|
BAKIŞ
Mahmut Aşkar
|
|
|
askar@turkpartner.de
|
AVRUPA
ŞEFFAFLAŞIYOR MU?
("AB
ne kadar samimi?" yazısının
devamıdır)
Dostluklar, düşmanlıklar ve ikiyüzlülükler(çifte
standart) özel durumlarda belli olur.
Soğuk savaş döneminde Türkiye´yi çok
sever görünen Batı, komünizmin çökmesiyle beraber
bize sırt çevirdi.. Hatta "yeşil hat"a
dahil edildik, müslüman olmamız sebebiyle. Körfez
krizi çıkınca biraz daha kıymetlenir gibi
olduk.
11 Eylül`den sonra "medeniyetler çatışması"ndan
söz edilmeğe başlandı.
Türkiye`nin, Avrupa Birliği´ne tam üyelik başvurusu,
yine Türkiye tarafından çok ciddiye alınmış
bir devlet/hükümet politikası haline dönüşünce
Avrupa gerçek yüzünü gösterdi, göstermek mecburiyetinde
kaldı.
Yani, Avrupa şeffaflaştı. Bu berraklığın
bir yüzü, "hayır", diğer yüzü ise
"evet/hayır"dır.
Bu da Batılılara özgü bir şefafflık örneğidir.
Cevabı, akl-ı selim almıştır.
Giscard d`Estaing´Türkiye´ye "hayır!" derken
"ınanmış avrupalı" olarak ödüllendirilmiş,
diğer taraftan ise, "bu onun şahsi düşüncesidir,
bizi bağlamaz" diyerek Türkiye ile görüşmelere
"devam!" demiştir, resmi ağızlar.
Bu düşüncenin, ince siyasetin altına da, "Aman,
Türkiye´yi ürkütmeyelim! Yoksa, islamcıların
kucağına düşer.", korkusu yatmaktadır.
Bu da bir Avrupa klasiği, kendi usulünce "şark
kurnazlığı", bize göre çifte standarttır.
G.Verheugen ise, "Din, bir engel değildir. İslamiyet de
Avrupa kültürünün bir parçasıdır."(8)
Dediğinde hak payı vardır ama hangi avrupalıyı
inandırabilir?
Türkiye ne zaman tam üye olabilir?
Bize göre değil, AB´ye göre biz ne zaman tam üyelik
hakkını elde etmiş oluruz?
Verheugen(AB genişleme komisyonu başkanı):
"Siyaset askeri değil de, asker siyaseti kontrol
ettiği müddetçe Türkiye´nin tam üyeliğini
tasavvur edemem. Ordu, gerçi "seküler devlet"in
teminatı olarak görülüyor, ama milli güvenlik
konseyinin parlemanto üzerindeki üstünlüğüne son
verilmelidir. Ankara´daki parlemantonun dedikleriyle Türkiye
geçekleri örtüşmüyor. İnsan hakları ihlali
ve işkence devam etmektedir."(8*)
Başka?: Kibrıs meselesi halledilmelidir!
Diğerlerini hepimiz biliyoruz: Yüksek enflasyon, işsizlik,
yolsuzluk v.s....
Bir kısmımızın bilip, dile getirme
cesareti gösterebildiği, bir kesimin bilmediği, bir
kesimin de taraf olduğu bir Türkiye gerçeğini yine
Avrupa cephesinden dinleyelim:
"Modern Türkiye´de devletin resmi ideolojisi olan
Kemalizm uzun zamandan beri krizdedir. Bu kriz, ananevi siyasi
partilerin ve elit tabakanın gözden düşmesiyle
bağlantılıdır. (9)
Bu mesele bizim tabu´muz, çıkmaz sokağımız
ve en büyük çelişkimizdir.
Demode olmuş, köhneleşmiş düşünceler, müesseseler
önümüzde hep dokunulması ve konuşulması
yasak olan engeller olarak durmuştur.
Yetmiş seneden beridir hep aynı türkü: Atatürk
ilke ve inkilâpları!
Dedinizmi, akan sular durur. Sadece sizin değil, söylediklerinizin
de dokunulmazlığı vardır.
"Atatürkçü" ol da, istersen odun ol, ot ol. Beğenmediklerinizi,
"gerçek Atatürkçü" olmamakla suçlayın, o
size yeter.
Bir "dindar"ın, beğenmediği başka
"dindar"ı ayet ve hadis göstererek "kafir"likle,
dinden çıkmakla suçladığı gibi, siz de işinize
gelmeyenleri Atatürk´ten iktibaslar yaparak, "Atatürk
düşmanı" olmakla suçlayabilir, pirim
yapabilirsiniz.
