A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu Kendinizi değil kilonuzu yakın
·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

mahmut.askar@t-online.de











İstikbale Giden Yol Haritamız

Bundan birkaç sene önceki dünyanın hâliyle bugünkü dünyanın hâli aynı değildir. Artık eskisi gibi yazılan “senaryo”lar planlandığı gibi uygulanamıyor veya “aktör”ler rollerini icra etmede bayağı zorlanıyorlar. Yine daha bir yıl önceki Avrupa Birliği ile şimdiki arasında siyasî ve iktisadî güç açısından kayda değer farklılıklar meydana geldi. Başka bir ifadeyle; ABD ve AB’nin başını çektiği Batı bloğu irtifa kaybederken, Türkiye’nin de dahil olduğu, özellikle Asya’da yeni güçler kendinden söz ettirir oldu. Ortadoğu’da, Osmanlı Cihan Devleti’nin çökmesinden sonra, dengeler yeniden altüst oldu: Tabandan gelen halk hareketleri despotların iktidarlarını birer birer yıkmaya devam ediyor.

Hemen hergün gazetelerde okuduğunuz veya tv ekranlarında seyrettiğiniz bu bildik gelişmelerin, şahıs olarak üzerimizdeki etkisine vurgu yapmak istedim. Meselâ, bu türden gelişmeleri doğru okuyabiliyor ve günlük hayatımızda olduğu kadar, düşüncelerimizde de meydana getirdiği değişikliğin farkında mıyız? Farkında olmak da yetmez; gereken tedbirlerimizi alıyor muyuz?

Görebilen, okuyabilen ve düşünce üretebilenler için burada din adına ayrı, toplum adına, dünya veya ülke siyaseti adına da ayrı neticeler çıkar. Dün, kısmen haklı bir mağduriyetin arkasına sığınan bazı etnik veya inanç grupları, bugün baskı ve yasakların kalkmasıyla hazırlıksız yakalandılar: Bilgi, birikim, samimiyet ve ahlâkî boşlukları ve zaafiyetleri ortaya çıktı. Şekli ve alışkanlık dindarlığı kadar, sekülerliği (dünyevilik) de artık itibar görmüyor.

Taşıdığı değerleri ve savunduğu fikirleri istikbale taşımak veya kendisinden sonraki nesillere devretmek gibi bir iddiası, gayesi olanlar, önce kendilerine ayna tutmalı, sonra da yakın ve uzak çevrede olup bitenleri iyi okumalılar. Meselâ, Almanya’daki Türkler bu ülkedeki sosyal değişimi yerine göre mahallî, yerine göre de ülke bazında hissetmiş, hatta fark etmiş de olabilirler. Toplumun öncüleri, düşünce üretebilenler, bu değişimden netice çıkararak geleceğin yol haritasını belirlemelidirler.

Sadece, tabiri caizse, kıyametin kopmasına ramak kala, biraraya ancak gelebilen kuruluşlarımız, geride kalan yarım yüzyıllık tecrübeleri de gözönünde bulundurarak, gelecek elli yıla gidiş güzergâhını şimdiden tayin etmelidirler. Herkes elini vicadanına koymalı ve şimdiye kadar icra ettikleri şaşaalı, tv ekranlarına ve gazete manşetlerine taşınan, pahalı faaliyetlerden kalıcı, gelecek nesillere yol gösterici birşey kalıp kalmadığının muhasebesini yapmalıdır. Göçün 50. Yılı’nı Berlin’de en üst düzeyde kutlayanlar, Berlin semalarında “hoş bir seda” bırakmanın ötesinde, Göçmen Türkün gelecek elli yılı için hangi hayatî kararları aldıklarını doğrusu bilmek isterdik.

AB ülkelerinin içinde, yapılan araştırmalara göre bilhassa Alman halkının müslüman azınlığa bakış açısında, algılama biçiminde dikkatle takip edilmesi gereken gelişmeler var. Bunları görmemezlikten gelmek, görüp de gereğini yerine getirmemek, bu ülkenin (Almanya) yerlisi ve göçmenine karşı vebal altında kalmak demektir.

Avrupalı Göçmen Türkün meselelerine uzun vadeli ve kalıcı çözümler getirebilmek için onların dertlerini kendine dert edinmek gerek... Yerine göre yüreğiniz sızlamadan, uykularınız bölünmeden, o da yetmez; bir zihin ve zihniyet mücadelesi verilmeden, ne hakkıyla onlara temsilci olabilir ne de çözüm üretebilirsiniz. Avrupalı Türkün konumu bugün itibariyle çok naziktir, hassasiyet ister. Partiler, hükümetler, hele kuruluşlarüstü bir yaklaşım ister ki, o da ancak uzağı görebilen, ufku geniş, feraset sahibi öncülerin işidir.

