluk hayatımdan dönüyorum 21. yüzyılın dünyaya açık ülkesi Almanya’ya... Türk azınlık olarak elli yıldan beri bu ülkenin neredeyse her köyü ve kasabasında varsınız. Sömüren, ezen; siyasî, iktisadî, hukukî ve insanî hakları gasp eden, kötüye kullanan kesimden değilsiniz. Göçmen olarak yerleştiğiniz ülke topraklarının birliği ve bütünlüğüne karşı hain emeller peşinde değilsiniz. İçiçe, birlikte yaşadığınız toplumun kamu düzenini değiştirermeğe yönelik ideolojileriniz yok... Mensubu olduğunuz azınlığın siyasi/iktisadi/hukuki menfaatlerini gerçekleştirmek için baskı grupların, lobicileriniz yok!

Tam tersine; siyasî/hukukî/iktisadî haklarını yerine göre istediği hâlde alamayan, yerine göre de istemesini bilmeyen, verilenle yetinen bir azınlık olarak toplumun en alt tabakasına aitsiniz. Dün, geldiğiniz anavatanda nasıl ki maddî-manevî varlığınızla devlete “baba” diyerek teslim oluyor, güveniyorduysanız; bugün de yenivatanınızda aynı ihlas ve samimiyetle başınızdaki devlete bağlısınız. Dua ederken, kendinizin olmasa bile, zürriyetinizin yenivatanı ve vatandaşlarının huzur ve selameti için de dilekte bulunuyorsunuz.

Bütün bunlara rağmen, siz şimdiye kadar hep “öteki” olarak görülmekle kalmadınız; üstüne üstlük, bir de ötekilerin ötekisi, “kötü öteki” olarak zihinlere, körpe dimağlara ilmik ilmik işlendiniz. Dün, Hz. İsa’yı çarmıha geren bizim atalarımız değildi. Bugün, imrenilecek, kıkanılacak kadar en üstlere turmanmış bir Türk azınlıktan da söz edilemeyeceğine göre, bu düşmanlık niye?... Dün, Yahudileri hedef gösterenler, “Alman, işte düşmanın!” diyenler gibi, bugün de Almanya’daki Türk azınlığı hedef gösteren, düşman ilan edenler var. Yapılan birçok kamuoyu araştırmasında, Antisemitizm’in yerini İslamafobi’nin aldığı herkes tarafından biliniyordu.

Zaten öteden beri var olan ve ideolojik varlığını düşman gördüğü, kendi ırkından olmayan “öteki”ne borçlu olan ırkçı Neo-Nazizmin yeniden palazlanmasına, zararsız gibi görünen Türk/Müslüman aleyhtarlığı ortam hazırlamıştır.  Okula giden çocuktan tutun da, günlük hayatın her safhasında özellikle Türk/Müslüman kökenliler az veya çok ayırımcılığa maruz kalmışlar ve elli yıllık geçmişe rağmen maalesef  bu süreç artarak devam ediyor. Türk görünümlü bir erkeğin ve başörtülü bir kadının özellikle akşamın geç saatlerinde, genç Almanların kalabalık oldukları semtlerde elini kolunu sallayarak dolaşması artık son derece riskli ve cesarat isteyen bir davranıştır.

Almanya’da yaygın ve olağanlaşmış bir ayırımcılık sözkonusu iken, bunu örtbas etmenin, görmemezlikten gelmenin ve hele sadece Neo-Nazilerle yabancı düşmanlığını sınırlamaya kalkışmanın kendisi, Almanya’ya yapılacak en büyük kötülüklerden birisidir.  

Bu ülkede Türk olmak, sabır ve tahammül işidir. Yakın çevremde işçi statüsünde çalışanlardan zaman zaman işyerinde uğradıkları haksızlıkları, hatta hıristiyan yabancılar içinden müslüman yabancıları daha fazla ezmelerini dinledikçe, oturduğum yerde ben isyan edecek noktaya geliyorum. Bu kadar ayırımcılık reva mı, bu insanlara?  Eşit muamele görmemekten, dışlanmaktan dolayı gururuna düşkün Türk, derdini içine ata ata artık psikolojik hastalıklara düçar oldu. Üçüncü nesil Türklerle konuşun, onlar, size ötelenmenin ve ötekileştirilmenin ne ve nasıl olduğunu anlatsınlar...

Bira masalarında, evlerde, işyerlerinde, tv ekranları, gazete sütunları, kitap sayfalarında dillere pelesenk olmuş bir tukaka azınlık hâline getirilmişsiniz. Sizi aşağılayan, karalayan, düşman gösteren her kitap “bestseller” listesine giriyor. Sadece Türk/Müslüman azınlık üzerinden meşhur olan Thilo Sarrazin’in kitabının satış sayısının iki milyona doğru turmandığını duymuş olmak bile tedirginliğimizin artmasına ve uykularımızın kaçmasına yeterli sebeptir.

“Müslümanı Avrupalılaştırmak” adlı kitabımızın takdiminden bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum:
Kendisinden sonra gelen nesillerine bile sahip çıkamayan Göçmen Türk’ü işaret ederek;         ”Bunlar bizi İslâmlaştıracaklar!” türünden yapılan yaygara, zamanla kitleleri harekete geçirecek derecede Anti-Müslüman bir ideolojik mahiyet kazandı. Halbuki o, yeni vatanında kültürel kimliğini yitirmeden, birlikte yaşadığı toplumla kucaklaşmayı, ona intibak etmeyi ve çokkültürlü istikbâli beraberce inşa etmeyi hedefliyordu. Fakat bu niyetini kamuoyu vicdanına bir türlü seslenemeyen Müslüman/Türk Göçmen, ani tepkilerle değil; bundan sonra seviyeli ilmî araştırmalar, kitaplar, konferanslarla ve film, tiyatro, resim, müzik gibi sanat etkinlikleriyle kendisini yerli-çoğulcu topluma anlatmalıdır.

Henüz daha çok geç kalınmış değil; hiç olmazsa Batı Avrupa’ya Türk İşgücü Göçümüzün 50. Yılında biraz gayrete ve insafa gelip buna bismillah diyebiliriz.


 
YAZARIN DİĞER YAZILARI:


Niçin Öldürüyorlar...
Büyüsü Bozulan Batı
Yorgun Adam
Medeniyet Ülküsü (2)
Medeniyet Ülküsü
Batı ve Batılı Değerler Tükenirken...
Benden Alkış Bekleme
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (3)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (2)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi
Hakikat Çıplak!
Benim Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat