A vitaminini unutmayın! Mevsim meyvesi gibisi yok. Strese son vermenin 15 yolu

Kendinizi değil kilonuzu yakın

·  ANASAYFA  
·  AVRUPA HABER  
·  MEDYA  
·  EKONOMI  
·  FIRMALAR  
·  SPOR  
·  YAZARLAR  
·  BASIN ÖZETLERI  
·  COCUKLAR  
·  KADIN & YASAM  
·  BEDAVA POST  
·  DOWNLOAD  
·  TREIBER  
   
   


  BAKIŞ

               Mahmut Aşkar

 

askar@turkpartner.de



Divan Sohbetleri
Her Pazar
Saat: 21.30

"türkshow'da"

Aşk Medeniyeti

Bir millet düşünün ki, topluca  din olarak İslam’ı benimsedikten takriben yüz sene sonra dünün Rumeli dedikleri bugünkü Anadolu topraklarına önce kabileler halinde göç ederek yerleşmeye başlıyor, bilahare Bizans gibi bir imparatorluğun gücünü zamanla doğudan batıya doğru küçülterek nihayetinde varlığına son veriyor.

Bir coğrafya düşünün ki, insanlık tarihinin hep merkezi olmuş; dinlerle birlikte medeniyetler doğmuş, devletler kurulmuş, kültürler, kavimler içiçe geçmiş; bütün bu hadiselerin hem beşiği hem de mezarı olmuş topraklar... Başka bir ifadeyle, dün olduğu gibi bugün de dünyanın en karmaşık bölgesi.

Sizden önceki birçok kavimin ve inanç kültürünün hakim oldukları bu topraklara siz millet olarak gelip yerleşiyor, varlığınızı muhafaza ediyor ve tarihin akışını değiştirecek başka bir medeniyetin temellerini atıyorsunuz.

Türk milletinin değişik boylarına mensup olan sizler de, Horasan’dan Yesi’ye (Kazakistan), Arabistan diyarından Kafkaslara kadar İslam’la şereflendiren başka Gönül Erleri vardı. Muhabbet, merhamet ve sevgiyle muamele görenler, gittikleri yerlerde aynı değerlerle mukabale ettiler.

Bunun ilk meyvelerini Mevlana’da gördük: “Sevgiden tortulu, bulanık sular, arı duru hale gelir, sevgiden dertler şifa bulur/Sevgiden ölü dirilir, sevgiden padişahlar kul olur.”. Bu medeniyet, bulanık gönülleri ve zihinleri berraklaştırdı, merhameti ve sevmeği öğretti. Yaratan’ın merhametine nail olmak isteyenler, diğerlerinden merhameti esirgeyemezdi. Acıma duygumuz öyle bir noktaya ulaştı ki; “Biz, Hakk’a küfran-ı nimette bulunmuş olan kafirlere dahi acırız” dedi Mevlana.

Buna Yunus Emre’den Hacı Bektaşi Veli ve daha nicelerinden (çoğumuzun ezberinde olan) alıntılarla ilaveler yapabiliriz. Okuyup anlamamak, anladığını ise uygulamamak, günümüz Türk aydınına has bir özellik olsa gerek. Türk aydını, kendi bağındaki meyvelerden bihaber, komşu bağdaki meyvelere ağzı sulanan bağcıya benzer. Fikirler, buluşlar, düşünceler, günün şartlarına göre yeniden yorumlanır, ilaveler yapılır ve uygulanırsa, toplumda maddi ve manevi kalkınma gerçekleşir. Sanayilleşme süreci mekanik çağdan makinaya, şimdi de elektronik çağa geçtiği gibi, düşünce sistemleri de zamanla gelişip değişmektedir.

Epey zamandan beri medeniyet arayışı içinde olan biz Türklerin bildikleri, ezberlediklerimizden ibarettir ve onlara ilave edebileceğimiz yeni bulgularımız da henüz yoktur. Mesela; 13. yüzyıl Anadolu düşünürlerinden ilham alarak önce 21. yüzyıl Türkiyesi, daha sonra dünyasına medeniyet projeleri sunabilirdik. Sekülerimizin de, dindarımızın da dilinde bir tekerlemedir dönüp duruyor Yunus: “Biz kavga için değil, sevgi için geldik”.  Avazımız çıktığınca haykırıyor; “Yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü” ve inadına birbirimizle olan kavgamızı da sürdürüyoruz. 

Hıristiyanlığın, “Sezar’ın hakkı Sezar’a, İsa’nın hakkı İsa’ya” kuralındaki, dünya kraldan, ahiret Tanrı’dan sorulur ölçüsü, bizim medeniyetimizde geçerli değildir. Bizde insan, sadece kainatın sahibi herşeyin üstündeki ve herşeyden üstün olan Allah’a kuldur. Krallar da dahil, herkes neticede Allah’a hesap verecek.

Hz. Ali, Malik’ül Eşter’i Mısır’a vali tayin ederken ona yazdığı Mektup (Ahit Name)’da, halka karşı adil ve merhametli davranmasını öğütledikten sonra halkın iki ayrı sınıftan oluştuğunu ve bunların; “Bir kısmı dinde kardeştir sana, öbür kısmı yaratılışda eştir sana.”  diyordu. Hiyerarşik-otokontrol sistemin denklemini de şöyle kuruyordu: Senin mevkin onlardan (halktan) üstün; seni bu işe memur edenin mevkii senin mevkiinden üstün; Allah’sa vali tayin edenden de (Hz. Ali bununla kendisini kastediyor) üstün...”.

Bizi tahakkûmu altına alan medeniyet bu anlayıştan yoksundur. Çünkü kuralı baştan öyle koymuşlar: Dünya kraldan, ahiret Tanrı’dan sorulur. Kendilerini buna (Tanrı adına) inandırmakla kalmamış, neredeyse bizim de tamamımızı inandıracaklardı. Peygamber Mektebinin talebesi Ali ne diyordu: Vali (mevki olarak) halktan üstün, valiyi tayin eden Halife de (yine mevki olarak) validen üstün, Allah ise Halife”den (Kraldan) üstün. İşte bu terazi yanlış tartmaz!

Günümüz insanlığı din ve ırk farkından bağımsız olarak adaletsizlikten intizardır. Merhametin olmadığı yerde adalet olmaz! Günümüz insanı bunalımdadır. Muhabbetin olmadığı yerde insanlar kalabalıklar içinde olsalar da, yanlızlığa terk edilirler. Muhabbet ise, karşılıklı saygı ve sevgi demektir. Dün, Orta Asya’nın derinliklerine kadar gelerek bizi şereflendirenlerin de, Roma diyarını bize Türk yurdu olarak kazandıranların da dünya görüşleri, hayat ölçüleri, merhamet-muhabbet-sevgi üzerine kurulmuşdu. Allah aşkına yardım ettiler, acıdılar, derdimizle hemhal oldular, bizim muhabbetle gönlümüzü fethettiler, onlar Allah için bizi sevdiler, biz de onları.. Onlar bizi, biz de Anadolu’yu dün böyle fethettik ve Aşk Medeniyeti dün böyle doğdu.

Bu, 21. yüzyıla sunulacak Medeniyet Projemdir benim.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI:

   
SAYFA BASI
Mahmut Aşkar
Aşk Medeniyeti
Yakup Yurt
Belçikalılaştıramadık-
larımızdanmısınız?
Muhsin Ceylan
Delilleri kendi varsayımları olan uyumcular!
Nuran Yelkenci
Ne Mutlu Türküm Diyene!..
Orhan Aras
Bir Türk Alpereni: İbrahim Bozyel
Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumhuriyet Halk Partisi
Ayten Kılıçarslan
Almanya ‘artık vatan’ mı?
S. Semih Sedef
Yitik hayatlar...
İbrahim Selamet
Zincirden kolyeler
Hidayet Kayaalp
Mumla eriyen umutlar
Hayrettin Çakmak
İkinci yirmiyedi, beşinci Cuma
Yılmaz Kuzucu
İyiye değişim ve beyinlerde haraket
M. Ali Aladağ
Alman Medyasındaki İslam
Üzeyir Lokman  Çaycı
Şehirlerleşme ve etkinleşmeler
Haldun Çancı
Gizlenen Gerçek Atatürkçülük ve Savunucularına Ödettirilen Bedeller
Hasan Kayıhan
Bizim "Diaspora" Show
Ali Kılıçarslan
Oy hakkı sözü ne oldu?
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR
Gelin TV kanallarımızın son durumunu birlikte irdeleyelim
İsmail Altıntaş
Diaspora ve Kimlik
Osman Seçmez
Hayatın gerçek adı: SU
Şefik Kantar
Papa radikallere koz verdi
Fikret Ekin
Yine İnsan
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Türkiye'nin En Büyük Sorununa Cevap
Prof. Dr. Berhan Yılmaz
Peygamberi Doğru Anlamak
Prof. Dr. İbrahim Ortaş
Şiddet ve Eğitim Sitemimiz 1
Sebahattin Çelebi
Şimdi....
Veli Kalli
Sorunumuz Kuş Gribi Değil
Mustafa Can
Bayram Gelince Bir Şeyler Olur Bana Canım....
İsmail Tüysüz
”Avrupa’nın Anası Anadolu” Konferansına İlgi Büyüktü
Erhan Türbedar
Kosova’ya İki Yeni Bakanlık Devrediliyor (?)
Serdar Çelebi
Fransa olayları ve Avrupa’da ‘Yeni Irkçılık’
Yakup Tufan
Fransa’nın İmajı
Betül Parlar
Hey du...
Şensel Aşkın
Bilginin/Doğruların Etkinliği
Halil Gülel
Gerçek Güzellik
Dr. Nebil Bozdoğan
Botox zehir mi ilaç mı?
Sizden Biri
Sen neymişsin be abi?
Alperen Çelik
Yeni Vietnam IRAK
İsmail Altıntaş
İslâm Dininin Engellilere Sağladığı Kolaylıklar
Latif Çelik
Ayný acýyý duyanlar en samimi olanlardýr
Dr. Nebil Bozdoğan
Kozmetik cilt tedavisi amaçlı lazer uygulamaları
Fazlı Arabacı
Yaralı bir bilinç