Avrupa diyor ki, eğer bizim çatımız altına
girmek istiyorsanız, bu huyunuzdan vazgeçmelisiniz.
Çünkü, Avrupalılar da zamanında bu tip alışkanlıklarını
bir kenara bırakarak bugünkü seviyeye geldiler.
Ben demiyor, diyemiyorum. Avrupa Birliği bunu istiyor.
Hodri meydan!:
Ya yardan, ya serden!..... Tercih sizin!
Bu uğurda kazandıklarımız
Türkiye´nin AB yolunda verdiği mücadeleden çok
şeyler öğrendik, ders aldık, düşünce
sistemimize, sosyal/hukuki hayatımıza, dış
politikamıza böylece birçok yenilikler kazandırdık.
Batı´yı iş başında sınamış
ve tanımış olduk. 21.yüzyılın başında,
bize nasıl baktıklarına tanık olduk.
En önemlisi; Batı´nın bugünkü seviyeye
gelmesinde sadece ilme, tekniğe, hür düşünceye değer
vermesi değil, aynı zamanda kendi "değer"lerine
sahip çıkması, koruması ve yaşatması
sayesinde de bize ders verecek kadar ileride olduklarını
tesbit etmiş bulunuyoruz.
Türkiye, Avrupa Birliği´ne tam üyelik yolunda (alınsa
da alınmasa da) zarar eden taraf olmamış, tam
tersine kârlı çıkmış, gözü açılmıştır.(En
azından öyle ümit ve temenni ediyoruz.)
Türkiye de Batı gibi kendi kültür değerleri üzerinde
beşeri/siyasi sistemini kurarak, insanlık
tarihindeki layık olduğu yeri alacağından
eminiz.
Batı dünyasıyla içiçe olmuş Türk insanın
ufku açılmış, kendine güven gelmiştir.
"Gelişmekte olan ülkeler" seviyesinde bırakılmışlığı,
tarihi misyonu ve yetişmiş insan gücüyle ters
orantılı olduğunun farkına varmıştır.
Batı´nın ilerlemesindeki ana unsurun; kendi kültür
değerlerine vakıf, yetişmiş insana verilen
kıymetin farkına varmış olmamız
-belki de- bu uğurda verilen mücadelenin en büyük
kazancı olacaktır.
Kaynaklar:1) Neues Deutsch-Lexikon, 2) Aachener Zeitung,
16.12.02 , 3) F.A.Z(Frankfurter
Allgemeine Zeitung), 16.12.02, 4)F.A.Z. 15.11.02,
5)F.A.Z, 21.11.02 6)F.A.Z,
7.12.02 7)F.A.Z, 8)F.A.Z, 13.12.02 9) F.A.Z, 29.11.02
SAYFA BASI
Yazarın
diğer
yazıları:
Avrupa
şeffaflaşıyor mu?
AB
ne kadar samimi?u
Karl
ödülünün düşündürdükleri
Ben
değişiyorum, Türkiye değişiyor
Ayak
bağı olmayın!
Bu
bayrak rüzgar bekliyordu
Avrupalı
olmak; niçin?
Türk
siyasi tarihinde yeni bir dönem
Bir
millet kurtarıcısını arıyor
Aman
ehliyetsizin elinden
Bir
"Vassiyetname" ve Ben
AB
üyeliği çıkmaz ayın başında
Almanya
siyasi hayatında Türklerin yeri
Ülküler
öldü mü
Ölmesini
de bilmek
Kerbela
yahut Filistin
Bize
benzemiyorsun
Korkak
Modern
zamanların vatanseverliği
Çıplak
Tufan'daki
"Tufan"
Hayatı
yaşamak
İbret
Yolun
neresindesiniz?
Tadını
çıkarmak
Gençlerim
eyvah!
Düşmansız
Yaşamak
"Enternasyonal
terörizme karşı savaş"
Sahipsiz
Toplum
Meydan
Okumak
Afganistan
bombalanıyor
Medeniyetler
çatışması
veya tekerrür eden tarih
Dünyanın
gündemindeki İslam ve Müslümanlar
11
eylül ve sonrası
Gönlünüz
rahat mı?
Dibe
Vurmadan Düze Çıkmaz
Taşralılar
Bizimkiler
Mülakat
"KUTLU
DOĞUM" VE İNSANLIK
Dilimiz
- Dinimiz
Geleceğimiz--Teminatımız
Utanmak
"Kadına
Özel"
Odak
Noktamızdaki İnsan
Hasbihal
- 2
Toplumun
Aynası
Hasbihal
Okuyormusunuz?
SAYFA
BASI
|