Bazıları için sadece geçim kaynağı, bazıları için bir sıçrama tahtası, bazıları için de oradan alacağı etiketle toplumda sadece bir statü sahibi olabilme yeri olarak görülen kuruluşlarımız, aslında bir avuç “serdengeçti”nin omuzlarında taşınmaktadır.

Artık bu kadar acılar ve hatalarla dolu elli yıllık tecrübeden sonra kuruluşlara mahsus meseleler ve beklentiler değil, temsil ettikleri kitlenin ötesinde, mensubu oldukları toplumun meseleleri ve beklentilerinin mücadelesini veren, bayraktarlığını yapan zihniyeti temsil edenler Türk kuruluşlarında söz sahibi olmalıdır. Göçün 50. Yılını idrak ettiğimiz 2011’in sonuna geldiğimiz bugüne kadar Avrupalı Göçmen Türklerin meseleleriyle ilgili teklif, tenkit, değerlendirme ve diğer mülahazalar yeterince seslendirildi ve yazılarak kayıtlara geçildi. Bu saatten sonra söylenen her söz ve ortaya konan düşünce, öncekilerin tekrarından ibaret olacaktır.

Bu satırların yazarı da, yıllardan beri Batı Avrupa Türkleri ile ilgili yazdıklarından başlıklar halinde bir demet sunarak, gelecek 50 yılın yol haritasını tayin etmede üzerine düşeni yerine getirmek ister:

-Olmazsa olmazlarımızın başında, yerli-resmî dilin yanı sıra ANADİL’in yaşatılması gelir.
-İnsan inşa edilmeli, eğitime ve bilgiye öncelik verilmelidir: Bizi istikbale taşıyacak gösterişli binalar değil, eğitimli ve bilgili insanlar olacaktır.
-Her kuruluşun bünyesinde, işin ehli olanların istihdam edileceği AİLE DANIŞMA MERKEZİ mutlaka kurulmalıdır.
-Hem Alman, hem de Türk Devleti’nin desteğini alarak, kuruluşlar bünyesinde  TÜRKÇE ve ALMANCA ÖĞRETMENLERİ, en azından haftanın belli günleri için istihdam edilmelidir.
-Kuruluşlar kendi aralarında, hayata geçirecekleri ortak projeleri finanse edecek bir “havuz” oluşturmalıdırlar.
-Gönlümüzden geçeni, bize göre doğru olanı, derdimizi, beklentilerimizi doğrudan ve olduğu gibi hem yetkili makam ve şahıslara, hem de yerli-çoğulcu kamuoyuna ifade edebilmek için bilgi, birikim sahibi, konusunda uzman, işinin ehli kesime fırsat, imkân ve destek verilmelidir.

Önümüzdeki elli seneye giderken yollarda kaybolmamak, kazaya ve belaya uğrayarak daha fazla zaiyat vermemek için hayatî önem arz eden bu ve benzeri tedbirler hemen şimdi alınmalıdır.



 
YAZARIN DİĞER YAZILARI:


İstikbale Giden Yol Haritamız
Niçin Öldürüyorlar...
Büyüsü Bozulan Batı
Yorgun Adam
Medeniyet Ülküsü (2)
Medeniyet Ülküsü
Batı ve Batılı Değerler Tükenirken...
Benden Alkış Bekleme
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (3)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi (2)
Güvercinin Aşkı ve Karganın Leşi
Hakikat Çıplak!
Benim Farkım, Sesli Düşünmektir
Hâkim Medeniyetin Hâkimiyeti
Gençlik Liderini Arıyor
Siyaseten ve Hakikaten Batı Avrupa Türkleri
Müslümanın Dirilişi
İnandığınız gibi misiniz, yoksa Yaşadığınız gibi mi?
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (3)
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek (2)
Dostlar veya Muhsin Ceylan
Global Düşünebilmek, İnanabilmek ve Yaşayabilmek

 

   
SAYFA BASI

Mahmut Aşkar

Ya Bir Yol Bul, Ya Bir Yol Aç,
 Ya da...
Aileler, cemaatlar, kavimler veya milletler; nefislerinin, kaprislerinin ve şahsi menfaatlerinin esiri olmadan görevini ifa edenlerin omuzlarında yükselirler.Devam

Ali Kılıçarslan

“Müslümanı Avrupalılaştırmak”
Avrupa’nın mı islamlaştığını, bir başka deyişle müslümanlaşacağını öğrenmek isteyenler, özellikle Almanya Türkleri’nin geleceği hakkında fikir yürütenler, bu kitabı mutlaka okumalılar. Devam

Yakup Yurt

SUÇ TERCÜMANDA…
Sokağı kirletenler, işsizlik sigortasını meslek sanıyor ve namusuyla çalışan fikir çöpçülerine küfretmeyi marifet sanıyorlardı. Devam

Şefik Kantar

Batı cephesi bildiğiniz gibi
İçedönük Alman politikalarının temelinde; Almanlığı ve Alman İslamı’nı dayatma, ne şekilde olursa olsun kabul ettirme düşüncesi yatıyor.
Devam

Prof. Dr. Hacı Duran

Bürokratik Yargının Fanatikleri
Günümüzde Türkiye'nin yargı bürokrasisi arasında ortaya çıkan çatışmalar, birçok bakımdan kilisenin yaşadığı bu serüvene benzemektedir. Devam

Hidayet Kayaalp

LAMI CİMİ YOK
Çetelere sövmek, darbecileri lanetlemek belki insanı rahatlatır, ama gelecek nesillerin başına gelecek tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Devam

Prof. Dr. Ramazan Demir

Ziya Gökalp’ın İstemediği “Boşolar”...
Etrafını aydınlatan ışık olarak anlam yüklenen “ziya” insan örneğinde en güzel şekilde Ziya Gökalp’ in şahsında anlam bulmuştur.  
Devam

Yakup Tufan

ALMANYA İSLAM KONFERANSI VE MÜSLÜMAN CEMAATLERİN DURUMU
Bu ülke müslümanların da ülkesidir!  Bu devlet müslümanların da devletidir ve onların hak ve hukukunu korumak ve kollamakla mükelleftir! Devam

Leman Kuzu

KABUL  ETMİYORUZ!..
Ey ABD, tüm dünya biliyor ki, sen emperyalist bir güçsün. Devam

Nuran Yelkenci

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Müslüman Türk Kadınının Yeri...
Ev ekonomisini en iyi şekilde yönetebilen akıllı, eğitimli bir kadın neden ülkeyi
 yönetemesin?
Devam

Ozan Yusuf Polatoğlu

Bitlis’de 5  Minare  İsviçre’de 4 Minare
İsviçre’nin Müslümanların yaşamadığı çok kenar çevrelerden yüksek oranda minareye hayır oyları çıkmış, yoksa minareyi çok başka bir şey mi sanıyorlar fıkradaki gibi… Devam

Muhsin Ceylan

Eğitim masallı uyum yalanları...
Günümüzdeki uyumla alakalı sıkıntıların sebeplerinin mevcut kanun ve uyugulamalar olduğunu Sayın Bakan bilmez mi? Devam

Umut Bulut

Kalıbınıza tüküreyim
İnsan olarak en çok da sevdiklerimizden darbe alınca yaralanırız ya, bu yara kolay kolay kabuk tutmaz. Devam

Orhan Aras

KIRMIZI GÜL
Ama hangimiz şimdiye kadar güzel öğütlere kulak vermişiz ki? Hangimiz bile bile hayatımızda pişmanlıklar yaşamamışız ki?
Devam

Mehmet Ali Aladağ

Kötüler ve İyiler
Adam doğan güneşe sırtını çevirdi, batacak güneşten yana yüzünü döndü. Devam

Üzeyir Lokman Çaycı

Bu adam senin baban
Ay yıldızlı bayraklar da yıllar sonra yine devletin asil güçleriyle birlikte bölgede yerlerini almışlardı. Devam

Ayten Kılıçarslan

Kadın Dindarlığına Hürriyet
Neticede kadınlar, başörtüsü ve meslek hayatı arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaktadırlar.
Devam

Nurdoğan Aktaş

Türkçe Konuşulan Yerler İstanbul’dur

Tofiq Abidin

RAŞİT DEMİRTAŞ a  UĞURLU YOL
 

İsmail Tüysüz

BİZDEN ÖNCE MASALLARIMIZ GELMİŞ

Doğan Tufan

Bizans Oyunlarına dikkat